Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
205
 

29 Êkim ve 10 Kasım dersleri

29 Êkim ve 10 Kasım dersleri
 

İngiliz İşgal Birlikleri Taksim Meydanında (Aralık 1918)


29 Ekim kutlama ve 10 Kasım 2012 anma günlerinde oluşan kitlesel direnci politize edecek bir muhalefet gücü bu ülkede yok. Arada bir esip gürlemekle, iktidar partisinin seviyesiz söylemlerine ayak uydurmakla  muhalefet yapılmaz. Bu gidişle siyaset bir tuluat veya Karagöz Hacivat çekişmesine veya sirk palyaçoluğuna, en sonunda da soytarılığa dönüşecek. Eskiden kralların soytarısı olurmuş, şimdilerde kral ABD olduğundan onun soytarısı olunur.

Şaka, yapacak, eğlenecek zaman kalmadı beyler.  Her gün, her an, her saat, her dakika sürekli muhalefet yapılması gerekir. Muhalefet ve eleştiri asla son ermemeli. Çünkü o kadar çok konu ve malzeme var ki… Artı, demokrasinin gereği zaten budur. Eski ile yeni, karanlık ile aydınlık, karşı devrim ile devrim arasındaki savaşım asla sona ermez. Yatıyorsanız oturun, oturuyorsanız ayağa kalkın, kalktıysanız yürüyün, yürüyorsanız koşun, koşmak da yetmez uçun !

Ancak, gördüğümüz kadarıyla bu ülkede muhalefet diye bir şey yoktur. Kuru gürültü vardır. Zira, tüm partiler enikonu ABD güdümündeymiş gibi bir izlenim veriyor. 135 milletvekili olan CHP iktidar olmaktansa muhalefette kalmayı tercih etmiş görünüyor, 51 milletvekiliyle MHP bir o yana bir bu yana yalpalıyor.

Açıkça gözlemlenen şu: AKP ve BDP’nin dinamizmi ve tutkusu muhalefet partilerinde yok!  BU iki parti ittifak ve dayanışma halinde bildikleri yolda ülkeyi uçuruma doğru sürüklemeye canla başla  devam ediyorlar. Öte yandan,  en rasyonel ve özlenen muhalefeti Ulusal Kanal, Halk TV gibi televizyon kanalları ile Sözcü ve Aydınlık gibi gazeteler üstlenmiş görünüyor . Fakat bunların önemli bir kitlesel tabanı yok. İkincisi “İşçi Partisi” gibi yapılanmalar, hatta “Aydınlık” ismi bile sıradan vatandaşları korkutuyor. Bu nedenle bir çıkış yolu görünmüyor.

Muhalefet pertilerinde de demokratik bir yapılanma yoktur. Oysa, bırakın bütün milletvekilleri konuşsun, hepsi haykırsın, muhalefet yapsın, eleştirsin. Yanlış sözler de sarf etseler o kadar önemi yok. Sadece parti liderlerinin veya sözcülerin konuşma yapması böyle kritik bir ortamda yeterli değildir. Muhalefetin söylemi şu olmalı: İktidar olana dek durmadan mücadele edeceğiz, yanlışları göstereceğiz ve hep bir ağızdan haykıracağız!

Türkiye dağın tepesinden yuvarlanan bir çığ gibi yuvarlanmakta ve dibe vurması yakın. Son yapılan seçim anketlerine baktığımızda fazla değişen bir şey yok. Bu gidişle ülke yakın bir gelecekte Osmanlı Devleti gibi bölünmüş veya yabancı güçlerce işgal altına alınmış olabilecektir. İktidar sahipleri de Gorbaçov gibi ABD’de güven içinde yaşamlarını sürdürüyor olabilecektir.

Yapılması gereken her gün, her an, her saat, her dakika sürekli, demokratik  ve seviyeli bir muhalefet ve eleştiri bombardımanını sürdürmek, demokratik haklar ve yasalar çerçevesinde sürekli gösteriler ve yürüyüşler düzenlemektir. Bunu da en başta yapması gereken muhalefet güçleridir. Eğer muhalefet bu refleksi, bu ivmeyi gösteremiyorsa o zaman bilin ki muhalefet iktidar olmak istemiyor, milletvekili maaşlarıyla gününü gün ediyor ve de tamamen ABD güdümündedir. O zaman meclisin de işgal altındaki Osmanlı Meclisi Mebusan’ından bir farkı yoktur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1728
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster