Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
158
 

3 günlük ömrüm kalmış...

3 günlük ömrüm kalmış...
 

Frida Kahlo. (Google görsellerden alınmıştır.)


Yazıyla ne zaman tanıştıysam acılarım 2 kat güçlendi gibi, size de oluyor mu dostlar? Ne zaman canım sıkılsa, ne zaman üzülsem, ne zaman kalbim yerinden çıkıp önüme düşecekmiş gibi olsam elime alıyorum şu mereti. Normal yaşamın dengesinden kopup, iğrençlikler sezdiğim ortamlarda ruhumun bedenimden dışarı çıktığını hissettiğim bile oluyor bazen, duvarları yumruklayıp kırılan parmaklarımın acısını hissetmek istiyorum. Ne yaşadıysam bin kat daha fazlasını yaşatmak istiyorum, sebepsizce terk etmek istiyorum, bedenimin acıyla kıvranmasını, gecelerce hastane koridorlarında dolaşmak istiyorum, çığlıklar atıp kafamı duvarlara vurmak, bilincimi kaybetmek istiyorum. Yaşadığım travmalara göğüs germek istemiyorum, daha önce yaşadığım haksızlıkları çıkartıp intikamımı almak istiyorum, acı çektirmek, acıyı çekmek…

Yeryüzünde yaşadığım müddetçe söylediklerimin peşinden gidip hiçbir zaman yapamayacağımı adım, şanım, yaşım gibi biliyorum… Biliyorum, çünkü; ben hiç zaman öyle bir insan olmadım, diğerlerine nazaran ben onlar gibi olamadım, hep iyi bakan, hep iyi düşünen, hep düşündüğünü uygulayan bir çocuk oldum…  Ama yerle bir olduk, bunu anlamamıza rağmen hala ve hala üzerimize gelenleri aynı düşünceyle karşılıyorsak bence bu da insanoğlunun hala bitmemiş umududur.

Yapılanlara karşılıksız kalmak, karşılığı geldiğinde aynı tepkiyi verememek… İşte tam bu konuda kendimden tiksindiğim bir zaman diliminin içerisinde hissediyorum kendimi. İntikam, alyuvarlarımda döngü halinde dönüyor, ama içimden çıkmıyor. Böyle zamanlarda yerin altına girmek istiyorum, içimdeki zehiri toprağa bırakıp tertemiz bir yüz ile çıkmak istiyorum yeryüzüne.

Bir de güçsüz olmak var, ruhen demiyorum. Çünkü; ruhen benden güçlü olan kimseyi tanımıyorum, varsa yazsın… Bedenen güçsüz olmaktan bahsediyorum, çağımızın en büyük hastalığı olan güç gösterisini yapamadığımdan bahsediyorum… Özeniyor muyum? Asla… Böyle olmaktan adeta mutluluk duyuyorum, bedenen güçsüz olmaktan… Bir de ruhen güçsüz olsaydım? Bir düşünsene. 2-3 satır üstte anlattığım gibi gecelerce hastane koridorlarında dolaşmış olmaz mıyım? Olurdum…

Yüzlerine söyleyemediğim, içimde biriktirdiğim, kendi içimde beyin kanamaları ve travmaları geçirdiğim, gecelerce nefessiz kaldığım, yorganın üzerimde ağırlık yaptığı gecelerde, aklıma gelen herkesten intikamımı alamayacağım… Evet alamayacağım, çünkü ben sirk hayvanı değilim. İnsan olana insanız, olmayan zaten bizi tanımıyor.

Benden korkmayın, ben düşündüğünü bir yerde kullanamayan ufacık biriyim…

Ya da böyle diyenden mi korkulur…?

Bilemem…

Sevgiler!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 372
Kayıt tarihi
: 21.08.16
 
 

Merhaba, ben Baran. 19 yaşında gençliğinin şahikasında bir gencim. Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster