Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
158
 

24 Kasım Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü
 

Yer kaplamaları ve tavan kaplamaları revürlü işleme tahtadan bir sınıf. Belli ki yağan yağmurlardan akan damının rutubeti tavan tahtalarının bükülmesine sebep olmuş.

Orta boylu yeni yetme ablam yaşında, o yıllarda çok yadırganan bir streç pantolon. Ütülenmesine gerek olmaması için ütü izleri incecik dikilmiş. Yüzü ay gibi parıldayan Mücella Öğretmen.

Arada bir sınıf kontrolü yapan Rahmetli Kerami Öğretmen. Boş defter sayfalarına kalem tutma alışkanlığımızı pekiştirmek için sayfalar dolusu zikzaklı çizgiler. Sayfa kenarlarına nakışlı işlemeleri renkli kalem ile boyamalar. Renkli dediysem bir kalemin yarısı mavi, diğer yarısı kırmızı olan ağaçtan kalemler. Çevire, çevire boyuyoruz. Kalemin dışındaki her şey siyah beyaz neredeyse. Tebeşir beyaz, karatahta siyah. Öğretmenin itina ile koruduğu biri mavi diğeri pempemsi tebeşirleri hep yanında taşıyor. Diğer beyaz tebeşirler ise sarılmış tütün gibi incecik. Yazarken çoğu zaman kırılıyor. Çünkü bastırmazsa pek belli olmuyor, bastırdığı zaman ise kırılıyor çıt diye.

2. ve 3’ncü sınıflarla bir arada olduğumuz için onların işlediği derslere de ister istemez kulak kabartıyoruz. Gerek teneffüslerde, gerek derslerde bizden büyüklerin her daim baskısı altındayız fakat kimin umurunda. İyi geçinmek için ne derlerse kabul.

Fazla sürmemişti bir sonraki seneye tayini çıkıp gitmişti Mücella Öğretmen. Sonra Kerami Öğretmen, daha sonraki yıllarda Fehmi Müderisoğlu, sonrada Fatma Öğretmenim.

Bize hayatın ilk basamaklarını çıkmayı bunlardan öğrendim. Tek tek basaraktan, bade süzerekten, öğrendiklerimi inci gibi dizerekten.

Artık elimde bir kalem nereye denk gelirse ben yazı yazmayı öğrendim diye yazardım her yere. Hatta evin balkonundaki ağaç direklerin düz kısımlarına, yüznumaramızın tahta kapaklarına her nere denk gelirse. İlmek, ilmek, dane, dane boncuk gibi harfleri heceleyerek öğrendim okumayı.

Orta Okul da Mehmet Dizibüyük’ten Türkçe’yi, Coşkun Dalcı’dan Matematiği, Ekrem Kale’den ve Hamdi Bilgici’den Fransızcayı, Ahlak ve Din Bilgisini Maruf Demirci’den, Fasulye kurdu Bambulu Hikmet Kutlu’dan, tavşanın diş formülünü Nuray Tezel’den, H2O’yu Talat Tezel’den, sağlam kafa sağlam vücutta bulunuru Ali Korkmaz Hoca dan, Tarihi, Coğrafyayı Cemal Ayık’tan hem okuyarak, hem dinleyerek öğrendim. Resimle müzikten yana hiç şansım yoktu onları hep resim defterinin ince kopya kağıdının üzerine koyup gazyağı sürerek kopyalayarak yaptım. Bir tek patates baskısını yapabilirdim. Müzik işaretini ve sol anahtarını bir türlü öğrenemeden Orta Okul bitti.

Geldim Ticaret Lisesine,

Daha başlarken boykot, anarşi, 141, 142’ye hayır, Faşizme karşı omuz omuza, tek yol devrim, Koministler Moskova’ya, çırpınırdı Karadeniz marşları derken beyin algoritmam iyice karıştı. Hiç birini bilmediğim için şaşkın bir şekilde ne oluyor derken kolumdan ilk tutan kim olduysa o tarafa gittim.

Hepsi meslek dersi ya! Öğrenene kadar ne çektim bir bilseniz.

Tedrici kuruluşu bilene sözlü notu 10 verecem, emre muharrer senet ne demektir bilene sözlü kanaat kullanacam, emrühavalesini bilene aferin derken Ali Yener Hoca, Kasa Hesabı borçlu, Mal Hesabı alacaklı derslerini rahmetli Tarık Başsu’dan, Turizm dersini de dal dal sesli Naciye Hoca dan, Ekonomideki Enflasyon, Develüasyon terimlerini rahmetli Cumali Hoca dan, İstatistik dersini ve Ticaret Matematiğini Haci Ali Kekilli’den derken kılıç kalkan oynadığımız Lise yılları da bitti.

Sonra mı?

İşte sonrası kötü. Üniversite sınavlarına girip kazandığın okula gitmek için anarşinin kol gezdiği hemen her günün gencecik can kayıplarının yaşandığı günler yetmiyor gibi, bir de maddi imkânsızlıklardan dolayı okuyamamak bizim jenersyona denk geldi.

Bizde o tarihten itibaren ‘’Hayat Üniversitesine’’ kesin kayıt yaptırdık. Bunun Öğretmenlerini sayamayacağım kadar çoklar. Ve dersleri hala bitmedi. Devam ediyor. Bir de her gün öğrendiğimiz dünya kadar bilgi.Anlayacağınız dostlar benim okulum hiç bitmeyecek. İki ileri bir geri devam ediyor.

Bu kadar gevezeliği niye mi yaptım?

Bu gün 24 KASIM Öğretmenler günü be yav.

Hayatımızın her noktasında emek sahibi güzel öğretmenler.

İyi ki varsınız. Kutlu olsun gününüz. Rahmetli olanlara dualar, yaşayanlardan büyük Öğretmenlerin ellerinden, küçük olanların gözlerinden öperim.

Sevgi, saygı ve Hürmetlerle…. 24 KASIM 2017 Adil Bozkurt

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 95
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 190
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster