Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
314
 

4 Mart pazar

4 Mart pazar
 

YAZLIKÇIYA SEÇİM BASKINI (Akşam)

Türkiye’de ilk kez seçimler dört yılın üzerine taşıyor biliyorsunuz. Anayasa’nın 77. maddesine göre seçimlerin beş yılda bir yapılması gerekiyor ama, istikrar sağlanamadığı için her seferinde bir engel veya bir bahane bulunarak bu güne kadar dört seneyi geçememiştik. Dört sene dayanamadığımız zamanlar da oldu.

Şu anda seçimlerin zamanında yapılması söz konusu. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ortaya çıkacak duruma göre biraz öne alınması da uzak ihtimal değil. Akşam’ın bugünkü manşetinde seçimlerin öne alınmasıyla ilgili değişik bir sebep var.

İddiaya göre okullar açılmadan ve Ramazan’a girilmeden, tatil döneminde yapılacak bir seçim, Akparti’ye daha çok oy kazandırırmış, daha doğrusu, Akpartili olmayan seçmenler tatile gittikleri için oy kullanamazlarmış. Bu da Akparti’ye yaklaşık üç puan kazandırırmış.

Biraz garip bir teori. Akpartililerin tatile gitmediklerini kim biliyor? Tatil ille de beş yıldızlı tatil köyünde olmaz ki… Tam tersine eğer Akpartililer’in fakir ve köylü kesiminden olduğu ima ediliyorsa, onlar da yazın memleketlerine gidiyorlar.

Ayrıca tatile gidenlerin hepsinin de CHP’ye oy vereceğini kim iddia edebilir? Her partiye dağılan oy zaten bir şey ifade etmez. Meclise girecek parti sayısı da (en azında bugünkü şartlarda) aşağı yukarı belliyse böyle bir varsayım, biraz uçuk bir iddiadan öteye gidemez diye düşünüyorum.

KADINLARA HAKLARI İÇİN EL KILAVUZU (BirGün)

Tacizden şiddete, boşanmadan evliliğe kadar kadınların haklarını derli toplu anlatan onlara bu konularda bilgi veren bir el kitabı hazırlanmış. Helsinki Yurttaşlar Derneği’nden bir grup kadın, Türkiye’de kadınların haklarını bilmedikleri, bilmedikleri için kullanamadıkları mantığından yola çıkarak böyle bir broşür yapmışlar.

OSMANLI EYALET SİSTEMİYLE ÇÖKTÜ (Bugün)

Kenan Evren’in ortaya attığı Türkiye’nin eyaletlere ayrılarak daha iyi idare edileceği fikri, değişik kesimlerde değişik şekilde yorumlara sebep oluyor. Bugün gazetesi Erhan Afyoncu’nun kaleminden, Osmanlı’da yüzyıllarca uygulanan sistemin sonunda kâbusa dönüştüğünü ve hepsinin devletten koptuğunu anlatmış.

Devletin güçlü olduğu dönemlerde iyi işleyen sistemin, devlet zayıflayınca her eyaletin bağımsızlık peşine düşmesi, bu sistemin yanlış olduğunu anlatmaya yeter mi acaba? Ona bakarsanız şu anda da Amerika’da da eyalet sistemi var.

AKP YARGIYI ZAYIFLATIYOR (Cumhuriyet)

Barolar Birliği Başkanı’nın bugüne kadar hiçbir hükümetin yargıyı bu derecede yönlendirmeye çalışmadığını belirterek, AKP’nin tarafsız yargıyı yıpratıp zayıflatmak istediğini söylemesi, Cumhuriyet gazetesine manşet olmuş.

Her hükümet döneminde o partiye yakın kişilerin daha kolay iş bulması ve işe alınması ne yazık ki kötü bir alışkanlık haline geldi. Aslında meseleye tarafsız açıdan bakarsanız, kendi yandaşlarını her türlü göreve getiren bir parti iktidardan ayrılınca, yeni hükümetin hâlâ eski parti taraftarlarını göreve getirip kendi taraftarlarına görev vermemesi mümkün olabilir mi?

Bunu bir kadrolaşma hareketi olarak görmek hem doğru hem yanlış. Aslında her göreve, siyasi görüşüne ve partisine bakılmaksızın sadece liyakat esas alınarak tayin yapılması en ideal yoldur. Ne yazık ki bu uzun bir süredir hiçbir parti iktidarında yapılamıyor.

Her seferinde mağdur olanlar feryat ederken, bir önceki dönemi akıllarına getirmek istemiyorlar. Geçmişte Adalet Bakanlığında Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay zamanında yapılan kadrolaşma, muhalefet partilerinin feryadının ötesinde, bizzat kendilerinin itiraflarıyla övünülerek anlatılmış bir gerçektir.

Elbette ki kim yaparsa yapsın particiliği tasvip etmiyorum. Bu arada karşısındakini tenkit ederken, insanların aynada en azından kendi görüntülerini de göz önüne almasında fayda olduğunu sanıyorum

ÇİRKİN TAHRİKE SERT CEVAP (Gözcü)

DTP Genel Başkan yardımcısının Öcalan’ın zehirlenmesi söz konusuysa bunun sonuçları Türkiye için acı olur beyanatını Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin yanıtlamış ve çirkin tahriklerde bulunan sonuçlarına da katlanır demiş.

KADININ İŞİ ZOR (Güneş)

Avrupa Birliği’nin yaptığı bir ankette Türkiye, çalışan kadınlara taciz yapılan ülkeler arasında Çek cumhuriyeti ve Norveç’ten sonra üçüncü sırada yer almış. Ankette, işyerinde cinsel taciz yaşadınız mı, sorusuna Türkiye’deki kadınların % 6’sı evet demiş. Bu oran Çek cumhuriyetinde % 10, Norveç’te % 7’ymiş.

Bu oranın doğru olduğunu zannetmiyorum. Bizim insanımız genellikle suçu işleyenden çok gücü yettiğine kızıp bağırmayı, dövmeyi becerebildiği için, kadınlarımız bu soruya açık yüreklilikle cevap verememişlerdir.

Çünkü o zaman kocalar, karılarına kızacaklar ve belki de onların çalışmalarına izin vermeyeceklerdir.

PKK’YA KARŞI İNCİRLİK Mİ? (Hürriyet)

Kanada’da yayınlanan ünlü savunma dergisi Middle East Newsline, İncirlik’in hem İran hem de Irak için kullanılmasıyla ilgili Ankara ile Washington arasında kıran kırana bir mücadelenin olduğunu iddia etti.

Amerika Türkiye’de bulunan üslerin kullanımını genişletmek istiyor başlıklı haberde, yetkililer İncirlik’in İran’a ve kuzey Irak’a operasyon ve keşif uçuşları için kullanılacağını bildirdi deniliyor.

ABD Hava Kuvvetleri Komutanı da İncirlik’i kullanmak zorunda değiliz. Ama oradan operasyon yapmaktan onur duyarız. Çünkü bu Türkiye’yle stratejik ortaklığımızın devamını sağlar dedi.

CİNAYETE TAM TEŞEBBÜS (Hürriyet)

Boğaziçi köprüsü’ne kaza yapan bir doktor, arabadan çıkarılıp yere yatırılarak ambulans beklenmeye başladı. Polis yolun bu şeridini trafiğe kapattı. Ancak süratli gelen bir sürücü, hızla kapalı şeride girdi ve yerde yatan doktorun üstünden geçti.

Olay yerinden kaçan sürücü polisin uzun takibi sonucu yakalandı. Çiğnenen doktorsa önce Şişli Etfal hastanesine, ardından daha önce görev yaptığı Amerikan hastanesine sevkedildi.

ÖZGÜRLÜK OLMADAN ASLA (Milli Gazete)

Başörtüsü taktıkları için ayırımcılığa uğrayan kadınların en temel haklarından olan inanma ve inancına göre giyinme haklarının elinden alındığını manşet yapan Milli Gazete, hükümetin bu feryatlara kulak tıkadığını iddia etti.

KATI MİLLİYETÇİLİKLE OLMUYOR (Milliyet)

Kenan Evren yankı uyandıran açıklamalarına devam ediyor. Milliyet’te Hasan Cemal, Evren’in kendisine telefon ederek, dünyaya ayak uydurmak lazım, katı milliyetçilikle bu işler yürümüyor dediğini ve böylece değiştiğini ima ettiğini anlatıyor.

Kendini eleştirenlere de cevap veren Evren, ucunda partizanlık olduğu için beni eleştiriyorlar. Ama birilerinin bunları söylemesi lazım. Ben söylemezsem kim söyleyecek? Sokaktaki Mehmet Ağa mı, diye sordu.

140’LA ÖLÜME UÇUŞ (Posta)

ÖLÜM YARIŞI (Türkiye)

Doğum gününü kutlayan üniversiteli genç kız, arkadaşlarıyla başka bir eğlence mekânına giderken, hız sınırın aşan arabalar birbirine çarptı. Aldıkları alkolün etkisiyle yarışa kalkan ve hız sınırına aşan gençler bile bile ölüme uçtular.

Üç gencin öldüğü kazada hurdahaş olan arabanın hız göstergesi 140’a takılı kalmıştı.

KASABA KOMEDİSİ (Radikal)

Radikal gazetesi, Afyonkarahisar’ın Balçıkhisar beldesinde CHP’liler seçmen kütüklerinde sahtekârlık yapıldığını ileri sürünce, AKP’li belediye başkanının “Bunlar PKK’lı” diye anons yaptırdığı iddiasını bu şekilde manşete taşımış.

CİNAYET SONRASI BANYODA 42 SAAT (Sabah)

Yine bir facia haberi var sırada. Bir sapık, tecavüz ettikten sonra 48 yaşındaki bir kadını bıçaklayarak, 18 yaşındaki kızını da boğarak öldürdü. Evdeki iki küçük çocuğu ise banyoya kapattı. Çocuklar ancak 42 saat sonra kurtarılabildiler.

PEYNİR SAVAŞI (Star)

Kıbrıs’ın meşhur hellim peynirini hepiniz duymuşsunuzdur. Kısaca Kıbrıs peyniri diye de bilinir. Ancak hangi Kıbrıs’ın?

İşte Kıbrıs Rum kesiminin peyniri sahiplenmesi üzerine adada kriz çıktı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Lahey Adalet Divanın başvurmaya hazırlanıyor.

KÖSK DİRENİŞİ (Takvim)

Takvim gazetesinin manşetinde CHP genel başkanı Deniz Baykal’ın cumhurbaşkanlığı seçimini nasıl engelleyeceğinin planı var. CHP köşke aday göstermeyecek, oylamaya da katılmayacakmış. Böylece ilk turda sonuç alınamayınca koşarak hemen Anayasa Mahkemesine başvuracakmış. Anayasa mahkemesi de böyle cumhurbaşkanı seçilmez diyecekmiş ve seçimler yenilecekmiş.

Plan ilginç belki ama, ne kadar demokratik, ne kadar yapıcı, ne kadar olumlu sonuc verici olduğu tartışılabilir. Her şeyden önce 2/3 çoğunluğun meclisin toplanması için değil, cumhurbaşkanının seçmek için gerektiği açık.

Anayasa mahkemesi eğer aksi bir görüş bildirirse, seçim yapılamazsa, bu kaostan Türkiye’nin alacağı yarayı, sayın Baykal nasıl telafi eder? Daha da önemlisi böyle bir krizle Türkiye’nin karşı karşıya gelmesi erken seçimi nasıl etkiler, bu etki CHP ve Akparti oylarına nasıl yansır, bunları da iyi hesap etmek lazım.

DİN, DEVLETİN VESAYETİNDE (Vakit)

Diyanet-Sen Genel Başkanı, dinin devletin vesayetinde olduğunu öne sürerek Diyanet İşleri Başkanlığı’nın özerk olması gerektiğini söylemiş.

Yıldız, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluşunun 83. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen Diyanetin Dünü Bugünü konulu panelde yaptığı konuşmada bu görüşü dile getirmiş.

İKİNC İSKİ SKANDALI (Vatan)

Dünkü Milliyet gazetesinde yer alan İşte çukura düşen sistem, başlıklı haberde, Belediye’nin elden ele ihale edilen işlerde kontrol mekanizmasının işlemez hale geldiği anlatılıyordu. Ben de bu yazının sonuna şöyle bir paragraf eklemiştim:

“Her işin doğrudan belediye tarafından yapılması ayrı bir dert, yaptırılması ayrı bir dert. Burada esas olan, denetim mekanizmasının çalışma biçiminin tam olarak tespit edilememiş olması. Bu yüzden suçluyu bulmak oldukça zor. Bu durum yapılan işlerin niteliği açısından da aynı problemli sonuçları doğurabiliyor ve büyük ihtimalle belediyeler, gereksiz yere daha çok para harcamış oluyorlar.”

İşte Vatan bugünkü manşetinde benim görşlerimi haber yapmış sanki. İhale elden ele dolaşırken aradaki fiyat farkının vatandaşın cebinden çıkıp aracı firmaların cebine girdiğini anlatıyor.

ŞİMDİ BİR UMUT DAHA VAR (Yeni Şafak)

Maalesef manşetlere taşınmadığı için ele alamadığımız bir haber vardı dünkü gazetelerde. Irak’ta idama mahkûm edilen iki kadının cezasının infazı, aralarında başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu siyasi girişimler sonucu ertelendi.

Uluslararası toplumun ilk kez Irak’ta bir hukuksuzluğu önlemeyi başarması sevinç yarattı. İleriki bazı uygulamalar için de sanki bir ışık doğdu.

600 HASARLI KONUT İÇİN FAİZSİZ KREDİ HAZIR AMA 8 YILDIR BAŞVURAN YOK (Zaman)

1999 Marmara depreminin ardından, hasar tespit çalışmaları yapılırken binaların onarılması ve güçlendirilmesi için devletin sağladığı faizsiz krediyi 600 konut sahibinin bugüne kadar kullanmak için başvurmadığı belirtildi.

En ufak sarsıntıda çökme riski taşıyan bu binalar için devletin sağladığı krediden yararlanılmamasından yetkililer şikâyetçi.

Yarın yeniden buluşabilmek umuduyla…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 956
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster