Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '07

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
540
 

30 Ağustos / Söylev...

30 Ağustos / Söylev...
 

Yedinci Bölüm

BÜYÜK UTKU, SİYASAL DEVRİM

SALTANATIN KALDIRILMASI,

LOZAN BARIŞI

Yunanlara karşı genel saldırı planı - 26 Ağustos saldırı buyruğu ve kesin sonuçlu 30 Ağustos Utkusu - İzmir'in kurtuluşu - Mudanya Ateşkes Anlaşması - Barış Konferansı'na gönderilecek delegeler sorunu - Siyasal devrim - Atatürk'ün yurt gezisi ve Halk Partisi'nin kurulması - Meclis'te Atatürk'e yönelik bir önerge ve O'nun yanıtı - Lozan Barışı.

I. Yunanlılara karşı uygulanacak genel saldırı plânı

Gerçekte ordumuz, gereksinmelerini ve eksikliklerini tamamlamak üzereydi. Ben, daha (1922) Haziran ortalarında, saldırıya karar vermiştim...

...Baylar, Batı Cephesi'ndeki kuvvetlerimizin, Birinci ve İkinci Ordu olarak örgütlenip düzenlendiğini söylemiştim. Öteden beri tasarladığımız saldırı planımızı da ana çizgileriyle anlatayım...

...Konya'ya gelmiş olan General Tavsend'in görüşme isteğinden yararlanarak Ankara'dan ayrılıp 23 Temmuz 1922 akşamı batı Cephesi Karargâhı'nın bulunduğu Akşehir'e gittim...

...Fevzi Paşa Hazretleri de 25 Temmuz'da Akşehir'e gelmişti. 27/28 Temmuz gecesi birlikte yaptığımız görüşme sonunda, saptanan plan uyarınca saldırıya geçmek üzere, 15 Ağustos'a değin hazırlıkları bitirmek için çalışmayı kararlaştırdık...

...Ankara'dan çağırdığımız Milli Savunma Bakanı Kâzım Paşa da, 1 Ağustos 1922 günü öğleden sonra Akşehir'e geldi. Ordu hazırlığının bitirilmesinde Milli Savunma Bakanlığı'na düşen işler saptandı...

...Batı Cephesi Komutanı 6 Ağustos 1922'de ordularına gizli olarak saldırıya hazırlık buyruğu verdi.

Karşıcıllar, ordunun yozlaştığı, kıpırdıyacak durumda olmadığı; böyle karanlık ve belirsizlik içinde beklemenin yıkımla sonuçlanacağı yolundaki propagandalarını iyice kızıştırmışlardı. Gerçi, bu görüş akımının Meclis'te yaptığı yankılar, düşmanlardan benim de çok gizlemek istediğim savaş planı bakımından, yararlı idi. Ama bu olumsuz propaganda en yakın ve inançlı kişiler üzerinde bile kötü etkiler yapmaya başlamış, onlarda da duraksamalar uyandırmıştı...

...Genelkurmay Başkanı benden önce, 13 Ağustos 1922'de Cepheye gitmişti. Ben, birkaç gün sonra yola çıktım. Gidişimi belirli kaç kişiden başka bütün Ankara'dan gizledim. Benim Ankara'dan ayrılacağımı bilenler, burada imişim gibi davranacaklardı. Dahası, benim Çankaya'da çay şöleni verdiğimi de gazetelerle yayınlayacaklardı. Bunu, elbette o zamanlar işitmişsinizdir. Trenle gitmedim. Bir gece otomobille Tuz Çölü (Şereflikoçhisar) üzerinden Konya'ya gittim. Konya'ya gidişimi orada hiç kimseye telle bildirmediğim gibi Konya'ya varır varmaz telgrafhaneyi gözaltına aldırarak Konya'da bulunduğum hiçbir yere bildirilmemesini de sağladım.

II. 26 Ağustos saldırı buyruğu ve kesin sonuçlu 30 Ağustos Utkusu

20 Ağustos 1922 günü öğleden sonra saat dörtte Batı Cephesi Karargâhında, yani Akşehir'de bulunuyordum. Kısa bir görüşmeden sonra, 26 Ağustos 1922 sabahı düşmana saldırmak için Cephe Komutanı'na buyruk verdim.

20/21 Ağustos 1922 gecesi Birinci ve İkinci Ordu Komutanlarını da Cephe Karagâhı'na çağırdım. Genelkurmay Başkanı ile Cephe Komutanı'nın yanında saldırının nasıl yapılacağını harita üzerinde kısa bir savaş oyunu biçiminde açıkladıktan sonra, Cephe Komutanı'na o gün vermiş olduğum buyruğu yineledim. Komutanlar işe koyuldular. Saldırımız, her bakımdan bir baskın biçiminde yapılacaktı. Bunun gerçekleşebilmesi için de, yığınağın ve düzenlemenin gizli kalmasına önem vermek gerekiyordu. Bundan ötürü, her türlü yürüyüş gece yapılacak, birlikler gündüzleri köylerde ve ağaçlıklar altında dinleneceklerdi. Saldırı bölgesinde yolların düzeltilmesi gibi çalışmalarla düşmanın dikkatini çekmemek için, kimi başka bölgelerde de benzeri düzmece çalışmalar yapılacaktı.

24 Ağustos 1922'de karargâhlarımızı Akşehir'den saldırı cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına getirdik. 25 Ağustos 1922 sabahı da Şuhut'tan, savaşları yönettiğimiz Kocatepe'nin güneybatısındaki çadırlı ordugâha gittik. 26 Ağustos sabahı Kocatepe'de bulunuyorduk. Sabah saat 5.30'da topçu ateşimizle saldırı başladı.

Baylar, 26 ve 27 Ağustos günlerinde, yani iki gün içinde, Afyonkarahisar'ın güneyinde 50 ve doğusunda 20-30 kilometre uzunluğunda bulunan berkitilmiş düşman cephelerini düşürdük. Yenilen düşman ordusunun büyük kuvvetlerini 30 Ağustos'a değin, Aslıhanlar yöresinde çevirdik. 30 Ağustos'ta yaptığımız savaş sonunda (Buna Başkomutan Savaşı adı verilmiştir) düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve tutsak kıldık. Düşman ordusunun Başkomutanlığını yapan General Trikopis de tutsaklar arasındaydı. Demek, tasarladığımız kesin sonuç beş günde alınmış oldu.

31 Ağustos 1922 günü ordularımız, ana kuvvetleriyle İzmir'e doğru yürürken başka birlikleriyle de düşmanın Eskişehir ve kuzeyinde bulunan kuvvetlerini yenmek üzere ilerliyorlardı.

Baylar, Başkomutan Savaşı'nın sonucuna değin her gün büyük başarılarla gelişen saldırımızı resmi bildirilerde çok önemsiz savaşlarmış gibi gösteriyorduk. Amacımız, durumu elden geldiğince dünyadan gizlemekti. Çünkü, düşman ordusunun tümünü yok edeceğimize güvenimiz vardı. Bunu anlayıp düşman ordusunu yıkımdan kurtarmak isteyeceklerin yeni girişimlerine meydan vermemeyi uygun görmüştük. Gerçekten, bizim tutumumuzu sezdikleri zaman ve saldırımızdan hemen sonra, bize başvuranlar olmuştur. Örneğin, saldırıda bulunduğumuz sırada Bakanlar Kurulu Başkanı olan Rauf Bey'den, İstanbul'dan ateşkes anlaşması ile ilgili yazı geldiği yolunda, 4 Eylül 1922 günlü bir tel almıştım. (5.9.1922'de) Verdiğim yanıt şudur:

Bakanlar Kurulu Başkanlığı Yüksek Katına

Anadolu'daki Yunan ordusu kesin olarak yenilmiştir. Yunan ordusunun yeniden sağlam bir direnmede bulunması artık düşünülemez. Anadolu için herhangi bir görüşmeye gerek kalmamıştır. Ateşkes anlaşması, ancak Trakya için söz konusu olabilir. Bunun için Eylül'ün onuna değin Yunan Hükümeti ya doğrudan doğruya, ya da İngiltere aracılığıyla Hükümeti'mize resmî olarak başvurursa, buna yanıt verilirken aşağıdaki koşullar öne sürülmelidir. O günden, yani Eylül'ün onundan sonra başvururlarsa, yanıtı başka türlü olabilir. Bunun için de durum bana ayrıca bildirilmelidir:

1- Ateşkes Anlaşması'nın imzalandığı günden başalayarak onbeş gün içinde Trakya, 1914 sınırlarına dek, hiçbir önkoşul ileri sürülmeden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin sivil görevlilerine ve ordu birliklerine bırakılmış olacaktır.

2- Yunanistan'da tutsak bulunan yurttaşlarımız onbeş gün içinde İzmir, Bandırma ve İzmit limanlarında bize verilecektir.

3- Yunan ordusunun üçbuçuk yıldan beri Anadolu'da yaptığı ve yapmakta bulunduğu zararları ödemeyi Yuna Hükümeti şimdiden üstlenecektir.

Büyük Millet Meclisi Başkanı

Başkomutan

Mustafa Kemal


III. İzmir'in kurtuluşu...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

SÖYLEV
Cilt: I-II

Sekinci Bası

(KIRKINCI BİN)

Kısaltıp bölümleyerek basıma hazırlayan:

Ord. Prof. Dr. HIFZI VELDET VELİDEDEOĞLU

ÇAĞDAŞ YAYINLARI

GAZETE, DERGİ, KİTAP, BASIN ve YAYIN

ANONİM ŞİRKETİ

Türkocağı Caddesi No: 39-41 Cağaloğlu-İstanbul

Tarih- Anı- Gezi Olay

dizisi : 19 (Sekizinci bası)

Aralık 1981

Kah. Sof. YORUM: Diyorum ki; verdiğin bu emsalsiz mücadele için, sana inanan insanların, inançlarının da ötesinde bir gururu yaşatıp, bizlere bu vatan ve değerler manzumesini miras bıraktığın için, isimsiz kahramanlarından bilinenlerine dek, başta da sana, kalpten teşekkürler Gazi Mustafa Kemal...

Ne Mutlu Türküm Diyene

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1677
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

"Beklentiler denizinde boğulmaktansa, gerçekler ve gerçekleşenler nehrinde yıkanarak arınmayı tercih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster