Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
2105
 

39 yıldır ABD'de Ücretler Yükselmiyor

39 yıldır ABD'de Ücretler Yükselmiyor
 

Prof.Dr.Richard D.Wolf :" 39 yıldır ABD’ de ücretler yükselmiyor ."

Richard D. Wolff (d. Youngstown, Ohio, Nisan 1942), Marksçı ekonomiler, ekonomi yöntembilimi ve sınıf çözümlemesi üzerine (Stephen Resnick ile beraber yaptığı) çalışmalarla tanınan Kuzey Amerikalı iktisatçı. Düşünürü beraber tanıyalım fikirlerini anlayalım ve paylaşalım istedim.

Richard Wolff ‘un fikirlerini tam hakim olmak için netten baktım ama Türkçe olarak bulamadım. Kitaplarının da Türkçe çevirisi yok sanırım. “Marksizmi Yeniden Düşünmek”- Rethinking Marxism” adlı ekonomi, kültür ve toplum dergisinde fikirlerini paylaşıyorlar .

ABD’de krizin analizi farklı bir yaklaşımla yapmış Wolff. 30-40 dakikalık ders veya konferans konuşmasını dinledim ana hatlarını anlamış olsam da genelde hakim olamadım anlattıklarına. Çünkü konuşma İngilizceydi. Adam Türkçe de bilmiyor sanırım:)

Anladıklarım doğruysa:

20.yy. Amerikan ekonomi tarihini 1820-1970 arası ile 1970 ve sonrası olarak birbirinden ayırıyor.

1820-1970 arasında Amerikan ekonomisinde karlar ve ücretler koşut gitmiştir, yani gelişen teknolojinin etkisi hem sermayeye hem ücretlilere yansımış dolayısıyla böyle bir büyüme kapitalizmde mutluluk dağıtmıştır. Dolayısıyla Marksizmde söz edilen kapitalizmin içsel çelişkilerini gösterememiştir. Buraya kadar sorun yoktur. Ancak 1970’ten sonra her şey değişmiştir.

Büyümenin geldiği nokta, gelişen teknoloji ve ABD’ye giren ücretli emek arzının etkisiyle 1970’ten sonra reel ücretler artmamıştır. Ama sermayenin gelirinin artış trendi devam etmiştir. 1970-2000 yılları arasında artan sermaye birikimi ve üretim artışı geliri artmayan işçi sınıfının bu üretilenleri tüketemez hale getirmiştir. Aynı dönemde artan uluslar arası rekabet ve özellikle Japon teknolojisi ve devamında gelişmekte olan piyasaların teknolojiye kolay ulaşması ABD dış pazarını da daraltmıştır.

Üretim artışı ve sabit kalan ücretler korkunç bir sermaye birikimi yaratmış, bu artan sermaye tüketebilmesi için ücretlilere bireysel/konut gibi krediler vererek elindeki parayla kendi mallarını işçi sınıfına tükettirmiştir. Hem sabit kalan ücretler, hem de verilen kredilere verilen faizler çalışan sınıfın daha da belini bükmüş ve sonuçta çalışanların tüketme yetisini tamamen kaybettirmiştir. Çünkü bütün bunlar olurken hala devasa üretim olmaktadır. Kapitalizm artık kredi verecek teminat ve müstakbel gelir bulamadığından ve elde birikmiş sermeyenin yarattığı ürünler pazar sorunu yaşamaya başlamıştır. Satılamayan mallar üretimdeki bantların daralması sonucunu doğurmuş ve bu da istihdamı azaltıcı etki yaratmış, sonuç olarak tüketemeyen kesimler geometrik olarak büyümüştür. Yani her arz kendi talebini yaratır teorisi 1970 yılından itibaren işlememiş, artmayan ücret seviyeleri nedeniyle yaratılan arzlar kendi talebini yaratamamıştır.

2000 yılından itibaren ABD’de birikmiş sermaye düşen talep daralması sayesinde kendine yön aramıştır. Buradan sonrasını kaçırdım ama devamını ben getirmek istiyorum.

O dönemden itibaren kendine yön arayan sermayenin imdadına IMF yetişmiş ve dalgalı kur ve hedef enflasyon uygulamasını gelişmekte olan ekonomilere enjekte ederek sermayenin uluslar arası alana özellikle finansmana ihtiyacı olan ve katbekat düşük olan ücretlerin bulunduğu coğrafyalara gitmesinin önünü açmıştır. Çünkü kapitalizme ABD'deki yıllardır sabit kalan ücret seviyeleri bile yüksek gelmiştir.

Yatırımların başlarına dert açtığı açıkça belli olan ABD ekonomisi sermaye de talep edemez hale geldiğinden faizler daha da düşmüştür. Aslında bundan sonrasını ben “Dalgalı Kur Politikası ve Kapitalizmin Domino Etkisi Kriz Yarattı” başlıklı yazımda ifade etmeye çalışmıştım. http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=158421

Kapitalizmi kapitalistleri kurtararak kurtaramazsınız. Dolayısıyla “Yeni Ekonomik Paketler Yanlış Üstüne Yanlıştır “ http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=158885” isimli yazımda anlatmak istediğim de buydu. Kapitalizmi kurtarmanın yolu tüketecekleri tüketmemektir. Ve krizi çözücü en kritik şifrenin "her arzın kendi talebini yaratması"na izin vermesidir. Yoksa yaratılan arzların altı boş kalmakta ekonomik devinim kısır döngüye dönüşmektedir.

Bu kadar basit olan analizin çözümü de çok basittir. Kafa karıştırmanın da gereği yoktur.

Çelişki şudur: Dünyada yaratılan teknoloji ve buluşların artı değerlerine ve doğal kaynakların getirilerine kapitalist sınıfın tek başına el koyması.

Kapitalistler, -hatta Karl Marx’ın bahsettiği gibi- emekçi sınıfının kendini yeniden üretmesine bile müsaade etmemiştir. Bazı beyaz yakalılara daha rahat ve kolay para kazandırdığı gerçeği de vardır tabi ki. Kapitalistler bu artan gelirleri emekçilerle paylaşmamıştır ve paylaşmasını da gerektirecek zorunluluk da yoktur önünde zaten. Zira kapitalist sistem bu paylaşımı da öngörmemektedir. İşte bunu öngören üstyapı kurumlarının altyapı kurumlarına uydurulması gereği ortaya çıkmıştır. Ancak üstyapı kurumları kapitalizmi, hala kapitalistleri kurtararak kurtarmaya çalışmaktadırlar. -bu bağlamda dünyada sermayenin çok aşırı biriktiği zaten faizlerin bu seviyelere inmesinden bellidir- Bu biriken sermayenin ve gelirlerin tabana yayılması gerekmektedir. Yoksa bu krizler bitmez ve tükenmez.

Sözkonusu çelişkinin nedeni ise üretim araçları mülkiyeti ve mevcut üretim ilişkisidir. İnsanlığın ortak değerlerine sadece bir sınıfın sahip olması ve bunlara el koyması bu sonucu doğurmuştur. Nasıl olacağını pek bilmiyorum ama üretim araçları toplumsallaşmadıkça bu sorunlar sonsuza kadar sürecektir. Çünkü bu dünya tüm dünyalılarındır ve insanlık insanlığın yarattığı ortak değerlere ortak sahip olmalıdır. İşte bu değerlerin bir sınıfa mal edilmesi krizidir bugün yaşananlar.

Richard Wolff’un original konuşma videosu: http://video.google.com/videoplay?docid=7382297202053077236

http://en.wikipedia.org/wiki/Richard_D._Wolff

http://www.umass.edu/resnick-wolff/

Sinan Berkdemir bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 105
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 3761
Kayıt tarihi
: 05.11.08
 
 

İ. Ü. İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler 1989 mezunuyum. 1993'ten beri uluslararası fındık ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster