Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
3147
 

30 Ağustos 1922’den, günümüze, Mustafa Kemal Atatürk gerçeği

30 Ağustos 1922’den, günümüze, Mustafa Kemal Atatürk gerçeği
 

30 Ağustos 1922'den Günümüze Mustafa Kemal Atatürk Gerçeği, Yazarı, Öner SAMANLI


İŞİNİZE GELİNCE TARİHTEKİ KAHRAMANLIKLARINI ÖVDÜĞÜNÜZ, GÖKLERE ÇIKARTTIĞINIZ,

İLKELERİNE AYKIRI DAVRANMAKTAN DA GERİ KALMADIĞINIZ,

30 AĞUSTOS 1922’den,

30 AĞUSTOS 2009’a

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK GERÇEĞİ

Çankaya 30 Ağustos ZAFER BAYRAMIMIZ nedeniyle, yaptığı basın açıklamasıyla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve yaptıklarını övgüye değer olarak onaylıyor.

Çankaya’daki, TBMM’nin başındaki, Hükümetin başındaki ve ekibi, oysa bu önemli günlerde bu doğru açıklamaları yaparken, nedense diğer zamanların çoğunda da, o büyük kahramanın ve silah arkadaşlarının bu ülkenin gönenmesine ışık tutan, ilke ve devrimlerini ihlal etmekten, yargılamaktan, dışlamaktan ve aykırı davranmaktan da asla vazgeçmiyorlar.

CUMHURBAŞKANI GÜL'ÜN 30 AĞUSTOS MESAJI’nda,

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajında; "Farklılıklarımız birliğimizi tamamlayan zenginliklerimizdir” cümlesiyle başlıyor ve şöyle devam ediyor;

''Bu öyle büyük bir zaferdir ki; asırlardır hür yaşayan bir milletin haykırışıdır. Birlik ve beraberliğimizin önünde hiçbir gücün duramayacağının ispatıdır. Bağımsız ve müstakil olarak sonsuza kadar bir arada yaşama irademizin en önemli kilometre taşıdır''

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre,

30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Gül, “Başkomutan Atatürk önderliğinde kazanılan 30 Ağustos zaferinin dünya tarihinin sayfalarına altın harflerle yazıldığını” belirtiyor.

30 AĞUSTOS 1922 NEDEN TÜRK MİLLETİ İÇİN ÖNEMLİDİR

Tarihi geçmişimizi kısaca anımsayalım;

Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu.

Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.

Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi.

19 Mayıs 1919'da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlattı.

Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı.

Daha sonra 27 Aralık 1919'da Ankara’ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920'de TBMM’yi kurdu.

BÖYLECE HEM MEMLEKETİN YÖNETİMİ HALKIN İRADESİNE VERİLMİŞ OLUYORDU.

Hem de, Kurtuluş Savaşı’nın merkezi Ankara oluyordu.

TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı.

Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşünden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı.

OLUŞTURULAN DÜZENLİ ORDULARLA SAVAŞA GİRİLDİ. İLK BAŞARI, DOĞU’DA ERMENİ ÇETELERİNE KARŞI KAZANILDI.

Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı.

Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar’a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, ordularına: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” emrini verdi.

Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti, 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu.

Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti.

Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal’e “GAZİ” unvanı ve “MAREŞAL” rütbesi verildi.

Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı’ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.

1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikleri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydırıldı.

İstanbul’daki, Osmanlı cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı.

İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı.

Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal’in Başkomutanlığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi.

30 Ağustos’ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis’te vardı.

BU SAVAŞ, ATATÜRK’ÜN BAŞKOMUTANLIĞINDA YAPILDIĞI İÇİN BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ OLARAK ADLANDIRILDI.

Büyük Taarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir’e kadar takip edildi.

9 Eylül 1922'de İzmir’in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu.

HAİN DÜŞMANIN, HAKSIZCA VE ALÇAKÇA İŞGALİNE “DUR” DİYEN VE KANIMIZIN SON DAMLASINI AKITMADAN YURDUMUZU BIRAKMAYACAĞIMIZI DÜNYAYA İSPATLAYAN BU BÜYÜK ZAFERİ HER YIL, 30 AĞUSTOS GÜNÜ, BAYRAM YAPARAK KUTLUYORUZ.

CUMHURBAŞKANI GÜL'ÜN 30 AĞUSTOS MESAJI’nda,

''Bugün tarihimizde çok önemli bir günü hep birlikte kutlamanın mutluluğu içindeyiz'' denilmektedir.

Gül'ün mesajı şöyle devam ediyor:

''Bu öyle büyük bir zaferdir ki; asırlardır hür yaşayan bir milletin haykırışıdır, birlik ve beraberliğimizin önünde hiçbir gücün duramayacağının ispatıdır.

Bağımsız ve müstakil olarak sonsuza kadar bir arada yaşama irademizin en önemli kilometre taşıdır.

Büyük fedakarlıklarla yürütülen Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasının, Anadolu'nun ebediyen Türk yurdu olduğunun ilanıdır. Atatürk'ün komutanlık ve liderlik dehasıdır. (Bu kısmın altı tarafımızdan çizilere belirginleştirilmiştir.)

Millet-ordu bütünleşmesinin göz kamaştıran sonucudur. Mehmetçiğin cesaret ve kahramanlık destanıdır.

Atalarımız bu toprakları canlarıyla, kanlarıyla vatan yaptılar. Vatanın her karış toprağı için kadını erkeği, genci yaşlısı, doğulusu batılısı herkes omuz omuza vererek savaştılar. Bağımsız ve hür yaşamak, vatana sahip çıkmak için hayatlarını ortaya koydular.

Yine onlar Yüce Atatürk önderliğinde hep birlikte Cumhuriyet'i kurdular ve onu güçlendirdiler. (Bu kısmın altı tarafımızdan çizilere belirginleştirilmiştir.)

Yakılan, yıkılan Anadolu'yu baştan sona yeniden inşa ettiler. Bizlere güzel bir gelecek kurmak, onurlu bir hayat yaşatmak için gecelerini gündüzlerine kattılar.

Bugün bizler de onların mirasçısı olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için var gücümüzle çalışıyoruz. (Bu kısmın altı tarafımızdan çizilere belirginleştirilmiştir.) (?????)

Demokrasisini olgunlaştıran, insan hak ve özgürlüklerinde ciddi adımlar atan, ekonomisini güçlendiren Türkiye geleceğe güvenle bakmaktadır.

Farklılıklarımız birliğimizi tamamlayan zenginliklerimizdir. Bin yıldır bu topraklarda barış içinde yaşayan bir milletiz. Bin yıldır olduğu gibi bundan sonra da kimse bu birlikteliğe zarar veremeyecektir. Yeter ki kendimize güvenmeye devam edelim. En büyük gücümüz olan birlik ve beraberliğimizi koruyalım.

Türkiye, istikrarını koruyan, uluslararası alanda ağırlığını sürekli artıran güçlü bir ülke olarak yükselmeye devam edecektir.

Dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olan Türk Silahlı Kuvvetleri de bölgesinde bir istikrar unsuru olarak, dünya barışına katkılarıyla ülkemizin saygınlığını artırmaktadır.
(Bu kısmın altı tarafımızdan çizilere belirginleştirilmiştir.)

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin daha da güçlendirilmesi milli çıkarlarımız ve güvenliğimizin de gereğidir.

30 Ağustos Zafer Bayramı'nda, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk'ü, silah ve dava arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşı'nın tüm kahramanlarını, kanlarıyla, canlarıyla bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi, gazilerimizi saygı ve minnetle anıyorum. (Bu kısmın altı tarafımızdan çizilere belirginleştirilmiştir.)

Büyük Zafer'in 87. yılında, milletimizin, tarihi zaferlerle dolu şanlı ordumuzun mensuplarının, dünya barışının sağlanmasına katkıda bulunmak için yurt dışında üstün başarıyla görev yapan birliklerimizin Zafer Bayramı'nı en içten duygularla kutluyor, vatandaşlarımıza selam ve sevgilerimi iletiyorum.''

GÜNÜN ANLAMI VE ÖNEMİ GEREĞİNCE SONUÇ;

Bir Türk atasözümüz vardır,

BÜKEMEDİĞİN BİLEĞİ ÖPECEKSİN…!

Büyük Zafer'in 87. yılında,

Başkaca söze ve yoruma hacet yok.

Nur içinde yatın ey bu vatanın şüheda evlatları ve komutanları,

Nur içinde yat, TSK.’nin gelmiş geçmiş en büyük Askeri,

BAŞKUMANDAN…!

Büyük Atamız, Gazi (Mareşal) MUSTAFA KEMAL ATATÜRK…!

Öner SAMANLI

DÜNYA ve TÜRKİYE’NİN EN KAPSAMLI

ATATÜRK SİTESİ

http://www.ataturksitesi.com/

KURUCUSU ve EDİTÖRÜ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ona ve cephede onunla birlikte üzüm suyuna hoşafla ayakta klmaya çalışıp, kanının son damlasına kadar mücadele edip değerini bilemediğimiz Tam Bağımsız Türkiye' yi bize armağan edenlere... Emanetine yeterince sahip çıkamadık Atam. Üzgünüz.

Ayrıntıda gezinmek 
 31.08.2009 2:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 324
Toplam yorum
: 64
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1552
Kayıt tarihi
: 22.08.08
 
 

Prof.Dr. Öner Samanlı, yıllarını eğitim ve öğretim faaliyetlerine adamış, birçok bilimsel makalen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster