Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
3923
 

30 yaş ve kadını

30 yaş ve kadını
 

Tuna Kiremitçi - Hepimiz birilerinin eski sevgilisiyiz-


“Ama zamanla anladım ki 30 yaşına gelince başka bir anlamda da olsa ölüyor insan. Hem de bile isteye. Çünkü aşık olmaktan vazgeçiyoruz. O yaşa kadar öyle çok yaralanıyor, hayal kırıklığına uğruyoruz ki, artık bir daha deneyecek halimiz kalmıyor” demiş Tuna Kiremitçi, “Hepimiz birilerinin eski sevgilisiyiz” adlı kitabında..

Erkekleri bilemem, ama ben bu duruma, kadınlar için “Temkinli Kadın Sendromu” diyorum. Çok ta katılmıyorum Tuna Kiremitçi’ye..30 yaşında bir kadın, sırtını sağlama alıp, ayaklarını yere bastıktan sonra deli gibi aşık olur. Ama aşkından delirmez artık. Hem aşık olmanın stratejilerini çözmüştür hem de aşk acısının..Zamanla birlikte akmanın kıymetini anlamıştır. O güne kadar, hırsından delirmiştir, aşkından dövülmüştür, uçurumdan aşağı bırakılıp kafa göz dağılmıştır ama aşktan vazgeçmemiştir. Hakettiği kadar değer verir artık insanlara, kendini 1. sıraya koyar ve bilir ki kendi mutlu olmadığı zaman elindeki kudreti kullanamaz. Kadın annedir aynı zamanda.. O yüzden çocuk kalabilmek erkeğe mahsustur.

30 yaş, kadının ilk vadisidir. 20 yaşlarındaki çatışmaların durulduğu, hayatı ilk defa anlamlandırdığı yaştır. Kafanda konuşan seslerin annen, baban, öğretmenin, dostun, kardeşin olduğunu, kendi sesinin kalbinden geldiğini ve bir tek o sesi dinlediğinde özgür olabileceğini anladığın yaştır.

30.yaş, annenin ve babanın ölümlü olduğunu bildiğin, didişmek yerine susmayı tercih ettiğin, hayatta kimsenin seni onlar kadar sevemeyeceğini ve bunu kanıtlamak için anlatabileceğin yüzlerce hikayenin olduğu yaştır.

Hiçbir erkek, seni ne kadar çok severse sevsin, babanın sevgisiyle kıyas kabul edemeyeceğini,
Adamın tuttuğu futbol takımıyla sana olan sevgisinin bir alakası olmadığını, onunla maç seyretmenin onunla zaman geçirmek anlamına gelmediğini,
Sarhoş bir adamın söylediklerinin en fazla yarısına inanman gerektiğini,
Birçok kişi için aşkın bir oyundan ibaret olduğunu ama sen oyuna dahil olsan da olmasan da saf aşık olabileceğini bildiğin,
Evliliğin; sevdiğin, seni seven, iyi zaman geçirdiğin, kendini mutlu ve güvende hissettiğin, paylaşabildiğin, konuşabildiğin, kendini ve seni bir tutan, dost, arkadaş, sevgili; hepsi olabildiğin insanla hayat arkadaşı olup, hayatı birlikte göğüslemek olduğunu anladığın,
Baskıyla, kavgayla, küsmeyle kimseye istediğini yaptıramadığını gördüğün, yaptırabildiysen eğer sadece seni sevdiği için yaptığını ve herkesin bir de sınırı olduğu ve bir şeyleri zorla yaptıysa mutlaka patlayacağını bildiğin ve kıymetli olanın saygı, onur, tatlı dil ve iyi huy olduğunu kabul ettiğin yaştır.

30. yaş; hapşırıklarının artık nezleden olmadığı, kendine kötü baktığın için sonuçları görmeye başladığın, ne kadar uğraşırsan uğraş eskisi kadar kolay kilo veremediğin, yüzlerce krem de kullansan cildinin istediğin gibi görünmediği, artık estetik cerrahi sayfalarında gezmeye başladığın, 20’li yaş çılgınlığının sende eğreti durduğunu ve onu her zaman değil de zaman zaman yaşadığın yani olgunluğu seçtiğin yaştır.

Bir yandan da; 25 – 29 yaşları arasında yaşanılan “Allah’ım 30 oluyorum” stresinin bittiği, elalem ne der? Ve mahalle baskısı defterlerinin kapandığı, çevrende 30 oldu artık vazgeçmelerinin başladığı ve senin “sonunda” huzura erdiğin, rahat bırakıldığın ve huzur olmadıkça hiçbirşeyin anlamı olmadığı gibi, sağlıklı da düşünemediğini anladığın yaştır.

30 yaş, gençliğin yaşlılığıdır..Gençken bilemediğini, yaşlıyken yapabildiğin yaştır.

www.yaseminsol.com

rojdda bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siz haklısınız, Tuna Kiremitçi'ye veya başka edebiyatçılara boş verin. Edebiyatçılar kendilerini dünyanın merkezi zannederler ve onların his, duygu ve düşünceleriyle dünyayı veya kendinizi anlamaya çalışırsanız hiç bir şey anlayamazsınız. Yaşamı kendi koşullarınız çerçevesinde yaşarsınız ve kimse kimseyi kendi penceresi haricinde başka bir pencereden izleyemez, göremez, değerlendiremez. Empati yapıyorum diyenlere de kulak asmayın çünkü dünyada paylaşılamayan bir şey varsa o da insani duygulardır. Onlar herkesin özelidir. Ne siz benle duygularınızı paylaşabilirsiniz, ne de ben sizle. Her zaman mutlu olmanız dileğiyle

Mustafa Atilla 
 23.11.2011 22:50
Cevap :
Mustafa Bey..teşekkür ederim. Söylediğiniz gibi, herkesin mutluluğu ve mutsuzluğu kendi hastır. Sevgiler..   24.11.2011 13:24
 

harika bir yazıydı. yüreğine ve parmaklarına sağlık.

Engin Göksu 
 23.11.2011 21:22
Cevap :
:) Teşekkür ederim.  23.11.2011 22:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 34
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 538
Kayıt tarihi
: 06.06.07
 
 

1981 yılının Nisan ayında doğdum.. Kadıköy yakası, Suadiye mahallesi'nde büyüdüm. Saint Benoit ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster