Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '20

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
99
 

400 Darbe Filmi Yorum

Film izlediğimde mutlu olurum.400 Darbe gibi filmleri izlediğimdeyse hayatıma değer katacak bir mücevher bulmuş gibi, yıllardır görmediğim sevdiğime kavuşmuş gibi, dileklerimden biri kabul olmuş gibidir mutluluğum.Sinemanın gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden, sinemanın baş yapıtlarından gibi sözcüklerle anılan 400 Darbe, sadece benim değil her izleyenin mutlu olduğu be bir daha asla unutamadığı bir film. 400 Darde, iz bırakan film.

 

Efsanevi yönetmenlerden François Truffaut'un,senaryosunu da yazdığı film 1959 yılında yayınlanıyor.İlk uzun metrajlı filmi ile Truffaut, aynı yıl Cannes Film Festivali'inde "En İyi Yönetmen" ödülünü de almış oluyor.1961 yılında Türkiye'de gösterime giriyor. Günümüzde böyle bir filmin festivaller dışında gösterilmesi, gösterilse bile birkaç sinemadan öteye geçemeyeceği aşikar.Oysa 60'lı yılların dönüşen Türkiye'sinde epey ilgi gören, pek çok izleyenin hayatına yön veren bir yapım olmuş.*

Truffaut, nevi şahsına münhasır bir yönetmen.Zira eğitimini yarım bırakmış,14 yaşından sonra okula gitmemiş.Bazı basit suçlar ve ıslahevi maceraları ile geçen ilk gençlik yıllarından sonra meşhur eleştirmen-yazar André Bazin ile tanışmış.Bu arkadaşlığın kaderini değiştirdiğini pek çok mecrada söylemiş.Truffaut, eğitim almadığı halde  günde üç film izleyip haftada birkaç kitap okumak suretiyle kendini geliştirmeye çalışmış.Sinema tutkusu ve Bazin, Truffaut'un varoluşunu tanımlıyor.İşte yönetmenin ilk film olan 400 Darbe'de, bu hayatın yansımalarını izliyoruz.

 

400 Darbe pek çok kaynakta, ergenlik çağındaki bir çocuk hakkında yapılan en dokunaklı film olarak geçiyor.12 yaşındaki  Antoine Doinel'ın  hayatından bir kesit. Truffaut'un geçmişinden esinlenerek yazdığı bir macera. Antoine, Paris'de yaşıyor. İlk sahneden, pek sevilen bir öğrenci olmadığını anlıyoruz."Haylaz" Antoine, sınıfın ortak suçu da olsa tek başına ceza alıyor, öğretmeni ile iletişimi yok denecek kadar kötü.Sert, anlayışsız öğretmen figürü, öğrencilerini katı disiplinle adam edebileceklerine inanan eğitim sisteminin bir parçası.Antoine eve döndüğünde, zor şartlarda, küçük bir evde yaşadığını anlıyoruz.Sonradan üvey olduğunu öğreneceğimiz babası da, annesi de sadece kendilerine odaklılar.Bağları güçlü olmayan,sevgisiz, ilgisiz bir aile.Kendini dış kapının mandalı olarak hisseden bir çocuk.

Filmin basit dili, sade anlatımı, izleyiciyi hemen içine çekiyor.Sevgisiz aile ve hoşgörüsüz eğitim sistemi içinde büyüyen bireyin nasıl yalana ve suça yönlendiğini görüyoruz.Antoine'ın tek dostu Rene ile ilişkisi, çocuk akılları ile hayatın üstesinden gelmeye, varolmaya çalışan bireylerin mücadelesi aynı zamanda.Ergen birey, davranışlarının sonuçlarını tam olarak kestiremez.Haliyle Antoine ve Rene'de varolma mücadelesi için bir şeyler yaparken sonuçlarını tahmin edemiyor.Trajik olan ise durumu düzeltmeye çalıştıklarında daha da batmaları.

Bu filmi ifade edebilecek en güçlü kelime" saflık" olabilir.

Anlattığı tüm bu trajedi içinde aynı zamanda naif bir mizah da içeren, saf, yalın, duygusal bir film.

 

Aynı zamanda okkalı bir sistem eleştirisi 400 Darbe.Sistemin en küçük ve önemli kurumu olan aileden, eğitime, yargıdan,sosyal güvenlik kurumlarına ve kolluk güçlerine dek.

Böylece önemli bir sorunun da yanıtını almış oluyoruz:

 " bozuk düzen içinde sağlam çark olur mu"?

 

400 Darbe'nin çekildiği yıllarda devrim niteliğinde bazı ögeleri içerdiğini de belirtmeliyim.Örneğin,dönemin alışılagelmiş Hollywood filmleri gibi stüdyolarda değil sokaklarda çekilmiş.Sanırım ilk kez gerçek mekanlar, gerçek figüranlar kullanılmış.Paris sokaklarında çeşitli açılarla çekim yapan kameranın şiirsel anlatımı muazzam.

Kukla sahnesi örneğin; okulu kırıp kukla tiyatrosu izlemeye giden kahramanlara kalabalık bir çocuk grubu eşlik ediyor.Bu sahne pek çok kişi tarafından alakasız, filmden kopuk  olarak nitelendirilmiş.Oysa çocukların gözlerini, mimiklerini, saf neşelerini görebildiğimiz bir sahne.Bu sahne sayesinde Antoine'ın ruhunu anlıyor, onunla özdeşleşiyoruz.

 

Ayrıca 400 Darbe'de kahramanın bildiğimiz yolculuğu da yok.Sıradan bir filmde, acıların çocuğu Antoine'ın macerası ya bir trajedi ya da zaferle sonuçlanırdı.İzlerken beklenen de bu, Truffaut'yu diğerlerinden ayıran da bu olağan dışı son olmalı.Sıradan ama iddialı bir hikaye, derin ama yalın bir anlatım,çarpıcı ve unutulmaz bir son.

 

Filmlerin ya da kitapların finali, altın vuruştur.Yeterince güçlü ise hayatımızı etkiler, asla unutmayız.Bir şeyler değişir hayatımızda ve böyle eserler azınlıktadır.

400 Darbe, altın vuruşu damarlarınızda,en derinde hissedebileceğiniz bir film.

Final sahnesi, o zamana kadar eşi benzeri görülmemiş hatta tahmin ya da cesaret edilemeyecek bir sahne.

Freeze Frame yani zamanı/anı dondurma, tek bir kare, yönetmenin anlatmak istediği herşeyi içeren tek bir kare... Bugün artık instagram filtrelerinde bile kullanılan freeze frame, altmışlı yıllar için devrimdi.Ve sinemada yeni bir akımının doğmasına neden olmuştu:Yeni Dalga...

 

Aradan geçen 61 yıla rağmen, filmin sonunda  donup kalıyorsunuz.

O son sahne, Antoine'ın koşusu öyle çok şey anlatıyor ki... Deniz kenarına ulaşması,kumlar ve deniz arasında gidip gelmeleri,özlemleri,korkuları,cesareti ve kaygıları.

Sonra dönüp bakışı,o anın donup kalışı.

O an sinemada ilk kez bir oyuncunun doğrudan kameraya bakışıdır aynı zamanda.

 

Film bittiğinde ise hepimizin aklında aynı soru  " peki şimdi ne olacak" ...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 168
Kayıt tarihi
: 09.05.18
 
 

Hayatımın 20 yılı sıradan bir beyaz yakalı olarak geçti.Ev, çocuk, eş, iş, toplantılar, sunumlar, t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster