Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '13

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
116
 

21. Yüzyıl'da tarımımız nereye gidiyor? -2

21. Yüzyıl'da tarımımız nereye gidiyor? -2
 

21. yüzyılda tarımımız nereye gidiyor başlıklı yazımın birincisinde de bahsettiğim gibi ülke olarak potansiyelimiz olmasına rağmen bu potansiyeli kullanamadık veya yanlış kullandık. Bitkisel üretimde teknolojinin bu kadar yoğun kullanılmasına karşın ürün verim ortalamalarımız oldukça düşüktür. Çünkü üretim yapan kırsal kesim üretimi kazanç amaçlı değil geçim amaçlı yaptıklarından ve bilinçsizce yaptığından ya da teknolojiye kapalı olduklarından istenilen verime ulaşılamamıştır.

Örneğin sertifikalı bir buğday çeşidinden kuru şartlarda 450-600 kg/da verim alınırken ülkemizde üreticinin elinde 250-350 kg/da arasında kalmaktadır. Çünkü üretimi bilinçli olarak yapmadıkları için veya ülkemizde girdi maliyetleri yüksek olduğundan taban gübresi kullanıp üst gübre kullanmayan veya yabancı ot ilaçlaması yapmadıklarından düşük verim almaktadırlar. Çalıştığım yerde arpa buğday tarlalarında ciddi bir yabancı ot sorunu var. İki yıldır dilimde tüy bitmesine rağmen mücadele yapmıyorlar. Bir kısmı maliyet artıyor derken, bir kısmı yeniliğe kendini kapatıyor.

Yani ülke olarak bitkisel üretimi artırmak zorundayız. Bunu yapacak tek kurum tarım bakanlığıdır. İlk yazımda belirttim. Bakanlıkta köklü bir reforma gidilmelidir. En tepeden en alt teşkilata, yan kuruluşlara kadar köklü bir değişime gidilmelidir. Neden diyeceksiniz en basitti şuan 20-30 ilçe harici diğerleri vekaletle yürütülüyor. İşin ehli olan insanlar teşkilatta yer almalıdır. Yani master, doktora eğitimi yapmış insanlar, girişken aktif personeller göreve getirilmelidir. Örneğin Targel projesi kapsamında aldığı 10000 teknik personelli özellikle bunların büyük bir kısmı genç aktif kişiler olmasına rağmen bu insanları köyde öldürmektedir. Öldürmektedir diyorum çünkü bakanlığın hiçbir çalışmasında yer almamaktadırlar. Organik tarım eğitimi oluyor targelci gidemez, gıda kontrolörü kursu oluyor targelci gidemez, yüksek lisanas yapacak tayin yok sen targelcisin v.s uzayıp gidiyor. Bu personelin kendini geliştirmesine izin vermez isen teşkilatı 25 yıl ve üstü hizmeti dolmuş olanlar mı ilerletecek.

Hatırlarsınız bir zamanlar tigemler vardı üreticiye tohum fide hayvan sağlardı. Şimdi çoğu kapasitelerinin altında çalışıyor. Hatta bir zamanlar özelleştirme yoluna gidildi ama olmadı. Arazi büyüklüğünün büyük bir kısmını özel şirketlere yada büyük üreticilere kiralıyorlar. Araştırma enstitüleri aktif olarak çalışıyor ama oda personel sorunu yaşıyor. Çünkü kpss ve dil şartına göre alıyor. şartları sağlayan atanıyor birkaç ay sonra bakanlığın taşra teşkilatına geçiyor. Çünkü araştırma enstitüsü çalışma istiyor taşra teşkilatı ise rutin destekleme işlemleri yapıyor. O yüzden diyorum ya köklü reforma gidilmelidir.

Bu yapıldıktan sonra bitkisel üretimle ilgili projele rgeliştirilmelidir. İl-ilçe Müdürlükleri eğitim yayım çalışmalarının yanı sıra üretimi artırıcı projeler hazırlamalıdır. Bakanlık gerekli kurumlar ile görüşüp bu projelerin desteklenmesi sağlanmalıdır. Su kaynakları varken arazilerde kuru tarım yapılmasından bir an önce vazgeçilmelidir. Kuru tarım arazinin engebelli olduğu yerlerde yapılmalıdır. İlçe Müdürlüklerine evrak işi yapmaktan çıkarmadığımız sürece tarımsal gelişme sağlayamayız.

Diğer bir sorun destekleme politikalarımızı değiştirmeliyiz. On yıldır çiftçiye nakit para ödedik ne oldu ? Hiçbir ilerleme gösteremedik. Çünkü bakanlık bu paranın üretime gitmediğini zaten biliyordu. Zaten amaçta köylü nüfusunu düşürmekti ve düştü şuan köylerde çiftçi veya modern hali ile üretici kalmadı. Şimdi üretiğin kadar destek al modeline geçtik. Evet mantıklı bir modeldi. Ama bizim ülke hemen onunda yolunu buldu. Sahte fatura patladı. O yüzden diyorum İlçe Müdürlüklerinde Bu işler ziraat mühendislerine bırakılmalıdır. Gerekirse müdürlük kendi içinde komisyon kurmalı ve ilçenin ürün verimlerini girmelidir. ÇKS sistemi güncelenmelidir ve münavebeli sisteme göre girişler yapılmalıdır.

Ve son olarak desteklemelerin nakdi olarak üreticiye en son üretim desteği verilmelidir. Yani mazot desteği çiftçiye değil mazot aldığı yere ödeme yapılmalıdır. Nasıl mı? Örneğin bakanlık 1 da arazinin ilk yıl buğday üretimi için ne kadar mazot harcandığını tespit edecek. Bunun için üretici lehine olacak yerlerden-tarım kredi veya ziraat odası-alım yapmasını sağlayacak. Bu yerler bilgisayar programı üzerinden üreticiye fatura kesecek. Üretici Faturaları getirip İlçe Müdürlüğüne verecek. Bakanlık satıcı hesabına parayı aktaracak. Destek oranınıda kendi belirleyecek. % 10 mu olacak yoksa % 20 ona göre geri kalanı çiftçi ödeyecek. Sistem oturduktan sonra avrupadaki gibi üretim giderlerinin % 80 kadarını destekleyecek. Ondan sonra üretim artışı olacaktır. En son ise üretim miktarına göre destek verecek. Bu direkt çiftçinin hesabına yatacak.

Daha yapılması gereken birçok şey var ama bunun çözümü bir an önce işin ehli insanlarla bir tarım kongresi yapmak olmalıdır.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 562
Kayıt tarihi
: 12.03.13
 
 

Merhabalar, 2008 yılında Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Ziraat Mühendisi olarak mezun o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster