Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '21

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
156
 

23 Nisan 101 Yaşında!

             23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı’nın 101’nci Yılı...

                                                                                                                 Sabri ÇAKIR[1]

             Bugün 23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı... Aradan 101 yıl geçmiş, yani bir asrı devirip ikinci yüzyılın ilk günü. Söylemesi, yazılması dile kolay ama çok derinden, mantıklı, bilinçli düşünmediğimiz sürece gizemini, anlam ve önemini kavrayıp anlayamayız. Çünkü 23 Nisan'ın anlamı ve gizemi çok büyük. 23 Nisan 1920'de bir bozkır olan Ankara'da Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli atılıyor ve yeni bir devlet kuruluyor. Bu devletin bağımsızlık ve özgürlüğünün simgesi olacak olan Türkiye Büyük Meclisi, "Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletindir" diyerek açılıyor. Dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir devrimle yeni kurulan Türk devleti dünyaya ilan ediliyor.Devlet, siyaset kurumlarının en geniş kapsamlısıdır. 23 Nisan’ı ve o gün açılan Millet Meclisi’ni anlayabilmek için öncelikle “devlet” kavramını tanımlamak, anlamak gerekir. O halde devlet nedir?

Her şeyden önce devlet, siyasal bir kurumdur ve kurumların en üstünde, en geniş kapsamlısıdır. Devletin kendine özgü alanı yani toprağı, bu toprak üzerinde fiziki güç kullanma yetkisi, yani egemenliği ve yöneteceği topluluğu ya da halkı olması gerekir. Bu bağlamda Max Weber, devleti şöyle tanımlar: “Devlet, belirli bir ülke toprağında yasal olarak fiziki güç kullanma tekelini (bir şeye tek başına sahip olmak) başarıyla elinde tutan bir insan topluluğu” biçiminde tanımlamıştır.[2]

Devlet(İng.State), bir hükumet yönetiminde örgütlenmiş siyasal topluluk anlamına da gelmektedir. Devlet tarihsel bir olgudur. Köleci üretim biçiminin gerçekleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Köle sahipleri kendilerini korumak ve köleleri baskı altında tutmak için devlet örgütünü kurdular. Devlet egemen gücün (egemen sınıfın) bir baskı aracı olma niteliğini koruyarak gittikçe gelişmiş, ordusu, polisi, adliyesi ve maliyesi ile geniş kapsamlı bir örgüt olmuştur. Yani devlet, işlevlerini hukuk ve arkasındaki fiziki güçle ( polisi, ordusu, adliyesi ile) yerine getiren önemli toplumsal kontrol kurumlarından biri sayılmaktadır. Fakat toplum içinde devlet, sadece bir kurumdur ve toplumun tümü demek değildir. Yine Weber’e göre siyasal sistemin belirleyicilerinden biri de, devletin belirli bir ülke toprağına sahip olması gerekir.

Demek ki “devlet” kavramını anlayabilmek için, böyle bir siyasal örgütlenmenin temelini oluşturan ögelerin neler olduğunu bilmek ve ona göre konuşmak, yazmak, fikir ileri sürmek gerekir. Weberci anlayışın aksine, devlet bir insan topluluğu ya da somut bir kavram değil, kendisine ait topraklar üzerinde yaşayan halkların, toplulukların ya da tümünün adı olan ulusu yönetme hakkına sahip soyut örgütlenme biçimidir. Devleti somut yapan, onun yapısını oluşturan örgütler ve kurumlardır.

İşte 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Millet Meclisi’nin ve kurulan devletin büyüklüğü, gizemi ve 101’nci yıla girişinin temelinde bu gerçekler ve M. Kemal Atatürk’ün üstün siyaset anlayış ve yeteneği yatmaktadır. Bağımsız, kendi Anadolu toprakları üzerinde egemen yeni bir Türk Devleti’nin kurulmasıyla 615 yıllık Osmanlı Saltanatı’na son verilmiş; egemenlik, mutlak hâkimiyet Saray’dan(Padişah’tan) alınıp milletin seçtiği vekillere, yani Millet Meclisi’ne devredilmiştir. Dahası “kulluk”, “üstünlük” kavramları kaldırılmış, bunların yerine eşit yurttaşlık ya da vatandaşlık kavramları getirilmiştir. Artık bundan böyle egemen olan, mutlak yetkiye, otoriteye sahip olan padişah ya da hanedan değil, milletin seçtiği milletvekillerinden oluşan Büyük Millet Meclisidir.

Bu bakımlardan, 101’nci kuruluş yılına girdiğimiz 23 Nisan 1920 tarihinin, tarihsel, antropolojik, sosyolojik ve siyasal bilim açılarından değerlendirilip anlaşılması, anlatılması gerekir. Bunu yapmadığımız ya da anlamadığımız, anlatamadığımız sürece bugünün önemini ve Mustafa Kemal Atatürk’ün büyüklüğünü ne çocuklara, ne gençlere, ne de topluma anlatabiliriz! Eğitim-öğretim yöntemi, sosyalizasyon/kültürleme ve kültürlenme süreçleriyle ancak çocuklarımızı, gençlerimizi bu konuların yabancısı olmaktan, duyarsız davranmaktan kurtarabiliriz. Yoksa birkaç gün önce bir ilçemizde yaşanan ve Atatürk’ün bağımsızlık ve özgürlük savaşlarında yaptıklarını anlattığı ve değeri çok yüksek olan ‘Nutuk’un(Söylevin), genç bir Milli Eğitim Müdürü’nce ilçesinde dağıtılıp okunmasını engelleyen daha çok olayla karşılaşabiliriz!  Bu görevin birincil sorumlusu Milli Eğitim Bakanı ve onu yönetenler, ikincil sorumlusu da öğretmenlerimizdir. Çünkü Atatürk, “Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir."sözleriyle öğretmenlerin ne yapması gerektiğini anlatmak istemiştir.

Ne yazık ki geçen yıllarda olduğu gibi, bu kez yine Atatürk’ün Dünya ve Türk çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlayamıyoruz. Çocuklarımızokullarında, sokaklarda, meydanlarda, ana caddelerde bu anlamlı ve önemli günü, güzel şiirler okuyarak, konuşmalar yaparak, görkemli törenlerle kutlayamamanın üzüntüsünü, dünyayı kasıp kavuran Covid- 19 nedeniyle yine yaşadılar. Umarız gelecek yıl, ülkeler ve toplumumuz bu sorundan kurtulur ve çocuklarımız eski bayram günlerinin coşkusu ve sevincini yeniden yaşarlar...

 

 

   



[1] Sosyolog, Prof.Dr.

[2] Tom Bottomore, Siyaset Sosyolojisi, Teori Yayınları, 1.baskı, Ankara, 1984: 156

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Daha nice yıllara sevgili yazarım. Yüreğinize sağlık...

Abdülkadir Güler 
 05.05.2021 17:33
Cevap :
İlginize ve güzel dileğinize teşekkürler, sevgili öğretmenim...  06.05.2021 13:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 249
Kayıt tarihi
: 27.03.13
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji (Sosyal Antropoloji) mezunu 1971; F..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster