Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
13536
 

400 sene sonrasına mektup!..

400 sene sonrasına mektup!..
 

İstanbul rantiyyecilerinin tarihi eserlerimizi, insafsızca tahrip ettiklerini gördükçe, duydukça çok üzülüyorum...Gün geçmiyor ki asârı antikalarımızdan birinin daha üzeri, kamuflaj edilmesin...

Kamuflaj bittiğinde görüyoruz ki tarihi eserin yerinde yeller esiyor ve altından çirkin bir beton yığını olarak AVM'ler, işhanları, ticaret merkezleri vs.çıkıyor.

Ders alınır umuduyla aşağıdaki yaşanmış öyküyü yayınlıyorum.

. . . . .

Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebası Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv´de şöyle anlatmıştı.

'' Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı.

Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu.

Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık.

Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.

Kalıbı yaptık.

Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.

Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektuptu ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu:

"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum."

Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu´nun neresinden getirttiklerini söyleyerek açıklamalarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşaasını anlatıyordu.

Bu mektup bir sanatçının , yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir.

Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir.

Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.

Bu duygunun yeni nesillerde de yaşatılması dileğimdir.

 

Merve Ballı Acar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mesut Bey Merhaba; Sorumluluk çok zor kazanılan bir duygu maalesef.. Çocuklukta kazanılamayan sorumluluğun daha sonra kazanılmasının zor olduğuna inanıyorum.yazınızda belirttiğiniz tarzda hikayeler çocuklarımızın sorumluluk kazanabilmesi için ibretlik denilen türden. Çocuklarımın bu gece uyumadan önceki masalı sizin yazınızdaki hikaye olacak.Bu nedenle Paylaşımınız için teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla Reyhan AÇIKELLİ

reyhan acikelli 
 02.03.2012 14:37
Cevap :
Reyhan Hanım,merhaba...40 yıllık eğitimciyim;üniversitede 18 bin öğretmen yetiştirdim...Sonunda ,şuna inandım ki...İnsan yedisinde neyse,yetmişinde de o...Ana kucağında ve temel eğitimde alınan eğitim, ağacı yaşken eğiyor...Sonra üzerine çekilen cilalar yaşama yön veriyor...Bize armağan edilen kültürel miraslarımız,kıymet bilmeyen eğitimsizlerin elinde talan edilir...Bilinçli eğitilmiş insanımızla da ihyâ edilir..Çocuklarınıza sağlıklı bir ömür diler,onları gözlerinden öperim :)Sevgiler...selamlar...teşekkürler...  02.03.2012 16:01
 

Herkes okumalı! hatta unutmamalı, unutturmamalı. Adım adım tarihimizden uzaklaşmaya başlamışken, bir sesleniş olsun umuduyla ve izninizle önerilerime eklemek istiyorum. Selamlar

Merve Ballı Acar 
 20.02.2012 8:32
Cevap :
Merve Hanım,Şen ve uğurlu bir hafta dileklerimle selamlıyorum sizi !..İstanbul'umuzun dünyanın en eski ve en muhteşem bir antik kent olduğunu bizimkilerden (?) başka tüm dünya algıladı..Uganda'dan bile gelip ev satın alanlar var...Mimar Sinan bizim aymaz toplumumuzun ruhunu bildiğinden 5 asır öncesinden empati kurarak torunlarına mesajlar yollamış.Eserlerinde,aşk var,alın teri,göz nuru var...bu nedenle binlerce depremle yıkılmayan anıtları,belediyelerin Kore mallı kepçeleriyle bir dakikada tuzla buz yapabilirler.Topkapı surlarının dibindeki tarihi anıtı yok edip daha iki ay önce,ticaret merkezi yapanları yakında gelip resimleyeceğim ve burada yazacağım.Şen ve esen kalınız...saygılarımla...  20.02.2012 14:15
 

Mimar Sinan büyük bir dahi imiş. Bizler sahip olduğumuz değerlerin hiç birinin kıymetini bilmediğimiz gibi bize bırakılan mirasları da har vurup harman savuruyoruz rant uğruna. Kentsel dönüşüm diye bir proje atıyoruz ortalığa, dönüştürüyoruz her bir alanı ya da yapıyı paraya! Bizden sonraki nesillere ne miras bırakacağız? Hiç! Kocaman bir hiç!Saygılarımla hocam.

Ay Şen 
 19.02.2012 3:56
Cevap :
Kentsel Dönüşüm çalışmaları,çağdaş yöntemlerle,şehirlerin yaşamsal misyonunun gelişimi içinse eyvallah !...Tarihi kültürel miraslara zarar veilince,altından rantiyyyecilik ve ahlaksızlık çıkıyor.Bizim yetkililerin kulağından tutup, Prag,Moskova,Budapeşte,Paris gibi metropollerdeki antik yapıların nasıl korunduğunu göstermek gerek..Gerçek bilim üreten,duyarlı Üniversitenin olmadığı bir ülkede,karanlıklar aydınlanamaz...Halk cehaletle ve açlıkla boğuşurken uyanıklar habire malı götürürler.Mimar Sinanın kemikleri sızlamamalı...Ayşen hanım,teşekkürler...saygılarımla..  19.02.2012 13:56
 

Merhaba. Mimar Sinan'ın eserlerinin ayrı bir muteşemliği ve özelliği vardır. Yine bunlardan biri de Süleymaniye Camiidir (1551-1558), bu camiyi kalfalık dönemi diye nitelediğini söylemiştir, ama buna nazaran yapımından günümüze dek İstanbul'da yüzü aşkın deprem gerçekleşmesine karşın, caminin duvarlarında en ufak bir çatlak oluşmamıştır. Sorumluluk sahibi olmayanlara artık dur demeyi bilmeliyiz çünkü bizi hatırlayacak bir nesile bile sahip olamayabiliriz birgün. Konunun özüne anlamlı bir şekilde değinmişsiniz. Sağlıcakla...

Yağız 
 18.02.2012 20:58
Cevap :
Bize bu ülkeyi armağan eden atalarımız birbir meşakkatli yolculuklardan sonra devraldıkları mirası bizlere bakacağız,koruyacağız diye sundular.Onlardaki engin dünya görüşü,deneyim,özveri ve vatan sevgisi şimdiki nesillde yok...Hatta tarihi eserleri gereksiz ve' banal' bulan okumuş (?) cuhela takımı ,neredeyse parselleyip ,her şeyimizi satacak duruma geldiler.Atatürke bile dil uzatma şarlatanlığına soyunanlar,yarattıkları çürük yapıların altında kalacaklar.Mimar Sinan,bugünleri 4 asır önce görmüş...Nur içinde yatsın.Bu türlü yazıların bile okunmadığı basında,blog sitelerindeki aymazlık da pek iç açıcı değil...iyi ki varsınız...İyi ki yazıp paylaşıyoruz. teşekkürler...saygılar...esenlikler.  18.02.2012 21:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1521
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1616
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster