Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '09

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
478
 

23 Nisan, neşe doluyor mu insan?

23 Nisan, neşe doluyor mu insan?
 

Büyük Atatürk... Tarihimizin en demokratik ve devrimci döneminin önderi...


<ı>23 Nisan çocuklara armağan edilmiş; ancak milli egemenlik bayramı olarak doldurulmuş içeriği. Osmanlı’nın kişisel ve feodal egemenliğinden milletin egemenliğine, halkın egemenliğine dönüşen bir süreç boyunca...

Milli bayramlar, milletleşme sürecinin itici güçlerindendir. Büyük Türk milletinin oluşum sürecinde Kemalist Devrim’in önemli aşamalarının simgeleri olan milli bayramların katkılarının belirleyiciliği yadsınamaz. Milli varlığın oluşumunda büyük önemi olan ruhsal formasyon birliğinin dokunmasındaki rolü büyüktür milli bayramların.

Cumhuriyet düşmanı güçler ve Haçlı irtica bunu bildiğinden dolayı, karşıdevrim süreci boyunca milli bayramların önemini ve etkinliğini kırmak için var gücüyle çalışmıştır. Ve bu süreçte 12 Eylül faşizmi bir dönüm noktası olmuştur. Özellikle 1991 yılında Sovyetlerin yıkılmasından sonra “sosyalizm öldü” diyenlerle “Kemalizmin modası geçti” diyenlerin aynı güçler olması ve bu güçlerin milli bayramların toplumsal ve siyasal etkinliğini kırmaya çalışması tesadüf değildir.

Emperyalistler ve yardakçılarının ödü kopuyor Türkiye’deki milliyetçi-ulusalcı yükselişten. Türlü çeşit teoriler üretiyorlar bunun üzerine; kâh faşizmle korkutuyorlar, kâh ilkellikle ve AB dışında bırakılmakla… Bu nedenle büyük millet olma sürecine darbe vuran her hareketi coşkuyla destekliyorlar; örneğin Dink’in cenaze törenini, “Katil devlet!”, “Hepimiz Ermeni’yiz!” sloganlarının gölgesinde ulus-devlete ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir “savaş yürüyüşü”ne dönüştürüyorlar. “Shake it up şekerim” gibi, uluslaşmanın en can alıcı itici gücü olan milli dili darbeleyen maymunlukları canı gönülden ve muhabbetle destekliyorlar. “Babalar gibi satanları” iktidarda tutmaya özen ve çaba gösteriyorlar. Zira özelleştirme ve piyasalaştırma, milletleşme sürecinin zeminini, altyapısını dağıtmaktadır.

23 Nisan çocuklara armağan edilmiş; ancak milli egemenlik bayramı olarak doldurulmuş içeriği. Osmanlı’nın kişisel ve feodal egemenliğinden milletin egemenliğine, halkın egemenliğine dönüşen bir süreç boyunca...

Ve tarihimizin en demokratik dönemi olan bu milli demokratik devrim dönemimizin milli egemenlik koşullarında bir de egemenliği nasıl anladığımızla ilgili olarak “Halkçılık Beyannamesi” vardır. Milli Egemenliği “halk iktidarı”” şeklinde açıklamıştır Atatürk ve Birinci Meclis.

Bugün emperyalistlerin ve Haçlı irticanın savunulacak bir cumhuriyet bırakmaması gibi, milli egemenlik de AB emperyalizmi karşısında feda edilmiştir. AB’nin kendisi emperyalist bir devlet (bir egemenlik, bir otorite) olması nedeniyle oraya milli egemenlikle girilemez. Bundan dolayı son 20 yılın hükümetleri milli egemenliği Brüksel’e havale etmişlerdir.

AB Aday üyeliğinden behemehal çekilmeden ve tekrar milli egemenliğe sarılmadan Türkiye’ye rahat huzur yoktur.

Milli Hükümet Programı zemininde kurulacak milli hükümet, ABD ve AB emperyalizminin denetiminden uzakta, milli egemenliğe azami değeri verecektir.

***

23 Nisan 1920 tarihi, siyasal ve örgütsel bağlamda emperyalizm ve işbirlikçileriyle tüm bağlarımızı kopardığımız tarihtir.

6 yıldır süren vatan savunması gelip dayanmıştır kesin hesaplaşma eşiğine. Esasen başta ABD ve AB olmak üzere Batılı emperyalistlerin “soykırım” olarak değerlendirdikleri ve dayattıkları Kurtuluş Savaşımız 1914’te başlar. Zira Haksız savaşlar kategorisine giren Birinci emperyalist Dünya Savaşı’na Alman saflarında katılmış olsa da, Osmanlı bu savaşta haklı bir savaş vermiş; yani esasen vatan savunması yapmıştır. Ve bütün devrimlerimiz de bu yurt savunması süreçlerinden çıkmıştır.

Büyük devrimci Atatürk’ün bütün arkadaşlarına yaptığı yoğun uyarılarına rağmen İstanbul’da toplanan Milli meclis’i (son Osmanlı Mebusan Meclisi’ni) emperyalist işgal güçlerinin basıp dağıtması sonucu, milli meclisi devrimci milliyetçiler (Kuvvacılar- Kuvayı Milliyeciler) TBMM adı altında Ankara’da toplamışlardır 23 Nisan 1920 tarihinde. Böylece başlayan ve İstiklal Savaşı’mızı yöneten bu milli meclise tarihimizde Birinci Meclis adını vermişiz. Tarihimizin en demokratik, en devrimci-milliyetçi meclisidir.

Birinci Meclis, milli devrimin meclisidir.

Birinci Meclis, milli egemenliğe geçiş bağlamında demokrasinin ve cumhuriyetin meclisidir. Bu nedenle, Fransız Demokratik İhtilali’nin yolundan yürümüştür.

Birinci Meclis, 1921 Anayasası’yla ve bunun düşünsel zeminini oluşturan “Halkçılık Beyannamesi”yle halkçı bir meclistir: Mustafa Kemal’in deyişiyle, “halk hükümeti” anlayışına dayanan bir meclistir. Bu yönüyle Fransız İhtilali’nin liberal anlayışından uzaklaşarak 1917 Sovyet Devrimi’nin toplumcu içeriğine yaklaşım gösterir.

Birinci Meclis, Mustafa Kemal’in deyişiyle, “bizi yutmak isteyen kapitalizme ve bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı” antiemperyalist bir direniş ve tam bağımsızlık (istiklali tam) meclisidir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı, işte özünde böylesine düşünsel bir içerik taşıyan ender milli bayramlarımızdan biridir.

23 Nisan bayramının bizlere ilhamı ve verdiği ders, yurdumuzun bugün içinde debelendiği bütün sorunlarının çözüm kaynağının, tek kurtuluş yolumuzun milli egemenliğimize, milli bağımsızlığımıza ve toprak bütünlüğümüze Birinci Meclis derecesinde kıskançlıkla sarılmaktan geçtiğidir.

Ulusal egemenlik ve Çocuk Bayramımız Türk milletine kutlu olsun.

http://www.fatihozcan.org
http://www.fatihozcan.org/makaleoku.php?id=134

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 511
Toplam yorum
: 126
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 491
Kayıt tarihi
: 04.04.08
 
 

"Cv" Dedikleri Özgeçmişim 1953 yılının karanlık günlerinde Haziran ayının 24. günü, ağaçların mey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster