Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
404
 

30 Saniyede Psikoloji-Sosyal Kimlik Teorisi

30 Saniyede Psikoloji-Sosyal Kimlik Teorisi
 

Sosyal Kimlik Teorisi


“Her biri 30 saniyede açıklanmış, düşünmeyi kışkırtan 50 psikoloji teorisi; Pavlov’un Köpeği, Psikanaliz, Milgram’ın İtaat Deneyi, Beck’in Bilişsel Terapisi... Tabii ki, hepsinin ne anlama geldiğini biliyorsunuz. Yani, mutlaka hepsini duymuşsunuzdur. Ama bu psikoloji teorileri hakkında bir akşam yemeğinde tartışmaya katılabilecek kadar bilgi sahibi misiniz? 30 Saniyede Psikoloji, bu büyüleyici alandaki en üst seviyede bulunan 50 düşünce dizisini ele alıp iki sayfayı, 300 sözcüğü ve bir resmi geçmeden yarım dakika içinde anlatmayı başarıyor. 30 saniyede sunulan teorilerin her biri, acelesi olanlar için yanında bir 3 saniyede daralma ile birlikte takdim ediliyor; biraz daha derine inmek isteyenler için ise, ek olarak bir 3 dakikada genişleme bölümü bulunuyor. Kitap insan zihninin içsel işleyişini ortaya sererken, ‘sahadaki’ önemli kişileri de tanıtıyor. William James, Aaron Beck ve tabii ki Sigmund Freud bunların arasında bulunuyor. Davranışçılıktan Bilişselciliğe kadar olan seçenekler arasında iç şeytanlarınızla baş etmenizin daha iyi bir yolu olabilir mi? 30 Saniyede Psikoloji, ev hanımlarından üniversite öğrencilerine, üst düzey yöneticilerden akademisyenlere herkesin okuması gereken bir eser. Evet, bir bakıma hepimiz amatör psikologlar sayılırız. Bununla birlikte aşinalığı ustalıkla karıştırmamamız gerekir.” yazısını okuduğumuz bu notlar Christian Jarrett’nin derlediği harika bir psikoloji araştırma kitabının tanıtımına ait;

Bu kitapta sosyal kimlik teorisi aşağıdaki yazıdaki gibi açıklanıyor. İyi okumalar!

Almanya'da yaşanan Yahudi soykırımı felaketine insanlar nasıl sessiz kalmıştı? Üstün Alman ırkı ideolojisi ve altında yatan nedenleri Henri Tajfel aktarıyor. Henri Tajfel, 20. yüzyılın en ünlü sosyal psikologlarından biridir. Yaşadığı zaman diliminde gerçekleşen Yahudi soykırımından etkilenerek böyle korkunç bir olayın nasıl meydana geldiğini açıklamak ister. Kendisi de Yahudi olan Tajfel soykırımın başlamasıyla hayatının çoğunluğunu Alman ordusunun esiri olarak kamplarda geçirmiştir. Polonyalı arkadaşlarının ve akrabalarının çoğu öldürülmüştür. Ancak Tajfel kimliğini saklamış ve bir şekilde esirlikten kurtularak kaçmayı başarmıştır.

Kaçtığında aklında olan soru ‘tarihin en büyük suçlularından olan Adolf Hitler nasıl olmuştu da oy çokluğuyla iktidara gelmişti’. İşte bu sorunun ortaya çıkarttığı teori Tajfel’in deneyimlerinin sonucunda şekillenmiştir.

Henri Tajfel deneyimlerinin sonucunda ulaştığı kanılar için ‘sosyal kimlik teorisi‘ adını koymuştur. Sosyal kimlik denince akla gelen diğer iki isim John Turner ve Michael Hogg’dur. Sosyal kimlik teorisi bünyesinde 4 ana öğeyi barındırır. Bunlar; kategorilendirme, özdeşleşme, karşılaştırma ve psikolojik ayrıştırılabilirliktir. İnsan belleği bilgi işleme sürecini kısaltmak ve verimli hale getirmek için kategorilendirme yapar. Bu, bilgiyi anlamlandırmayı kolaylaştıran bir yöntemdir. İnsanlar kendilerine yakın buldukları grubun içerisinde bulunmak ve onlarla özdeşleşmek ister. Özdeşleşme bir gruba ait olmayı sağladığı için özgüven kaynağıdır. İnsanlar içinde bulundukları grupları farklı gruplarla karşılaştırırlar ve kendi gruplarını diğer gruplara göre daha iyi görürler. İnsanlar kimlik özelliklerinin diğer insanlardan dolaylı yoldan diğer gruplardan ayıran üstün bir yanının olmasını isterler. Buna da psikolojik ayrıştırılabilirlik denir.

Toplumlar çeşitli nedenlerden dolayı kendi içlerinde gruplara ayrılırlar. 1970’lerin sonunda bu konu üstüne yapılan deneyler Tajfel’in bazı şeyleri fark etmesini sağlamıştır. Görünüşte gruplara ayıran neden önemsiz bile olsa insanlar bu soyut gruplara ciddi anlamda bağlılık göstermektedirler. Soyut grupları oluşturan nedenleri bazen bir saç rengi bazen doğum yeri bazen ise deneyci tarafından rastgele o gruba konması oluşturmaktadır.

Bir şekilde oluşturulan bu gruplara grup üyeleri onları temsil edilecek en iyi lideri ararlar. En iyi liderler cesurdur, karizmatiktir ve yeteneklidir. Hayır, aslında durum bu şekilde değildir. Sosyal kimlik teorisine göre insanlar kendi gruplarının en ortalama tipik üyesini takip etme eğilimindedir. İnsanlar genellikle eğitim, zeka, inanç ve maddi statü açısından kendilerine benzer insanları çekici bulurlar. Çünkü bu karakterleri kendileriyle bütünleştirmeleri daha kolay olmaktadır. Bildikleri bir dinamik özdeşleşebilmeleri için daha müsaittir bu da en iyi ve en zekiden ziyade benzer bulduklarını lider görme olasılığını arttırıyor. İnsanlar liderler ya da lideri izleyenler olarak doğmazlar. Roller sosyal etkileşime göre ortaya çıkar.

Ayrıca farklı bir noktaya değinmek gerekirse liderler başa geçtikten sonra kendilerini seçenlerden farklılaşırlar. Hâlbuki seçilmelerinin nedeni grup üyelerinin içerisinde özdeşleşilmeye en uygun kişi olmalarıdır. Farklılaştıkları için gruplarındakiler gibi olduklarını kanıtlamak için büyük çaba sarf etmeleri gerekir. Bu da örneğin siyaset politikalarında milliyetçi sloganlara hatta açık bir üslupla ırkçı tutumlara ortam hazırlar.

Gruplarını ayrıcalıklı terimlerle yücelten, tanımlayan üstün göstermeye çalışan liderler sosyal kimliklerini pekiştirip güç toplarlar.

Nizamettin Biber

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Lider seçilenlerin, "özdeşleşilmeye en uygun kişilerden seçildiği" anlaşılıyor da ötesi pek anlaşılmıyor. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 22.01.2017 11:43
Cevap :
Çok karmaşık akademik ifadeler var ama anladığınız zaten işin ana fikri İsmail bey, teşekkürler, selamlar  22.01.2017 12:39
 

Bilgi birikimine ve bunu yeri geldikçe kullanmana çok sevdim sevgili kardeşim...Çok teşekkürler

Halil Güven (Sökeli) 
 12.01.2017 11:14
Cevap :
Var olan ufak tefek bilgi kırıntılarımızı kullanmaya çalışıyoruz Halil abim, çok teşekkür ederim, selam ve sevgi ile, sağlıcakla kalın.  17.01.2017 9:37
 

Merhaba, "Okumak" Çok zor Nizamettin bey. Biz toplum olarak okumayı ve bilgilenmeyi sevmeyiz. 1970 li yıllarda Almanya da bir işçi arkadaşa neden Almanca öğrenmiyorsun dediğimde, "kötü yola girmekten korkuyorum" demişti. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 11.01.2017 16:57
Cevap :
Sayın İzmirli, bilgiye karşı, özellikle bilginin alındığı okuma eğilimine karşı toplum olarak özel bir direncimiz var. Kötü yola gitmek olarak değerlendirdiği şey kendisini aydınlatan yoldur ama farkında değil maalesef. Saygı benden de efendim selamlar.  17.01.2017 9:45
 

Üstün Alman ırkı ne kadar vurucu. Belirlenen bir de ideolojileri var. Kişilerin veya milletlerin bir yerde olmaları boşuna değil, yürüdükleri yolla, belirledikleri strateji ile ve uyguladıkları kurallarla bağıntılı. Yazının sonunda düşüncelere daldım sayın yazarım, selam ve saygı ile...

Yurdagül Alkan 
 11.01.2017 12:02
Cevap :
Bu ırk saplantısı mikro milliyetçiliğin bir yansıması ve toplumsal bir paranoya. Toplumsal örüntülerin varlığı kendi Ulus devlet özellikleri taşıyor her ne kadar bugün Birlikler kuruluyor olsa da durum bu. Çok teşekkür ederim Yurdagül hanım, selam ve saygılar.  17.01.2017 9:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 881
Toplam yorum
: 3744
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2606
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster