Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
353
 

3 Anne 3 Hikaye

3 Anne 3 Hikaye
 

Kadınlarımız, analarımız başımızın tacı, hele ki şehit analarının haykırışına yürek dayanmaz! Öyle iyi anlıyorum ki onları. Alp Öke’min Şırnak’taki askerliğinden bilirim; geceleri ayrı sayarsınız, gündüzleri ayrı. Geçmez günler, haftalar. Sokağa giren bir askeri araç görseniz irkilirsiniz. Şehit olan kuzular da evladınızdır, gözleriniz şişer ağlamaktan.

Tek canımız var, o da vatana feda da evlat işte, Allah acılarını göstermesin.

Son bir hafta içinde üç anne profili çekti dikkatimi. İlk ikisi medyadan, üçüncüsü ile ben karşılaştım.

Facebook ve Twitter da tıpkı futbol ve siyaset gibi ilgi duymadığım ve de bulaşmadığım platformlar. Sosyal medya ile yegâne bağım -fotoğrafçılık aşkım nedeniyle- Instagram ve tabii ki ilk göz ağrım MB.

IG’de dolanıyorum, bir baktım karşımda Bn Kaplıcalı. Kızının videosunu çekmiş ve diyor ki “Miami'ye gitmeden sen de karla oynayabildin!” Yavrucak da evin içinde yapay karla oynarken görünüyor! Millet döşenmiş tabii yüzlerce yorumu ve içlerinde bir tane alkışlayan yok! Amacını aşmışsa da yorumlar, ana fikre yanlış diyebilir miyiz! Allah daha çok versin, para sizde gani; atla özel jetine, uç baba memleketi Erzurum’a, oynasın çocukcağız gerçek karla. Ve gına geldi sizin Miami’nizden, Panama’nızdan! Kanalınız zaten Pembe Düşler Kumpanyası, ne izlerim ne de televizyonumda ayarlıdır! Sizin Türkiye’niz farklı, bizimki farklı. 10 Kasım'da Atatürk resmi yayınlamakla milliyetçi olunmuyor! Bu cefakâr halkın; çocuğunu Amerikalarda doğurmaktan, her fırsatta oraya koşmaktan öte telaşları var. Lütfen siz kendi fanusunuzda mutlu mesut yaşayınız. Gidiniz ve hatta dönmeyiniz; fark etmezsek de üzülmeyiniz. Çünkü biz ülke gerçekleriyle meşgulüz; dövizin dışarı gitmesiyle değil, yurda gelmesiyle ilgiliyiz.

Geçen cuma üç beş kişiye sordum, “Nedir Black Friday?” diye ve aldığım cevaplar “Nedir Cadılar Bayramı?”na aldığım cevaplardan farklı değildi ve izninizle önümüzdeki altı ay boyunca gülmek istiyorum:)) Ama hadi paylaşayım birini sizlerle: Black Friday, gâvurların “Cuman Mübarek Olsun”uymuş:))

Hangi ara bu hale geldik biz:( Şükran Günü’nü kutlayan, hindi fırına sığmayınca “Bölsek, kabul olur mu?” diye soran dahi var! Eminim Florida'lı Susan ile Texas’lı Bill de “Aşure Günü”nü kutluyorlardır!!

Acaba silkinip kendimize mi gelsek! Bizler Yüce Türk milletiyiz. Aşağılık kompleksi içinde Batı’ya özenen 3. dünya ülkesi değiliz!

Bizim dizi yazarı Balcılar, Çağatay Ulusoy’un manevi babası; ama öz oğlu gibi seviyor. Yere göğe koyamıyor. Delikanlı Santa Monica plajlarında yorgunluk atarak (!) yeni dizisine hazırlanıyor, Balcılar da -jogging resimleriyle birlikte- övgüler yağdıran bloglar yazıyor!

Çağatay’ın hiçbir dizisini, filmini izlemedim. Dünyanın en başarılı aktörü de olsa, Oscar da alsa vız gelir tırıs gider; ben kişinin önce yaşam duruşuna bakarım. Balcılar kızıyor bana ve her zamanki beyefendi kişiliğiyle, “Bir izleseniz, çok beğenirsiniz.” diyor. E kızgınım, oyunculuğuyla değil ki benim derdim!

Sadece Çağatay da değil; siz hiç Pokut Yaylası’nda, Erciyes eteklerinde, Eğirdir Gölü'nde yorgunluk atan, yeni filmine ya da albümüne hazırlanan bir sanatçımızı duydunuz mu? Yok tabii, çünkü bu güzelim vatan köşelerinin vitrini yok. Parayı bulan; soluğu Miami’de, Los Angeles’ta alıyor! Herhalde paraya tapınmanın kutsal mekânları olduğuna inanılıyor ya da insanı konsantre dinlendiren (!) havaları var, gitmeseler olmuyor! Emma Stone ile Brad Pitt de yeni filmlerine İstanbul’da, İzmir’de dinlenerek (!) hazırlanıyorlar ya, bizim Şirinler de iade-i ziyarette bulunuyor!

Bir de şimdilerde -daha on yedisinde lise öğrencisi- popçu bir kızımız ulusal müzik âlemini kasıp kavuruyor. Son klibine baktım, başlarda tavşanlı pijamasını giymiş ayısıyla oynuyor ve ben çocuğum diyor; ama sonrasında göbeğini açmış dans ediyor ve ben büyüdüm diyor! Ailesinden başlayarak medya kurtları çocuğu gaza getirerek büyük bir iştahla tüketiyor. Verdiği demeçler de akıllara ziyan, çıtası yüksek; belli ki rakipleri Hadise ve Demet değil, Britney ve Selena ablalarını hedefliyor! Peki, şu anda ne mi yapıyor; okulunu dondurmuş, annesiyle Los Angeles’a uçmuş! Çünkü önemli olan lise değil, -İngilizce şarkı söyleyebilmek için- İngilizce öğrenmekmiş!

Acımasız sektör bir an önce büyütmek için ne yaparsa yapsın o bir çocuk ve aslında ebeveyninin yol gösterici ve koruyucu olması gerekirken onlar da -paranın cazibesi karşısında- kızlarının çocuk olduğunu unutmuş görünüyor! Hâl böyleyken de bırakın üniversiteye gitmesini, liseyi bitirmesi dahi mucize! Düşünsenize, konserden konsere koşarken hangi ara okula gidecek de ders görecek, çalışıp sınavlara girecek! Tamam, Selena ve Britney de müziğe 17 yaşında başlamışlar, hatta Britney’in ilk parçası -okulda çekilen klibiyle- “Baby, one more time”dır ve her ikisi de lise mezunudur, üniversite eğitimi almamışlardır; ama onlar müzik yaşamlarına 1-0 önde başlayan Amerikan vatandaşlarıdır. Nilüfer’in, Sertab’ın, Tarkan’ın başaramadığını bu kızımız nasıl başaracak, göreceğiz. Allah yolunu açık, başarılarını daim etsin; lakin MTV ve Grammy’e uzanan yolda göbişli kliplerden fazlası gerekmektedir!

Geçen hafta Antalya’da marketteyim; alışverişimi tamamladım, kasaya yöneldim. Önümde bir bayan ve eteklerine yapışmış 4-5 yaşlarında iki erkek çocuğu vardı. Bandın üzerine küçük bir çay paketi, iki mini kek, bir jelibon paketi ve bir de oje koydu. Kasiyer, “7.70 lira abla.” dedi. Kadıncağız cebinden çıkardığı bozuklukları saymaya başladı. 60 kuruşu eksikti. Mahcup gözlerini kaçırıyordu. “Abla, kekleri ya da jelibonu çıkarayım mı?” dedi kasiyer. Ve o asil anne öyle bir cevap verdi ki tüm çayları, kekleri yığasım geldi önüne:(

“Ojeyi çıkar abi.”

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı düşünerek okudum ve üzülerek. Yurtdışından Türkiye'ye tatile gelen tatilcileri gözlemliyorum. Ev içine ayakkabı ile girmeler, yanımızda yabancı dil ile konuşmalar, paralarını bozdurup bozdurup normalde yaşadıkları yerde alamadıklarını görmemişler gibi alıp alıp göstermeler, sizler olsanız demeleri, onların kültürünü bizlere empoze etmeye çalışmaları...hangisini anlatsam, tanıdık Türkiye'ye evlendi. Gitti bebeğini orada doğurdu. Ne oldu bizim Ülkemize ne oldu, ne yaptılar, ne yaptık böyle...Çok güzel kaleme dökmüşsünüz, hislerimize tercüman olmuşsunuz, yüreğinize sağlık. Selam ve saygılarımla...

sündüs akkaya 
 10.12.2017 0:34
Cevap :
Hayatımın yarısı yurt dışında geçti, dünyanın dörtte üçünü gördüm; ama hiç böyle yozlaşmadım! Biricik oğlumun doğumu Londra’da olamaz mıydı, ben de “Şehitler ölmez, vatan bölünmez.” deyip Miami’ye yerleşemez miydim! Daha ilkokuldaydım, yutkunmayı ve hazmetmeyi öğretti büyüklerimiz. Problem güzel vatanımızda değil, insanımızda! Çıldırmış olmalılar! Tektük de olsa güzel insanlar da var tabii hâlâ. Varoş mahallesine binaları dikiyor ilkokul terk müteahhit, sitenin adı “Blue Lake Residences.” Sopayı elime alıp kovalayasım var! Günümüzde para ya zor kazanılıyor, ya da kolay; ortası yok! Dejenere yaşam formları çoğaldı.”Nasıl bu hale geldik?” derseniz,”Televizyon ve Internet en büyük etkenler.” Anne babalar çocuklarını okutma derdinde değil, futbolcu ya da dizi yıldızı yapma peşindeler:( Üniversiteye girebilmek mucize, mezun olduktan sonra iş bulabilmek mucize! Anlayan beri gelsin. Teşekkürler, sevgiler.   10.12.2017 7:05
 

Merhaba dostum,Gündemi takip ediyor musunuz? Bilmiyorum ama tuzun bile koktuğu bir ortamda ne yazmak ne de okumak içimden gelmiyor. Sizin anneler hakkında yazdığınız adaletsizlikler, bütün yaşananlar içerisinde bir kum tanesi gibi. Öyle çok adaletsizlikler oluyor ki...Örneğin eski ekonomi bakanı hakkında son yapılan açıklamalar. Allah ülkemizi korusun. Sizin deyiminizle sabır ve selametle....

Erol Özışık 
 30.11.2017 19:19
Cevap :
Sizden farklı değilim dostum. Ben de daha çok gündelik yaşamı yazarak rahatlamaya çalışıyorum. Olanları anlamaya çalışmaktan çoktan vazgeçtim, çünkü üzülüp kahrolmaktan öte işe yaramıyor! Dillere pelesenk olmuş “Yalan, sahte, iftira, kurgu.” kelimelerinden de nefret ettim! “Ya değilse!” diye düşünen, araştıran yok! Suçu olanlar, yetim hakkı yiyenler Allahlarından bulsunlar! Kişiler üzerinden güzel ülkem itibarsızlaştırlıyor, ona kahroluyorum. Râbb’im yardımcımız olsun. Teşekkürler, sevgiler.  01.12.2017 7:13
 

Kaleminize sağlık.. çok güzel bir yazı olmuş...

Didem Moralıoğlu 
 30.11.2017 18:44
Cevap :
Beğeniniz için teşekkür ederim. Sevgiler.  01.12.2017 7:08
 

Merhabalar Atabey. "3 Anne 3 Hikaye" Yazınızı okudum. Yazınızı beğendiğimi söylemekle birlikte kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Ben de kısaca yazınızdan bir bölümü ele alarak yorumumu tamamlamak istiyorum. Evet Atabey; silkinip kendimize gelelim. Bizler Yüce Türk milletiyiz. Aşağılık kompleksi içinde Batı'ya özenen 3. dünya ülkesi olmadığımızı tüm değerlerimizle birlikte ortaya koymak zorundayız. Selam ve dualarımla.

Altun Recep 
 28.11.2017 23:51
Cevap :
Bu konuda yazdığım birkaç blog’um daha var dostum, garip ki ne garip manzara! AVM isimleri yabancı, dükkân isimleri yabancı, millet bebeğini dışarıda doğurmaya meraklı, e şimdi onların kültürünü de taklit etmeye başladık! Bizim cİngÖzlerin yaratıcı gücü biter mi, hemen “Black Monday, Black Tuesday…” diyerek haftanın her gününe yaymışlar ucuz (!) satışları:) Güçlü millet biraz vakur olur, ne kadar komik göründüklerinin farkında bile değiller! Teşekkürler, sevgiler.  29.11.2017 8:19
 
Toplam blog
: 452
Toplam yorum
: 8128
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1074
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Edebiyat aşığı anne babanın evladı olarak çokça okuyor, yazıyorum. Yayımlanmış kitaplarımın yanı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster