Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '06

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
2384
 

34,5 milyon adet limondan bugüne…

34,5 milyon adet limondan bugüne…
 

İzmir bir sonbahara daha hazırlanıyordu.. Hasan Hüseyin Korkmazgil ustanın deyişiyle; " Eylülün ekime bulanık çay gibi aktığı günler "... Havadaki hazan kokusuna, Akdeniz' i ateş topu gibi saran 2. dünya savaşının yangın dumanı karışmıştı..

Türkiye savaşın içinde değildi.. Taraf ta olmamıştı.. Yine de karaborsa ve yoklukla dişlerini gösteriyordu zor yıllar..

22 Eylül 1940 günü Ege'ye damgasını vurmuş Yeni Asır gazetesinin manşetini " Savaş nedeniyle İtalya'dan gelemeyen limonun 5 kuruşa fırladığı " başlığı süslüyordu..

66 yıl önce limon deriminin başladığı, tam da bugünlere denk gelen haber şöyle devam ediyordu:

" İthalatta savaş yüzünden yaşanan nakliye güçlükleri limonun 5 kuruşa yükselmesine yol açmıştır. Oysa Mersin yöresinde limon üretimi için mükemmel iklim ve toprak şartları mevcuttur. Ziraat Vekaleti' nin on yıldan beri yürüttüğü aşılı limon fidanı kampanyası sonucunda, iyi para ettiği için çiftçimiz de limon ziraatına büyük ilgi duyunca 1938 yılında 34 milyon 500 bin adet limon üretilmiştir. Ancak bu ülkemizin ihtiyacına yetmemekte ve ithalat yoluna gidilmektedir. Vekaletin uyguladığı program sayesinde iki yıl sonra ithalata gerek kalmayacaktır. "

Üç beş satırlık haberden çıkarılacak epeyi ders var..

Teknolojinin gelişmediği o günlerde oldukça zor şartlar altında basılan Yeni Asır gibi bir gazete ile bir adet limonun fiyatının birbirini yakalaması inanılır gibi değildi..

Daha da önemlisi ve ilginci Ziraat Vekaletinin – Tarım Bakanlığının - dağıttığı aşılı fidanlar sayesinde iklimi ve toprağı uygun Mersin' de başlayan üretim sayesinde 1938 yılında 34 milyon 500 bin adet limon üretildiği ve en geç 1942 yılında ithalata gerek kalmayacağı…

8. yüzyılda Çin sınırlarıyla Burma' dan yola çıkan, Persler vasıtasıyla Arap dünyasına oradan da İspanya ve İtalya' ya ulaşan limonun, uygun Mersin ikliminde serpilip fışkırmak için neden bin yıl beklediği sorusunun yanıtı yok..

Ama bilinen bir şey var.. Tarım Bakanlığının dağıttığı aşılı fidanlar sayesinde 2 yıl içinde Mersin' in Türkiye ihtiyacına cevap vereceği beklentisi boş çıktı o günlerde..

1942 yılındaki şiddetli soğuklar, gencecik limon ağaçlarını yaktı geçti..

Yetmedi, 1950 kışının şiddetli ayazları bir kez daha vurdu Mersin' i ve narenciyeyi..

Mersin' de gerçek anlamda limon üretiminden söz etmek için 1960 lı yılların ortalarını hatta sonlarını beklemek gerekecekti..

1962' de 3300 dekarlık alanda 100 bin limon ağacından 8 bin ton olan üretim, 1965' te 4400 dekardaki 130 bin ağaca ve 11 bin tona ulaştı..

Derken limon üretimini patlatacak ve üretim fazlasının ihracat yolunu açacak iki çok önemli gelişme aynı döneme denk gelince asıl şaşırtan rakamlar çıkmaya başladı ortaya..

- 1960' ların sonunda Mersin yanı başında boşa akan Berdan nehrinin sularından yararlanmaya başladı..

- Türkiye sanayileşme yolunda bazı tesis ve yatırımları Sovyetler Birliğinden alırken, bedelini dövizle değil başta limon olmak üzere bazı tarım ürünleriyle karşılama yolunda anlaşmalar yaptı. (İskenderun Demir Çelik tesisi v.s.)

Berdan nehrinin suları Berdan 1 ve Berdan 2 kanallarıyla bereketli Mersin ovasındaki limon fidanına hayat verdi.. Toprağını seven, meyveye binen ağaç da üreticiye bereket..

1940' larda 34 milyon adet limon ile çok uzaklardaki Yeni Asır gazetesine haber olan Mersin 1970' lerden başlayarak günümüze her yıl gelişen ekim alanı ve artan ağaç sayısıyla bugün 14 bin hektar üzerindeki 4 milyon 200 bin ağaca ulaşmış durumda..

Bu alandan elde ettiği yaklaşık 370 bin ton limonla Mersin, 600 bin tonluk Türkiye üretiminin % 60'tan fazlasını karşılıyor..

Siz bakmayın geçmiş zaman sohbetlerindeki, " Nerede o eski limon bahçeleri, hepsini kestik " muhabbetlerine..

Gerçekten denize yakın bahçeler talan edilip, yapsatçıların eliyle ilkel konutlara dönüşse de, yalan bilmez rakamlar kesilenden çok limon fidanı dikildiğini, yağmalanandan fazla yeni bahçe yetiştirildiğini söylüyor…

Öyle olmasa 1980/90 arası -iklimsel özelliklere bağlı olarak bazı yıllarda büyük düşüş gösterse de- ortalama 250 bin ton limon üreten Mersin' de üretim miktarı 2005'lerde 120 bin tonluk artışla 370 bin tonlara ulaşır mıydı ?..

Son yıllarda yoğunlaşan üretici feryadının da kaynağı da işte bu üretim fazlalığına dayanıyor..

Mersin bir yana Türkiye yeterince tüketmiyor..

İşleyip; suyunu, kabuğunu, yağını değerlendirecek tesis yatırımları da yapılmayınca bütün ümitler ihracata bağlanıyor..

Aslında Mersin' in lokomotif olduğu Türkiye limon ihracatı son yıllarda sürekli artan bir trend izliyor.. (tablo 1)

Asıl sorun iç tüketim ve o kıpırdamayınca, artan ihracat üreticinin yarasına derman olmuyor..

Yağını, suyunu, posasını değerlendirecek tesislerden geçtik, Amerikan tarzı kolalı içeceklere yönelen insanımız, limonun mumla arandığı yıllarda evlerde yaptığı limonatayı bile unutmuş durumda..

Limonun içerdiği yağ asitlerinin temizlikteki etkilerini, limon suyu katılmış bir banyo sefasının sağlığa olan katkılarını medyada dile getirecek lobilerden de yoksunuz..

Ürettiği bir milyon ton limonun yarısını ihraç edip, yarısını iç piyasada eriten 50 milyon nüfuslu İspanya' dan da dersler çıkaramıyoruz..

Bu durumda üreticinin tek umudu ihracat…

Gelin görün ki, orada da kıyasıya bir rekabet, düne kadar Türk ihracatçısının korkulu rüyası İspanya'yı bile sindiren, önceleri AB, şimdilerde de doğu Avrupa ve Rusya' yı işgal eden Arjantin var artık..

Sınırların kalktığı, amansız rekabetin yaşandığı günümüzde ürettiği limonun yarısını sıkarak işleyen ve farklı alanlarda değerlendiren Arjantin bununla yetinmiyor..

Uzaklığın dezavantajını mevsimsel avantaja çevirerek ve yeni tip deniz taşıma modellerinden yararlanarak, başlangıçta AB son zamanlarda da doğu Avrupa pazarlarını işgal ediyor…

2000 yılında AB ülkelerine 92 bin, Rusya dahil doğu Avrupa ülkelerine de 33 bin ton olmak üzere toplam 125 bin ton limon ihraç eden ülke 2005 yılında AB' ye 227 bin ton, Rusya dahil doğu Avrupalılara 77 bin ton olmak üzere 304 bin tona ulaşıyor..

Arjantin' in söz konusu pazarlara sattığı her limon, Türk ve İspanyol üreticisine bunalım olarak geri dönüyor..

Sınırların kalktığı, uzakların yakın olduğu bu yeni çağı, eski gözlüklerle okuma olasılığımız ne yazık ki yok..

Dün fındık, bugün limon, yarın başka ürünler..

Sorunu küresel anlamda algılamadan ve dünyadaki rakiplerin neyi nasıl başardıklarını görmeden yorumlamaya kalkmak..

Üreticiye şirin görünecek nice söylemi sakız niyetine çiğneyip duran, dünyadan habersiz çok bilmiş havasındaki cahillere baktıkça ister istemez mırıldanıyor insan:

Tanrı fikir sahibi olmadan zikir sahibi olanlardan korusun hepimizi..

Tablo 1

Yıllar itibariyle Türkiye limon ihracatı:

Yıl Miktar Döviz tutarı

(Bin ton) (Milyon ABD doları)

2000 170 70

2001 220 82

2002 240 85

2003 170 80

2004 223 99

2005 359 170

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1192
Kayıt tarihi
: 04.07.06
 
 

Ekonominin gittikçe küreselleştiği günümüzün yükselen değeri katılımcı demokrasi.. Katılımcı demokra..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster