Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '11

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
60
 

4 parti teşvik ve şikede birleşmişken

Futbol, artık her ülkede, başlı başına bir sektör durumundadır. Hemde büyük yatırımların yapıldığı, istihdamın gerçekleştiği ve büyük paraların kazanıldığı bir sektör. Bu sektöre bağlı olarak hayatiyetini devam ettiren bir sürü de yan sektör vardır.

Sadece Süperligdeki maçları yayınlamak için yarım milyar para ödeniyor.

Bu paralar kimden çıkıyor? Bizlerden. Zevkli bir müsabaka izlemek için para ödeyenlerden.

Peki bu parayı öderken amacımız nedir? Zevkli, çekişmeli, gollerle süslü, kıyasıya mücadeleli bir maç izlemek değil mi?

Ligden düşmesi garantilenmiş bir takımın veya düşme korkusu olmayan, ama Avrupaya gitmesi de olası görünmeyen bir takımın zevkli bir maç izletmesi olası mı? Bence değil.

Peki böyle bir takımın, şampiyonluğa oynayan takımla yapacağı maçta iyi oynamasını, iyi mücadele etmesini, zevkli bir maç çıkarmasını istemez misiniz? Ben isterim. Zannedersem %90 izleyicide ister.

Peki düşmesi garantileşen takımın oyuncularını nasıl iyi oynatabilirsiniz? Bir türlü teşvik ederek değil mi? "Hadi koçum yenin şu takımı size şu kadar para." Veya "bak oğlum sen zaten iyi topçusun, şu maçta göster kendini, seni bizim takıma alacağım."

Bunun neresi gayri ahlaki, gayri etik oluyor, anlayabilmiş değilim. Görevi iyi bir futbol izletmek olan bir sporcuyu, bu özelliğini ortaya koyması için ön görülen her türlü teşvik ahlakidir. Şampiyonluğa oynayan takım da, karşı takımın kendisi kadar mücadele edeceğini hesap ederek hazırlanmalı.

Ahlaki olmayan nedir biliyor musunuz? Hakem satın alınmasıdır, bir takımın veya bir futbolcunun iyi oynamaması için para verilmesidir veya başka vaatlerde bulunulmasıdır. Bunuda bu güne kadar çok duyduk. Düşmemeği garantiledikten sonra maç satan çok takım yöneticileri duyduk. Bunun da hırsızlıktan, dolandırıcılıktan, rüşvetten, irtikaptan hiç bir farkı yoktur. Yasa değişikliği yapacaksanız bu şikelerin cezasını artırın.

Bu aşamada bana şu soruyu soranları duyar gibi oluyorum: Peki zengin kulüpler teşviki verdi diyelim; o parayı veremeyecek kulüpler ne yapacak?

Bakın bu parayı üç koşulda olan takımlar verecektir.

1- Şampiyonluğa oynayan takım: Hem zengindir hemde şampiyon olarak o parayı çıkaracaktır.

2- Avrupaya gidecek takım: Aynı düşünce bu katagori içinde geçerlidir.

3- Küme düşme olasılığı olan takım: Aynı güce sahip takımlar oldukları için verebilecekleri veya veremeyecekleri teşvikler eşit olduğundan, adaletsiz bir durum ortaya çıkmayacaktır.

Ha, bu aşamada teşvik nasıl verilecek sorusu akla gelebilir. Bu artık teferruat olur. Ya kulüpten kulübe, veya kulüpten federasyona şeklinde düşünülebilir.

Birde UEFA ve FİFA kurallarını iyi incelemeden bunları yazıyorum, ancak eğer o kurallarda bir engel olsaydı, daha önceden de teşvik suç sayılması gerekirdi diye düşünüyorum.

Bu Şike ve Teşvik konusunun ortaya çıkışının üzerinden aylar geçti, şimdimi böyle bir yazı yazma gereğini duydun diyebilenler olabilir. Bir kere yargılama aşamasında böyle bir yazıyı uygun bulmadım, ikincisi toz duman biraz dağılıp, ortalık durulsun istedim, en önemliside 4 parti tarafından bu konuda bir kanun teklifi verildi, belki yasa çıkmadan bu görüşlerde dikkate alınır diye düşündüm.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 83
Kayıt tarihi
: 30.11.09
 
 

Doğum yeri: Erciş-Van Doğum Tarihi:15.03.1943 Öğrenimi: S.B.F. Mesleği: Emekli Vali Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster