Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '20

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
56
 

30 Ağustos 1922 Büyük Zafer

30 Ağustos 1922 Büyük Zafer

 

Birinci Dünya Savaşısonrası İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması hükümlerine dayanarak türlü bahanelerle Anadolu'yu işgale başladı, ordusunun cephanesi elinden alınan Türk milleti zor durumda bırakılmaya çalışıldı. Ne var ki kökleri tarihin derinliklerinden gelen bu millet tutsak olmaz, 1071’de Alpaslan’ın Malazgirt Savası’ ndan bu yana Türklerin yurdu olan Anadolu işgal güçlerine teslim edilmezdi.

8 Temmuz 1919’da ordudaki görevinden ayrılan Mustafa Kemal,23 Temmuz 1919’da Erzurum,4 Eylül 1919’da da Sivas Kongrelerini toplayarak ülkemizi düşmandan temizlemenin planını, kongre üyelerine anlatır. Bu kongrelerde, ABD’ye ya da başka bir devletin egemenliğine sığınmak isteyenler vardı. Mustafa Kemal, bağımsızlıktan yanaydı. Sivas ve Erzurum Kongrelerinin amacı, ulusu kadercilikten kurtarmak, düşmana karşı savaşma bilincini aşılayarak; özgürlük, bağımsızlık yolunu açmaktı. Çünkü Mustafa Kemal, tutsaklığın Türklüğün yapısına aykırı olduğunun bilincindedir. İnsanca yaşmak için yapılır İnönüler, Sakaryalar, Dumlupınarlar... Anadolu insanı, tüm varlığını ortaya koyarak 30 Ağustos 1922’de zaferin yolunu açar. Bir İstanbullu anı defterine şunları yazdı:” ‘Hastalık, parasızlık, acı düşmanlık, gelecek kaygısı, her şey unutuldu. Her yer çılgınca sevinen mutlu insanlarla dolu.’  ”(Turgut Özakman, Cumhuriyet, s.15)

Tarihte büyük savaşlar olmuştur; ne var ki çoğu ölüm, gözyaşı, acıdan başka bir şey vermemiştir. Büyük Zafer’de de gözyaşı, acı, şehit vardır. Ancak, bu savaşın büyüklüğü, Anadolu’nun tüm varlığıyla bu savaşa katılmasından kaynaklanır. Büyük Zafer sonunda; Osmanlı İmparatorluğunun küllerinden Türkiye Cumhuriyeti doğmuştur.

Mustafa Kemal Atatürkdiyor ki:

“Bilmeyen kalmamıştır ki: Ulusumuz, egemenliğini eline aldığı gün, en karanlık yoksulluğun, en derin uçurumun kıyısında idi. Bütün güçleri yıpranmış, bütün savunma araçları elinden alınmış, kutsal varlıkları saldırıya uğramış, pek acıklı bir durumda idi. Bütün bunları hiçe sayarak varlığını ve bağımsızlığını kurtarmaya karar verdi. Bu kararını başarıya ulaştırabilmek için kendine bir toplu davranış, bir belirli erek seçmesi gerekiyordu. Ulusun bütün varlığı ile bütün inanıyla, canını dişine takarak o yolda birlikte yürümesi ve er geç başarıya ulaşması gerekti. İşte baylar o erek bu yerdi, burasıydı. Umulan ve istenen başarı, işte burada kazanılan zaferdi.” (Atatürk’ün 30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer’in 2. yıldönümünde 1924 yılında Dumlupınar’da yaptığı konuşmadan alıntı)

Ulusların yaşamlarında varoluşlarını simgeleyen zaferler vardır. Ulusun devamlılığını sağlayan, bağımsızlığını geleceğe taşıyan bu zaferlerdir. Böyle zaferler, o ulusun coğrafyasını değiştirir; ulusa güç kazandırır.30 Ağustos Zaferiyle Türk ulusu, bağımsızlığına, özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu zafer, ezilen, sömürülen doğu ülkelerine örnek olmuştur.

30 Ağustos 1922’nin temeli,19 Mayıs 1919’da Samsun’da atılır. Bu tarih bir bakıma Mustafa Kemal’in doğum tarihidir. Kendisine de sorulduğunda, bu tarihi söyler. Bu tarihte başlar ulusal savaş. Bu tarih, Anadolu insanının silkinişi, uyanışı düşmana karşı koyma tarihidir. Bu tarih, Türklüğün yeniden doğuşu, kendine gelme tarihidir. Bu tarih, demokrasinin Anadolu’da filizlendiği tarihtir.

Savaşın Başlaması

Kurtuluş Savaşı'nın son evresi 26 Ağustos 1922'de Afyonkarahisar - Kocatepe'de başlayan Büyük Taarruz ile açılmıştır

Genel taarruz hazırlıkları Haziran 1922’de başlatıldı.6 Haziran 1922’de orduya gizlice taarruz için hazırlanması emri verildi. Mustafa Kemal Akşehir'de komutanlarla toplantı yaptı. Toplantıda 26 Ağustos taarruz günü olarak belirlendi. Taarruz Afyon’ nün güneyinden Dumlupınar yönüne doğru baskın şeklinde başlayacak ve sonra da meydan savaşına dönüştürülerek düşman kuvvetleri tümüyle yok edilecekti. Türk ordusu, Yunan cephesinin en güçlü direnen kesimine saldıracaktı

Mustafa Kemal,17/18 Ağustos gecesi yola çıktı,20 Ağustos’ta Akşehir’deki karargâhına ulaştı. Yolculuk, gizli tutuldu.21 Ağustos’ta başkomutanın Çankaya’daki evinde bir çay partisi düzenleneceği ilan edilmiş, Konya’daki postaneye kesin sansür uygulanmaya başlanmış; ordunun tüm hareketleri gece karanlığına alınmış ve kazanılacak başarıların pek fazla vurgulanmamasına karar verilmişti.( Andrew Mango, Atatürk, s.328-330)

General Hacianesti, Yunan Küçük Asya Ordusu’nun başına getirildiğinde Büyük Taarruz kaderini etkileyecek iki karar aldı. Bunlardan ilki, 1. Kolordu komutanına, yedekteki 2. Kolordu'ya savaş durumunda emir verme yetkisini kaldırması; diğeri ise 1.Kolordu'nun normal düzeninde kendi yedeğinde olan tümenleri de cephe hattına yayarak Trikoupis'i tamamen desteksiz bırakmasıydı... Savaş durumunda iletişim yetersizliği ve zamanın sınırlılığı da düşünüldüğünde çok yanlış bir karar olduğu daha sonra açığa çıkacaktı

 

Türklüğün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin varoluş zaferini,  Andrew MangoAtatürk” adlı yapıtında şöyle dile getirir: Anadolu’daki Türk ve Yunan ordularının gücü hemen hemen eşitti. Yunanlılar 225.000 askerine karşılık Türk ordusunda 208.000 asker bulunuyordu. Ama Yunanlılar daha iyi donanımlıydı. Türk ordusunun ise iki avantajı vardı; ağır silahlarının sayısı fazlaydı ve süvari birlikleri Yunanlılara oranla daha güçlüydü. Yunan ordusu Marmara Denizi kıyısında Gemlik’ten başlayıp Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar ’dakik mevzilere kadar uzanan, oradan da güneybatıya dönüp Ege Denizi’ne doğru Menderes Irmağı boyunca ilerleyen böylelikle Kuzeybatı Anadolu’nun tümünü çevreleyen 400 mil uzunluğundaki bir cepheyi savunmaya çalışacaktı.General Hacianestis, üç kolorduya ayrılan Yunan ordusuna İzmir limanında demirli bir savaş gemisindeki karargâhından komuta etmekteydi. İsmet Paşa’nın Batı Cephesi karargâhında hazırlanan plan, Afyon yöresini tutan Yunan güçlerine güneyden saldırarak, büyük bölümünün birbiriyle temasını kesmeyi amaçlıyordu Türkler,2000 metre yüksekliğindeki Kocatepe’yi tutmuşlardı. Yunan cephesinin en güçlü noktasına yapılacak saldırı için son derece cesur bir plan hazırlanmıştı. Öne sürülecek olan Nurettin Paşa’nın 1.Ordusu, daha kuzeydeki Yakup Şevki Paşa’nın 2.Ordusundan takviye edilecekti.

        

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusunun 26 Ağustos'ta başlayıp 30 Ağustos'ta zaferiyle sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçti.

Yunanlılar, Dumlupınarçevresinde sağlam bir siper yapmışlardı. Mustafa Kemal, karargâhını düşmandan yeni kurtarılmış Afyon Belediyesi’ne taşıdı. Yunan birlikleri, geri çekilmek için Afyon-İzmir demiryolunu kullanmayı planlıyorlardı.30 Ağustos’ta Mustafa Kemal, Zafertepe’ deydi. (Mango, s.330,331)

Başkomutanlık Meydan Muharebesi ya da Dumlupınar Meydan Muharebesi, Kütahya'ya bağlı Dumlupınar yakınında Türk ve Yunan orduları arasındaki savaş,30 Ağustos 1922’de, Yunanlıların yenilgisiyle sonuçlanır. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından şahsen yönetildiği için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak anılır. Kurtuluş Savaşı'nın kesin bir Türk zaferiyle sonuçlanmasını sağlayan bu çarpışmanın yıldönümü Türkiye'de ulusal bayram olarak kutlanmaktadır. Ne var ki son yıllarda, kutlamalara gereken önem verilmemektedir. Oysa bu savaşla Anadolu düşmandan temizlenmiş; Lozan Barış Antlaşmasının yolunu açmış; laik, sosyal, çağdaş, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sağlamıştır.

.

26 Ağustossabaha karşı 4.30'da başlaması planlanan taarruz sis sebebiyle ancak 5.30'da başladı. Yarım saat süren çok yoğun bir bombardıman ile Yunan ön hat mevzileri büyük yıkıma uğratılmış, topçu gözetlemesi ve makineli tüfek mevzileri iş göremez hale getirilmiştir. 6.00'da başlayan piyade taarruzu, kısa sürede gelişmiş, Tınaztepe, Belen tepe, Kalecik sivrisinin geri alınması ile sonuçlanmıştır. Ancak, gerek geriden gelen Yunan takviyelerinin direnmesi, gerek Sincanlı Ovası'nda mevzilenmiş Yunan topçularının şiddetli ateşi nedeniyle taarruz öğlene doğru yavaşlamış ve durmuştur. Tınaztepe'deki kuvvetli Yunan karşı taarruzu ve Kurtkaya mevzisinin direnişi ile Türk kuvvetleri kısmi geri çekilmelerle akşam saatlerinde bir denge oluşmuştur. Bu esnada 2. Türk Ordusu'nun özellikle 2. Yunan Kolordusu' na şiddetli taarruzları bu kolordu kuvvetlerinin 1. Kolordu'yu daha fazla takviye edememesine yol açmış, Hacıanestis 'i sarsılan güney cephesini takviye etmek yerine, 2. Kolordu'nun esas plandaki gibi Çay istikametine taarruz etmesi emri, işleri daha da karıştırmış, Yunanları stratejik bir sıkıntıya sokmuştur. (18 Ağustos 2020 vikipedi)

Trikoupis, bu durumda tek şansının bütün yedekleriyle KalecikSivrisi(Belen Tepesi) yönünde bir gece taarruzu yapmak olduğunu düşünmüştür. Ancak, Türk taarruzunun 27 Ağustos sabaha karşı Tınaztepe, Erkmentepe ve Kurtkaya Tepesi’ni düşürmesi, Yunanlılar’ın 4. Piyade Tümeni'nin dağılmasına neden olmuş;1. Piyade Tümeni'nin de ağır kayıplarla geri çekilmesi Yunan cephesinin 27 Ağustos öğlen saatlerinde tamamen çökmesine yolaçmıştır.

Çarpışmanın ikinci günü,27 Ağustos’ta durum tümüyle değişmiş 27 Ağustos’ta ,Albay Kemalettin Sami komutasındaki I.Ordunun 4.Kolordusu Yunan hatlarını yarıp 1700 metre yüksekliğindeki Erkmentepe ’yi ele geçirir. Aynı zamanda, Fahrettin Altay’ın süvarileri, dağların arasından bir yol bulup Yunan kuvvetlerini arkadan çevirir. Sağ kanadını koruyan dağlık siperi yitiren Yunan I.Kolordu komutanı General Trikoupis (Trikopis) Afyon’a doğru kaçarken malzemelerinin büyük bir bölümünü geride bıraktı.General Dighenis (Diyanis)in 2.Kolordusu ,Trikoupis’e, yardımda geç kaldı. İzmir’deki General Hacıanestis, karşı saldırıya geçilmesi için gereksiz emirler yağdırıyordu.

Yunan Cephesinin hiç beklenmedik bir şekilde çökmesi, Yunan 1. Kolordusunu ikiye bölmüş, kuşatılmamak için, İzmir yönünde bir geri çekilme yerine ulaşım altyapısı yetersiz kuzeybatı yönünde çekilmekten başka olanak kalmamış, Yunan 1. Kolordu karargâhı, 4. Tümen’in kalıntıları, 5. ve 12. Tümenler, 2. Kolordu birlikleri Afyon-Döğer hattını bırakarak İlbulak Dağı civarına çekilmiştir. Diğer tarafta kalan General Frangou komutasındaki iki. tümen batıya doğru öylesine hızlı kaçtı ki 1.Kolordu’yla iletişimleri kesildi. takviye birlikleri İlbulak hattında da duramayarak, Dumlupınar’a çekilmeye devam etmiş ;böylece Yunan ordusu içindeki yönetim bütünlüğü bozulmuştur.

Savaş alanında yapılan incelemelerde her iki kolordunun neredeyse bütün malzemesi, 4000 ölü, 10.000'e yakın tutsak saptanmıştır..22 gün süren Sakarya Savaşı’nın Yunanlılar ’a yaklaşık 5000 ölüye mal olduğu düşünülürse bu savaşta bir günde verilen kaybın büyüklüğü daha iyi anlaşılır.-

General Trikoupisve kurmaylarının bir kısmı ile 10.000 civarında asker Kızıltaş vadisinden gece karanlığında kaçmayı başarmış; ancak 2/3 Eylül’de Murat Dağı’ndan Banaz Ovası’na inen iki Yunan Kolordusu ’nun komutanları olan Trikoupis (Trikopis) ile Dighenis (Diyanis) tuzağa düşürüldüklerini fark ederek teslim oldular. Bir Türk yüzbaşı, onları teslim aldı.. Bundan sonrasında savaş tamamen bir kaçma kovalamaya dönmüş, 9 Eylül'de Türk Ordusu İzmir’i düşmandan kurtarmış.  ( Türk askeri sırtında çantası, silahıyla, bir taraftan da yoklukla savaşarak on günde İzmir’e girmiştir.) 17 Eylül'de kalan Yunan birliklerinin Bandırma'dan tahliyesiyle savaş son bulmuştur.

 

28 Ağustos-30 Ağustos’ta ,Türk birlikleriyle çekilen Yunan birlikleri arasında yer yer şiddetli çatışmalar çıkmış, Yunan birliklerinin Türk kuvvetlerinin hücumundan kurtulamaması, mevzi almalarına engel olmuştur. Ayrıca, 3. Kolordu’yla geri çekilen Yunan birliklerinin arasında açılan boşluktan içeri dalan 2. Türk Ordusu birliklerinin kuzeyden çevirme yapması Yunan ordusunun ana parçası olan 1. ve 2. Kolordu birliklerinin Murat Dağı eteklerinde bozulmasına yol açmıştır. 30 Ağustos günü akşam saat 19.30’a kadar süren bugün” Başkomutanlık Meydan Muharebesi “olarak bilinen büyük çarpışmalarda Yunan birlikleri yenilip dağılmıştır. Bu muharebede Yunan 4. ve 12. Tümenleri tamamen, 5. ve 9. Tümenlerinin bir bölümü yok edilmiştir..

Türk topçularının isabetli atışları Mustafa Kemal’i sevindirdi. Akşama doğru Türk birlikleri önemli kazançlar elde etmişler, ama Yunan hatları yarılmamıştı .Mustafa Kemal,57.Tümen Çiğiltepe’yi alamayınca tümen komutanı Albay Reşat’tan bir açıklama istedi. Reşat, yarım saat içinde tepeyi ele geçirmeye söz verdi. Mustafa Kemal, tümen karargâhını ikinci kez aradığında, Reşat’ın intihar notu kendisine iletildi. Yarım saatte size o mevzii almak için söz verdiğim halde, sözümü yapmamış olduğumdan yaşayamam”(Andrew Mango,Atatürk,s.329) Beş dakika sonra mevzi ele geçmiş; ama komutanına verdiği sözü yerine getiremediği için canına kıyan Reşat Çiğiltepe yoktu artık. Bu ülke, ülkesi için canını vermekten çekinmeyen askerlerin kararlı ,cesur davranışlarıyla düşmandan temizlenerek bağımsızlığına kavuştu. Bizler, Reşat Çiğiltepeleri unutursak bu ülkede huzurlu, mutlu, özgür yaşama gücünü kendimizde bulamayız.

Yunan kuvvetlerinin yenilgisi, düşmanları da korkutmuş; Sevr’i yumuşatmanın yollarını araştırmışlardır. Bu amaçla anlaşma yapmayı amaçlamışlardır.

TBMM Hükümeti Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey’in(Tengirşenk) Şubat 1922'deki Londra ve Paris ziyaretlerinden sonra, İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri Mart 1922'de Paris'te toplanarak Sevr Antlaşması’nda bazı değişiklikler yapmayı, önerdiler. Fakat Ankara Hükümeti, öncelikle Yunan ordusunun Anadolu’dan kuvvetlerini geri çekmesinde ısrar edince anlaşma sağlanamadı.

 

Savaşın Sonuçları

İzmir’e girişimiz, zaferin çabukluğu, geniş ve kesin neticeleri bütün dünyada büyük hayret, psikolojik ortam yaratmıştır.(İnönü’nün Hatıraları,1998,s.13)

•        Bu savaşta Yunan Ordusu 70.000 ‘den fazla askerini kaybetmiştir. Türkler, 13 000 civarında şehit,35 000 yaralıydı .(Özakman,464-5)Her iki tarafın sivil kayıpları üzerinde herhangi bir istatistik bulunmamakla birlikte Batı Anadolu'nun büyük ölçüde harap olması maddi kayıplar hakkında bir fikir verebilir.

•        Meydan savaşından sonra, çevreyi gezen Mustafa Kemal Paşa, düşmanın ağır yenilgisini, savaş alanında bıraktığı silah, cephane ve savaş malzemesini, ölülerini, sürü sürü tutsağın kafilelerle geriye götürülmesini gördükten sonra çok duygulanmış ve yanındakilere, "Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir" demiştir.

•        Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu hareketi üzerindeki önderliği bu zaferle pekişmiş, böylece zaferden sonra kurulacak olan siyasi düzenin temelleri atılmıştır. (1922 yaz aylarında Büyük Millet Meclisi'nde Mustafa Kemal aleyhine başlatılan muhalefet hareketinin zaferden sonra etkinliği kalmamış, Mustafa Kemal Paşa tüm ülkede "kurtarıcı" olarak benimsenmiş; liderliği pekişmiştir).

•        .Zafer, Yunan işgaline son vererek Kurtuluş Savaşının kesin bir askeri sonuca ulaşmasını sağlamış, barış yolunu açmıştır. Böylece Türk tarafı Lozan'a önemli bir diplomatik avantajla katılmış, askeri durumun barış görüşmelerinde aleyhte pazarlık kozu olarak kullanılması önlemiştir

•        Zaferle Anadolu düşmandan temizlenmiş; Türklük yok olmaktan kurtulmuş, varlığını kanıtlamıştır.29 Ekim 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’yle yeni bir dönem başlamış; padişahlık tarihe karışmış, Cumhuriyet çağdaş dünyadaki yerini almıştır. Cumhuriyet’le laik, sosyal bir hukuk devleti kurulmuş; bu çerçevede devrimler başlatılış; bu devrimler toplumun büyük bir kesimince benimsenerek yaşama geçirilmiş; ancak şeriat, tarikat yanlıları karşı devrim için çalışmalarını sürdürmüşler, Mustafa Kemal’in aydınlık yolunu kapamaya, karartmaya çalışmışlardır

•        Ezilen, sömürülen ülkeler, Zafer’den örnek alarak bağımsızlık savaşlarını başlatmışlardır.

•        “Eğer sosyal olayları durdurma olanağı bulunsaydı, Atatürk’ün Milli Mücadele girişimi durdurulurdu. O zaman ya Orta Anadolu’nun birkaç ili üzerinde bir Osmanlı hanlığı-yarı sömürge olarak-can çekişmesini sürdürür ya da Türkiye’miz bağımlı bir devlet olurdu”.(Hıfzı Veladet  Velidedeoğlu,Yol Kesen Irmak,s.159)

Kaynakça:

1. Andrew Mango,Atatürk,İstanbul,2000.

 2.Atatürkçülük Nedir? Varlık Yayınevi,İstanbul: 1963

 3.Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Yol Kesen Irmak,İstanbul,1983.

,4..Sabahattin Selek Milli Mücadele I-II,Milliyet yayınları,İstanbul:2011

 5.Turgut Özakman, Cumhuriyet ,Ankara,2010.

 6.                         Şu Çılgın Türkler, Ankara,2005.

  7. Vikipedi,18.08.2020. Hüseyin Başdoğan,26.08.2020

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Hüseyin Başdoğan, çoktandır görünmüyorsunuz, hayırdır inşallah. Değerli yazılarınızı özledik. Sağlık dileklerimle sevgili Öğretmenim. Selamlar....

Abdülkadir Güler 
 25.10.2020 13:20
Cevap :
Meslektaşım,ilgine teşekkür eder; esenlikler dilerim.  25.10.2020 20:57
 

Sayın Bşdoğan! Zafwr Bayramınız kutlu yaşamınız sağlıklı mutlu olsun.Bu güzel anlamlı yazınızla bilgilendim teşekkür ederim.Selam saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 29.08.2020 5:37
Cevap :
Meslektaşım,Büyük Zafer,varoluşumuzun simgesidir.Ne var ki "Alışveriş-Moda" kategorisinde yayınlandı.Kategorisi,"Özel Günler"olmalıydı.İlgine teşekkür eder; selam ve saygılarımı iletirim.  29.08.2020 16:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 380
Toplam yorum
: 1290
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2398
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster