Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '12

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
485
 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü
 

Dün “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü”ydü. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, bu gün için kapalı zarflarda konutlara bilgilendirme mektupları göndermiş. Bence gayet yerinde ve güzel bir uygulama yapılmış. Düşünenleri kutlarım. Bu konuda gerçekten son yıllarda artan şiddet neticesinde samimi çabalar oluşmaya başladı. Örneğin, geçtiğimiz haftalarda askerlere yönelik de bir bilgilendirme toplantısı yapılmıştı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, burada bir konuşma yaparak kadına yönelik şiddete karşı kampanyayı başlatmıştı. Günümüzde medya üzerinden de bu çalışmaları yürütmek, topluma bence olumlu katkılar da verecektir.

Dün de Bursa, Manisa, Şanlıurfa, Adıyaman, Antalya, Van ve Konya’da çeşitli etkinliklerle bu gün kutlandı. En çarpıcı kutlama ise sanırım Konya’da yapıldı. Şefkat Der’e bağlı kadın sığınma evlerinde kalan 17 kadın, dün “Şiddete, Cinayete, Tacize Karşı Kadın Kalkanı Projesi” kapsamında yüzlerini örtülerle örterek silah kullanma eğitimine başlamışlar. Bu proje kapsamında kadınlara biber gazı kullanımı, savunma sporları ve öfke kontrolü gibi başlıklarda kurslar verilecekmiş. Tabii eylem çok provokatif olmuş, medyada ses getiren türden olmuş ama bunun şakası çok fazla uzatılmamalı. Çünkü “kana-kan, dişe-diş, intikam-intikam” der gibi “vuran kadın”, “savaşcı kadın” örneği toplumun önünde hiç de hoş bir örnek değil. Şiddet zaten özü itibari ile güç, kaba kuvvet içermiyor mu? Hem şiddete karşıyız deyip hem de çözüm için şiddetin bir aletine sarılmak kesinlikle olmamalı. Şiddetin gerçek kökenleri üzerinde durmadıktan ve gerekli akılcı önlemleri almadıktan sonra bunlar hep güzel hareketler olarak hatırlanacaktır.

Gözlemlerime göre kadına karşı şiddetin kökenleri; muhafazakar yapı, geleneksel toplum baskısı, dinin yanlış yorumlanması, kadının yeterli eğitimi alamaması ve ekonomik sorunlardır. Bu yapısal durumu bence iyi analiz etmekte büyük fayda var ve son yıllarda bu konuda etkili bir çaba içine girildiği de görülüyor. Örneğin bilindiği gibi Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023 yılı için ülke olarak ciddi hedeflerimiz var. Bu hedeflerden en önemlisi Türkiye’nin kuruluşunun 100. yılında yani 2023’te, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmek. Tabii bu ciro olarak hedefleniyor. İşin kantite tarafı için hedefin olması bence iyi bir şey ama asıl kualite olarak da gelişmek lazım. Ne yazık ki kalite bakımından  dünya ortalaması etrafında dolanıyoruz. Bu hedeflerden biri de (aslında 100 hedef arasında bu yoktu sonradan açıklandı) kadının iş hayatına katılımının yüzde 35’lere yükseltilmesi.

http://ekonomi.milliyet.com.tr/boyner-ve-turktan-2023-te-dunyada-en-buyuk-10-ekonomi-olamayiz-cunku-/ekonomi/ekonomiyazardetay/14.11.2012/1626689/default.htm

TUSIAD, %35’lik kadın istihdamı oranı, eğer %45’e yükseltilmezse dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında olma hedefine kesinlikle ulaşamayacağımızı söylüyor.

TÜSİAD’ın kendi üyeleri arasında yaptırdığı bir anket sonucuna göre üye şirketlerde çalışan kadın oranı % 35’miş. Üst yönetimde kadın oranı % 19’ken, orta kademe yönetimde bu oran % 43’e ulaşmış. TÜSİAD Başkanı Boyner’in belirttiğine göre bu oranlar, AB ortalamasının oldukça üzerindeymiş. TÜSİAD için sevindirici bir durum ama ülkemizin geneli için de bu oranlara ulaşmamız lazım.  

Bence şiddetin kökeninde ülkede katı geleneksel muhafazakar yapı var. Bu nedenle bu yapıyı akılcı politikalarla geliştirmemiz lazım. Kadınları ev hapsinden kurtarmamız lazım. Kadınlarımıza daha çok eğitim imkanı sağlayabilmemiz lazım. Kadınlar için ülkede imkanları pozitif ayrımcılık yaparak daha da geliştirmemiz lazım. Mesela Kreş konusunda Türkiye çok gerilere gitti. 150’den fazla kadının çalıştığı iş yerlerinde 0-6 yaş arasında çocuğu olan kadınlar için yönetmeliklerde kreş açma yükümlülüğü vardı ve bu zorunluluk yakın zamanda iş dünyasından gelen istekler neticesinde kaldırıldı. Oysaki bu imkanın daha da geliştirilmesi lazımdı.

Ülkemiz muhafazakar bir ülke.  Örneğin Mısır’lı kadınlar ile Türk kadınlarını çalışma yaşamına katılım yönünden kıyaslarsak gözlemim Mısır’lı kadınlar sanki daha çok iş yaşamına katılıyorlar. Mısır’dayken kadınların daha çok iş yaşamında olduğunu gözlemlemiştim. Türkiye’de ise bu daha yeni yeni gelişiyor. Gerçekten dünyanın yaptığı çalışmalardaki istatistikler de bunu doğruluyor. Örneğin kadının ekonomiye katılımı ve fırsat eşitliği bahsinde Türkiye 135 ülke arasında 129. sıradaymış, Türkiye’den daha kötü durumda olan ülkeler ise sırasıyla şöyle : İran, Cezayir, Yemen, Suudi Arabistan, Pakistan, Suriye.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=21776108

Kadının ülkemizde daha çok iş yaşamına katılması ve toplumla irtibatının koparılmaması lazım. Bu anlamda eğer kadının eğitimi ve iş yaşamına katılım oranı ciddi anlamda artarsa bence pek çok sorun da kendiliğinden bitecektir. Bence Türkiye 2023 yılında kadının iş yaşamına katılım oranını geliştirmek için ciddi çaba harcaması lazım. Bu çabalar harcanırsa toplumsal sorunlar en aza indiği gibi ülkenin tüm enerjisi daha verimli kullanılabilecek ve ekonomik başarılarda daha hızlı yol alınabilecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 642
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2327
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

1995 ODTU Fizik Lisans, 1998 ODTU Fizik Yüksek Lisans (Biyofizik)  mezunuyum. Özel sektörde kalit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster