Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
474
 

28 Şubat, MGK ve 'post modern darbe' okuması...

28 Şubat, MGK ve  'post modern darbe' okuması...
 

MGK, AB kriterlerinde yeri yok...


İsmail Hakkı Karadayı serbest bırakıldı.

Sincan F Tipi Cezaevi’ne görüşmeye giden avukatlarına daha önce İsmail Hakkı Karadayı hakkında suç duyurusu yaptığını hatırlatan Çevik bir’in, “Hala neden Karadayı’yı almıyorlar” ifadesini kullandığı belirtilmişti. Bir’in, avukatlarından soruşturmanın gidişi ve iddianame süreciyle ilgili bilgi alırken “Emri veren Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, biz içerdeyiz ama o dışarıda” dediğine dair haberler yılbaşı öncesi medyada yer almıştı.

 

ÇEVİK BİR’DEN, KARADAYI HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

 

Çevik Bir, kendisinin 2. Başkan olarak sadece karargahtan sorumlu olduğunu ifade etmiş, gerçek sorumlunun dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı olduğunu söylemişti. Bir, hazırladığı suç duyurusu dilekçesinde, BÇG’nin tüm çalışmalarının Karadayı’nın izni ile başlatıldığı ve Karadayı’dan aldığı emirle BÇG çalışmalarını başlattığını iddia etmişti. Herşeyin yasalar içinde yapıldığını ileri süren Bir, soruşturmaya Karadayı’nın da dahil edilmesini istemişti.

 

Tımeturk sitesinde Star kaynak gösterilerek verilen habere yapılan yorumu aynen aldıktan sonra devam edelim: “NIZAM. 30.12.2012 14:16:14 ISTE BUNLAR BU KADARDA BIRBIRLERINI SATACAK KADAR ALCAK ADAMLAR: SIMDI SIRA BIR BIRLERINI EMEYE GELDI. AMA CEVIK BIR UNUTMASIN SADECE SOMALIDE YAPTIKLARI VE ORADA ACLIKTAN OLEN COCUKLARIN AHI BILE ONU EBEDIYYYEN KAREDECEKTIR. DAHA O DOSYALARA SIRA GELMEDI. BIZ ONUN ORALARDA NE IHANETLER YAPTIGINI DA TEKER TEKER BILIYORUZ.”

***

Ve nihayet 28 Şubat sürecinde Genelkurmay Başkanı olan İsmail Hakkı Karadayı’nın   sabah saatlerinde  polis kapısını çaldı! 28 Şubat soruşturmasını yürüten Savcı Mustafa Bilgili’ye ifade vermek üzere polis eşliğinde Ankara’ya götürüleceği ifade ediliyor.

 

 

28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK)toplantısı sonucu alınan/açıklanan kararlarla ‘irtica tehdidine’ karşı yürütülen, “post modern darbe”süreci.

 

O dönemi bir anımsayalım; Sincan’da belediyenin düzenlediği ‘Kudüs Gecesi’ etkinlikleri üzerine Sincan’da tankların yürütülmesi, Fadime Şahin, Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı’ların medyada gündem olduğu dönem. Başbakan olan Erbakan’ın tarikat liderleri ve şeyhlere verdiği iftar yemeği, şeriata karşı kadın yürüyüşü, Demirel’in Erbakan’a verdiği uyarı mektubu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’nın “irtica PKK’dan daha tehlikeli” açıklaması, Şemdin Sakık’ın ifadelerine dayandırılarak gazetecilerin andıçlanması vb...

 

Özetle 28 Şubat kararlarında“laiklik için yasaların uygulanması, tarikatlara bağlı okulların denetlenmesi ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi, Kuran kursları’nın denetlenmesi, Tevhidi Tedrisat Kanunu’nun uygulanması, tarikatların kapatılması, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medyanın kontrol altına alınması, kıyafet kanununa riayet edilmesi, kurban derilerinin cemaat  derneklerine verilmemesi, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılması” isteniyordu.

 

***

28 ŞUBAT’IN PİŞİRİLDİĞİ MGK ANAYASANIN 118.MADDESİNE GÖRE KURULMUŞTU!

 

MGK 1982 Anayasasının 118. maddesine dayandırılarak 1.11.1983 tarih ve 2945 sayılı kanun ile kurulmuştur.Cumhurbaşkanı başkanlık eder. Görevide şöyle tanımlanmıştır: “Milli Güvenlik Kurulu; Devletin milli güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgili alınan tavsiye kararları ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kurulu'na bildirir.”

 

Gelin 28 Şubat’ı bırakıp, MGK’nın ekonomiye müdahil olduğu tartışmalara da bir bakalım...

 

2000 yılında ekonomide var olan krizinde gündem olduğu MGK tartışmaları üzerine Sakıp Sabancı’nın sözleri aynen şöyleydi: “Ekonomik istikrar yakalanamıyor ve zorluklar karşısında insanlar bazı sözleri söylemek zorunda kalıyorlar. Önemli olan böyle bir söylemin neden gündeme geldiği. Dar bir yoldayız. Herkes kendi görevini yerine getirirse, başarıya ulaşabiliriz. Moralimizi yüksek tutmalıyız. Kaç kere bu zorluklar yaşandı. Ama, memleket buralara kadar geldi; daha da ilerlere gideceğiz. Hükümete güvenme mecburiyetimiz var. Bir de hükümetsiz olduğumuz bir düşünün! Allah bunu göstermesin. Üç liderin yaptığı işler; "idealin ideali, mükemmeldir" demiyorum. İyi niyetle ve yetersiz yaptıkları işler de var. İnsanlar fanidir. Yerine yenileri gelir. Hükümetler de, kurumlar da aynıdır. Gerekirse, politikacılar da değişimlerini yaparlar.”

 

TÜSİAD Başkanı Erkut Yüceloğlu ; “MGK değil, Milli Ekonomik Kurulu tarzında başka bir kurulun teşkil edilerek hükümetimize yakın bir paylaşım içinde çalışmasını öneriyoruz. MGK bence ekonominin ele alınacağı bir yer değil. MEK’de daha evvel Ekonomik ve Sosyal Konsey kapsamında düşünülen üyeler yer alabilir. İş aleminin temsilcilerinden oluşması gerektiğini düşünüyorum. Değişik ihtisas grupları olan bir yapıdan söz ediyoruz. Bu önerimizi hükümete sunduk. MEK’i hükümetler isterlerse danışma kurulu olarak kullanabilirler; isterlerse daha yakın ve daha paylaşımcı şekilde, takip ve izleme şeklinde de görev verebilirler. Bu konu belki 2001 yılında gelişebilir

 

Şimdi Bakan o zaman ise ASO Başkanı olan Zafer Çağlayan; “Konunun adresi MGK değil. Meselelerimizin çözümünü, demokrasi ve sivil arayışlar içinde bulmak zorundayız. Demokratikleşme, insan hakları, yeniden yapılanma, yeni bir Türkiye’nin oluşumunun konuşulduğu bir ortamda, kalkıp ara rejimlere davetiye çıkarmak son derece yanlış ve yersiz. O kadar çaresiz değiliz. TBMM’yi rencide edecek şeyler söylememeliyiz. Hükümet zamanında tavır koyamıyor. Ama istersek demokrasi içinde binlerce çare bulabiliriz. Kabinede değişiklik yapılabilir. Çürük tekerlekler yalpa yapıyor; balans ayarı yapılması lazım .

...

 

İlginç değil mi sayın okur. Ekonomiden siyasete her konuya müdahil olan ve adeta hükümetlerin üzerinde işlev gören MGK, 12 Eylül kurumu olarak tıkır tıkır işliyor...

 

 

 

On yılı aşklın süredir iktidarda olan AKP’de onca anayasa değişikliği ve referandum ile MGK’yı ortadan kaldırmak için hamle yapmadı.12 Eylül kurumu aynen korunuyor.

 Bildiğiniz üzere sadece YAŞ (Yüksek Askeri Şura)  toplantılarında görüntüde yapılan değişiklik medya tarafından “demokrasi resmi” olarak lanse edildi. Başbakan’ın yan yana “eşit” görüntüsü Başbakan’ın masanın başında tek başına oturması ile çözüldü,  “ileri demokrasi’ geldi!

 

Daha çok laf edebiliriz ama toparlamak lazım; MGK anayasal bir kurumdur hem de AB kriterlerine göre demokrasilerde asla olmaması gereken bir kurum. Bugün 28 Şubat süreci ile ilgili gündeme gelen dava ve kamuoyuna mal olmuş diğer davaların sonucu  şimdiden bellidir. Kimse kusura bakmasın, anayasal bir kurum olan MGK ve onun tavsiye kararlarını uygulayanların uyguladıkları fiiller nedeniyle yargılanması gündem saptırmaktan başkaca bir işlev görmüyor. Bu arada “devletin sahibi” de el değiştiriyor, nokta.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 825
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster