Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
281
 

25 yılın hesabı

25 YILIN HESABI

Acaba sayıların acılarımızı tarifte, problemlerimizi çözmede, kendimizi övmede, düşmanı hakir görmede, çaresiz kalmada, haykırışlarımızı duyurmada bir anlamı var mıdır? 15 mesela, acaba acımızın büyüklüğünü anlatmak için ne ifade eder? Ertesi gün hayır 17 deseler acımız +2 oldu mu diyeceğiz? Ya da 1 olsaydı 17 ye göre 17 kat azalacak mıydı?

Bazı durumlarda rakamlar 0'ın dışında aynı anlamı taşırlar maalesef! Aktütün veya Bağcılar'da aynıdır, Ankara ve İzmir için aynıdır, Erzurum veya Aydın için de öyle. Kayıp sayısı 0'dan farklı olduktan sonra verdiği acı aynıdır. Üstelik sadece ateş olan bu kayıp düştüğü yeri yakmaz, tüm Türkiye'yi yakar. Kazandık diyenler dahil! Her çocuk ölümünde sadece çocuğun anasının yüreği mi yanar sanırsınız? Hayır! Ana olan herkesin yüreği yanar/yanmalı.

Başkalarının yavrusu da bir yavrudur çünkü, emekle, özenle büyütülmüş, umutla istikballe beslenmiş bir yavru. Asla bir diğeri daha değersiz, daha özensiz ve umutsuz değil!

Üzgün olmak yetmez hattızatında. Toplum olarak böğürerek ağlamamız lazım tüm kaybedilenlere. Vatan sağolsun deyip küllendiremeyiz bu acıyı/acıları. Birşey yapmak lazım, birşeyler...

Örneğin hesap sormak lazım yetkililerden: bu kayıplar niye? Dünden, önceki günden beridir değil, tam 25 senedir niçin verdik çocuklarımızı toprağa diye. Siz bizim ürettiklerimizle 25 koca sene boyunca ne yaptınız diye. Ne zaman bitecek diye. Onur adına, şeref adına, haysiyet adına, insanlık adına biri çıkıp cevap versin: Siz 25 senedir ne yaptınız allahaşkına kuzum? Üzgün olmak, cenaze törenlerine ağlamaklı ifadelerle katılmak ve ertesi gün yeniden kayıp listeleri açıklamak. Bu ayıp kimin efendiler!

Ekonomik kriz de önemli elbet. Orada da kayıplar var ve bu kayıplar da sayılarla ifade ediliyor. Amerika'nın kaybı 1.4 trilyon dolar, Türkiye'ye etkisi 150 milyar dolar, İMKB'de krizin ilk haftasında % 15 kayıp filan. Bunların hepsi telafi edilebilecek kayıplar. Büyüklüklerinin farklılığına rağmen aralarındaki en önemli fark bu: biri yerine koyulamayacak, diğeri 3 vakte kadar unutulacak kayıplar. Ama ne yazıkki ekonomik kayıların çığıtkanlıkları arasında diğer kayıplar unutulup gidecek.

Golf sahaları için bütçe bulabilenler, karakolları yetersiz bütçe nedeniyle yenileyip güçlendiremediklerini açıklayacak, polis aracına yapılan baskının ardından, daha önce Bağcılar'da, ondan önce Ulus'da olanların ardından olduğu gibi kayıp rakamlarını veren sayın bakan yalnızca "acımız büyük" diyecek, hükümet daha önceki tezkerelerine benzer bir tezkereyi alelacele meclisten geçirip "bakın bu sefer tamam inşallah" tavrını takınıp sorunu çözdüğünü sanmamızı bekleyecek ve başka birşey yapmayacaklar.

Yazıkki bu ülkenin sorunu da bu zaten: en delikanlısı bile delikanlıca "yapamadım arkadaş, yapan gelsin" diyemiyor. Her yenilginin ardından "sadece ben yaparım, biraz sabredin göreceksiniz" diyor ve kelimenin tam anlamıyla salağa yatıyor. Kabaca "yersen arkadaş" diyor ve başka da bir şey yapmıyor.

Ne yani bu gidişe dur demek için toplumsal cinnet geçirmemizi mi bekliyorsunuz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 519
Kayıt tarihi
: 19.09.08
 
 

TV - Sinema sektöründe 22 yıldır çalışmaktayım. Başka sektörlerde de deneyimim oldu. Uzun zamandır y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster