Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '12

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
744
 

30'un üzerinde anne olmak

30'un üzerinde anne olmak
 

30'un Üzerinde Anne Olmak


Bazı akşamlar kafamı yastığı koyduğumda derin derin düşünüyorum. Bir yandan bir bebeğe sahip olmanın tarif olmaz mutluluğu, diğer yandan gün boyu onun ardında koşmanın vücudumda yarattığı yorgunluk. Yaş kemale ermiş olmasa da 35'i aştım işte. Henüz 13 aylık olan bir bebek annesiyim. Acaba Can’ı bu yaşta doğurmakla iyi mi ettim?
Evlilik Maceramızın Başları

İktisat fakültesinden mezun olduktan kısa bir süre sonra bankacılık sektöründe işe girdim. Arkadaşlarımın çoğunun aksine okulu biran önce bitirmek ve çalışma hayatına atılmak için can atmıyordum. Okul yıllarının insan hayatının en güzel dönemleri olduğunu damarlarımda hissederek, okulun bittiğine üzülmüştüm bile. Allahtan benim başladığım dönemde bankacılık sektörü keyifliydi. Ya da benim çalıştığım bölümde çok kafa arkadaşlar vardı de o yüzden şanslıydım, bilemiyorum. Büyüklerin küçükleri kolladığı, iş öğretmekten gocunmadığı, yapılan projeleri herkesin içten gelerek sahiplendiği ve bankasıyla gurur duyduğu bir dönemdi o zamanlar.

İşe girdikten bir müddet sonra kocamla tanıştım. Arı sokmasıyla başlayan ilginç bir hikayemiz var. Onu da belki başka bir yazımda anlatırım. Kısa bir süre sonra nişanlandık ve askerden dönünce de evlendik.

Evliliğimizin 4 yılı kuş gibi uçup giderken, hayatımıza yeni bir yön vermek dileğiyle Amerika’ya eğitim için gelmeye karar verdik. Kuzey doktoraya başlarken, ben de 1 sene kadar ev kuşu oldum. O sürede bol bol video oyunları oynamak, evimizi dekore edip, odalarını boyamak, duvarlara kendimce tablolar çizmek gibi keyif adamlığı yaptım. Sonra rahat batmaya başladı. Öğrencilik yanım kaşınıyordu. Ne okumak istediğimi çok düşündüm. Sonuçta dijital tasarım üzerine master yapmaya karar verdim. Eğitimimi finanse etmek için de okuduğum okulda işe girdim.

2 senelik master sürecim rüya gibi geçti. Ben ise okumaya doymamıştım. Video oyunu tasarımı üzerinde yoğunlaşmak istediğimden, bu konudaki en iyi okullardan biri olan Georgia Tech’de yeni bir master programı buldum. Yalnız bir sorun vardı. Kuzey’in doktorası devam ettiğinden benimle beraber Atlanta’ya gelmesi söz konusu bile değildi. Bu nedenle yeni maceramda 2 sene boyunca yalnız başıma olacaktım. O 2 sene hem çok güzel hem de özlem doluydu. Böylece 2009 yılına geldik.

Mezun olurken kocamı çok özlediğimi ve bir daha bu kadar uzun süre ayrı kalmak istemediğimi daha iyi anladım. Böylece Atlanta’dan tası tarağı toplayıp Florida’ya geri taşındım.
Çocuk Bunun Neresinde?

Şimdi bu kadar girizgahtan sonra “anne olmanın bunlarla ne ilgisi var?” diyeceksiniz. Aslında çok ilgisi var. Çocukları çok sevmemize rağmen Can’ı 10 seneden sonra doğurmaya karar vermemiz tam da bu hikayeyle ilgili. Bu tempolu yaşantıda 10 sene boyunca çocuğu bir yerlere sığdıramadık ya da sığdırmadık. Bu arada da tahmin edeceğiniz gibi ailemizin ve arkadaşlarımızın manalı sorularına maruz kaldık.Bir ara bu soruları bertaraf etmek için “deniyoruz ama maalesef olmuyor” diye şaka yollu geçiştiriyorduk. Bu arada çevresi tarafından çocuk yapma konusunda sürekli taciz edilen çiftlere önerim bu bahaneyi söylemeniz. Çünkü “daha hazır hissetmiyoruz” ve türevi yanıtlar kimseyi mutlu etmiyor. Ama “deniyoruz. olmuyor” deyince herkes konuyu kapıyor :)

Evliliğimizin ilk 4 senesinde henüz bebek sahibi olmak için kendimizi hazır hissetmiyorduk. Yapılacak çok şey, gezilecek çok yer vardı.

Belki Amerika’ya ilk geldiğimiz sene, ben evde otururken bebek sahibi olmak için güzel bir dönemdi. Ancak o zaman da çevremizdeki herşey yeniydi. Değişik bir kültüre adapte olurken, bir de eve giren sadece öğrenci maaşı olunca cesaret edemedik.

Ardından ben okula ve çalışmaya başladım. Çevremizde çocuklarıyla beraber master ya da doktora yapan pek çok arkadaşımız olmasına rağmen, ben yaptığım işe kendimi %100 verebilmek için, okurken anne olmak istemedim. Atlanta’ya ikinci master için gittiğimdeyse, tek başıma bebeğe bakmak zaten imkansızdı.

Böyle diye diye, evliliğimizde 9. yılı bulduk. Okullarımız bitip, Kuzey işe girince, artık çocuk düşünebiliriz demeye başladık. Can hemen değil, ama birkaç ay sonra geldi.
Kararımızın Artıları, Eksileri

Bebek sahibi olmak harika bir duygu. Oğlumuzu iyi ki dünyaya getirmişiz diyoruz. Şimdi geriye baktığımda, Can’ı evlenmemizden 10 sene sonra, 30'lu yaşların ortalarında dünyaya getirmenin hem artıları, hem de eksileri olduğunu görüyorum.

Artı tarafında, istediğimiz gibi gezdik-tozduk, hayatımızı yaşadık, istediğimiz okullarda okuduk. Bunlar kültürel anlamda da, eğlence anlamında da çok doyurucuydu.

Eksi tarafında ise, açıkçası kocamla benim yaşımızın getirdikleri ön planda. Bir kere yaşlar ilerledikçe insanın sabır katsayısı azalmaya başlıyor. Yapısı gereği çok hareketli olan bir bebeğin gün boyu ardından koşmak hem fiziksel, hem de düşünsel olarak insanı yoruyor.

Sonra, ileriki yılları düşünüyorsunuz. Can 20 yaşına geldiğinde biz orta yaşı çoktan aşmış olacağız. Devirler değişecek. Kuşak farkı ortaya çıkacak. Genç anne ve baba olanlar çocuklarıyla beraber büyüyor belki, ama, çocuğun pek çok aktivitesine de rahatlıkla katılabiliyor. Ben dünyaya geldiğimde babam 26, annemse 21 yaşındaymış. Ben büyürken annemle babama bakar ve çok genç oldukları için gizli gizli çocukça bir gurur duyardım. Can’ın aynı şansı olmayacak.

İşin sağlık yönü de var. 35'den sonra annenin doğurganlığı azalırken, yüksek tansiyon ve hamilelik şekeri gibi rahatsızlıkların riski ve çoklu gebelik ihtimali artıyor. Bir çocuk beklerken iki ya da üç çocuk piyangosuna ne dersiniz? (Bu arada ikiz nedense kulağıma hoş geliyor…) Bebekte ise doğuştan gelen kromozomal bozukluklar ve düşük riski artıyor. Bu da sağlık boyutu…

Bir de kardeş meselesi var. Eğer Can’ı kardeşsiz bırakmayalım dersek, elimizi çabuk tutmamız gerekiyor gibi hissediyorum. Aksi takdirde demin bahsettiğim konular bizi daha çok zorlayacak.

Çevremi gözlüyorum da, 30 yaşın üzerinde ebeveyn olanlar arttı. Dolayısıyla bu yolda yalnız değiliz. Ama hala ara ara düşünmeden de edemiyorum: 30'un üzerinde anne olmak acaba doğru bir karar mıydı? Sizce?

Sevgiler,
Tanla
Diger yazilarim için>> http://www.bebekveben.com
Facebook>> Bebek ve Ben http://www.facebook.com/pages/Bebek-ve-Ben/156814961053785
Twitter>> Bebek_ve_Ben http://twitter.com/Bebek_ve_Ben

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

slm. çok hoş bi yazı. bence annelik için doğru yaştan ziyade anne olmaya hazırım dediğiniz zaman uygun zaman. bende 26 yaşında anne oldum bebeğim 6 aylık. eşimle flört dönemi ile birlikte 6 yıldır beraberiz.oğlum evliliğimizin 14. ayında aramıza katıldı.hem iş hayatı hem oğlum ben bile zaman zaman çok yorulduğumu hissediyorum. bu nedenle çocuk her yaşta aslında yorucu fakat genç anne veya baba olmak her anlamda avantajlı.. rabbim bütün bebişlere sağlık versin

BURCUuUu 
 22.06.2012 16:21
Cevap :
Yorumun için çok teşekkürler Hamusss. Hem genç hem de ileri yaşta ebeveyn olmanın kendine göre pek çok avantajı ve dezavantajı var. Biz de ebeveynlik için doğru yaşı bekledik. Bazen yorulsak da bebek sahibi olmak çok güzel bir duygu. Bebeğin ve eşinle sağlıklı ve mutlu bir yaşam dilerim.  26.06.2012 1:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 7243
Kayıt tarihi
: 19.09.11
 
 

Merhabalar! Adım Tanla. Dijital tasarımcıyım. Eşim Kuzey ve küçük oğlum Can'la beraber dünyayı ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster