Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '16

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
429
 

23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramımız ve Mustafa Kemal Atatürk

23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramımız ve Mustafa Kemal Atatürk
 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun!


Gerici ve bağnazlığı tercih yapan, ülke yönetimini dinsel siyasi kargaşalara sürükleyen nankör iktidarların zihniyetlerine karşın, Ulusal egemenliğimizin kazanımı olan Türkiye Cumhuriyeti Meclisinin kurulmasının ardından geçen 96 yıl sonrası ulusunun yüreğinde yaşayan tek lider Mustafa Kemal Atatürk’tür!..

Türk milletinin çocuklarını ve gençliğini dünyada önemseyerek kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni onlara güvenle emanet eden tek ve en büyük insani dehadır!

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 96. Yıldönümünü ve 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz” Kutlu olsun!...

Uydurmaca “Kutlu Doğum Haftaları” senaryolarının gölgesinde bırakılarak, radyolarda, televizyonlarda, eğlence yerlerinde laylaylomlu eğlence programları kesintisiz sürerken, ülke için her gün şüheda olanların önemsenmeyip de neşe ve muhabbetli hayatın gırla gitmelerinde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramımızın kutlamalarına engelleyici önlem alan “Örümcek Kafalıları” da, şiddetle ve esefle kınıyorum.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 96. Yıldönümü ve 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!..

Mustafa Kemal Atatürk’ün inançlı, Cumhuriyete sevdalı çocukları bayramınız kutlu olsun!..

23 Nisan 1920’de gerçekleştirilen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı, kuşkusuz tarihimizin dönüm noktalarından birini ve varlığına kastedilen yüce Türk milletinin şanlı uyanışı ile direnişini simgelemektedir.

Yaşadığımız coğrafyadaki saygın ve seçkin bir Cumhuriyet devleti olmamız bir tesadüf değil kararlı, bilinçli bir yurtsever mücadelenin eseridir.

Bu eser Cumhuriyetimizin kurucusu ve büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun komutasına itaat eden Mehmetçiğin ve Türk halkının desteğiyle kazanılmıştır.

Bir kez daha belleklere kazımak ve anımsatmak için aktarmakta yarar görüyorum:

..

İngiltere Başbakanı, D.Lloyd George; 1922 yılının sisli bir sabahında  Avam Kamarasında, İngiliz Milletvekillerine, aylardır kafasını  karıştırıp da, düşüncelerini allak bullak eden kimseye söyleyemediği büyük bir sıkıntısını anlatmaya çalışıyordu.

Düşünceleri sanki, doğum sancıları çeken, ama bir türlü  doğuramayan gebe bir kadını andırıyordu.

Betimlemeye çalıştığı kişinin gözlerinin içerisinde, okyanusun gizemli ve korkunç  koyu mavi rengini ve hırçın derinliğini görüyor gibiydi.

En güçlü donanmalarını onun müthiş  beyin fırtınalarından esen sert rüzgârların gücüne yenik düşürüyor, yenik düşen çabalarını ise amirallerinin, apoletlerine birer yıldız gibi takıyordu.

Avam Kamarasındaki tüm çabaları Türkiye'nin Ulusal Kurtuluş Kahramanı, Mustafa Kemal'i betimlemeye çalışmasıydı. Lloyd George, sonunda o tarihsel söylemini gerçekleştiriyor ve; "Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda  Türk Milletine nasip oldu" diyordu.

MUSTAFA KEMAL GÜNEŞİ VE TÜRK MİLLETİNİN AYDINLIĞI

1881 de Selanik denen bir kentte doğacaksın ve altı kardeşinden çok ama çok farklı biri olacaksın.

Küçücük bir Kemal'den, Mustafa Kemal'e, 1881 den 1938 yılına değin, 58 yıllık yaşam sürecinde, 600 yıllık bir Osmanlı İmparatorluğunun yok oluşundan, çöken bir imparatorluktan, yoklukta ve yoksunlukta, ardına alıp da bir ulusu, çağdaş yeni bir dünya devleti yaratıp, 29 Ekim 1923 tarihsel sürecinde genç bir Türkiye Cumhuriyeti'ni  kuracak, Mustafa Kemal ATATÜRK olacak, iki binlere gelip de damganı vuracaksın.

Atatürk'ü ve yaptıklarını daha iyi anlayabilmek için onu çok daha yakından tanımak gerekiyor. Tarih Kitapları, yıllarca Atatürk hakkında basmakalıp bilgilerle bizleri  donandıran büyüklerimize, neden tepki vermediniz?

Neden onları uyarmadınız?

Neden,  dünyanın siyasal ve ekonomik güçlü devletlerinin bile önünde saygıyla eğildiği, o buğday başağı sarı saçlı, kartal bakışlı, Cumhuriyet sevdalısı, dünya barışçısı için, dünyanın liderlerinin söylemlerini, dünya basınında yazılanları, bu yaşımıza kadar, bizlere  öğretmediniz!

Eğitimcilerimiz; Moskova'nın en soğuk günlerinden birisinde, sene 1921'de,  Kremlin'den dünyaya, Rus Halkının İlahı V. İliç Lenin' in, Atatürk hakkındaki söyleminin yankısını neden çok önceleri bizlere aktarmadınız?

Onun;  "Mustafa Kemal iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici, iyi düşünceli  ve akıllı bir önder. O soygunculara karşı bir kurtuluş savaşı veriyor,  emperyalistlerin gururunu kıracağına ve sultanı da yaranıyla birlikte alt edeceğine inanıyorum"  söylemini  neden dağa taşa, kurda kuşa, Türk halkına duyurmadınız?

TARİHSEL SÜREÇTEN BUGÜNE

Kırım içerilerinde at koşturmuş Osmanlı'dan, Katherina'nın gönlünde taht kurmuş Baltacı Mehmet Paşa'ya uzanan, sevda uğruna sadaka niyetiyle dağıtılan topraklar sonrasında; büyük bir ulusal  savaşın ertesinde, çöken koca bir imparatorluğun küllerinden, Türkiye Cumhuriyet' i doğdu.

O, Dünyanın hayranlık duyduğu eşsiz bir lider, O Cumhuriyet' in,  Ulusal Kahramanı, Ulu Önder, Mustafa Kemal Atatürk oldu....

Mustafa Kemal Atatürk'ün;  yenik düşmüş ve el konulmuş Osmanlı İmparatorluğundan yeni bir savaşla bağımsız bir devlet çıkarmış bulunması, Atatürk olmasının temel taşıdır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün;  padişah, halife, kadılarla yönetilen Müslüman  bir toplumu, "çağdaş uygarlık düzeyine' dönük, laik ve modern devlet karakterine dönüştürmesi ve bunda başarıya ulaşması, dünyanın gözdesi bir lider olmasında önemli bir etkendir.

O; dünya politiğinin ilgisini çekmekle kalmayan, ilginin bir anda misliyle artmasına yol açan, büyük bir Türk'tür. Çünkü o tek ve eşsiz bir Türk, Mustafa Kemal Atatürk’tür!

Çağdaş uygarlığı;  batıda bulunduğu daha öğrencilik yıllarında kavrayarak, tanısını koyup, bunu toplumların kendi kültür ve dillerini koruyarak benimseyebilecekleri sonucuna dayandıran ve bunun sihirli anahtarının ise, laisizm olduğunu göstermiş bulunan, bin yıllara işaret etmiş,  yokluktan ve yıkıntıdan Türkiye Cumhuriyeti'ni  kurmuş, ulu bir önder, Mustafa Kemal Atatürk'tür....

Bakınız! Ünlü Wall Street Journal Gazetesi; 2000'li yıllarda; "Türkiye ve onun Kemalist sistemi,  cami ve  medrese sistemine dayanan İslam kökten dinciliğine karşı alternatif oluşturmuştur. Batının, bu modelin İslam dünyasına yayılması için, Türkiye'ye büyük bir destek vermesi gerekmektedir" demektedir.

Yine; National Rewiew Gazetesi ise; "İslamcı alemin düzinelerle Atatürk'e ihtiyacı var; Ayetullahlara değil, Amerika’nın, diplomatik çabalarının en yoğun amacı, Türk modelini yaymak olmalıdır." Şeklindeki açıklamalarını dünyaya aktarmaktadır.

Bu haberleri dünya okumakta, dünya medyadan izlemektedir... 

Oysa onun Cumhuriyeti emanet ettiği Türk Gençliği ise, başka başka uğraşılar içerisinde  zaman kaybetmekte, büyüklerde suçu onlarda aramaktadırlar.

Oysa; Atatürk çok doğru bir tanıdan yola çıkmıştır. Çağdaş Uygarlık birdir. Uygarlığın Müslüman'ı, Hıristiyan' ı olamaz ! Bunu net olarak ortaya koymuştur.

Böylece de, bu felsefeden  yola çıkan Atatürk, çağdaş uygarlığı neredeyse orada bulmak için, halkının çağdaş düşünce gücünden güç alarak,  ulus bilinciyle yol almış, döneminin  büyük Türkiye Cumhuriyeti'ni  1923'lerde gerçekleştirmiştir.

Çağdaşlaşmanın ve aydınlanmanın öncüsü,  Mustafa Kemal ATATÜRK, bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk olmuştur.

O, Mustafa Kemal Atatürk'le, yoksunluk, silahsızlık, cephanesizlik ortamında, açlık ve sefaletin yaygın,   hastalıkların yoğun, sayrılıkların gecelerin karanlığında olduğu bir süreçten, aydınlık ve umut dolu yarınlara varılmıştır.....

Başta laiklik ve hukuk devrimi olmak üzere atılan devrimci adımlar, demokrasi açısından olmazsa olmaz bir altyapının temel taşlarını oluşturmuş, toplum ve devlet düzeni yukarıdan aşağı radikal biçimde değiştirilmiş, ümmetçilikten Cumhuriyet' e geçilmiş,  geçen yüzyılın en iddialı uygarlık ve demokrasi  projesi gerçekleşmiştir....

O, Dünya devletlerinin Asya ile Avrupa arasında köprü olan, Anadolu üzerindeki oyunlarını yok ederken, başarılı olmasında, en önemli unsuru hiç göz ardı etmemiştir.

Türkiye'nin ilerlemesini dondurmamış, ülkeyi reformcu bir heykeltıraşın keski ve çekici ile ayarında ince ince yontarak, ince ince işlemiştir. Mimar olmasının yanı sıra, ressam, heykeltıraş, asker, usta  sürekli lider olmuştur, çünkü lider doğmuştur, lider doğanlar ancak bu denli üstün yeteneklerle donanmış olabilirler.

1800 dolayında kitap okuduğu, 200 bin dolaylarında  altı çizilmiş satır, binlerce kenar notu ve dipnot yazdığı, bu kitaplarda, binlerce önemli konuya işaret  koyduğu, bir o kadar da  kısa kelimelerle önemli diye not düştüğü belirlenmiştir.

O, Tarihin akışını değiştiren bir lider olabilmek için standart politikacı ve lider ölçütlerinin çok üstünde bir kültürü yaratmış, yaşatmış ve kendisinden sonraki gençliğe kalıt bırakmış bir önder olduğu için, Mustafa Kemal Atatürk olmuştur....

Çağdaş ve Demokratik üstelik çoğunluğu Müslüman olan Türkiye için,  Atatürk'ün şu sözleri değişimin bayrağı sayılır.

"Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, Cumhuriyet, demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe tatbikata koymalıdır. "

"Çağdaşlaşmanın kaçınılmaz sonucu ise, kurtuluşu ileride değil, dini inancın kökenine inip geride aramaktır."

Dünya tarihinde, geçmişte yaşayan, yada ölmüş ülke liderlerini İnsan Hakları Mahkemeleri yargılarken, Türkiye Cumhuriyeti'nin Ulu Önderi Atatürk ise karizmatik düşünceleri, liderlik olgusu, çağdaş  uygarlık anlayışı gibi nice üstün özellikleriyle gündemin en üst sıralarında övülerek yer almaktadır.

İşte, Atatürk' e ilişkin Dünya medyasında yer alan  en yakın ve çarpıcı birkaç örnek;

Fransa Cumhurbaşkanlarından, Francois Mitterand'ın yeğeni Frederic Mitterand Fransa televizyonunda yayınlanan sanat çevresi  adlı dizi  programlarından birini "Cumhuriyetin 75. Yıldönümü" bağlamında Atatürk'e ayırmıştır. Frederic Mitterand'a göre "Atatürk, yüzyıla damgasını vurmuş bir dünya lideri olup, rastlantıların vitrine çıkarttığı bir adam değildir." 

Çünkü;“Atatürk’ün tarihi değiştirmek için doğduğunu ve tarihi değiştirecek donanımda yetiştiğini anlamamak aptallıktır"

Mitterand; "Atatürk'ün Sadece bilimsel ekonomik askeri yada politik kitaplar okumakla kalmadığını, Balzac, Flaubert, Voltaire ve diğer klasikleri de  sıkça okuduğunu, ve geniş bir genel kültüre sahip olduğunu belirterek, politikacının duygulara ve sanata da ilgi duyması çok önemlidir. Bu önemi kavrayan lider gerçek bir liderdir"  Söyleminde bulunmuştur. Söyleminin devamında ise; "Atatürk' ün çok yakışıklı, çarpıcı ve etkili  fiziki özelliğe  inanılmaz keskin etkili bakışlara sahip olduğunu anlatarak, o devrin haber filmlerinin izlendiğinde çevresindeki tüm insanların arasında onun görselliğinin ve etkileyici yapısının ön plana çıktığını vurgulamıştır."

Yine; Atatürk hakkında, ABD, Beyaz Saray psikolojik danışmanlarından Vamık Volkan'ın yazılarında, Mustafa Kemal Atatürk'ün, pozitif enerji yüklü bir kişiliğe sahip olduğunu belirtmiş, Atatürk'ün; mutluluk ve başarmaya ilişkin sözlere ve anlatımlara ise,  konuşmalarında sıkça   yer verdiğine dikkat çekmiştir.

Zaten dünyanın gördüğü gerçeklerin özü aslında; "Ne Mutlu Türküm Diyene" ve "Az zamanda Çok İşler Başardık", "Yurtta Barış, Dünyada Barış" söylemleri  içerisinde saklı değil midir?

Karasabanla ekin, medrese de eğitim sürecinden pırıltılı bugünlere, geleceğin kuşkanatlarından sevda gizemi sunan, mutluluk kokan, özgürlük kokan, yer, yurt, vatan toprağından, apansızın ortaya çıkan, Cumhuriyet'imizin kurucusunu, anlamamak olası mıdır?

Kolay değil, Atatürk olmak, kolay değil Atam Türk olmak. Onun; "insan başarılı  ve mutlu olmayı tıpkı keman ve tenis öğrenir gibi öğrenir." söyleminden derinlere inmek,  Akdeniz'e, Ege'ye, Marmara'ya, Karadeniz'e uzanmak, (Misakı Milli) Ulusal sınırlardan, bozkırlardan, yaylalardan, yaylaklardan, dağlardan, ovalardan ve çarıklı-fesli  Anadolu'dan, dünyaya yenik ve ezik Osmanlı'dan, Cumhuriyet Türkiye'sine selam olsun diyebilmek.

Başarılı ve mutlu olabilmeyi tıpkı keman ve tenis öğrenmenin inceliklerine benzeten, ufku sınırsız Atatürk,  sen bizlere Cumhuriyet sevgisini öğrettin, güvendin. Ancak bir kısım kendini bilmez, senin o güvenine ne denli saygılı  bu da  çok düşündürücü...

Teknoloji, tarih kitaplarının gizemini ve tozunu artık umursamıyor.

İnternet denilen dünya da tüm kitaplıklar insanlığın önünde duruyor.

Zaten; Ulu Önder ATATÜRK, çağdaş medeniyetlerin seviyesine çıkmanın gerekliliğini sene bindokuzyüzlü yılların başlarında vurgulamamış mıdır?

Sonuç: Sevgili Atatürk, 1881' den 1923'e 1923'den  sonsuza Ulusuna, ışık oldun.

Güç, kuvvet bilinç oldun. Bilim, teknoloji, inanç, kültür, barış, aydınlık, insanlık  oldun.

Bu ışığını gençliğine  aksettin. Öğretiler sundun.

Gel gör ki;

Sevgili  Atatürk; Seni sorsam herkes bildiğini,

Sevgili Atatürk;   Seni sorsam herkes anladığını söylüyor...

Oysa seni herkes anladı, anladı da, herkes istediği gibi anladı...

Sahte gülüşlere-sahte bakışlara, sahte gülüşlülere-sahte bakışlılara karşı da dimdik duruyoruz.

Aydınlığınla, aydınlanan yolumuzda Türkiye Cumhuriyeti'mizi aydınlıklara taşımaya devam ediyoruz.

Örümcek zihniyetli düşüncelerin siyasi iktidarlarına karşın yılmadan özgür, çağdaş ve cumhuriyetçi inançlı Atatürkçü yolumuzdaki engellere karşı sabrımızı da zorlayarak kararlılığımızla mücadeleye devam ediyoruz, edeceğiz!..

İşte bunun gereğidir ki;

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 96. Yıldönümünü ve 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı örümcek kafaların ağlarının gölgesinde de olsa büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz”

Çünkü; 23 Nisan 1920’de gerçekleştirilen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı, kuşkusuz tarihimizin dönüm noktalarından birini ve varlığına kastedilen yüce Türk milletinin şanlı uyanışı ile direnişini simgelemektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir" ilkesinin oluşturulduğu demokratik rejimimizin temel kurumu, milli egemenliğimizin somutlaştığı ve milli iradenin temsil edildiği yüce bir organdır!..

Yansıra; ülkemizin küresel bir güç durumuna gelerek yenidünya düzeninde hak ettiği saygın yeri almasına büyük katkılar sağlayan değiştirilemeyecek temel dinamiğimizdir.

Bizlere büyük ulusal değerleri kalıt bırakanlara teşekkürler olsun, ruhları gönensin!

Milletimizin en değerli varlığı ve geleceği çocuklarımızdır. Onların, insanlığın aydınlık ve refah dolu yarınlarının güvenceleri olduklarına yürekten inancımı ifade ediyorum.

23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış yıldönümünü en içten Cumhuriyet ve Atatürk sevdasındaki dileklerimle tekrar tekrar kutlu olsun!

Karşı duran zihniyetlerin suratlarına şamar olsun, arsızlık damarlarında yankı bulsun!...

 Ankara - 22.04.2016

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 2888
Kayıt tarihi
: 22.08.08
 
 

Prof.Dr. Öner Samanlı, yıllarını eğitim ve öğretim faaliyetlerine adamış, birçok bilimsel makalen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster