Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
76
 

4+4+4

Günlerdir ülkenin geleceğini ilgilendiren bir yasa tartışmasını izliyoruz. İzliyoruz diyorum çünkü  her şey bizim dışımızda gelişiyoruz biz sadece izleyiciyiz.  Geleceğimizin güvencesi büyük bir kitleyi yok sayarak çıkarılmasını izliyoruz.

Çağdaş muasır medeniyete ulaşmanın yolu bumudur acaba. Biz çocuklarımızı yetiştirirken öncelikle iyi bir insan, iyi bir vatandaş hepsinden ötesi dünya insanı olarak yetiştirmek için çaba göstermemiz gerekir. Bunu yapabilmenin yolu da iyi bir eğitim sisteminden geçer. Bireyler ilgi ve yetenekleri doğrultusunda geleceğini belirlemek isterler.

Peki  nasıl olacak bu?.

İnsanın gelişim sürecine bakacak olursak,çocukluk,ergenlik ve nihayet yetşkinlik evrelerinden geçer. Her dönemin kendine özgü davranış biçimleri vardır. Peki bu gün önümüzdeki eğitim öğretim yılında uygulanması öngörülen yasa bu gelişimlere yanıt verecek midir?. Emekli bir eğitimci olarak bana hiç gerçekçi gelmiyor.

Kendimi uzman olarak görmüyorum ama ilgili bir öğretmen olarak az çok eğitimle ilgili yayınları takip eden biri olarak bu yasayla bireyin birey olma haklarının ellerinden alınacağını söyleyebilirim.

Neden?

Okul öncesi eğitim olmazsa olmazların içinde olmayan zorunlu eğitim çocucuğa okulu sevdirmez aksine nefret ettiririr.  Daha el kaslarının gelişmediği bir çağda üstelik elyazısını nasıl öğretirsiniz. Oyun çağındaki bir çocuğa bu işkenceden başka bir şey değildir. Okuduğumuz ve izlediğimiz kadar, beş yaşında normal eğitime başlayan ülke yok. Üstüne üstlük bu çocuklar dokuz yaşında geleceğini şekillendirecek meslek seçimi yapacaklar. Bunun  kabul görecek bir durum olduğunu söyleyecek biri varsa beri gelsin.

Zorunlu eğitiminin beş yıl olduğu dönemde  üçüncü sınıftan itibaren özel ders ve dersanelere başlayan çocuklarının ruhsal durumunun nasıl olduğunu ancak bunu yaşayan anne babalar bilir .Örnek mi?. otuzdokuz derece ateşle sınava girenler mi, sınav salonlarında bayılanlar mı isterseniz. En kötüsü heyecan ve stres sonucu menenjit olup kaybettiğimiz öğrenciler. Bunlar yaşandı ve eğer bunu dört yıla indirirsek daha vahim olayları yaşamamız hayal olmayacaktır.

Peki böylesine önemli bir yasa çıkarmak bu kadar kısa sürede olabilir mi?.Toprağa atılan bir tohumun soframıza gelmesi bile bir yıldır.Ya hiçbir şeyden haberi olmayan bebelerimiz dünyaya merhaba demesi için geçen zaman. Tam dokuz ay on gün.

Böylesi çok önemli bir yasa oldu bittiye getirilmemeli. Şehir planlalamaları bile yapılırken beş-on yıl gibi planlar yapılır. Eğitim reformu yapacaksak bu süre çok daha uzun olmalı. Çünkü bir uygulamanın sonuçlarını bir yılda göremessiniz. Eğitim için bu süre zorunlu eğitimden başlayarak üniversite sonu olarak düşünürsek ortalama  onsekiz yıldır. Yani birey yirmibeş yaşında hayata atılır. İş yaşamı veya çalıştığı alanda ki sonuçları görmek için de bir beş yıl ilave edersek bu yaş oranı otuz olur. Öyleyse radikal bir eğitim reformu yapmak istiyorsak en az yirmibeş yıllık bir plan yapmalı ve alt yapıyı da buna göre oluşturmalıyız.

Geleceğin bireylerini ilgilen bu çok önemli yasanın nasıl olmasına karar vericiler kimler olmalı?. Yasama görevini yapacak olan  meclis tamam,  ama yasa taslağının hazırlanmasında hiç toplum katmanlarına ihtiyaç yokmu. Bu konuyla ilgili akademisyenlerden bir kurul oluşturulamaz mı?. Sivil toplum örgütleri,  eğitim sendikaları,diğer kurum ve kuruluşlardan öneriler ya da taslaklar istenemez miydi.? Toplumun geleceğini ilgilendiren  bir yasa yapılacaksa meclis içinde millet iradesini temsil eden diğer partilerin de  bu hamurda tuzu olmalıdır. Çoğunluk bende istediğim gibi yasa çıkarırım demek  bana göre belli bir görüşün yansımasından başka bir şey olmaz. Sokak röportajlarında kendilerine, hazırlanan yasayla ilgili sorulanlara verilen yanıtlara bakarsanız halkın çoğunluğunun haberi bile olmadığını anlıyorsunuz. Büyük kentlerde hal böyleyse siz diğer yöreleri düşünün.

Günlerdir ulusal televizyonlara çıkarak fikir beyan edenlere bakıyorum,aralarında eğitim uzmanı yok. Gazeteciler kendi dünya görüşleri doğrultusunda öylesine laflar ediyorlar ki mangalda kül bırakmıyorlar. Sıkıştıkları zamanda en hassas konuyu hemen gündeme getiriyorlar. Ki bu konu beni en korkutandır. Peki bu çocuklar dinini öğrenmeyecekler mi?.Bu soru karşısında karşıt konuşmacıyı hemen dinsizlikle  itham ediyor, ardın da ;ben sizi kast etmedim  diyerek müstehzi bir gülüşle üstünlüğünü kanıtlamaya çalışıyor. Bir aydın olarak kimsenin inanışlarına karşı çıkan biri olmadım. Ama sormak istiyorum lafa gelince bu ülkenin yüzde doksandokuzu müslüman derken kendi kendilerine çelişmiyorlar mı?.Soruyorum camileri dolduran milyonlarca insan dinini nereden öğrendi.Cemaatin hepsi imam hatip mezunu mu?. İmamlarla ilgili bir anket yapılırsa imam hatip mezunu olmayana binlerce ilkokul mezunu imam olduğunu görürsünüz. Lütfen bu gibi demogojik laflarla halkın aklını ve temiz duygularını lekelemeyin.Bu gün kindar geçlik yarın kindar topluma döner ve o zaman geri dönüşü de çok zor olur.

Umarım sağ duyu üstün gelir bu yasa geri çekilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 458
Kayıt tarihi
: 28.01.10
 
 

1952 Eskişehir doğumluyum. 1970 yılında Gümüşhane Öğretmen okulunu bitirdim. Milli eğitim ve özel se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster