Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '16

 
Kategori
Öğretmenler Günü
Okunma Sayısı
74
 

24. Kasım : Bırakın öğretmenler ağlasın..

24. Kasım : Bırakın öğretmenler ağlasın..
 

umutarcn.com


Bırakın öğretmenler ağlasın..
 
Bu ülkede öğretmenler kadar dertli bir topluluk var mıdır?
 
Evet, vardır… Öğretmen olamayanlar.  Vah onlara, vah ki vah…
 
Öğretmenlikten , bir öğretmen olanlar pişman bir de öğretmen olamayanlar…
 
Bu alandaki dertlerden , sorunlardan hangi birisini sıralayalım ki: 
 
1. Öğretmenlerimiz uzmanlık almadan yetişiyorlar.
İleri ülkelerin çoğunda artık öğretmenlerde Lisans eğitimi yetmiyor; mutlaka Yüksek Lisans eğitimi isteniyor. Bir çok branşta da Doktoralı eleman çok. 
 
2. Öğretmenlerimizin ücreti çok düşük:
Avrupa ülkeleri içinde , karşılaştırmalı olarak en düşük ücretle çalışan elemanlar bizimkiler.
 
3. Okuldan sonra sürgün olarak gönderilenler onlar:
Okuldan sonra , eğer öğretmen olmaya hak kazandılarsa , haydi bakalım Doğu’ya.. Güney-Doğu’ya diyerek, yeni cahil çocukları kuş uçmaz, kervan geçmez yerlere göndermek marifet sayılıyor. Oralara niçin tecrübeli, yaşlı başlı öğretmenleri göndermiyoruz. Ülkenin o kısımlarına ne derece önem verdiğimiz bu davranışımızdan bile anlaşılıyor.
 
4. Sınıflarımız hala kalabalık :
Batılı ülkelerde sınıflardaki öğrenci sayısı 10-15 arasında değişirken; bizde bu sayı 20-30 bazen 40’a kadar yükselebiliyor.  Bukadar çocukla verim alabilmek, ilgilenebilmek zordur.
 
5. Öğretmenler gittikleri yerlerde, meskensiz kalabiliyorlar:
Bazen okulun bir bölümü mesken olarak ayrılabiliyorsa da, çoğu kez öğretmenlerin büyük çoğunluğu kiralık evlerde kalıyor.
Ordu mensuplarına  rahatça lojman bulunabiliyor; polislere bulunabiliyor… Ama öğretmenlere gelince bu iş biraz zor. Hatta öğretmenlerin Öğretmen Evleri’nde kalmaları bile zaman zaman zor olabiliyor.
 
6. Öğretmenlerin büyük bir kısmı hala öğretmen değil. 
Eğitim Fakültelerinden mezun sayısı görece az.. Bir ara “her fakülteden mezun kişiyi öğretmen yapabiliriz” anlayışı içinde, olmayacak meslek mezunları da öğretmen oldular. Ama gerçekte bunlar öğretmen değil; öğretmenliği bilmiyorlar. İlkokullarda bir sürü veteriner, işletmeci..vs.. öğretmenlik oynuyor. Niye ? Kendi mesleğinde iş bulamadığı için. Bunların öğretmenliği gerçek bir öğretmenlik olabilir mi/
 
7. Eğitim Fakülteleri öğretmen yetiştirmek için yeterli değil:
Kadroların büyük çoğunluğu boş. Profesör, Doçent sayısı anormal derecede düşük. Bu kadrolar genellikle, İlahiyat Fakültesi, Fen- Edebiyat Fakültesi ve diğer fakültelerden gelen Öğretim Üyeleri tarafından dolduruluyor. Bir çok Eğitim Fakültesinin Dekanı da Öğretmen kaynaklı değil; eğitim Fakültesi’nden değil. Böyle fakülteler nasıl öğretmen yetiştirebilir.
 
8. Öğretmenler yabancı dil bilmiyorlar:
Eğitim Fakültesinde bulunan hocalar da bilmiyor. Onun için çoğu Y.Doç. olup,  orada kalıyorlar. Devlet bu insanlara yardım etmiyor. Dershaneler para verin öğrenin, diyorlar.  Öğretmenlere bu zor geliyor.
 
Yabancı dil bilmeyen öğretmen , araştırma yapamaz, yol gösteremez.  Öğretmenlere mutlaka yabancı dil öğretmek gerekir.
 
9. Öğretmen rotasyonu akli esaslara bağlanmalı:
Ordunun bir sistemi vardır. Herkes nerede ne kadar kalacağını bilir. Polislerde de aynı sistem var. Oysa öğretmenler yeni getirilen sistemle zorunlu olarak ömürlerinin ilk beş yılını Doğu’da geçirecekler. Bu kolay değil. Bu daha akıllıca ölçütlere indirilmeli.
 
10. Akıllı, becerikli öğretmenlere Yüksek Lisans yapmaları için izin verilmeli:
Nerede olurlarsa olsunlar, üstün başarı gösteren öğretmenlere; Eğitim Fakültelerinde Yüksek Lisans yapmaları için fırsat verilmeli. Bunun için kadro açılmalı.
 
11. Öğretmenler gittikleri yerlerde mutlaka güçlü bir Mesleki Kütüphane ile desteklenmeli.
Hem okul içinde, hem de çevrede böyle mesleki kitapların bol bol bulunduğu kütüphaneler özendirilmeli. Ve öğretmenlere , kitap yardımı yapılmalı.
 
12. Mesleğinde başarılı olan öğretmenlere İkramiye verilmeli :
 Her ne kadar bu davranış , kıskançlıklara da sebep verse de, bazı öğretmenlerin çalışkanlığı, mesleğe bağlılığı  özgün ölçütler üzerinden değerlendirilmeli.
 
13. Öğretmenler yalnız bırakılmamalı:
Öğretmenlerin meslek hayatlarının ilk yıllarında yalnız bırakılmamaları bizim öteden beri savunduğumuz bir sistemdir. Yeni öğretmenler deneyimli, iyi öğretmenler tarafından izlenir ve  bilgileri, becerileri pekiştirilir. Burada ceza değil, özendirme esas olmalıdır.
 
Şimdi öğretmenliğe bir de “stajiyerlik” deneme süresini soktular. İnşallah bu devre de partizanlık uğruna  yozlaştırılmaz. Gerçekten yararlı bir devre olarak algılanır ve sürdürülür.
 
Dedik ya, okullarda olan öğretmenler kadar, bir de dışarıda olan öğretmen adayları var. Onların bir bölümü öğretmen olmadan yaşlanıp gidecekler. Bir bölümü de gazetelerde okuduğumuz gibi inşaat işçiliği yapacaklar. 
 
Şimdi şu habere bakın:
 
“Şu an Türkiye’de 75 tane eğitim fakültesi var. Eskiden 40 civarındaydı ve son 5-6 yılda bu kadar artış oldu. Eğitim fakülteleri ile birlikte fen-edebiyat fakültelerinin de sayısı yükseldi. Eğitim fakültesi öğrencilerinin sayısı bugün 220.000, fen-edebiyat fakültesi öğrencilerinin sayısı 280.000 civarında. İlahiyat fakültesi, güzel sanatlar, iletişim, beden eğitimi spor yüksekokullarına da pedagojik formasyon hakkı tanındığı düşünülürse, öğretmen yetiştiren tüm kurumlarda 734.000 öğrenci okuyor şu an. Bu da gelecek 4 yıl içinde 734.000 öğretmen adayı devreye girecek demek. Atama bekleyen öğretmen sayısı ise 300.000 civarında. Bu da 4 sene sonra toplamda 1 milyon öğretmen adayımız olacak demek…” (Mustafa Savran.7.2.14)
 
Prof.Dr. Mustafa Savran bu bilgileri uzun bir makale içinde inceleyip veriyor. O zamandan beri hala bu Eğitim Fakülteleri; Fen-Edebiyat fakülteleri makine gibi öğretmen yetiştirip duruyorlar… Sayı olarak yüz binlere vardık ama… Nitelikte nal topluyoruz. Öğretmeni iyi olmayan bir eğitimin sistemine ne kadar teknoloji transferi yaparsan yap, öğrenciler nal toplar. Nitekim. Uluslararası yarışmalarda (Piza vs..) bizim öğrencilerin zavallı durumları ortaya çıkıyor.
 
İnsan mı yetiştireceksin? Bunun için bilgisayarlar, araç gereçler yetmez..  Asıl Öğretmenine bak..!
 
Eğer nitelikli insan yetiştirebiliyorsan, o insan insandır… Gerisi bağlar gazeli…
 
NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Ceyhan insan yetiştiren bir meslek olan öğretmenliğe ne yazık ki değer verilmiyor ve öğretmenler gerçekten ağlıyorlar. Sizin tüm öğretmen arkadaşlarımın günü kutlu olsun öğretmenlerimiz ağlamasın.Selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 24.11.2016 8:25
Cevap :
Ne yazık ki öğretmenlerin bir sürü dertleri sıkıntıları var.. Ben saymakla bitiremiyorum. Size de nice yılların öğretmeni olarak hürmetlerimi sunuyorum. Nice yıllara. Mutluluklar...  24.11.2016 21:27
 

Yazılıp söylenecek şeyler çok ....öğretmenler gününüz kutlu olsun hocam ellerinizden öperim...saygılarımla..

Tülay EKER 
 23.11.2016 16:45
Cevap :
Çok iyisiniz Sayın Eker. Teşekkürler. Bence serhat boylarında öğretmenlik yapanlar ve bütün genç öğretmenler elleri öpülesi varlıklar. Allah gayret kuvvet versin. Saygılar.  23.11.2016 23:30
 

İnsan kalitemiz, öğretmen kalitesi ile doğru orantılı. Kaliteli öğretmenler artık yetişmiyor. İdealist öğretmen ise neredeyse kalmadı. Öğretmenlik sadece öğretme değil aynı zamanda eğitimdir. Bizim Eğitim kısmı hep açıkta; nasıl mı anlıyorum? Topluma bakmam yeterli... Güzel bir yazıydı hocam...

ERIC VAN BUYTEN 
 23.11.2016 10:22
Cevap :
Kütle halinde öğretmen yetiştirilmez. Eğitim Fakültelerinin sıraları normal okullardan kalabalık. Doldur boşalt yapıyorlar.. Ondan sonra.. "Nereye gidiyoruz..?" diye soruyoruz. Molla değil, gerçek öğretmen yetiştirmek gerekir. Saygılar Sayın Buyten.  23.11.2016 15:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 799
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster