Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
271
 

28 Şubat'ın bir de öncesi var!!!

Bir de benden dinleyin!

Bire bir yaşanmış… Belki de hayatın akışının değişmesine neden olan olaylar…

Hep kötü bir hadise ile karşılaşınca; kendimize telkin yaparız ya! ‘’Her şey de bir hayır vardır.’’

Bu hayrı, hay'r olarak da algılayabiliriz, HAYIRRR olarak da!

Yıl 1995, Denizli’de yaşıyoruz. Ben emekli olmuşum, oğlum 4 yaşında, kızım ortaokul son sınıfta okumakta ki ertesi yıl Anadolu Tekstil lisesini kazandı. Eşim ise kamu kurumunda üst bürokrat olarak görev yapıyor.

Genel seçimler var ve ben o zaman Doğru Yol Partisinde, Denizli İl Başkanlığı bünyesinde; Kadın kollarında görev almıştım. Kadınlar, sivil toplum örgütlerinde, sosyal sorumluluk projelerinde, siyasette görev almalıdır diye söylenen beylik söylemler vardır ya! Bu arada gönüllü olarak çalıştığım sivil toplum örgütlerinden bahsetmeyeceğim.

Biz ekip olarak tüm Denizli’de; kent içerisinde, ilçelerinde ve en ücra köylerine varıncaya değin, yoğun bir propaganda çalışması içindeyiz. Tabii bu arada dört yaşındaki çocuğumda yanımda. Sokak sokak, ev ev dolaşıp, seçim çalışması yapmaktayız. Ve… Bu denli yoğun ve özverili çalışmanın neticesini de aldık. Denizli ilinin 5 milletvekili kontenjanının tamamını bizim parti kazandı.

Derken, hükümet kurma çalışmaları başladı. Tek başına iktidar olma şansına sahip olamamıştı parti. Turlar, görüşmeler ve sonunda Refah-Yol hükümeti kuruldu. Belki de bugün siyaseti bırakmamın temel nedeni idi yaşadıklarım ve aileme yaşattıklarım! Siyaset, esen rüzgâra göre yön değiştirmek, ya da dere yatağını arzuya göre değiştirmek değildir benim anlayışıma göre!

Ülkeme, Türkiye Cumhuriyeti'ne, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkilaplarına bağlı bir birey olarak...

Denizli’de, partimizin Genel başkan yardımcılarının, Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin ve o tarihte seçilmiş bulunan milletvekillerinin de katılımı ile geniş kapsamlı bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Ve… Orada bulunan tüm partililere ’’Bu bir misyondu!  Bu misyonu gerçekleştirmemiz gerekli idi!’’ şeklinde açıklama yapıldı. Söz aldım!.. ‘’Madem bir misyondu! Bizler aylardır bu misyonu sağlamak için mi çalıştık, çoluk çocuk’’ diye sordum. Yanımdaki arkadaşlarım, eteğimden çekiştirerek, zorla yerime oturtturdular. ‘’Siyasette her doğru dile getirilmez! Sus…’’ Dediler…

Genel Başkan yardımcısı, uzunca bir süre bu hükümetin neden kurulması gerektiğini anlatmaya çalıştı, bizlere! Ben ise ‘’siyaset yapıyor isem, her şeyin doğru olmasını ve hatta çalıştığımız partinin isminin de doğru olduğunu’’ ifade etmiştim söylene söylene…

Belki marjinaldi fikirlerim! Belki de benim doğrularım bana aitti! Siyasetin hangi kademesinde çalışırsa çalışsın insan; siyaset, insan ilişkilerinde bir okuldur ve benim hayatımda önemli bir yol dönemeci idi, çalışma yaşamımdan sonra. Siyaset, iktidar sahibi olabilmek adına, doğrulardan ödün vermek olmamalıydı!!! Kanımca…

Bir zaman sonra, artık lisede okumakta olan kızımdan ki o dönemde daha 14 yaşında idi, bir telefon çağrısı aldım. Ağlayarak, babasının tayin olduğuna dair tayin evrakını ona imzalattıklarını söylüyordu. Babası görev başında olmasına rağmen, tayin evrakını eve getirip, üstelik reşit olmayan bir çocuğa imzalatmışlardı.

İtirazlar, verilen mücadeleler boşa çıktı ve Denizli ilinden ayrıldık.

Kızımın okuduğu okuldan ayrılması, evi başka bir ile taşımak zorunda kalmamız, bütün yaşantımız alt üst oldu. Ve… Partinin yüklenmiş olduğu misyon bizi vurdu. Biz gibi birçok kişiyi de! Eşimin tayin edilmesindeki gerekçe ise sadece ve sadece ‘’Alkol kullanması’’ idi. O döneme kadar başarılı çalışmalar yapması hatta çalıştığı kurumun vergi rekortmeni olmasına katkı sağlamış olması hiç önemli değildi!

Bütün mesele;  İktidar ortağı olan ama iktidar gücü olmayan bir partinin mensubu olarak çalışmış olmam ve kin duyguları ile övünen insanlarca cezalandırılmamdı. Ve… Benim siyaset yapmam yüzünden tüm ailemin bu ceremeyi çekmesi…

Sadece fazla detaya girmeden, yüzeysel olarak bahsettim olaylardan, yorum okuyanlara ait…

Bu yaşananlar gibi daha yaşanan ne hikâyeler var!!!

Belki bilindik!!! Belki de bilinmedik!!!

Son günlerde 28 Şubat ile ilgili birçok kişi konuştu ve konuşmaya devam ediyor. Tabii ki konu yargıda…

‘’Hukuk bir gün herkese lazım olacak!!’’

Madalyon ikiyüzlüdür! Hep bir yüzünü değil!!! Diğer bir yüzünü de görebilmeliyiz!!!

 

Ayşen Arslangiray Kura

18 Nisan 2012

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

YAZ KALEMİM: (( 28 ŞUBATI'IN BİR DE ÖNCESİ VAR!!!)) Ayşen Aslangiray Kuru hanımefendinin yazısı olanların sadece biri kısaca ayan ve beyan ediyor,kim bilir o dönemde görülen zulümleri bu dönem de de korkudan yazamayanlar var, Tekrar yazayım Mevkilerini, Makamlarını,ve Yetkilerini kokuşmanın bozulmanın yozlaşmanın ve soysuzlaşmanın ürünü olan kirli menfaatler için kötüye kullandılar Türkiye'mize zarar verdiler Vatanın bağ ve bahçesini talan ettiler,""BİZDEN -SİZDEN"" Tohumları ektiler lakin demiriyle,çimentosuyla harcı sağlam ve muhkem olan Vatan Temelini yıkamadılar,BELA GELMEZ KULA HAK YAZMADIKÇA-HAK BELA VERMEZ KULA KUL AZMADIKÇA Ayşen Hanım Vala 32 Yıl önemli mevkisinde görev yaptığım adalet bağında Adaletin ne simasını ne cemalini görmedim, ancak ben mahşere kadar Adaleti temsil edenlere güveniyorum. Geçmiş olsun dileklerimle saygılar sunuyorum..!

Mehmet Burakgazi 
 24.04.2012 10:20
Cevap :
Yazdıklarım sadece yaşanan olayların yüzeysel bir yansıması idi. Yoksa derinlerde daha neler var! Herkes yaşadığını biliyor.Korku sabırla harmanlanmış bir durumda bazılarında. Korkunun ecele faydası yok ki! Hani kadınları perdesiz pencereye benzeten bazıları, olayları perdelemekle meşguller şu an. Darbeleri yargılıyoruz derken; orman arazilerindeki villa köyleri meşrulaştırmakla meşguller. Gelecekte olası su savaşları çıkacak derken Dünya ülkeleri, bizim akarsuları fersah fersah parsellemekteler.Darbeler yargılanırken;memur ve memur emeklileri halen maaşlarına zam beklemekteler. Ferah yaşadıkları zannı ve söylemleri ortalıkta gezerken; beş buçuk milyon kart sahibine icra gitmiş, ben biliyorum onlar bilmiyor mu? Çalışan kesim altmış yaşından önce emekli olacak şekilde yasa çıkarırken;Vekiller iki yıldan sonra emekli olacaklar... Haa bu arada milletin yastık altındaki altınları hedefte!!! Nerde faizsiz bankacılık sisteminde! Daha saymaya kalksam neler neler.Şimdilik yeter!!! Saygılarımla  24.04.2012 22:39
 

Merhaba, Yönetim küresel efendilerin elinde olduğu için, insanını, vatanını seven ve o yönde hareket eden dürüst herkesin başına bu tür olaylar geldi ve gelecek. Sahneye çıkarılan kuklalar kuklacının isteğini yapacak. Ta ki biz "yeter, bi z kukla değiliz" diyene kadar. Umarım çok geç olmadan uyanırız. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 19.04.2012 9:58
Cevap :
Aynen dediğiniz gibi. Ben olayları anlatırken derin konulara girmek istemedim. Kızımın eğitim hayatında ve yaşamında o dönem yaşadığı travmaları ve bizim yaşadıklarımızı anlatmadım. Yaşananları bir biz biliyoruz bir de Allah. Yıllarca siyasetin içinde bir fiil yaşadım ve asla yöneticiler istiyor diye parmak kaldırmadım. Bildiğim doğruları savunmaktan da çekinmedim. Siyasetin her türlü yüzünü de gördüğüm için de şu an sadece izlemekle yetiniyorum. A,B,C partisi falan değil ülkemin ve Cumhuriyetin varlığı ve de geleceği önemli benim için. Eminim ki siz benim düşüncelerimi anlayan kişilerden birisiniz ve yorumunuza teşekkürlerimi sunuyorum. Selam ve saygılarımla...  19.04.2012 14:52
 

Ayşen Hanım, üzücü bir tecrübe yaşamışsınız. Siyaset yapmak maalesef doğrulardan ödün vermekten geçiyor. Siz ne kadar doğru olursanız olun, işin içine siyaset girdiği zaman, siyasetin doğruları baz alınıyor.O nedenle her babayiğidin harcı değildir siyaset yapmak...:) Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 19.04.2012 0:58
Cevap :
Aslında siyaset apayrı bir ilim dalı. Ve... İnsan ilişkilerinde, toplum içinde kişiye bir çok olumlu unsurlar kattığını düşünüyorum.Derin bir mevzuu ve ben sadece yüzeysel geçtim konuları. Etik kurallar ve ilkeler içerisinde siyaset yapılırsa eğer ve yapılsa idi, şu an ülkemizin çok daha iyi konumda olacağı kesindi. Sevgilerimle...  19.04.2012 14:42
 

yazınız enteresan geldi. yaşanmış bir olay.herkes bir şekilde tayin olarak görevden alınarak haksızlığa uğrayabiliyor. şu anda da birçok kişi sizin eşinizin durumunda. sanırım siz de tansu hanımı kadın olduğu için binbir ümitle desteklediniz.ama işte zarar gördünüz ama belki de bu gün tutuklananlar 28 Şubat dolayısı ile belki de sizin gibi o zaman doğru gördükleri birşeyi destekledikleri için şu anda cezalandırılıyorlar. belki de emir komuta zinciri içinde buna mecbur kaldılar.Hayat işte.:)))

müge a. 
 19.04.2012 0:51
Cevap :
Değerli yazarım öncelikle sayfama hoş geldiniz. Tecrübe ile sabit acı ve tatlı ya da iz bırakan olaylar, insan hayatında birer tarih sayfası olarak yer almakta. Eğer umut denen son mum yanmamış olsa idi elem her zaman galip gelirdi.Sevgi ve saygılar sunuyorum.  19.04.2012 14:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 533
Toplam yorum
: 2840
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1332
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster