Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '07

 
Kategori
Yoga / Meditasyon
Okunma Sayısı
20641
 

4 - Kalp çakra

4 - Kalp çakra
 

Kalp çakrası tüm çakra sisteminin merkezidir. Üç düşük fiziksel ve duygusal merkezle üç yüksek zihinsel ve ruhsal merkezleri birleştirir. Oniki yapraklı nilüfer çiçeği ile temsil edilir.

Nilüferin ortasında altı köşeli yıldız bulunur. İçiçe geçmiş ve bir ucu yukarı bir ucu aşağı bakan bu iki üçgenin oluşturdugu yıldız aslında altı çakranın nasıl kalpte birleştiklerini anlatır. Dördüncü çakranın temel elementi hava, duygusu dokunmadır. Venüs gezegeninin etkisi altında bulunan sevgimizin üretim merkezine hoşgeldiniz.

Kalp çakramız yoluyla başkalarından hoşlanmayı, doğadaki güzelliği, müzik, görsel sanatlar ve şiirdeki uyumu algılarız. Yine bu çakrada hayaller, sözcükler ve sesler, duygulara dönüştürülür. Kalp çakra, yeşil, pembe ve bazen de altın renginde ışıklar yayar. Yeşil; tedavi, sempati ve uyumun rengidir. Pembe ve Sarı ise saf ve koşulsuz sevgiyi ifade eder.

Gökyüzü ve yer bu merkezde birleşir. Kalbimizin derinliklerinden gelerek dua edersek Allah’ın dinleyip yanıt vermekten başka çaresi kalmayacağı söylenir. Dua etmek, aşık olmak gibidir. Asla vazgeçemediğiniz sonsuz bir eylemdir. Bu iki deneyim herşeyin en yücesidir. Aslında bütün aşkların temelinde yatan da Allaha duyulan aşk degil midir? Bu farkındalığı içinde barındıran merkezde “ben” kavramının egemenliğinden, daha evrensel olan “biz” kavramının egemenliğine geçeriz. Biz kavramı ile birlik bilincini algılamaya başlarız. İnsanların geleneksel olarak kalbi aşk duygusu ile çağrıştırmalarına hiç şaşmamak gerek. Bu çakranın çekiciliği şarkılarımızda da görülebilir. Kalbim “sende kaldı” deriz veya “kalbimi akdeniz akşamlarında bıraktım” deriz. Karaciğer ve böbreklerimiz hakkında asla şarkı söylemeyiz. Böbreklerimi Antalya’da bıraktım demeyiz. Kalp sevginin çeşitli ifadeleri olan pek çok duygu yayar: sıcaklık, sevecenlik, ihtiras, iyilik, nefret. Dünyadaki her duygu kalp merkezinden yayılır. Bu nedenle en güçlü; ve eğer sezgilerimizle yönlendirmezsek, en tehlikeli merkezdir. Hayata zenginlik, derinlik ve anlam veren bu merkezdir. Kalp çakra’nız açıldığı zaman, egonuzun sınırlarını aşabilir, ırk, din, dil ayırt etmeden dünyadaki tüm insanlarla, bitkilerle, hayvanlarla, kısacası tüm yaşamla kendinizi bütünleştirebilirsiniz. Sosyal olaylara karşı da duyarlı olursunuz. Fok balıklarını ya da dünyamızı kurtarmaya ilgi duyabilirsiniz. Kendinizi bir yardım kuruluşunda çalışırken ya da huzura kavuşmak için meditasyon yaparken de bulabilirsiniz.

Sağlıklı işleyen bir kalp çakra, kişinin sevgiyi alabilme ve verebilme yeteneğinin ifadesidir. Kendinizden nefret etmek size çok fazla acı verir, Kendinizi sevmeyi öğrenin. Eğer kendinizi sevmezseniz başkalarını da sevemiyeceğinizi bilin. Uçakla seyahat ederken hosteslerin verdiği acil durum bilgilerine dikkat ettiniz mi? Yanınızda çocuğunuz varsa bir tehlike anında oksijen maskenizi önce kendinize sonra çocuğunuza takın derler. Halbuki biz tam tersini düşünürüz çocuğumuzun nefes aldığından emin olana kadar kendimiz için birşey yapamıyacagımız yargısındayızdır. Eğer ben nefes alıp veremezsem ve hareket edemezsem çocuğuma da yardım edemem. Görünüşe göre bu mantık hatasını yapan pekçok insan olmalı ki, havayolları her uçus sırasında bunu hatırlatma gereği duymakta. Panik ve korku dolu bir durumun ortasında kendinize dikkat etmenin ne kadar önemli olduğunu herzaman görmeyebilirsiniz. Kalp çakranın yetersiz çalışması sizi yaralanmalara karşı duyarlı ve başkalarının sevgisine karşı çok bağımlı hale getirir. Özellikle kendinizi başkalarına açtığınızda reddedilmiş olduğunuzu hissederseniz, son derece kırılırsınız. O zaman da kendi kabuğunuza çekilir ve kimseyle görüşmek istemezsiniz, üzgün ve kederli olduğunuzu hissedersiniz. Kalbinizin etrafına bir duvar ördüğünüzde ise kendinizi kilitlemiş olursunuz. Belki bugün dünyadaki sevgisizliğin bir nedeni de insanların çok genç yaşta kalplerini kapatmalarıdır. Bu durumda insanlara olan güven duygunuzu da kaybedebilirsiniz. Güven ve sevgi ikiz kardeş gibidirler, güvenin olduğu yerde sevgi vardır. Güvensizlik duyduğunuz insanlara hiç sevginizi verebilir misiniz? Belki de sevgi eksikliğinizi kapatmak için aşırı arkadaş canlısı davranıyor ve her zaman başkalarına yardımcı olmaya çalışıyorsunuzdur. Böyle yaparak, aslında insanlarla gerçek ilişkiler kurmadan, herkese eşit mesafeli davranarak maske takıyorsunuz. Kalbiniz böyle bir durumla karşılaştığında, kurtulmaya çalışıyor ya da kendinizi dışa kapatıyorsunuz. Kalb aynı zamanda da nefsi de içinde barındırır. Bizim en zor bolümümüzdür burayı temizleyip pozitifliğe açmamız gerekir. Dervişler derler ki; “kalbi temizlemek o kadar zordur ki tuvalet temizlesem bu kadar yorulmayız” Kalbimiz bir evrendir. Bu evreni iyi tanımak gerekir. Orada neşeyi de, mutluluğu da, korkuyuda, güvensizliği de yaşarız.

Yine bu çakra iyi çalışmadığında herşeye karşı fazlasıyla bağımlı olduğunuzu görürsünüz. Korku duygusu, kalp çakrasında başa çıkılması gereken karanlık yandır; bu korku, sevgi duyduğunuz şeyi kaybetmekten korkmaya, bir başkasını fazlaca korumaya ve onun gereksinimlerini sizinkilerin üzerine çıkmasına izin vermeye dek varabilir. Korku günümüzde gözle görülebilecek denli yoğundur ve kendini bedenimizin kalp ve göğüs bölgesinde gösterir. Toplumumuzda görülen kalp çakra’sı sorunu, salgın halinde korku hastalığı çekmemizden ileri gelmektedir. Manik-depresif ve panik atak da bu çakradan kaynaklanmaktadır. Kalp rahatsızlığı, akciğer rahatsızlığı ve göğüs kanserini gözönüne alırsanız, korku insanları zamanından önce ölüme götüren başlıca etkendir. Pek çok insanın en büyük korkusu, ölüm ve ölme korkusudur; ölüm sürecinde ve öldükten sonra ne olacağını bilemediğimiz için bu, bilinmeyenle karşılaşmaktır. Bu aynı zamanda en gerçekçi korkumuzdur da, çünkü önünde sonunda herkesin yüzleşeceği bir deneyimdir. Özellikle ölümün getirebileceği acı ve belirsizlikten korkarız. Ölüm duygusunu kabul etmek insanın belki de karşılaştığı en büyük meydan okumadır.

Bu çakra fiziksel seviyede kalp, dolaşım sistemi, akciğerler ve solunum sistemi, bağışıklık sistemi, kollar ve ellerle ilgilidir. Bu merkezle ilgili içsalgı bezi timüstür. Timüs bu içsalgıbezi göğüs bölgesinde, kalbin önünde göğüs kemiğinin arkasında bulunur. Genel olarak lenfoid dokusu içerir ve lenfositlerin oluşturulmasında rol oynar.Timüs vücudun bağışıklık sisteminde önemli bir rol oynar. Bazı yoga uygulamalarında bu bezi çalışır halde tutup, kişinin gençlik dolu ve güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olması sağlanır.

Diğer 6 çakra ile uyumlu çalışan, tamamen açık bir kalp çakra, ilahi sevgi için bir köprüdür. Kalbinizin enerjisi yaşamınızı değiştirebilir, çevrenizdeki insanları birleştirir, uzlaştırır ve hatta kullanmasını öğrendiğinizde yeşil rengi ile iyileştirir. Doğal bir sıcaklık, samimiyet ve mutluluk yaşarsınız. Bu çevrenizdeki insanların kalplerini açar, güven verir ve neşe gibi yüksek duyguları yaratır. Sabır, şevkat, merhamet, hoşgörü, barış ve yardım etme isteği size çok doğal görünür.

Bu çakra nasıl aktive edilir diye merak ediyorsunuzdur. El değmemiş yeşil kırlarda ve ormanda yapılan her sessiz yürüyüş kalp çakranız yoluyla tüm varlığınıza uyum getirir. Yeşil bize doğayla uyum ve şevkat verir ve bizi uzlaşmaya açık hale getirir. Başkalarının durumunu anlar ve huzuru yaşarız. Her çiçek, bir sevgi mesajı ve masum bir neşe iletir ve aynı özelliklerin sizin kalbinizde de yeşermesini sağlar. Özellikle pembe renkli çiçekler, kalp çakrasının enerjisini canlandırmak ve iyileştirmek için uygundur. İzmirde Mordağan diye bir ilçemiz vardır benimde doğduğum yer. Buranın insanları çok uzun yaşarlar özellikle kalp krizi geçiren hastalara çok iyi gelir. Bunu biraz araştırdım. Nede olsa Filibinli üstadlardan renk terapisi eğitimleri de almıştım. Renkleri incelerken gördüm ki mor ile yeşil renk birleştiğinde kalp için inanılmaz sonuçlar yaratıyor. Belki de renkler bize hatırlatıyorlar kalbin yeşil renk ile sifa bulabilecegini ilahi aşkın rengi olan mor ile birlikte insana birçok şeyi hatırlatıyor. Mordağanda da her evin önünde mor begoviller, agaç gibi eleri saran mor salkımlar vardır bunlar yemyesil yapraklarla birlikte muhteşem bir görüntü yaratırlar. Mor menekşenin muhteşemliği gibi. Mordoğanda güneş bile doğarken mor doğar. Taşlar da bu çakrayı aktive edebilir. İçiniz korku ya da endişe ile dolu olduğu zaman, yeşim taşı size huzur ve güven verir. Kendinizi zayıf ve hassas hissettiğinizde, bu taşı kalbinizin üstüne koyun. Yumuşak bir gücü vardır ve bu gücü kendisini takan kimseye taşır. Günlük kullanım için çok uygundur. Tamamen dengeli ve iyileştirici olan yeşil rengin enerjisine sahiptir. Yeşil renkli olan yeşim taşı doğa sevgisi ile doludur. İnsana sıcaklık verir ve özellikle pürüzsüz olanların rahatlatıcı etkileri vardır. İkinci taşımız olan pembe kuvars taşı uçuk pembe rengini titanyumdan alır. Yatıştırıcı titreşimleri hem kalbinize, hem beyninize işleyerek tüm sıkıntılarınızı giderir. Bu özelliğinden dolayı taşların en kibarı ve en asilidir. Aşkta acı çekmiş yada kalbi kırılmış kimseler için pembe kuvars koşulsuz bir sevgi sunar. Yumuşak pembe ışınları, yaralanmış bir kalbin derinliklerine kadar işler ve yatıştırıcı etkisiyle kalbi rahatlatarak acının çabucak iyileşmesini sağlar. Sevginin pembe enerjisi ile çalışır ve kendinizi sevmenize yardımcı olur.

Aşkın rengi konusunda bir yanılgı vardır. Genelde çoğumuz aşkı kırmızı renk ile özdeştiririz halbuki aşkın rengi pembedir. Aşk koşulsuz duyulan sevgidir bununda rengi pembedir. Beş duyumuzla algılarımızın da ötesinde çok farklı titresimlere sahip pembe renkler vardır.

Kalbimiz o kadar büyük ki onun hakkında yazılacaklar bitmez, koşulsuz sevgiye var olduğu yerde, içinizde ulaşmanızı ve her ne yaparsanız yapın içine mutlaka sevginizi de koymanızı diliyorum. Bir sonraki boğaz çakrasında görüşünceye kadar sevgiyle kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önüne gelen herkesin gereksiz birçok şey yazdığı bir ortamda, engin bilgilere sahip bir kişinin olması; ve bu değerli bilgileri bizlerle paylaşıyor olması çok mutluluk verici..2 gün önce rastladım blogunuza ve yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum...Hepsini bitiremedim ama, hayranlığımı belirtmeden edemeyeceğim.. Elinizden kaleminiz hiç düşmesin ve eksik olmayınız.. Bu arada konularla ilgili sorularımızı sorabilmek için kişisel bir e mail adresi yazmanız mümkün mü? Selamlar, saygılar.. naringelincik@hotmail.com

gelincik xxxxx 
 18.04.2007 11:34
Cevap :
çok teşekkür ederim efendim. Sizler gibi kişilerin olması bana daha bir heyecan veriyor. Sizler varsanız bizlerin yazıları okunacaktır. Sevgiler saygılar  18.04.2007 13:33
 

Merhaba, sizi daha önce niçin okumadım diye hayıflandım bu gün. Oysa tam aradığım bilgilerdi bu bilgiler. Neyse ki, " her şeyin bir zamanı vardır " bilgisine sahibim de biraz rahatladım. Bir de " öğrenci hazır olunca öğretmen gelir " bilgisi beni rahatlattı. Ben okumaya devam edeceğim, umarım siz de bilgilerinizi paylaşmaya devam edersiniz. Saygılar, sağlıcakla kalınız...

DİNOZOR 
 18.03.2007 10:30
Cevap :
Allah adalet sahibidir. İyiye tanınan haklar kötüye de tanınır. Yaşam bir satranç oyunu gibidir. Hiçbir şeyin zamanı geçmez. Herkes evrimine göre farkettikçe birşeyler önüne gelmeye başlar. Yaşam oyununda tesadüflere yer yoktur. Her hamle önceden planlanır. Bizler her ne kadar bu bilinç düzeyimizde farketmesekte. Önemli olan eksik dileklerde bulunmarak negatif tarafa hamle olanağını vermeden oyuna devam edebilmektir. Saygılarımla  18.03.2007 18:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5223
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster