Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '21

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
196
 

21-Tüm Problemlerin Çözümü (1)

21- Tüm Problemlerimizin Çözümü (1):

 

           Yazmış olduğum bir dizi makaleye tüm problemlerimizin nedenini ele alarak başladım. Dünyada insanoğlunun problemleri arasında en fazla yer alan ve arama motorlarında en çok konusu geçen ve aranan tüm küresel problemlerin her birine değinen makaleler yazdım.

 

           Sanırım hepimiz tarafından insan doğası olan haz alma arzumuzu egoistçe tatmin etmeye çalışmanın tüm problemlerimizin nedeni olduğu anlayışına gelinmiştir. Bu durumu dünyadaki örneklerde ve kişisel hayatımızda fark ettikçe durum daha da belirginleşmiştir. Hepimiz haz alma arzusu ve egoizmden ibaretiz. Bilimsel olarak da bunun günümüzde anlaşılır olduğu bir gerçektir. Elbette toplumdaki alma arzumuzun boyutları ve bununla doğru orantılı olarak egoizmimizin derecesi kişiden kişiye göre değişmektedir. Hepimizin doğası böyledir.

 

           Tüm ızdıraplarımızın da nedeni olan doğamızın bu şekilde olduğunu örneklerle ve doğadan kanunlarla anlatarak bu makaleler silsilesinde ele aldım.

 

           Bunlara ek olarak şunu söyleyebilirim: İnsanoğlu binlerce yıldır hayatını güzelleştirmeye, iyileştirmeye çabalamış ve bir huzura gelmek istemiştir. Buna rağmen maalesef bunu becerememiştir. Çünkü insanoğlu değişmeyi değil, “değiştirmeyi” tercih etmiştir. İnsanoğlu kötü olan her şeyi yok edip kurtulmaktan yanadır. Ancak görüyoruz ki yaratılış bir denge sorunudur. Kötüyü silmeye çalışarak da dengeye gelinemez. Binlerce yıldır hayatımızı, dünyayı ve başkalarını değiştirmeye adadık. Günümüzde görüyoruz ki her şey daha da kötüleşti.

 

           Elimizde ise tek bir seçenek kaldı: O da kişinin kendisini değiştirmesi...

 

           Ancak kişi doğadan ya da Yaradan’dan gelen ve içine işlenmiş olan doğasını nasıl değiştirebilir?

 

           Elbette doğamızı değiştirmemiz bir mucize olmadan mümkün olmayacaktır. Bir mucize bekleyecek olursak da ölene kadar bekleyebiliriz. Yine de bir şey değişmez! Ancak hayatımızdan gördüğümüz bir örnek var: Eğer bir şeyi çok isteyip çok keyif almamıza rağmen zararlı olduğunu görebiliyorsak bundan vazgeçebiliyoruz.

 

           Örneğin, sigaranın bizi öldürebileceğini doktorlardan duyarsak ve doktorlar bize bu sevdiğimiz ve haz aldığımız alışkanlığı bırakmamız gerektiğini söylüyorlarsa o zaman vazgeçebiliyoruz. Yapmak istemediğimiz bir şeyi: “En azından gerekliliklerim için yapmalıyım.” diye düşündüğümüzde kendimizi zorlayarak yapıyoruz. Örneğin istemesek de işe gidiyoruz. Çünkü iş, var olmamız için bir ihtiyaç!

 

           Kısacası doğamızın değişmesini beklemektense, doğamızdan kaynaklanan olumsuzlukları görürsek ve bunların bize zarar verdiği anlayışına gelirsek doğamız, bu olumsuzluklardan kendisini alıkoymak isteyecektir. Ayrıca egoizmden de kendisini alıkoyacaktır. Böylece egoist doğamızı, bilinçli olarak kullanmak istemeyecek bir iradeye gelebiliriz.

 

           Öncelikle egoizmin bize zarar verdiğini görmemiz gerekiyor. Bu durumun bilincinde olursak egoizmi kullanmaktan da vazgeçeriz. Bu da biraz karmaşık bir durumdur. Çünkü kişi kendinde kötülük görmez. Başkalarında görür. Kendisine baktığında kendini egoist, iğrenç ve “beş para etmez” bir varlık olarak görmez! Çünkü doğamız yaptığımız her şeyde kendi kendini haklı çıkartacak bir bahane bulur.

 

           Dolayısıyla insanın değişmeyi ya da hayatını değiştirmeyi düşünebilmesi için iki koşuldan biri gereklidir:

 

           1- Kişinin hayatındaki ızdırap tahammül edilemez bir hâle gelir ve hayatını değiştirmek ister.

 

           2- Kişi, içinden gelen bir arzu ile değişmeyi tercih edebilir.

 

           Hayata baktığımız zaman, insanoğlunun da ızdıraplarının arttığını istatistiksel olarak gördüğümüz bir dönemdeyiz. Bu iki seçenek dışında bir seçeneğin olamayacağını da anlamamız gerekiyor.

 

           Ya “Hayat böyle!” diyerek hayatımızın dizginlerini hayata bırakmayı ve rüzgârdaki bir yaprak gibi sağa sola savrulmayı ya da hayatta gördüklerimizden bir sonuç çıkartmayı tercih edeceğiz. Böylece kendimizi değiştirmenin ve hayata yeni bir yaklaşım getirmenin gerekliliğini anlayarak ilerleyeceğiz.

 

           Ancak şu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın: Öyle ya da böyle hayat sizi değiştirecektir. Hayat, isteseniz de istemeseniz de sizi adam edecektir! Tıpkı çocuklarımızı büyütmek ve adam etmek isteğimiz gibi hayat da bizi ızdırap ile veya gönüllü katılım ile mecburen değiştirecektir.

 

           Birinci seçenek gayet nettir: Hayatın akışındaki ızdıraplarla, sayılı günlerimizi geçirip ölmeyi veya ızdıraplar bizi değişmeye ikna edene kadar dişimizi sıkmayı seçebiliriz. Görüyoruz ki birinci seçenek tavsiye edilmeyen bir yoldur.

 

           İkincisi ise doğamızı ve genel yaratılışın doğasını öğrenerek, doğamızda var olan ve hatta var olmak için de gerekli olan egoizmimizi anlamaktır. Doğamızda nasıl doğru yaklaşım geliştirebileceğimizi ve doğamızı nasıl doğru bir dengeye getireceğimizi öğrenmektir.

 

           Doğa denge kanunu ile çalışır. Öyle ya da böyle her zaman hesabını tutturmuştur.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Kayıt tarihi
: 04.02.17
 
 

Ashburton High School (Londra), John Ruskin College (Londra), ODTÜ İşletme (Ankara), Macquarie Univ..