Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '09

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
716
 

3.sayfa manşetleri

3.sayfa manşetleri
 

milliyet.com.tr


İçimizdeki barbarı durdurumaz olduk...

Çamurdan yaratılan insanoğlu ve insankızı, günümüzde bile çamurluktan kurtulamadı. Doğamızda var çamurluk…

İnsanlık tarihi, insanın varoluşundan itibaren kendini tanıma, anlamlandırma ve bu anlamlar doğrultusunda çeşitli araçlar kullanarak bir diğerini yönlendirme, yönlendiremediği yerde öldürmenin, yok etmenin tarihi olmuş.

Canı sıkılınca bile insan öldürmüş, yine bir diğer bir insan.

Günümüz Türkiye’sinin, şu anda mevcut insanları ile birlikteki, ilk çağlardaki taş devri gibi bir dönemde yaşadığını hayal edin…Neler yapıyor olurdu acaba Türk insanı. Bana en tanıdık en bilindik gelen görüntü; her an birbirimizi taşlarla veya taştan oyduğumuz kesici aletlerle parçalıyor olduğumuz.

Öyle kin ve nefret toplumu haline geldik, o derece sabırsız, tahammülsüz, insan sevgisinden uzak her konuda yozlaşmış bir toplum olduk ki, içimizdeki barbarı durdurmak ne mümkün…allahtan kanun nizam var da insanlar biraz biraz çekiniyorlar…yoksa yandık ki ne yandık!

Ters ters mi bakıyor oy gözünü…gıcık gıcık mı konuşuyor kes dilini…erkek kadın birbirini mi aldatıyor, parçala her yerini, balta, bıçak ne geçerse eline .

“Kadının belinden sopayı, karnından sıpayı eksik etme” , “bize kurşun işlemez”, “namus kadının bacaklarının arasında”, “racon kesmeyiz, kafa keseriz", "dostum olmaz, düşmanım yaşamaz"…bu ve bunun gibi binlerce sözler, hep bizim sözlerimiz değil mi?

Dizilerdeki namus cinayetlerini, bizler izleyip onaylamıyor muyuz?

Öyle bir öz-çıkar yoğunlaşması yaşıyoruz ki benden sonrası tufan…

Acıpayam’daki Mehmet Dede(88) de, izlemiş cıbıl cıbılları fantezi yapayım demiş, takmış beline yapay penisi, kendinden 46 yaş küçük karısı Kader’i mutlu etmeye çabalıyor. Kader artık ne düşündü ise düşünmüş, kapmış keseri, neresine denk geldiyse…Mehmet Dede kanlar içinde serilmiş yere, belindeki yapay penisle.

Can Dündar, Anadolu’da son zamanlarda işlenen ve Milliyet’te haber olan bu ve benzeri balta, keser cinayetlerini yorumlamış…"Anadolu’daki seks patlaması”.

Diyor ki; “3. sayfa haberlerini okuduktan sonra cinayet filmleri kesmiyor insanı...Hakikaten burası oldum bittim halim selim insanlar yurduydu da medya mı gelip insanları yoldan çıkardı? Yoksa bütün bunlar oldum olası yaşanıyordu da, iletişim kanallarının açılmasıyla mı daha bilinir, görünür hale geldi? Ben ikinci teze yakınım. Çünkü biraz araştıranlar Sultan Abdülmecid döneminde de Kahire’den göçen Mısır sosyetesi nedeniyle “İstanbul’un namusu elden gitti” diye dertlenen yazılar buluyorlar. Hacivat-Karagöz oyunlarının içeriğini deşenler, ikilinin hamam maceralarında bir Boccaccio erotizmi yakalıyorlar. Nasreddin Hoca’yı Pertev Naili Boratav’ın araştırmasından okuyanlar, bizim ak sakallıda Acıpayamlı Mehmet dedenin teneşirlik azgınlığını keşfediyorlar. Haberler, diziler, filmler, olsa olsa var olan bu azgınlığı biraz tetikliyor, artırıyor, abartılı yansıtıyordur. Anadolu’da mahalle baskısıyla sımsıkı kundaklanmış bedenlerin battaniyesini keser sapıyla biraz kaldırınca altından fışkıran şehvet ve cinnet nasıl da röntgen gibi eleveriyor iç dünyamızı” .

Can Dündar, bu cinayetlere iç dünyamızın yapısının neden olduğu görüşünde. Bu cinayetlerin altında yatan o kadar çok neden var ki; kültürsüzlük, cehalet, eğitimsizlik, göçler, medeniyetler arasında sıkışmalar, geleneksel ahlak ve namus anlayışımız, toplumsal baskı, mahalle baskısı, muhafazakarlaşma, kadın sorunları, bastırılmış cinsel dürtüler, internet, aile içi şiddet …var da var. Soyologlar, antropologlar,psikologlar toplanıp toplanıp konuşuyor, yazıyor çiziyorlar ama nafile… sorun yıllardır çözülemediği gibi hızla da artıyor.

Toplumun bu hale gelmesinde iç dünyamız kadar, medyanın rolü de çok büyük. Magazin programları ve haberleri zaten hepimizin bildiği, izlediği gibi ipin ucunu kaçırmış vaziyette. Medya, reyting uğruna konuyu derinlemesine incelemek ve soruna çözüm önerileri getirmek yerine sadece teşhir edici bir rol üstlenmiş.

İnsanımızın iç dünyası rahatlamadıkça, medya da bu iç dünyayı daha da işin içinden çıkılmaz hale getirdikçe, daha çok kanlı cinayet okuruz, duyarız.

Ya taş devrinde yaşıyor olsaydık!

___________________________________________________

Anadolu’daki seks patlaması / Can Dündar - Milliyet 26 Ocak 2009
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1051610&AuthorID=75&Date=26.01.2009&b=Anadoluda%20seks%20patlamasi&a=Can%20Dundar&ver=11

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tabular olmazdı sanırım. Tabuların olmaması belki insanın doğallığına yardım ederdi. Böylece belki sapmazdık! Ama ihtimal, bilemiyorum tabii ki. Bilim "insan sosyal bir varlıktır" der. İnsanın sosyal bir varlık olduğunu gösteren tek şey toplu yaşıyor olması mıdır? Bu da doğadan korkumuzdan başka bir nedenden değil! Ve kolaylıkları tabii ki paylaşımda. Ama asıl sosyallik ölçütü insanın belden yukarı düşünüp davranabilmesi değil midir? Haberdeki dedenin yaptığı nasıl bir sapma örneğidir inanın kategorize edemedim! Sanırım, kendinden çok yaş küçük hanımı cinsel yetersizliğinden ötürü kaybetme yada aldatılma korkusu olsa gerek! Kaybetmek ve aldatılmak korkusu olarak bakıldığında acınası bir durum. Ama işin özü yanlış! Anadoluda seks patlaması değil; seksin anadoluda tezahürü sanırım bu:) Medya eliyle:) Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 30.01.2009 23:59
Cevap :
Sevgili Emine, herkesin birbirine gardiyan olduğu günümüzde, bireysel veya toplumsal sapmalar da artık kanıksanır hale geldi...İnsan sosyal bir varlık ancak toplu yaşamasını bilmeyen bir varlık...iç güdüselliğimiz çok az hep etkileşim halindeyiz. dede'ye gelecek olursak:)...napsın kendinden bu kadar genç kadın alınca...çok doğru bir saptama, Anadalu'da seksin tezahürü bu...teşekkürler, sevgiler  31.01.2009 19:27
 

Batırılmış cinsel dürtülerin ve bastırılmış kişiliklerin sonucu olarak görüyorum şahsen bu gelişmeleri... Bu konunun en sonunda dinin uygulama şeklinden kaynaklandığına dair bir sonuca vardım naçizane, epey bir kafa yorduktan sonra... Yazınızı okuyunca, paylaşmak istedim bu görüşümü... Sevgilerimle...

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 27.01.2009 4:37
Cevap :
Nietzsche “Ahlak, bireyin içindeki sürü içgüdüsüdür” der. Bu tip cinayetlerin dinin uygulama şekli ile direk bir bağlantısı yoktur ancak toplumun ahlaki değerlerinin belirlenmesinde dini kurallar da etkili olmaktadır. Hiç bir din, insana ahlaksız ve vicdansız olmasını söylemez. Ahlak, bir kültürdür, öğretilebilen bir olgudur. Aslında dinin "uygulama şekli" olmaz, olsa olsa insanlar tarafından "algılama ve kabul ediliş" yöntemi olabilir. Din öğretisi de burada devreye girer. Ama din baskı aracı olarak kullanılıyorsa, insanların ruh dünyası üzerinde farklı etkiler yaratabilir. Bu tip cinayetleri kişinin bireysel ahlak ve vicdan yapısı ile direk ilintili olduğunu düşünüyorum...Toplumsal etmenler iç dünyada eğer çöküntü varsa bunu çeşitli şekillerde ortaya çıkartır. Türkiye'deki bu tip cinayetler basında sık sık yer alır,dünyada da oluyor bunlar ama basın bizdeki gibi teşhir etmez...sorunun derinine inmeye çalışır. Sonuçta herşey "vicdan" a gelip bağlanıyor...vicdan ise maalesef herkesde b  27.01.2009 8:37
 

İçimizden sevgiyi kovmuşuz bir kere. Her durumdan canilik için fırsat çıkarıyoruz. Sevgiyi yeniden keşfedene kadar da devam edecek. Saygılarımla...

izmirli doksanyedi 
 27.01.2009 1:30
Cevap :
O zaman bir önce dilerim toplumumuz sevgi ve hoş görüyü yeniden temin etsin...çok geç olmadan...teşekkürler, sevgiler  27.01.2009 20:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 485
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2245
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

bir ters, bir düz ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster