Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
377
 

28 Haziran Perşembe

28 Haziran Perşembe
 

Yirmi üç yıllık bir mazisi var PKK terörünün. Geçtiğimiz günlerde Ertuğrul Özkök, teröre, terörden snra doğan askerlerimizi kurban veriyoruz diyerek bu gerçeğe dikkat çekmişti.

Yirmi üç yıl bir devlet hayatında kısa bir süre sayılabilir ama, terör ve terörle mücadele için az bir zaman değil. Yani bu olaylar başladıktan sonra doğan çocuklar asker olup terör şehidi olarak ailelerine geri dönüyorlarsa, iki elimizi başımızın arasına alıp biraz düşünmemiz gerekiyor.

İnsan hayatının dünyadaki en değerlik varlık olduğuna inananlardanım. Bir cana karşılık olabilecek hiçbir maddi değer olamaz. Ama bunun yanında mal canın yongasıdır ve milletlerin ekonomik hayatları, o milletin kültürü, medeniyeti, sosyal yaşamı ve hatta manevi gücüyle yakından alakalıdır.

Teröre verdiğimiz binlerce şehidin yanında 23 senedir milyarlarca doları da heba ettik. Fakir fukaranın azığından kesilerek biriktirilen paralar bu uğurda uçup gitti. 23 sene sonra elimiz böğrümüzde hala şehit haberi bekleyerek mi zaman geçireceğiz?

Bu can alıcı soruyu, bir siyasi istismar konusu yaparak iktidar partisini yıpratmaya yönelik kullananlar da var, memlekete hizmet için taş üstüne taş koymayan bir partiyi iktidara taşımak için kullananlar da…

Milletin sağ duyusu, aklı ve mantığı duygularının önünde olsa da, arslan gibi bir evlat parçasını 20 yıl büyütüp sonra da onun cenazesine sarılmak, öyle kolay atlatılır bir travma değil.

Genelkurmay’ın dünkü Basın toplantısı hemen bütün gazetelerde yer bulurken, gönlümüze su serper nitelikte açıklamalar keşke yıllar önce olsaydı demekten insan kendini alamıyor.

Geçenlerde Başbakanın bir söylemi tartışma konusu olmuştu hatırlarsanız. Ülke içindeki teröristleri bitirdik de sıra sınır ötesine mi geldi demişti başbakan ve birçok kişinin hedefi haline gelmişti.

En çok tenkit edilen de yurt içindeki terörist sayısıyla yurt dışındaki terörist sayısını sanki birbirine karıştırmış olmasıydı. “Bu kadar bilgisiz işte, diyordu bazıları.

Dün asker konuya açıklık getirdi. Yurt içinde taş çatlasa 1800 terörist varmış. İnsanın inanası gelmiyor. 1800 kişi istesen tükrükle boğulur. Hepsinin peşine bir adam taksan 1800 yiğite bakar iş. Şimdiye kadar ölen askerimizin sayısı kaç?

Ordu büyük devrim yaparak profesyonel asker kullanacak ve komandolarla terörist avına çıkacakmış. Eh, iyi olur yani, değil mi, başka ne denir.


PROFESYONEL KOMANDO DEVRİ (Akşam). Ve terörle mücadelede profesyonel birlik sistemine geçiliyor. Artık komando birlikleri maaşlı askerlerden oluşacak. Er, erbaş ve yedek subaylar komando olmayacak.


DELTA FORCE TÜRK GELİYOR (Bugün). Ordumuzda büyük reform. 6 komando tugayımız ABD’nin en vurucu gücü Delta Force gibi profesyonel olacak.

PROFESYONEL ORDU GELİYOR (Hürriyet). Genelkurmay başkanı büyükanıt ve Kara kuvvetleri Komutanı Başbuğ Eğirdir Dağ Komando Okulu’nda bir basın toplantısı düzenleyerek TSK terörle mücadele görevini profesyonel askere bırakıyor dedi.


ORDUDA BÜYÜK DEĞİŞİM (Milliyet). Türk ordusu komando tugaylarına 2008’den itibaren yedek subay, 2009’dan itibaren er ve erbaş alınmayacak.


ORDUDA DEVRİM (Posta). Türk Silahlı kuvvetleri terörle mücadelede devrim niteyliğinde bir değişikliği hayata geçiriyor. Terörle mücadelenin en önemli unsuru olan komando togayları özel olarak eğitilmiş 9 bin profesyonel askerden oluşacak.


TERÖRLE PROFESYONEL KOMANDO SAVAŞACAK (Radikal). Başbuğ Mayıs 2008’den sonra yedek subay, 2009’dan sonra da er ve erbaşlar komando tugaylarına alınmayacak. Mücadelede devamlılık için bu kararı aldık.


ASTEĞMEN VE ERLER KOMANDO OLAMAYACAK (Vatan). Terörle mücadelede tarihi karar. İki yıl içinde Güneydoğu’da görev yapan 6 komando tugayı tamamen profesyonel askerlerden oluşacak.

*****

Sınır ötesi operasyon konusunda anlayamadığımız bir nokta var. Genelkurmay’la hükümet arasında bir anlaşmazlıktır gidiyor. Büyükanıt Paşa ısrarla bu konuyu tekrarlamaya ve gündeme getirmeye devam ediyor.

Hatta o kadar ki, sanki böyle bir operasyon olursa terör bitecekmiş gibi bir his bile yerleşti kafamızı. Arkadan da bunu istemediğine göre hükümet terörü destekliyor gibi saçma sapan bir kanaat.

Aklı başında olanlara saçma gelse bile, kimileri bu kanaatin üstüne politika geliştirip seçimlerin sonucunu etkilemeyi bile düşünüyorlar. Eminim arada tek tük inanıp aldanarak oyunun rengini değiştirenler çıkabilir ama, tam tersine bu oyuna karşı mantıklı davranmayı düşünenler de az olmayacaktır.

Bugün bazı gazetelerde küçücük verilen bir haber oldukça dikkat çekici ve mide bulandırıcıydı. İddiaya göre Hükümet, Kuzey Irak’a girmemek üzere 1 milyar dolara anlaşma yapmış. Kiminle, tam belli değil. Ne zaman, o da meçhul, nasıl, izahı yok.

İddia sahibi CHP genel Başkanı sayın Baykal.

Seçim için çamur atma yarışı bu kadar ı ayağa düştü? Yoksa gerçekten ortada böyle bir gerçek var mı? Varsa bu büyük bir skandal. Sadece hükümet için mi, muhalefet için de bir skandal.

Türkiye Cumhuriyetini, onun ülkesini ve bütün vatandaşlarını ilgilendiren böyle bir konuyu, ana muhalefet partisi duyar duymaz gündeme getirmez mi, meclise taşımaz mı, memleketi ayağa kaldırmaz mı?

Böyle önemli bir konu sadece seçim propagandası sırasında ortaya çıkarılıp oya tahvil edilecek kadar önemsiz mi? Bu nasıl bir bakış açısı?

Ya da bir ihtimal olarak bütün bunlar yalansa, bu nasıl bir seçim propagandası, bu ne iğrenç bir iftira kampanyası?

Dışişleri Bakanının açıklaması, hiç de böyle bir anlaşma varmış gibi yansımıyor.

DIŞ DESTEK KESİLMELİ (Cumhuriyet). Büyükanıt terör örgütü PKK ile mücadelenin çok yönlü olması gerektiğini söyledi.

PAŞANIN DİLİNDE TÜY BİTTİ (Güneş). Genelkurmay başkanı 12 Nisan’dan bu yana defalarca dile getirdiği Kuzey Irak’a girilmeli, bu şart mesajını dün bir kere daha tekrarlamak zorunda kaldı.

22 TEMMUZ’A KADAR OPERASYON OLMAZ DİYEMEM (Yeni Şafak). Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, terörle mücadele konusunda Genelkurmay’la konuştuklarını belirterek, tüm opsiyonlar masada dedi.

*****

İçinde yaşadığımız kaosa cumhurbaşkanı seçimiyle girmiştik hatırlarsanız. Sabih Kanadoğlu Anayasa’daki bir boşluktan yararlanarak, cumhurbaşkanı seçminin yapılacağı ilk iki tura en az 367 parlamenterin katılması şarttır diye bir yorum getirdi.

Bunu söylerken mecliste Ak Partinin bu kadar üye sayısının olmadığını bilerek ve düşünerek söylemişti. CHP, ANAP ve DYP bu fırsatı kullanarak meclise girmediler, seçim oturumuna katılmadılar ve seçim kilitlendi.

Konu Anayasa Mahkemesi’ni intikal etti, mahkeme yürütmeyi durdurma kararı aldı. Kararın gerekçesi 58 gün sonra nihayet açıklandı.

Açıklamaya göre mahkeme, adeta bir Anayasa değişikliği ortaya koyuyor. Metinlerde olmayan şeyleri yorum şeklinde varmış gibi gösterip 367 şartını getiriyor. Ve bunun adına da uzlaşma diyor.

Defalarca yazdım. Milletvekillerinin asli görevi meclise devam etmek ve oturumlara katılmaktır. Meclise boykot edilerek bir demokrasi görevi yerine getirilmez. 367’yi bir uzlaşma olarak tarif edenler, geriye kalan 184 üyenin meclisi kendi arzusuna göre şekillendirmesini nasıl tarif ediyorlar ve bunu demokrasiyle nasıl bağdaştırıyorlar hâlâ anlayabilmiş değilim.

Düşünebiliyor musunuz 366 milletvekiliniz var. Bir milletvekili size diyor ki, oyunuzu bana verirseniz, ya da arkadaşıma verirseniz, ben meclise girerim ve çoğunluğu sağlamanıza yardımcı olurum. Al sana uzlaşma…


ARANAN GEREKÇE BULUNDU (Star). Anayasa Mahkemesi 367 şartının gerekçesini 58 gün sonra yayınlayabildi. Gerekçeye göre cumhurbaşkanı 276 oyla seçilebilir ama, uzlaşma için 367 vekil oturuma gelmeli.


İTİRAF GİBİ (Yeni Şafak). Meclisin cumhurbaşkanı seçmesini engelleyen kararın 58 gün sonra gelen gerekçesindeki yorumlar 27 Nisan’daki olağandışı atmosferin izlerini yansıtıyor.


BU, ANAYASAYI DEĞİŞTİRMEKTİR (Zaman). Anayasa Mahkemesi’nin köşk seçimini kilitleyen kararının 58 gün sonra açıklanan gerekçesi karara uydurulmuş gibi. Âdeta yorum yoluyla bir Anayasa değişikliği yapılmış, uzlaşma bir Anayasa kuralı haline getirilmiştir.

*****

Bir taraftan Genelkurmayın 23 yıl sonra terörle daha profesyonel bir mücadele kararı alması, bir taraftan Deniz Baykal’ın hükümeti 1 milyar dolara Kuzey Irak’a girmeme anlaşması yapmakla itham etmesi şaka gibi iki olay.

Şakacı bir milletiz vesselam. İzmir’de dün bir gazetede yayınlanan vefat ilanı ise bazı gazetelere eşek şakası olarak yansıdı. Amerika’da tatil yapan bir hanımın ölüm ilanını görenler şaşkınlık ve üzüntüyle cami avlusunu doldurdular ama, ortada cenaze falan yoktu.

ŞAKA MI İNTİKAM MI? (Sabah). Kimliği meçhul bir kişi İzmir’in tanınmış ailesinin kızı hakkında gazeteye sahte ölüm ilanı verdi.

EŞEK ŞAKASI (Takvim). Kimliği meçhul biri İzmirli Vreskala ailesinin ABD’de tatilde olan kızı için ölüm ilanı verdi. Şoke olan baba iğrenç şakayı yapanı bulup dava açacağız dedi.

Yarın yeniden birlikte olabilmek umuduyla…


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster