Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
531
 

301 Spartalı

301 Spartalı
 

Geçen yıl sinemalarda gösterime giren bir film vardı: 300 Sparta. Bu filmde özgürlükleri uğruna savaşan ve destanlaşan Spartalıların hikayesi anlatılıyordu. Bu hikaye, belki biraz fazlaca abartılıydı; ama orada söz konusu olan, onların özgürlükleriydi.

Günümüzde ise devletlerin yapılanmasında, kişi hak ve özgürlükleri çok önemli bir konumdadır. Temel hak ve özgürlükler, anayasa ve kanunlarla güvence altına alınmış olmalıdır. Aksi halde, ülke toplumunu oluşturan bireyler arasında adaletsizlikler ortaya çıkabilir ve birey özgürlüklerinin ortadan kalkması sonucu ülkeler de ortadan kalkabilirler ki, zaten bir anayasayı, anayasa yapan olmazsa olmaz şartlardan birisi, anayasada temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmış olmasıdır.

Bu bağlamda son yıllarda ülkemizde yaşanan en temel sorun, TCK’nın 301. maddesinin içeriği ya da varlığıdır. Fakat 30.04.2008 tarihi itibariyle bu sorundan da kurtulmuş bulunmaktayız(!). Çünkü TCK’nın 301. maddesi TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmelerin ardından değiştirilmiştir.

Tamam, bu sorundan kurtulduk(!); ama bu kanun maddesini sorun haline getiren eski düzenleme nasıldı? Düzenlemeden önceki haliyle TCK 301. madde “ <ı>(1)Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklindeydi. Kanun maddesi, bu yargılardan dolayı çok eleştirilmişti. Özellikle Avrupa Birliği yöneticileri ve üye devletlerin yöneticileri tarafından… Türkiye’de yaşayan bazı çevrelerce de yoğun eleştiri alan bu madde, özellikle Hrant DİNK ve Elif ŞAFAK’ın yargılanmaları dönemlerinde yerden yere vurulmuştu.

Tabii ki yapılan eleştiriler hükümete idi. Hükümet ise bu baskı ve eleştirilere daha fazla dayanamadı ve ilgili kanunun 301. maddesinde değişiklik yaptı. Peki, 301. maddenin yeni hali nasıl? İşte düzenlemenin ardından TCK 301. madde: “(1)<ı>Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini veya Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, 1. fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

Şimdi TCK 301. maddenin eski ve yeni halleri arasındaki farklılıkları gözlemleyelim. Her iki madde arasında görülen ilk fark, suç işleyen bireyin hapis cezası süreleriyle ilgilidir. Maddenin eski halinde, Türklüğün, Cumhuriyetin ve TBMM’nin aşağılanması durumunda altı ay ile üç yıl; hükümetin, devletin yargı organlarının, askeri ve emniyet teşkilatlarının aşağılanması durumunda da altı ay ile iki yıl hapis cezası öngörülmekteydi. Burada ilginç olan nokta, yasama organına karşı yapılacak hakarete en fazla üç yıl, yargı ve yürütme organlarına yapılacak olası bir hakarete ise en fazla iki yıl ceza öngörülmesidir. Buradan şu sonuç çıkabilir: devletin organları arasında hiyerarşik bir farklılık, ast/üst ilişkisi vardır. Yani yasama üst, yürütme ve yargı asttır.

Maddenin değiştirilmiş halinde ise Türklük ibaresi tamamıyla kaldırılmıştır. Ayrıca suç işleyen bireye verilecek hapis cezası da, “altı ay ile iki yıl” şeklinde düzenlenmiştir. Yani devletin organları arasında herhangi bir farklılık görülmemiş ve yasama, yürütme ve yargı organları hiyerarşik olarak aynı seviyeye gelmiştir diyebiliriz.

Her iki madde arasındaki bir diğer (ve bence en önemli) farklılık ise; maddenin değiştirilmiş halinde görülen “Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanı’nın iznine bağlıdır” ibaresidir. Hukuku uygulama yetkisini elinde bulunduran yargı organı açısından, böyle bir ibare kabul edilemez. Çünkü bu ülkede yargı bağımsızlığı vardır. Yani yargı organı, soruşturma açarken ve yargılama yaparken hiçbir kurum ya da kişiden emir ya da direktif almaz; kuvvetler ayrılığı ilkesi gereğince, görevini bağımsız bir şekilde yerine getirir. Yukarıdaki ibare ise yargı bağımsızlığını bütünüyle ortadan kaldıracak niteliktedir diyebiliriz. Çünkü bu ibare sonucunda, yürütme organının bir üyesi olan Adalet Bakanı, Türk Ceza Kanunu doğrultusunda soruşturma açacak olan yargı organına izin verecektir. Bakanın izni olmaksızın, yargı organı harekete geçemeyecek, herhangi bir uygulama yapamayacaktır. Yani yürütme, yargının bağımsızlığına müdahale edecek ve hiyerarşik olarak da yargı organının üstüne geçebilecektir.

TBMM Genel Kurulu, TCK’nın 301. maddesini, uyuklayan, İngilizce öğrenmeye çalışan ve Genel Kurula katılan diğer milletvekillerinin oylarıyla, 30.04.2008 tarihinde sabaha karşı kabul etmiştir. Bakalım bu değişiklik sonucunda ülkemiz insanında ne gibi değişiklikler olacaktır? Aslında anayasaları, kanunları ve hatta kanunların maddelerini istediğimiz kadar değiştirelim; ancak zihniyetimizi değiştirmeyelim(!). İşte o zaman yapılan anayasalar, kanunlar da, sanki suya yazılmış gibi olacak; yani pek de etkili olamayacaklardır. Bundan dolayı öncelikle zihniyetin değişmesi gerekiyor.

Tarihin destansı yapısından kopup gelen 300 Spartalı, TCK’nın 301. maddesinin değişmesine vesile olan ülkemizdeki 301 Özgürlük Savaşçısına önder olmuş gibi gözükmektedir. Fakat 300 Spatalı, kendi özgürlükleri için savaşıp destanlaşırken; bizim 301 Özgürlük Savaşçısı, AB’ye yaranmak adına özgürlük savaşı veriyor gibi gözükmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 10.12.07
 
 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Kitap okumayı, yazı yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster