Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
188
 

4+4+4= ?

4+4+4= ?
 

LATİN HARFLERİNİN KABULÜ


Yaklaşık on günden beri  Türkiye’nin gündemine oturan ; 14/06/1973 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Temel Eğitim Kanunda yapılması istenilen köklü değişikler üzerine ideolojik yaklaşımlardan uzak bir şekilde düşüncelerimi paylaşmak istedim sadece…

Yıllardır her hükümet değiştiğinde değişen eğitim politikaları nedeni ile eğitim sistemimiz yap-boz tahtasına çevrilmiş, şimdi ise;  zorunlu eğitimin kendi içinde kademelendirilerek her bir kademesi dörder yıldan oluşan üç kademede toplam oniki yılda tamamlaması, öğrenimin 6 yaşında başlaması hedeflenmektedir.

Hedeflenen; eğitimin-öğretimin ilk devresi olarak önerilen ilköğretime başlama yaşı olarak altı yaş uygulaması senelerce önce denenmiş, başarılı olamadığı için vazgeçilmiştir. Çocuklar uykusuz, yorgun ve bireysel sorumluluklarını öğrenemeden okula gittiklerinde tuvaletini dahi yapamayan öğrenciler olduğu anlatılmaktadır.

Bilinmektedir ki şehirlerde artık anne ve baba çalışmakta ( tabii iş bulabilirlerse ) tır. Altı yaşındaki bir çocuğun kendini okula hazırlaması mümkün müdür ?

Zorunlu eğitimin kendi içinde kademelendirilmesi; sekiz yıllık kesintisiz eğitim nedeniyle kapanan İmam Hatip okullarının orta kısmının canlandırılmasına yönelik olduğu, eğitimin esnetilmesinin amaçlandığı yönünde düşüceler yaygındır.

Bu konuda büyük tehlike maalesef okutulmayan kız çocuklarının dramıdır.

Onbeş yaşından büyük tüm yurttaşlarımızın ortalama okuma süresinin altı yıl olduğu, bütün teşviklere rağmen bu oranın kız çocuklarında dört yıl olduğu gerçeği karşısında  ; hala kırsalımızda ve varoşlarda kızlarını okula göndermeyen yobazların eline büyük fırsat geçecek AÇIK ÖĞRETİM maskesine sığınarak ilk dört yıldan sonra çocuklarını okula göndermeyeceklerdir.

Bu konuda bir başka yanlış da; beşinci sınıftan sonra çocukları mesleğe yöneltme gibi bir gerekçe ileri sürülerek on yaşına gelmiş bir çocuğu mesleki alanlarda tercih yapmaya zorlamaktır ki bunun hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Okuduğum  kadarı ile sadece Almanya’da bu yaş on dört, Kuzey Avrupa ülkelerinde ise on yedidir. 

Bir başka konuda eğitimin son devresinin de açık öğretim şeklide tamamlanması düşünülmektedir ki; bu son derece sakıncalı ve fırsat eşitliğine de aykırıdır. Maddi gücü yerinde olan anne baba çocuğunu okula göndermektense Üniversiteye Hazırlama Kurslarına göndereceklerdir ki bence de makul olan da budur. Gönderemeyenlerin çocukları da çalışabileceği bir iş bulursa UCUZ EMEKÇİ OLACAKTIR…

Çünkü; öyle bir sistemiz var ki; çocuk üniversiteye gidiyor ama basit bir havuz, yol problemini yapamıyor, çok basit kelimelerle yabancı dil konuşamıyor, daha da ileri gideyim okuduğunu anlayamıyor.

Milli Eğitim Sistemimizde reform adı altında değişiklik yapılacak ise öncelikle; sınıf sayısı artırılsın, fizik,  kimya hatta yabancı dil dersleri laboratuar ortamında verilsin. Asıl önemlisi;

Türk Milli Eğitimin Temel Amaçları ile ilgili yasanın giriş bölümünde belirtilenler uygulansın, Siz ne dersiniz ?   

MİLLİ EĞİTİM KANUNUN GİRİŞ BÖLÜMÜ 

Türk Milli Eğitiminin genel amacı,Türk Milletinin bütün fertlerini,

1. Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;

2.Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;

Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

2005’de başlatılan ve 5 yıldan beri kullanılan bu ders kitaplarını ortadan kaldırmak ve çocuklarımızın beyinlerini kurtarmak, önceki bilimsel ve milli olan 68 Müfredatımızı geri getirmek suretiyle çözüme doğru zihinsel faaliyet başlatmak en önemli adım olacaktır" diyor Mahiye Morgül.
Bir veli olarak biz tüm bunları gözlemliyoruz zaten. Sabah 6.30, 7'de evden çıkan çocuğumuz, okul, dershane, bazen özel ders etüd derken akşam eve ancak dönebilmekte, bu bile yetmemekte, okul ve dershaneler çocuklarımıza sürekli evde ders çalıştırtmaya, gün içindeki gördükleri ödevleri ve testleri tekrarlatmaya çalışmamızı öğütlüyor, zorluyorlar. Madem bu işi biz yapacaktık size niye gönderdik ki çocuklarımızı? Sonuç olarak uygulanan program başarısızdır, başarısız olduğu görülmüştür. Ve bu başarısızlığın temel nedenini görmezden, bilmezden gelerek bizi çocuklarımızla karşı karşıya getirmektedirler. Birileri tatmin olurken tepeden tırnağa, olan bize, çocuklarımıza ve ceplerimize olmaktadır. Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 04.03.2012 20:35
 

Mercimek tanesi kadar küçük kareler, su altında hareket halinde balıklar ve örümceğin ayakları saydırılmaz. Kelebeğin titrek uçuşuyla mesafe, kulaçla kulenin yüksekliği ölçülmez, masaldan matematik sorusu olmaz, hayatta bir araya gelmeyen, biri diğerini yiyen hayvanlar buluşturulmaz. Çapaklı, gölgeli, bulanık, zeminsiz, mekânsız ve sınırsız, baş dönmesi yapan resimler ders kitabına girmez, çocuk böyle resimlere bakmak zorunda bırakılamaz. Örneğin, Mat.2.sınıf, s.125’de, “Masallar, gökkuşağının değdiği yerde, kilogramlarca altın olduğunu anlatır. Ne dersiniz?” gibi, çocuk, bir saçmalığın üzerinde düşünmeye zorlanamaz, çocuğun aklı dağılır. İlk 3 yılda beyne atılan bu tür asimetrik resimler ve sorular, bir çeşit virüs işlevindedir, çocuğun beyninde giderek büyük tahribat yapar ve çocuk ortaokula geldiğinde sonuçları “çocuklar matematiği anlamıyorlar” şeklinde görülür. Böyle bir nesilden değil doktor mühendis, normal insan çıkmaz. / Devam 2005’de başlatılan ve 5 yıld

Ayrıntıda gezinmek 
 04.03.2012 20:16
 

-Güvensiz ve diplomasız üniversite -Güvensiz temel eğitim,
-Güvencesiz öğretim üyesi -Güvencesiz öğretmen
-Zihin çökerten ders kitapları -Sertifikalı ortaöğretim
Bazı Pedagojik İlkeler ve Matematik kitaplarında beyin çökertme örnekleri:
Çocuklar;
a-Yakından uzağa,
b-Somuttan soyuta,
c-Bilinenden bilinmeyene,
d-Bütünden parçaya, ilkesiyle eğitilir.
e-Üniteler bu pedagojik ilkelere göre basamaklandırılır.
f- Çocuk, doğru örneklerle eğitilir, olumsuz örnek, örnek değildir.
g-Kavram eğitimi somut örneklerle yapılır.
h-Çocuk, 12 yaşına kadar soyutlama yapamaz,
i- Bilime temel olan konular soyut anlatılmaz, vb.
Bir matematik kitabında, kaos halinde santimetreleri birbirinin aynı olmayan cetvel resimleri resmedilemez (Ör.3.sınıf Mat.Kit.kapağı). Ağırlığı ve hacmi olmayan, elle tutulamayan, maddi bir değeri olmayan nesneler, matematiğin konusu olamaz./ Devam...

Ayrıntıda gezinmek 
 04.03.2012 20:13
 

İki gündür bu konuda bir hayli araştırma yapmaktayım. Bu alelacele, hiç kimseye danışılmadan, adeta kanun hükmünde kararname şeklinde geçirilen eğitim sisteminin temelinin ta 1995'te Tansu Çiller zamanında atıldığını, attırıldığını söylüyor değerli eğitimci Mahiye Morgül ve şöyle devam ediyor. Eğitimde “ihale” ile ilk kez 1995’de Tansu Çiller zamanında tanıştırıldık. Temel eğitimin liberalize edilmesi işi on yıllık sözleşmeyle YÖK Dünya Bankası Dairesi aracılığıyla SPAN adlı Amerikan Eğitim Danışmanlık Şirketine ihale edildi. On yıl süren SOSYAL Müfredattan LİBERAL MÜFREDATA GEÇİŞ hazırlıkları sonunda, 2005’de şimdi sonuçları açıkça görülmeye başlayan eğitime geçirildik. Zihin çökertme tuzaklarıyla dolu yeni ders kitapları SPAN şirketinin istediği şekilde hazırlandı ve öğrenciye parasız dağıtıldı. Eğitimin piyasaya devredilmesi (liberalize edilmesi) programı Dünya Bankasının emperyalist programıdır. Bu programda özetle şunlar vardır:

Ayrıntıda gezinmek 
 04.03.2012 20:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3572
Kayıt tarihi
: 02.03.07
 
 

Eskişehir doğumluyum, bütün öğrenim hayatım Eskişehir'de geçdi... Kaç iş değiştirdiğimi ben bile ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster