Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
149
 

24 Kasım Öğretmenler Günü yine geçti gitti...!

24 Kasım Öğretmenler Günü yine geçti gitti...!
 

 
Hikayeyi bilirsiniz, ama ben yine anlatayım:
 
Adam sürekli olarak çocuğuna "sen adam olamazsın." dermiş. Yıllar geçmiş çocuk büyümüş, nasıl olduysa, olmuş bir yere vali olarak atanmış. Sonra da makamına kurulmuş; adamlarına: "filanca köyde, falanca isimli bir adam var. Gidin onu bana getirin." demiş. Adamı getirmişler. Adam  valinin babasıymış. Babasına: "bak gördün mü baba? Sen ben vali oldum buraya." demiş. babası da ,”oğlum, ben sana vali olamazsın demedim ki, ben sana adam olamazsın dedim." demiş...
 
Şimdi bu hikayeyi bir kıyıya koyalım. Ve bu günün gerçeğine bakalım. Bugün nedir? 24 Kasım .. Bugün (Öğretmenler Günü) olarak kabul ediliyor. Bugün genellikle bazı öğretmen liselerinde, bazı fakültelerde ufak tefek merasimler yapılır ve genellikle  o ildeki seçilmiş öğretmenlerden bir grup da yerelde devleti temsil eden en üst otoriteyi ziyaret ederler. Aralarında hoş sohbetler olur. Şeker tutulur ve ondan sonra herkes okuluna döner…
 
Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu da, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve beraberindeki 81 ilden gelen öğretmenleri Başbakanlık Yeni Bina’da kabul etti.
 
Orada Ahmet Davutoğlu belli ki, hayatının bilinmeyen bazı  bölümlerini anlatmış; öğretmenlere epey öğütler vermiş; öğretmenliğin nasıl olması gerektiği hakkında oldukça uzunca diskur çekmiş… Bütün bunlar güzel. İşte şimdiye kadar rutin olarak yapılanları bir kez de Sayın Ahmet Davudoğlu uygulamış diyeceksiniz.
 
Laf arasında şunları da söylemiş:
 
“Bağıran bir hoca kadar çirkin bir görüntü sergileyen bir şey yoktur….” 
 
“Öğretim bilgidir ama eğitim ahlak ve bilginin birleştiği farklı bir formasyondur…”
 
“Şu veya bu şekilde öğrencilerinizin sizin ağzından duyduğu bir söz, bir ilke, bir ahlaki ya da entelektüel duruş, onlara vereceğiniz en büyük ders olabilir" 
 
“Sadece bilgi ve söz aktarımı değil tutum ve ahlaki davranış aktarımı  da önemli …” gibi (milliyet.com.24.11.14)
 
Bunlar öğretmenlerle yaptığı toplantıda kullandığı bazı aforizmalar. Aslında Başbakan’ın o konuşmasının tamamını bulup okumak gerekir; bu insanın nasıl yetiştiğini anlamak için. Çünkü bir gün Ahmet Davutoğlu’nun da tarihi yazılacaktır… Bunu biliyoruz. Ama nasıl?
 
Keşke bu Öğretmenler Günü’nde  Kaymakamlar, Valiler, Başbakanlar… Öğretmenleri ayaklarına çağırmasalar da , kendileri yanlarına birer kutu şeker alarak okullara gidip, onların hallerini hatırlarını sorsalar ve birer anket uygulasalar ve şu soruları sorsalar, iyi olmaz mı?
 
1.Okulunuzda Cumhuriyet değerleri ve Atatürk'e saygı öğretilen en üst değerler midir?
 
2. Ayakkabı kutusu kültürü ve bu işin ne olduğuna dair, öğrencilerinizle tartışmalar yapıyor musunuz?
 
3.Atanamayan öğretmen arkadaşların niye atanamadıklarına dair açık oturumlar, sempozyumlar düzenliyor musunuz?
 
4.Birbirinize Türkiye’nin kaç tane daha okula ve öğretmene ihtiyacı olduğunu sorup, fikir geliştiriyor musunuz?
 
5.Yargı kararlarının zamanında uygulanmaması konusunda fikirler geliştiriyor musunuz?
 
6. Okulunuzda da paralel yapının olup olmadığı konusunda soruşturma yapıyor musunuz?
 
7.Milli duyguların törpülenmesi , Türk adının ağza artık alınmaması; yavaş yavaş T.C.nin levhalardan silinmesi konusunda duyduklarınızı birbirinizle paylaşıyor musunuz?
 
8.Okulunuzun yakılmasından korkuyor musunuz?
 
9. Ne dersiniz, Milli Eğitim’de “adam kayırma” var mı?
 
10.Atatürk zamanından beri öğretmenliğin itibar kaybı olmuş mudur?
 
11. Okulda disiplin olayları artıyor mu?
 
12. Yönetici atmalarından memnun musunuz?
 
13.Okullarda, sansür ve fişleme var mı? Devam ediyor mu?
 
14. Maaşınızdan memnun musunuz?
 
15. Böyle bir ülkede yaşamaktan korkuyor musunuz?
 
Evet. Yöneticiler hiç olmazsa , 24 Kasım’larda okullara giderek öğretmenlerin hatırlarını ciddi ciddi sormalılar ve onların dertlerini öğrenmeliler.
 
Ama bunu kolay kolay yapamazlar. Çünkü onlar da biliyorlar ki … “Bir vur, bin ah dinle kaseyi fağfurdan!” örneği.. öğretmeni bir konuşturacak olsalar, onları susturmak için günler ve geceler beklemeleri gerekir. Yüzbinlerce öğretmenimiz var, bu yüzbinlerce dert demektir.
 
Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, 81 ilden gelen öğretmenlere öğretmenliğin nasıl olması gerektiğini anlatmış… Çok güzel yapmış.
 
Ama keşke bir kez de kendisi de bir okula gidip , öğretmenlerin gerçek sorunlarını onların ağzından işitmeliydi. Ama bunu yapmak zordur. Öğretmeni ayağına çağırıp , ona  nutuk çekmek kolaydır. Anladığım kadarıyla bu olmuş.
 
Ama, şimdi biraz önceki hikayeyi hatırlayalım. Hikayedeki baba olsaydı acaba ne derdi, sözünü acaba nasıl bitirirdi :
 
“Ben sana, Başbakan olamazsın demedim ki…..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli hocam, öncelikle, ablam Nahide Çelebi'nin, sizin ve blok yazarı diğer sevgili öğretmenlerimizin, öğretmenler gününü zamanında kutlayamadığım için özür diliyorum. 3 gündür, eşimin ve benim tansiyon ve şeker sıkıntılarının esaretine girdik. Yarın dahil, hastanelerde koşturacağız. Bu meyanda, pedagoji belgeli, zamanında Büyük Ankara'daki Dersane'de öğretmenlik yapmış bir öğretmen olarak, öğretmenliğe devam etme emelim, hep gönlümde yer etmiştir. Öğretmenlerin sorunlarını o günden beri yakından takip ederim. Ne yazık ki, toplumda en büyük ilgi ve desteği hak eden öğretmenler, her devirde, hor görülmüş, maddi ve manevi mağduriyet yaşamışlardır. 70'li yıllardan sonra, bu eziklik ve hor görülme yükselerek zirve yaptı. Park ve bahçe bekçilerine, 100.000'lerce geçici kadrolar ihdas edilirken, eğitim neferi öğretmenlerin, kadro sorunu nedeniyle, yıllarca işsizlik sıralarında bekletilmelerini aklım almıyor. Dilerim, öğretmenlerin, öğrencilerin ve ülkemizin geleceği daha iyiye gider

Refik Başdere 
 26.11.2014 13:20
Cevap :
Sözlerinize tamamiyle katılıyorum Sayın Refik Başdere.. Aslında öğretmenlerin o kadar çok sorunu var ki, hangi birisini ele alacak olsanız, uzar gider. Ama onlar konuşmaktan, anlatmaktan korkuyorlar.. Keşke herkes bunları açık açık bilse ve onlara yardım edebilse. Bunları söylerken kalbim, Türkiye'nin en ücra köşelerinde öğretmenlik yapma çabasında bulunan öğretmenlerle birliktedir. Saygı onlara, sevgi onlara...  26.11.2014 16:54
 

Doğru söylüyorsun da"vali,kaymakam,milli eğitim müdürü..."öğretmenin ayağına gider mi? Olur mu öyle şey!Öğretmen de kim oluyor? Öğretmenler de otursunlar,oturdukları yerde!Bak,okul müdürlerini görevden aldık.Öğretmenlerin rotasyonlarını da düşünülüyor.Öyle kutuyla mutuyla da çok uğraşmasın öğretmenler!Dersine girsin çıksın o kadar!İşte böyle Kardeşim Erdal.

Hüseyin Başdoğan 
 25.11.2014 21:43
Cevap :
Zaten öyle yapıyorlar da ; "adamlık" başka yerde...! İyi ki geldin Hüseyin...  26.11.2014 3:41
 

Başbakan olanları görüyoruz.Selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 25.11.2014 16:43
Cevap :
Evet öğretmenleri ayağına çağırıyor ve onlara diskur çekiyor. Onlar da kuzu kuzu dinliyorlar... Çünkü "Öğretmenler Günü"nü buna çevirdiler. Biz de seyrediyoruz. Yazık...! Saygılar Hocam.  26.11.2014 17:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 836
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster