Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '18

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
352
 

21 Mayıs 1864

21 Mayıs 1864
 

Yıl 1864 Kafkasyanın buram buram dağ çiçeklerinin kokusunu doğaya cömertçe bıraktığı, mavi, pembe, mor çiçeklerin şavkıyarak ışıldadığı, sümbüllerin kokularının hareler yaparak dalga dalga yayıldığı, mavi kelebeklerin kanat çırparak çiçeklerin dallarına inip kalktıkları, renk renk kuşların bahar şarkıları söyleyip uçtuğu, dağların sivri kayalarına çarparak akseden mızıka ve akordeon sesinin müziğinin özgürce çalınıp söylendiği, incecik belleri, upuzun boyları, üzerlerindeki yamçıların omuzlarından aşağıya verev daireler çizerek halka gibi döndüğü, bellerindeki Çerkes kamaları, Kafkas atlarının sırtlarına vurulan eyerlerin gümüş telkâri işçiliğinin en ışıldayan parlaklıkları, Çerkes eyerlerinin görkemli güzelliği içinde asil atlarını koşturduğu kırların, yemyeşil ormanların içindeki beyaz badanalı evlerin avullarında zamanın rus çarı tarafından üç yüz yıl süren savaşlarında bir türlü diz çökmeyen ‘’ÇERKES’’ halkı 21 Mayıs 1864 tarihinde tarihin kara sayfalarına siyah harflerle yazılacak sürgünü yediler.
 
Karadeniz’in azgın sularında filika ve köhne ahşap gemilerle üst üste dizilerek zorunlu sürgüne tabi tutuldular. 
 
Bu gün tam 154 yıl oldu. 
Acısı ise hala taptaze yüreğimizde.
 
Yılın her Mayıs ayında Annemin açık havada gökyüzünde şavkıyarak yalp yalp ışıldayan Ayın, parlayan yıldızların altında gökyüzüne bakarak Dedesinin anlattığı göç macerasını yaşarcasına Ay dedeye şikâyetlerine tanık olan son nesil ben.
Geldikleri zaman dilini bilmedikleri bir memlekette şimdi kendi dillerini unutmuş bir vaziyette 5. Nesil yaşıyoruz. Her 21 Mayısta aynı atalarımızın yaşadığı acıları bizler hala yaşıyoruz. Kaybolan dilimize mi yanarsın, yok olan kültürümüze mi yanarsın yanacak o kadar çok şey var ki kelimelere sığmaz. 
 
Bir Rus tarihçi ‘’ZAHARYAN’’ şöyle diyor.
‘’Çerkesler bizi (Rusları) sevmezler. Biz onları, özgür çayırlarından çıkardık. Avullarını yaktık. Birçok kabile tümüyle yok edildi der.’’
Zorunlu göçe tabi tutularak sürgün edilen halkımızın bu gün yas günü. Karadeniz’in azgın, karanlık ve buz gibi sularında 154 yıl önce boğularak hayatını kaybeden atalarımızın kafataslarının Karadeniz kıyılarına yıllarca vurdukları, Dedelerimizin sakallarından, Ninelerimizin saçlarından kuşların yuva yaptığı ‘’Çerkes’’ Halkı geldiği bu coğrafyada aidiyet bilinci ve ahde vefa ile bu ülkeyi ikinci vatanları belleyerek Cumhuriyetin kuruluşunda, kurtuluş savaşında canını siperlerde bırakarak katkıda bulundu.
 
Bundan sonra da kaybolan dili ve kültürü ile bulunduğu ülkenin ortak kültürünün harman olduğu bir sofrada aynı vatan bilinci ile yaşamaya devam edecektir.
 
Vatanları için hayatlarını kaybeden tüm insanlara rahmetler diliyorum…. 21 Mayıs 1864 Adil Bozkurt
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Duygu yüklü yazınızı aynı ruh haliyle okudum. Ancak geçmişte yaşananları değiştirebilme olanağı yok ne yazık ki yeryüzünün neresinde olursa olsun hak etmediği zulümlere maruz kalanlara Allah rahmet eylesin diliyoryum geride kalanlara sabır ve saglıklı ömür versin saygılar

Cemile Torun 
 25.05.2018 2:25
Cevap :
Saygıdeğer yazarım Cemile hanım, Yazımın içeriğinde hissedilen acıya ortak oluşunuz ve hissiyatınız için teşekkür ederim. Aslında geçmişe dönük bir acıyı hiç bir zaman sevince dönüştüremiyoruz. Ancak Bazı yaşananlar var ki unutmak mümkün olmuyor. Karadeniz Kefken Babalı sahiline sürgünde çıkan kalabalık bir sürgün Çerkes grubunun yaşadıklarını sahildeki kayalık mağaralarda taşların üzerine kazıyarak dile getiren atalarımın kril alfabesi ile yazdıkları yürekleri parçalamaya yetiyor. Her yıl sembolik olarak sürgünde yaşananların farkındalığını yakalamak ve unutturmamak adına düzenlenen 21 Mayıs etkinlikleri sembolik bir mana taşısa da, kaybolan kültür ve dilimizin yok oluşunun bir feryadı aslında. Bunu ancak yaşayan anlar. Keşke her insanımız bu sürgünün tarafsız tarihçilerinin Dünya konjonktüründe gerçek kayıtlarındaki belgeleri okusalar, bilgi sahibi olsalar diyorum. 154 yılda kadim bir dilin yok oluşunun içimi acıtan tarafının yazılarıma yansıyan kısmı bu sadece. Saygı ve Hürmetlerle.  25.05.2018 8:49
 

Her milletin ayrı acısı var şu hayatta. Bizim olmayan dünyayı pay ederken insanoğlu zalimleşiyor çokça.

SAHAFÇA 
 24.05.2018 19:37
Cevap :
Ne kadar doğru söyledin değerli yazarım. Paydaşı olduğumuz şu süreli yaşamda ne alıp veremedikleri var bu kadar insanlığı tahrip edip haklarını gasp ederler ki. Oysa yaşam hakkı her canlının ortak hakkı. Acılar ile güçlü olanın, güçsüz olanı ezdiği bir dünyada yaşıyoruz maalesef. Acısını da nesiller boyu yaşıyoruz. Değerli yorumunuz için var olun saygı ve hürmetlerimle.  25.05.2018 2:43
 

Çerkezlerin sürgün edilişini duymuştum, gerçekten çok etkileyici anlatmışsınız.

Kerim Korkut 
 24.05.2018 16:26
Cevap :
Kıymetli yazarım bir dilin oluşması için yüz yıllar, bin yıllar gerekir. Yok olması için ise sadece bir kaç nesil ve bir yüz yıl. İşte biz şu an onu yaşıyoruz. Dilini bilen son nesil olan ben kadim kültürümüzü ve dilimizi benden sonraki nesle aktaramamanın aczi ile bu durumun sancısını yaşadığım gibi, Babam Babasını daha Anne karnındayken kaybetti, Dedem Babasını daha çok küçük yaşlarda kaybetti, Dedemin Dedesi önce Balkanlara sürgünü, daha sonrada 93 harbi ile Osmanlıya sürgünü yaşadı. Ben 4.nesil olarak yaşanan bu kadar acının masallaşmış geçmişinin tınılarını dinleyerek yok olan kültür ve dilimizin acısını yaşayan bir T.C. vatandaşı olarak unutulmaya yüz tutmuş bir kültürün feryadını cılız sesi ve kalemi ile anlatmaya çalıştım sadece. Varın siz tahayyül edin çekilen acıların büyüklüğünü. Tüm insanlığın ortak değerlerde paylaşarak yaşadığı bir dünya dilerim tüm içtenliğimle. Saygı ve hürmetlerle.  25.05.2018 2:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 134
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 340
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster