Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '06

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
797
 

367 umudu ve 367 kabusu

367 umudu ve 367 kabusu
 

1982 yılında 7 Kasım Pazar günü sabah erkenden uyandım ve ilk kez oy kullanmak üzere Deneme Lisesinin sınıflarından birinin önünde kuyruğa girdim. 1982 Anayasası oylaması yapılıyordu. Oylamanın kapalı oy açık sayım olarak yapıldığı söylense de pek kapalı oy denilemezdi. Bu oylama için özel olarak ince kağıttan yaptırılan zarflar içine konulan RED oylarını çok kolay belli ediyordu. Kuyrukta beklerken birer birer içeri alınıyorduk, sıraları dik, yan koyarak oluşturulmuş paravanın arkasında iki farklı renk oy pusulasından birini alıp zarfa koyup, ağzını kapatıyorduk. Oyunu sandığa atan herkesin oylarının rengini kuyruktakiler hemen anlıyorduk. RED oyu kullandığının bilinmesini istemeyenler yarı saydam zarflarını gizleyerek atmaya çalışıyorlardı.

Paravanın arkasına gittiğimde çok sayıda KABUL az sayıda RED oyu vardı. RED oylarından birini aldım, zarfın içine koyup kapağını kapattım. Sandığın yanına gidip zarfı hiç gizlemeden sandığa attım. Sandık seçmen listesini imzalarken sandık başkanını, içeride çok az RED oyu pusulası olduğunu söyleyerek uyarırken, bunun bir cesaret olduğunun farkındaydım.

Çok konuşmanın ve düşünmenin yasak olduğu o günlerde bir oylamanın her sandık başında yaşanan bir demokrasi manzarasıydı bu anlattıklarım. Hazırlanan Anayasa basında tartışılmıştı, kim gazeteler çok fazla suya sabuna dokunmayan eleştiriler yaparken kimi gazetelerde içinde çok çelişki olduğu yolunda eleştiriler yapılıyordu. Bütün bir eleştirilere Anayasa Komisyonu Başkanı hazırladıkları metni savunmaya çalışıyor ve mükemmel bir Anayasa yaptıklarını iddia eden konuşmalar yapıyordu. Süreç tamamlandı ve Anayasanın oylanacağı ve Cumhurbaşkanının seçileceği oylama günü belirlendi. O dönemde EVET propagandası serbestti ama HAYIR propagandası yasaktı.

Oylama sonuçları açıklandığında benim gibi düşünenlerin sayısı çok az olduğu için, yüzde 91 EVET oyu çıktı, Anayasa kabul edilip, yeni Cumhurbaşkanı seçildi.

O zamanlar darbeciler 12 Eylülü oluşturan koşullardan biri olarak 1980 yılında bir türlü sonuçlanmayan Cumhurbaşkanı seçimini bahane gösterdikleri için yeni Anayasa Cumhurbaşkanı seçim sürecini kolaylaştırıcı bir düzen getiriyordu. Buna göre ilk iki tur üçte iki çoğunluk gerekirken daha sonraki turlarda oyların yarısından fazlasını alan seçilecekti. Dördüncü turda hala seçilememişse TBMM seçim kararı almak zorunda kalıyordu.

1982 Anayasasının özgürlükleri kısıtlayan maddeleri tartışılmaya çalışılırken, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine ilişkin maddeler olumlu bulundu ve ayrıntıları herkesin gözünden kaçmış oldu.

Son günlerde Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunda oylamaya geçmek için 367 çoğunluk gerekip gerekmediği tartışılıyor. Kimileri 367 sayısına aniden çıkıveren bir umut gibi sarılırken, kimileri ciddiye almamış gibi görünseler de 367 sayısı üzerilerine bir kabus gibi çöküverdi. Sonuç ne olacak bunu önümüzdeki aylar gösterecek. Asıl tartışılması gereken 1982 yılında Anayasa yapılırken böyle bir belirsizliğin metin içinde bırakılmasıdır.

Duruma iki açıdan bakalım:

"367 GEREKLİDİR"

İlk turda Cumhurbaşkanı seçilmesi için 367 oy gerekiyorsa ve o sırada mecliste 367 kişi yoksa oylamaya geçilmesi akla-mantığa sığmaz. Bunun için güzel bir halk deyimleri vardır: “Bile bile lades”, “Dostlar alışverişte görsün”

367 oy gereken bir oylamada salonda 366 kişi bile olsa oylamaya geçilemez. Sonucu aritmetik olarak belli bir oylamanın yapılması anlamsızdır. O zaman ya hiç oylama yapmadan ilk turda seçilemedi diyerek ikinci turu başlatmak daha akılcıdır. Aynı koşulların gerektiği ikinci turu da oylama yapmadan geçip üçüncü tur oylama başlatılır.

Böyle bir uygulama daha da anlamsız olacağı için ilk turda 367 kişi oturuma katılmazsa TBMM seçim kararı almalıdır,

"367 GEREKMEZ"

Oylamaya geçmek için 367 kişinin oturuma katılması zorunluluğu üçüncü ve dördüncü turları tamamen anlamsız kılmaktadır. İlk iki tur zaten usulen olacağı için sonuç çıkmayacağını bile bile oylama yapılır, asıl sonucun alınacağı üçüncü tura geçilir.

Matematik ve mantık açısından birbiriyle çelişen sayılar içeren yasalarla çözüm zordur. Bu uygulama da çok ciddi olması gereken Cumhurbaşkanı seçimine yakışmaz.

NEDEN BÖYLE OLDU

1980’de darbe yapanlar 1982’de Anayasa hazırlattı. Demokrasi olmayan bir ortamda hazırlanıp oylanan Anayasa demokrasi olduğunu varsaydığımız günlerde yeterli olamadı. Zaman zaman değişiklikler yapılsa da çok çekingen davranıldı. Kesinlikle değişmesi gereken maddelere bile dokunulamadı. Hatayı görenlerle değiştirme yetkileri olanlar hep farklı yerlerde oldukları için hatalar değişmeden kaldı.

DOĞRU YÖNTEM

184 kişiyle toplanıp 367 oy gerektiren bir oylamanın yapılamayacağını bir de bu işi bilenlerden duymalıyız. Anayasanın ve yasaların hesap gerektiren bütün maddeleri, içinde matematikçilerin çoğunlukta olduğu bir bilim insanları grubu tarafından incelenip birbiriyle çelişen sayılar belirlenmelidir. Bilim insanların dediklerine göre gerekli değişiklikleri yapmak da TBMM üyelerine düşecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir konuda herkesin % 100 aynı görüşte olması mümkün değil. 12 Eylül'e karşı olanların olması çok doğal. Ancak ezici bir çoğunluğun o terör ortamından kurtulduğu için "ohh!" dediği bir gerçek. O yüzden genel olarak 1982 Anayasa oylamasına hayır oyu verilmesi gerçekten imkânsızdı. Ben de oy kullandım, hiç anlattığınız türden bir şey yaşamadım. Sandık başındaki insanların kimliği ve kişiliğiyle bağlantılı olarak belki bazı yerlerde dediğiniz şeyler olabilir. Ayrıca "Hayır" propogandası yasak filan da değildi. 367'ye gelince, iki şeyi karıştırmamak lazım. Meclisin toplanabilmesi için 184 kişi gerekiyor. 367 cumhurbaşkanlığı seçilme sayısı. Peki 184 kişiden 367 oy çıkar mı? Çıkmazsa ikinci tura geçilir. Bir de işin başka bir yönü var. 550 kişilik parlementoda neden 367 kişi mecliste yok? Milletvekilinin birinci görevi mecliste bulunmak değil mi? Oyunu ister olumlu, ister olumsuz kullanabilir. Ama toplantıya katılır. Oturuma katılmamak iyiniyetli bir davranış mıdır, çok tartışılır.

Ahmet YILMAZ 
 30.12.2006 22:38
Cevap :
O yıllarda HAYIR propagandası yasak değildi elbette ama neden kimse HAYIR propagandası yapmadı. Resmen yasak yoktu ama uygulama farklıydı, çünkü o bir ara rejimdi. Aynı şeyleri yaşamanız beklemez elbette ama o yarı saydan zarfları unutmuş olamazsınız. O yılları bildiğinize göre, bir de 12 Eylül'e şu gözle bakınız: 1979 sonunda sıkıyönetim birçok yerde başladı ama terör sürdü ve 13 Eylül'de bıçakla kesilir gibi bitiverdi. Saygılarımla.  31.12.2006 3:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1735
Toplam yorum
: 2342
Toplam mesaj
: 230
Ort. okunma sayısı
: 2330
Kayıt tarihi
: 22.09.06
 
 

27 Mart 1959'da İnebolu Yeşilöz Köyünde doğdum. Yeşilöz Köyü İlkokulu, Yeniyol İlkokulu, İnebolu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster