Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
303
 

24 Mart Cumartesi

24 Mart Cumartesi
 

SABIKALI PİSTTE 13. KAZA (Akşam)

YİNE O PİST YİNE KAZA (Güneş)

YİNE AYNI PİST (Posta)

KABİL-ANKARA-İSTANBUL-E-5 (Star)

Haber : Atatürk havalimanında pilotların kâbusu olan kısa piste yağışta uçak indirildi. Bir facia kıl payı atlatıldı. İstanbul’un yüreği ağzına geldi. Şimdiye kadar 12 uçağın pistten çıktığı Atatürk havalimanı 06-24 pistinin son kurbanı, Afganistan havayollarının Airbus uçağı oldu. 49 kişiyle 100 metre kayan uçak kanat üstü yattı.

Uçak 10 metre daha sürüklense sahil yoluna düşüp araçların üstüne inecekti. Sefaköy Florya yönündeki 3200 metrelik pist, hem kısa, hem de yağışlı havalarda ortasında biriken sular yüzünden uçakların kaymasına sebep oluyor. Özellikle yağışlı havalarda buraya iniş intihar gibi. Ama trafik yoğun olunca yetkililer riski göze alıyorlar.

Sabıkalı pistte en büyük kaza 16 Ağustos 2001’de yaşanmıştı. 19 yolcunun yaralandığı bu kazada Hamburg İnternational havayollarına ait bir uçak caddenin karşı tarafına geçmiş demiryoluna birkaç metre kala bir taksiye çarparak durmuştu.

Yorum : Çok yoğun bir iniş kalkış trafiğine sahip havaalanında bu tür riskli bir pistin bir an önce normal hale getirilmesi lazım. Şu ana kadar ki kazalarda can kaybı olmadı diye ille de ölümü beklemek gerekmez ki…

İŞKENCEDE ÖLÜME 16 YIL SONRA 8 YIL (Birgün)

Haber : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara Emniyeti’nce 9 Ocak’ta gözaltına alınan 15 Ocak 1991’de yaşamını yitiren Birtan Altınbaş’ın öldürülmesinden dolayı yargılanan polislerin davasında 16 yıl sonra karar verdi. Mahkeme sanık polisler İbrahim Dedeoğlu, Sadi Çaylı, Süleyman Sinkil ve Hasan Cavit Orhan’ı kastı aşan adam öldürme suçu nedeniyle 8’er yıl 10 ay 20 gün hapis cezasına çarptırdı.

Altınbaş ailesi mahkeme salonundan ayrılırken bir insan işkence sonucu öldürülüyor ve bunu yapanlar 8’er yıl hapis cezası alıyor ve tutuklanmıyorlar. Bunu kabul etmemiz mümkün değil, dedi. Avukat Oya Aydın ise, mahkemede sanıkların işkenceyle adam öldürmek suçundan mahkûm edilmesini istediklerini ve tutuklanmalarını talep ettiklerini belirterek, ancak bu talebimiz kabul edilmedi, dedi.

Yorum : Yasalarda hangi suça hangi cezanın verileceği belli. Genel olarak cezaların caydırıcı nitelik taşımadığını hepimiz düşünüyoruz. Ateş düştüğü yeri yakar. Bir evladın yeri kolay kolay dolmaz. Giden geri gelmeyeceği için, ne kadar ceza verilse, ölenin yakınlarına az görünür.

TUVALETTE BİLE IMF TASARRUFU (Bugün)

Haber : Devlet 3.8 milyar dolar tasarruf yapabilmek için sağlık dışındaki harcamalarında kısıntı yapacak. Bu kalemlerden biri de temizlik giderleri. Temizlik malzemesi ve hizmetlerinde tasarrufa gidilecek. Son Ecevit hükümeti döneminde de IMF’nin isteğine uymak için tuvalet kağıdı alınmamış, personel eski Resmi Gazete sayfalarını kullanarak ihtiyacını gidermişti.

Türkiye iki ayda yerli yabancı yatırımcıya 11.9 milyar YTL faiz ödedi. 12 milyar liralık faize ses çıkarmayan IMF, aynı dönemde devletin cenaze ve tedavi için harcadığı 1.2 milyar lirayı fazla buldu. Şimdi cenaze giderleri de tedbir paketine girecek. Memura fazla mesai yaptırılmayacak, telefon harcamalarıyla yakacak alımında kesinti de sırada…

Yorum : Devletin giderleri bir türlü bitmez. Gereksiz yere harcanan milyar dolarlar pek göze batmaz da ihtiyaçlara sıra gelince göze çok görünür. Benim bildiğim bileli devlet ipin ucunu önce kaçırır sonra da tasarruf tedbirleri almaya çalışır. Ancak vatandaş olarak bizim de çok tutumlu olduğumuz söylenemez. Gereksiz şeyler için bazen yeterinden fazla şey tükettiğimizin hiç farkında olmuyoruz.

DİNK CİNAYEKİNDE KAYIP DOSYALAR (Cumhuriyet)

Haber : Soruşturması tıkanma aşamasına gelen Hrant Dink cinayetine ilişkin yeni iddialar ortaya çıkmaya devam ediyor. Dink cinayetinde kilit isim olan Emniyet muhbiri Erhan Tuncel’in emniyete verdiği bilgilerden oluşan 17 rapor ile kendisi hakkında ki çok gizli belgelerin bulunduğu dosyalardan bir bölümünün İstihbarat Daire Başkanlığı’nda silindiği ileri sürüldü.

NTV’nin haberine göre cinayetin bütün boyutlarının ortaya çıkarılması açısından büyük önemi olan bilgiler özel bir birimde tutuluyordu. Dink ailesinin avukatlarından Ergin Cinmen de cinayet öncesi ihmalleri oldukları ileri sürülen emniyet görevlileri hakkındaki müfettiş raporlarının savcılığa ulaşmamasını ciddi bir zafiyet olarak değerlendirdi.

KARARTILAN KONUŞMA (Hürriyet)

Haber : Hrant Dink cinayetinin planlayıcısı olduğu iddia edilen büyük abi Erhan Tuncel’in telefon konuşmalarındaki önemli bilgilerin İstanbul polisinden gizlendiği anlaşıldı. Tuncel’in oda arkadaşı Tuncay Uzundal, ifadesinde Erhan’a cinayetten 4 gün önce 7, 65 mermiler geldi mi diye bir mesaj çekmiştim. Bana kızdı ve telefonda bir daha böyle mesajlar çekmemem için uyardı. Telefonlarımızın dinlendiğini söyledi, dedi. İstanbul polisi bu bilginin Trabzon polisi ile İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından karartıldığını fark edince telefon kayıtlarını yeniden istedi. Gelen dökümler Tuncay Uzundal’ın ifadesini doğruladı. Bu eksiklik tutanağa geçirildi ve savcılığa gönderildi.

Yorum : Adli takibatı yapılan bir konuda söylenecek fazla bir şey yok. Soruşturmanın her safhasının Basın’a yansıtılmasının da bazı sakıncaları olabilir. Ancak güvensizlik üzerine kurulmuş senaryolar yüzünden biz de her şeye kuşkuyla bakar hale gedik.

SON MEKTUBU AĞLATTI (Gözcü)

Haber : İş dünyasındaki başarısını eğitim, kültür ve sağlık alanına kazandırdığı eserlerle taçlandıran hayırsever işadamı Kadir Has, bugün son yolculuğuna uğurlanıyor. Has, Fatih Camii’nde öğleyin kılınacak cenaze namazından sonra devlet töreniyle Küçükyalı mezarlığına defnedilecek.

Hayatında karşılaştığı olayları anlattığı kitabının, son yılları da ekleyerek yeni baskısını yaptıran Kadir Has’ın, kitabını takdim ettiği Bursa valisine yazdığı mektuptaki duygu dolu ifadeler herkesi ağlattı. İşte mektuptan bazı bölümler:

Hayat beşik ile mezar arasındaki bir sınav sürecidir. 1921 yılından bu yana o sınavdan geçtim, geliyorum.

86 yılı geride bıraktık. Ama hayatı yaşam süresi ile değerlendirmek istemiyorum. Bence onu nasıl değerlendirdiğimiz önemli.

Her insan ayrı bir dünyadır. O dünyaların içine girebilmek, genellikle anıları okumak ve dinlemekle mümkün oluyor.

Yorum : Öldükten sonra başkaları tarafından yaptığı iyiliklerle, hayırlarla anılmak herkese nasip olmaz. Gözlemlediğim kadar hemen herkes Kadir Has hakkında olumlu kanaate sahip. Herkes hayırla yad ediyor ve rahmet diliyor. Ne mutla Kadir Has’a..

YİNE REHİN SKANDALI (Milli Gazete)

Haber : Başbakanın hastanelerde rehin kalma olayına son verdik demesine rağmen, ameliyat olan 5 aylık Taha bebek, Cerrahpaşa’da rehin tutuluyor. Etraftan borç alarak 2 bin YTL tıbbi malzeme 3 bin 5 yüz YTL de tedavi parası ödeyen baba, Bağkur’lu olmasına rağmen yine de çocuğunu evine götüremiyor.

Hastanenin bilgi işlem servisinin kendisine borcunuzun 1.550 lirasını öderseniz, geri kalanlara beş senet yapılması için konuşabiliriz, ama bunun olması da çok zor dendiğini belirten Karadağ, bunu ödeyemeyeceğimi söyleyince resmi yoldan evine haciz gelir dediler. Hastanede mecburen rehin kaldığımız halde burada tutulduğumuz süre için de her gün ekstra masraf yazılıyor, şeklinde konuştu.

Yorum : Bu bir ayıp. Başbakan da bu ayıbın temizlenmesi gerektiğini söylemişti. Ama bürokraside bazı şeyler bir anda silinip atılmıyor. Kişiye bağlı bazı uygulamalar da var. Umarım şu ana kadar bu tatsız olaya bir çare bulunmuştur.

AKDAMAR İÇİN SINIR JESTİ YOK (Milliyet)

Haber : Restorasyon sonrası müze olarak yeniden açılacak Van Akdamar’daki Ermeni kilisesinin açılış töreniyle ilgili detaylar şekilleniyor. Türkiye, Erivan’dan Van’a direkt uçuşu uygun görmeyip Erivan-İstanbul-Van uçuşu planlayınca Ermenistan heyeti karayolunu tercih etti. Ancak Iğdır’daki Alican sınır kapısı da kapalı olduğu için bu yolculuk Gürcistan üzerinden gerçekleşecek.

Ermeni heyeti önce Gürcistan’a geçip Ardahan’daki Türkgözü sınır kapısından girecek ve Van yolculuğu 15 saat sürecek. Kültür Bakanı Koç’un gönderdiği davetiyelerde Akdamar’ın müze statüsünde açılacağı vurgulandı. Kilisenin üzerine haç ve çan konulmayacak. Âyin yapılmayacak. Törene Ermenistan Kültür Bakanı Pogosyan ile Ermenilerin dini lideri 2. Karekin katılmıyor.

Yorum : Yapılacak jestin yeterince anlaşılamaması ve halkın göstereceği tepkinin tam olarak tahmin edilememesi sanıyorum düşünülen jestten yetkilileri vazgeçirdi. Keşke komşularımızla problemlerimizi birer birer çözebilsek…

O SİZİN ÇOCUĞUNUZ OLSA NE YAPARDINIZ? (Radikal)

Haber : Evren ailesi 13 yaşındaki spastik oğulları Umut Mert’in Ashley adlı kıza uygulanan büyümeme tedavisini isteyince tartışmalar başladı. Hukuk, tıp ve din otoriteleri farklı fikirlerdeydi. Kimi onları vicdansızlıkla suçlarken, kimi de spastik çocukların yaşıyla birlikte dertleri de büyüyen iki aile gibi anladı.

Hasip Yazar’ın oğlu Veysel 17 yaşıda. Veysel’den sonra bir kızları olunca anne ya bu da engelliyse diyerek intihar etmiş. Hasip bey 47 kiloluk oğlumu sırtımda taşıyorum, bel fıtığı oldum, oğlum ergenlik bunalımı yaşıyor, Evren ailesini destekliyorum, diyor.

Süheyla Yapıcı’nın oğlu Tolga da 17 yaşında ve 40 kilo. O da ergenlik bunalımında. Ailesi kendisine şiddet uyguluyor. Süheyla hanım, 10 yıl önce bu yöntem olsaydı gözüm kapalı yaptırırdım, oğlum da bu bunalımları yaşamazdı, ben hasta olsam ona kim bakar, dedi.

Yorum : Hayatta kimsenin başına gelmesini istemeyeceğim bir durum. Sorunun cevabını vermek de o kadar kolay değil. Bu tür ailelere Allah’tan yardım ve sabır diliyorum.

3 MİLYAR DOLARLIK HİLTON DİLEKÇESİ (Sabah)

Haber : Aydın Doğan 255 milyon dolara aldığı Hilton Oteli’nin arsasına 3 milyar dolarlık dev bir inşaat yapmak için belediyeden resmi talepte bulundu. Doğan’ın şirketi Ortadoğu Otomotiv, Şişli Belediyesi’ne müracaat ederek İstanbul’un en gözde yeri Taksim’deki Hilton otelinin 63 dönümlük arsası için 0.7 olan emsalin 2.7’ye çıkartılmasını talep etti. Şişli Belediyesi 2.5 emsal izni verdi ve plan tadilatını onay için Büyükşehir belediyesine gönderdi.

Bu istek gerçekleşirse, araziyi aldığı sırada 43 bin metrekare olan kapalı inşaat alanı bir anda 233 bin metrekareye çıkacak. Doğan buraya rezidans, iş merkezi ve otel yapabilecek. Uzmanlar bu inşaatlardan Doğan’ın kasasına üç milyar dolar gireceğini belirtiyorlar.

Yorum : Bizde herkes uyanık. Elindekini en iyi değerlendirmenin yolunu arıyor. Şu emsal teşkil edecek “başkaları” meselesi olmasa, adaletle herkese karşı aynı davranılabilse, bu tür isteklerde bulunmaya da kimse cesaret edemez ama, bizim sistem, isteyenin bir yüzü kara vermeyen zenci deyişine dönmüş. Herkes ne koparırsam kârdır diyor.

TARLA ZAFER'İ (Takvim)

Haber : TMSF’nin el koyduğu Etibank’ın eski yönetim kurulu üyesi ve Vatan gazetesi’nin yöneticisi Zafer Mutlu Eyüp halkının tapulu arazisine kondu, çıkmıyor. Arazinin yüzde onuna kolej yapan geri kalanına alışveriş merkezi planladığı iddia edilen Mutlu bununla da yetinmemiş, kolejkonduyu kaybederse B planı yapmış. Aynı bölgede tahsisini aldığı 79 dönümlük yeni araziye sızmayı planlıyor.

Dönemin Maliye Bakanı Nami Çağan, haberimiz üzerine şok açıklamalar yaptı. Kendisinin kandırıldığını, bir yıllık geçici tahsis verdiğini ve valilikten gelen yazıda buranın tapulu belediye malı olduğunun belirtilmediğini söyledi.

Yorum : Dünkü haberin devamı mahiyetinde bir haber bu. Manşetlik bir yanı yok. Karşılıklı çekişmelerin bir uzantısı. Ne söylesem boş.

ÖNYARGILARDAN KURTULALIM (Türkiye)

Haber : Akparti gençlik kollarınca düzenlenen Avrupa’nın Gençleri İstanbul’da buluşuyor toplantısında konuşan Erdoğan, geleceğin Avrupasını gençlerin şekillendireceğini belirterek, bizi birbirimizden uzaklaştıran kültürümüz, ırkımız ve inançlarımız değil, önyargılarımızdır. Birbirimize karşı önyargılarımızı yenebilirsek dünyada bugün var olan acı, kan ve gözyaşı biter, dedi. Erdoğan gençlere şöyle seslendi: “İnanıyorum ki siz gençlerin tesis edeceği yeni Avrupa, kıta tarihini taçlandırmakla kalmayıp bütün insanlığa yeni güzellikler katacak. Sizler barışın dostluğun ve adaletin yeniden insanlığın ortak paydası haline gelmesine öncülük edeceksiniz.”

Yorum : Sayın başbakanın söylediklerine aynen katılıyorum ama bu o kadar kolay değil. Zaten bunu becerebilsek iş tamam olacak. Hepimiz biraz önyargılıyız. Bundan kurtulmak da öyle kolay olmuyor. Keşke hepimiz bu erdemi gösterebilsek..

PES DOĞRUSU (Vakit)

Haber : Köşk köşk olalı böyle atama görmedi. Cumhurbaşkanı Sezer’in, Çetecilik ve yolsuzluktan yargılanan Hasan Ceylan’ı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörlüğüne ataması hukukçulara bu kadarına da pes dedirtti.

Hukukçu kimliği ile bilinen Sezer’in Yücel Aşkın’ın yerine Hasan Ceylan’ı rektör ataması büyük bir hukuk skandalı olarak tarihe geçti.

Eğitimciler ve hukukçular şimdi şu soruyu soruyorlar. Mahkeme Hasan Ceylan’la ilgili rektörlükten bilgi isteyecek, rektör kim, bu bilgiyi kim verecek? Kendisi. Yani Ceylan kendisi hakkında mahkemeye bilgi verecek.

Yorum : Sayın cumhurbaşkanımızın takdirleri ve öngörüleri biraz farklı. Şimdiye kadar daha çok siyasi görüş anlamında şaşırtan davranışları oluyordu. Bu seferki biraz daha farklı olmuş. İlk bakışta gerçekten hukuka ters bir durum var. Ama Sayın Sezer Anayasa hukukçusu olduğuna göre, her halde bir bildiği vardır diyelim…

O GECE KÖŞKTE NELER KONUŞULDU (Vatan)

Sezer’in Çarşamba gecesi komutanlara verdiği eşli veda yemeğinde masanın baş konusu şu sıralar her sohbette olduğu gibi cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Konu Erdoğan’ın adaylığına gelince tüm gözler Sezer’e çevrildi. Cumhurbaşkanı görüşünü şöyle dile getirdi. Ortam çok gerildi. Sayın başbakanın bunu dikkate alması lazım. Halen uzlaşma şansı var. Muhalefeti ve iktidarıyla ortak bir isim üzerinde uzlaşma sağlanmalı.

Sezer komutanların sorusu üzerine eşi türbanlı bir aday seçilirse ne yapacağını şöyle anlattı. Biliyorsunuz devir teslim hep eşli yapılır. Ama eşi türbanlı biri seçilirse Semra hanım devir teslim törenine katılmayacak. Başkent kulislerinde merak yaratan erken veda yemeğinin nedeni de, bu sohbette ortaya çıktı. Sezer Nisan’ın ilk haftası Gölbaşı’ndaki evine taşınacağını gündüzleri köşkte geceleri evinde olacağını söyledi.

Yorum : Öteden beri cumhurbaşkanının bu tür davranışlarını doğru bulmuyorum. Türbana ve türban takana karşı olabilir. Ama hukuki çerçevede devletin en üst kademesindeki birinin yine belli kademelere seçilerek gelmiş insanlara karşı böyle hukuk dışı bir davranış sergilemesi bana garip geliyor. Çünkü bu tavır herhengi bir çözüm üretmiyor. Tam tersine gerginliği artırıyor.

Sayın cumhurbaşkanının türbanlı eşi olan birinin cumhurbaşkanı seçilmesi halinde nasıl bir tavır takınacağını açıklamasından da anlaşılıyor ki, böyle bir ihtimalin gerçekleşmemesi için hukuki bir engel yok. Bu durumda tavır koymak, törene katılmamak, ne anlama geliyor, ne fayda sağlıyor, demokrasiyle bağdaşıyor mu sorularına ben evet diyemiyorum.

KAPIMIZDAKİ TEHLİKE (Yeni Asya)

Haber : TBMM Çocuklarda ve Gençlerde Artan Şiddet Eğilimini Araştırma Komisyonu Başkanı Halide İncekara çocukların suça bulaşmasını önlemek için sadece polis, hakim, savcı sayısını arttırmanın, hapishaneleri genişletmenin çare olmadığını belirterek eğer ailelerden başlayan eğitim silsilesi gerçekleştirilmez, çocukları sahiplenecek çalışmalar olmazsa birkaç yıl içinde hepimiz evlerimizi kilitli tutmak, kendimizi korumak için tedbirler almak zorunda kalabiliriz.

Komisyon başkanı İncekara ile üye Akparti İstanbul milletvekili Mustafa Ataş, Gaziantep’te yaptıkları inceleme ve denetimleri, düzenlenen Basın toplantısında değerlendirdiler. Gezileri sırasında okullarda çocuklarını bekleyen velilerle görüştüklerini velilerin sokaklarda yaşananlardan endişeli olduklarını gördüklerini ifade eden İncekara, gençler hareket istiyor, spor yapmak istiyor, sevgi istiyor, dedi.

Yorum : Ortada vahim bir durum var. Milletçe bu konuda elimizden geleni yapmalıyız. Biraz daha bu konuyu ihmal edersek gerçekten evden dışarı çıkamaz hale geleceğiz. Gençleri yetiştirirken ahlaki prensipleri es geçmeyelim.. Ahlakın dine dayalı bir kural olarak değerlendirilmesiyle, dine karşı aldığımız tavır, yeni yetişenlerin ahlaken zayıf olmasına da ses çıkarmamak gibi bir duruma bizi yönlendirdi. Sonra bunun zararını kolay kolay ödeyemeyiz. Tehlikeyi bir an evvel fark etmek zorundayız.

ŞERİAT TÜZÜĞÜNDE BAYKAL İMZASI (Yeni Şafak)

İslâm Özel Sektörünü teşvik anlaşmasını Anayasaya aykırı diye rejim meselesi yapan Baykal’ın, içinde şeriat esaslarına göre yönetilir yazan İKB kuruluş belgesini imzaladığı ortaya çıktı.

CHP MSP koalisyonu döneminde Maliye Bakanı olan Baykal, zamanın cumhurbaşkanı Korutürk’ün de imzası olan bir kararnameyle, Suudi Arabistan’da İslam Kalkınma Bankası’nın kuruluşuyla ilgili anlaşmayı imzalamakla görevlendirildi.

Akparti döneminde İslam Kalkınma Bankası ile yapılan anlaşma doğrultusunda özel sektörü teşvik yasası çıkarılırken Anayasaya aykırı diye itiraz eden Baykal bu imzası hatırlatılınca İKB’nin İslami bir kalkınma şartı yoktur demişti.

Baykal’ın imzaladığı belgede İKB’nin üye ülkelerin şeriat esaslarına uygun olarak kalkınmalarını ve sosyal ilerlemelerini sağlamak için kurulduğunu yazıyor. Kararname Baykal’a 20 milyon İslam dinarı tutarında hisse alma yetkisi veriyor.

Yorum : Ne yazık ki içeriğini tam bilmeden bürokratların ve siyasetçilerin imzaladığı böyle şeyler olabiliyor. Sonra da bunlar insanın karşısına bu şekilde çıkıveriyor.

KÖSTEBEK SORUŞTURMASI DANIŞTAY'A TAKILDI (Zaman)

Maliye Bakanlığı ocak ayında ortaya çıkan köstebek skandalıyla sarsıldı. Eski başmüfettiş Hamza Kaçar’ın başbakan, bakanlar, bürokratlar ve bazı şirketlerin hesaplarına izinsiz girmesi kamuoyunda da büyük yankı uyandırdı. Ancak Danıştay skandalın soruşturulmasına izin vermiyor. Kaçar hakkında işlem yapılamayacak. Bu durum, olay örtbas edilmek mi isteniyor sorusunu gündeme getirdi.

Yorum : Konuyu etraflıca bilmeden bir şey söylemek zor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 963
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster