Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '06

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
881
 

3.6 ile hatırlanan DEPREM gerçeği

3.6 ile hatırlanan DEPREM gerçeği
 

Çok iyi bildiğimiz, hayatın kaçınılmazlarından, gerçeklerden bir süre uzak kalınca, nasıl olduğunu unutuyor, geçmişte bırakıyor, etkisini, şiddetini, sonucunda ortaya çıkan etkenleri göz ardı ediyoruz, yeniden yaşayıp, unutulmaması gerektiğini hatırlayıncaya kadar.

24 Kasım 2006 Cuma günü, saat:15:33'te uzun zamandan sonra, beşik gibi sallandı yaşadığım şehir. ''Öğretmenler Günü'' yazımın yorum ve mesajlarını yanıtlayıp, başka yazıları incelerken, büyük bir gürültünün ardından ne olduğunu anlamaya çalıştığım saniyelik anlarda, avizelerin, bilgisayar masamın üzerindeki aksesuarların sallanırken çıkardığı sesler, şıngırtılarla hatırlamış olduk, bir süredir yaşamadığımız deprem gerçeğini. Boğazım kurumuş, yanaklarım ''kireç gibi'' tanımlamasına örnek olmuştu, sarsıntı sonrasında. İyiydi herkes, herhangi bir olumsuzluk görünmüyordu etrafta. Evimizin karşısındaki işhanlarından telaşla, koşar adımlarla aşağıya inen insanlar, etütleri boşaltarak evlerine doğru giden öğrenci ve öğretmenler görünüyordu, kaldırımda. Herkesin aynı anda konuşup, seslerin birbirine karıştığı bir ortam vardı sokağın ortasında. Heyecan, panik kolaylıkla anlaşılıyordu insanların ifadelerinden, hareketlerinden.

Kısa sürmüş ama epey bir korku hissettirmişti, ''Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitütüsü'' verilerine göre 3.1 şiddetindeki sarsıntı. Uzun süre dışarıyı izledim, on bir aylık yiğenim ''Emre'' ile birlikte. Uzun süre gelen geçen, trafik ışıklarında bekleyen araçların, sabırsızlığını gördüm tıpkı Ramazan ayında iftar zamanlarındaki gibi. 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerini hatırladım, ''orada kimse var mı, sesimizi duyan var mı?'' bağırışları eşliğinde.

Bildiğimiz, yaşadığımız, yaşayacak olduğumuz, doğa olayına karşı yapılanları, hazırlıkları, hazır olmayanları, olası depremlerde karşılaşılacakları düşündüm kısa süreli sarsıntı sonrasında. Televizyon kanallarının, Radyo Televizyon Üst Kurulu'' tarafından cezalandırıldığında yayınlanan, depremle ilgili programları hatırladım, acı bir tebessümle.

Birkaç saniyelik sarsıntıda, bir kez daha hatırlamış oldum,- olduk-, her zaman hazırlıklı olunması gereğini, deprem'in kaçınılmaz olduğunu. Bilip te unuttuğum gerçekler bir kez daha korkuttu, daha sıkı sarıldım, on bir aylık biricik yiğenim ''Emre''me.

Geçmişi unutmadan, büyük acılar yaşanmadan, önlemler alınsın, hazırlıklar yapılsın, kimse sevdiklerinden ayrılmasın, onları kaybetmesin temennisiyle, kaçınılmaz doğa olayının, ''unutmayın, her an gelebilirim, hazırlıklı olun'' uyarılarını herkesin duymasını umud ettim, 3.6 şiddetindeki sarsıntının ardından.

resim kaynağı: www.photo.net.com.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Tuğba, roman çalışmama devam ederken 1999 yılındaki depremden bir anımı yazacaktım..Sonra acaba blog yazarlarımızdan kimse bu konuya değinmiş mi? diye bir arama yaptım ilk sizin yazınız çıktı ve tabi ki tanıdık bir yüz.O zaman ben de kendimi alamadım şu anımı kısaca yazmayı yeğledim..."Bir sonbahar akşamıydı biz üniversite öğrencileri olarak Değirmendere Kızılay çadırlarında evsiz ve kimsesiz kalan çocukları eğitiyorduk...Bir gün tecrübesizliğimin kurbanı olarak sınıfta huzursuzluk yapan Hale'yi(7 yaşında kız çocuk) dışarı çıkardım...Ders bitince Hale yoktu ortalıkta sonra kaldığı çadırı bulduk yaşlı bir dede vardı.Ona Hale'yi sorunca yığılıp kaldı,daha sonra bizi mezarlığa götürdüğünde Hale depremde kaybettiği annesi,babası ve ikiz kardeşlerinin mezarları arasında oturduğunu mezar taşlarından birine yapıştırılan ikiz kardeşlerinin fotoğraflarını öpüyordu...O an ben ve dedesi gerçekten yere diz çöküp hüngür hüngür ağladık..O anı gözlerimizde sonsuzlaştırdık..Unutmak kol mı o an

İbrahim kaya 
 24.12.2006 20:47
Cevap :
''1.derece deprem bölgesi''nde yaşadığımız için çocukluğumdan bu yana tanış olduğum bir doğa olayı deprem. Beşik gibi sallandığımız, günleri çok iyi hatırlarım. Yakın tarih olarak, hafızalarımızdan silinmeyen,98 Ceyhan,17 Ağustos 1999 Marmara, 12 Kasım Düzce depremlerini düşünüp, ailesiz, evsiz, başkalarının yardımı olmadan hayatını devam ettiremeyecek duruma gelen insanların hikayeleri, travmaları, bozulan psikolojileri ve daha bilmediğimiz ne acılar var...Hale'nin hikayesine soğukkanlı olamadım ben de. Tüm felaketlerden en çok zararı her zaman çocuklar görüyor gerçeği acı veriyor. Unutulmaz o anlar, hafızadan da silinmez. Bir süredir hareketlilik yoktu ve 3.6 ile yeniden korku yaşamış olduk yakın geçmişte. İlk aklıma gelen yiğenimin nerede olduğuydu saniyelik anlarda. Tedbirli dikkatli olmak gerekiyor öncelikle. Uzun zamandan sonra görüşmek sevindirdi. Paylaşım ve katkı için teşekkür ediyorum. Sevgi ve selamlar.  24.12.2006 22:33
 

Dünyanın her tarafında doğal felaket olan depremden nasıl en az zararla kurtulunabilinir hesapları yapılırken, ülkemizde ise deprem rant kaynağı oldu. Tv kanallarında, deprem uzmanları her biri değişik bilgiler veriyorlar. Açıklamalar tek bir ağızdan kandilli rasathanesi tarafından yapılmalı… Deprem kaçınılmaz bir gerçek olduğuna göre, az laf çok iş yapılmalıdır. Maalesef yapılanlar sadece göz boyamadan öteye gitmemekte… Sizlere geçmiş olsun Sevgili Tuğba.

Latif 
 30.11.2006 0:44
Cevap :
Doğru söze ne denir. Yaşadıktan, felaketi gördükten sonra hiç bir şey yeterli gelmiyor tarifsiz acılara. Tek kaynaktan, açıklama yapılması fikrine katılıyorum. Yorum ve katkı için teşekkür ederim. Sevgiler.  30.11.2006 14:53
 

Canım Tuğbacığım, Bu deprem hepimize olanları ve olabilecekleri yeniden hatırlattı. O kısacık bir anda hafızalarımızdan binlerce şey geldi geçti. Hepimiz sokaklarda ve hepimizin yüzünde aynı korkulu ifade. Geçmiş olsun hepimize...Umarım olmaz demeyi çok isterim ama bu hayatın gerçeği...Sadece seninde dediğin gibi önlemler alınmalı ve hazırlıklar yapılmalı...Ki o acıyı yeniden yaşamayalım...

Fulya 
 28.11.2006 9:37
Cevap :
3.6 şiddetindeki depremi UYARI kabul etmek bile yarar sağlar. Sonradan ağlamanın, ''keşke'', ''neden'', ''niçin''lerin zarar ve acı getirdiğini çok iyi görmüş bir toplumuz, geçmite. Paylaşımın ve değerli katkın için teşekkür ederim.Bir kez daha geçmiş olsun hepimize ..........  28.11.2006 17:31
 

Kısacık,ama ''Öz'' bir tanımlama:Deprem!Evet,doğru!.Bu gerçekle daima karşı karşıyayızdır.''Bize de çıkabilir!

Muzaffer Cellek 
 28.11.2006 8:13
Cevap :
size, bize, hepimize ...nerede, ne zaman, nasıl geleceği belli olmadan hem de.........TYüreğinize sağlık, sevgili blog komşum. Sevgiler.  28.11.2006 17:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 909
Toplam mesaj
: 267
Ort. okunma sayısı
: 2307
Kayıt tarihi
: 01.08.06
 
 

Kompozisyon derslerini biraz daha fazla önemsediğim, uzun cümleler kurmaya başladığımdan bu yana sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster