Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1817
 

5 Aralık

5 Aralık
 

Bugün 5 Aralık.

5 Aralık; pek çok olay için önemli bir günmüş. Gönüllüler, Kadın Hakları ve Dünya Mühendisler günüymüş.

- Uluslararası Gönüllüler Günü

- Uluslararası Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Gönüllüleri Günü

- Kadın Hakları Günü

- Dünya Mühendisler Günü

Öncelikle "Dünya Mühendisler Gününüz" kutlu olsun diyeyim. Türkiye'deki Mühendislerden herhangi bir ses duyamıyoruz, bir zamanlar toplumda Mühendis deyince herkes ayrı bir saygı duyardı, sonra Bankacılık gözde oldu, belki bundan sonra ARGE faaliyetleri ile Mühendislik yeniden eski ihtişamına kavuşabilir. Ancak bunun için toplumun bilime inanması yanında Mühendislerin iyi şeyler başarması ve toplumun yeniden beğenisini kazanması gerekiyor. Üniversitelerin de hareketlenmesi, Mühendislerin sorunlarını kritik bir biçimde analiz etmesi gerekiyor.

Ülkenin ise gelişmesi için olaylara yüzeysel değil derinlemesine sağlam bir şekilde bakması gerekiyor. TÜİK'in 2011 yılı için açıkladığı  Ar-Ge istatistiklerine göre, Ar-Ge harcamalarının GSYİH'ya oranı binde 8,6 olarak gerçekleşmiş. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 2 ile 4 arasındaymış. 

Yine, Türkiye'de yüksek öğretimde sosyal ve beşeri bilimlere yapılan harcamalar, doğal bilimlerin dört, mühendislik bilimlerinin de iki katıymış. Bu oranı diğer OECD ülkelerinin istatistikleri ile karşılaştırdıklarında ortaya ilginç bir tablo çıkıyormuş. Örneğin Almanya'da aynı kategoride sosyal ve beşeri bilimlere yapılan harcamalar, temel ve mühendislik bilimlerine yapılan toplam harcamanın yarısı, Kore'de üçte biri, hatta Amerika'da yedide biri kadarmış. 

Yani toplumumuz biraz edebiyatı kesip fizik, kimya, biyoloji, matematiğe ve bunların uzantısı mühendisliğe büyük önem vermeye başlamalı. Siyaset kurumunun da bunu görmesi ve gelecek için yatırımlarını yapması lazım.

Kadın hakları bahsinde ise ne çok gün varmış böyle. Hakların gelişmesi için olmalı da tabii. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü, ve 5 Aralık Kadın Hakları Günü.

Türkiye 1934 yılında Kadın haklarında pek çok Avrupa ülkesinden önce davranmış ve ilerici bir hamle ile kadınlara milletvekili “seçme ve seçilme hakkını” tanımış. 1934'den bu yana tam 78 yıl geçmiş. Bu geçen yaklaşık 80 yılda ülkede kadının durumu çok daha iyi durumda olması gerekirdi ancak dünyada Türk kadınlarının durumu hiç de parlak gözükmüyor. Daha iki gün önce bir AKP'li kadın milletvekili eşinden şiddet gördüğü için kendisine koruma tahsis edildi. Milletvekili de olsan kadınsan bu ülkede bazı şeyler kolay kolay değişmiyor demek ki. Değişmesi için okumuş yazmış kadınların artık sahaya çıkması ve gelecek nesiller  için haklarını azimle ve inatla savunması gerekiyor.

Örneğin kadının ekonomiye katılımı ve fırsat eşitliği bahsinde Türkiye 135 ülke arasında 129. sıradaymış, 

Türkiye’den daha kötü durumda olan ülkeler ise sırasıyla şöyle : İran, Cezayir, Yemen, Suudi Arabistan, Pakistan, Suriye. Bu tablo ülkemize hiç yakışmıyor, bunu bir an önce düzeltmemiz gerekiyor.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=21776108

Yine iş gücüne katılım oranlarında Türk kadınları hiç de parlak durumda değiller.

Aralık 2011 itibariyle iş gücüne katılım oranı toplam nüfusa göre %48,5 olmuş, kadınların iş hayatına katılım oranı ise %27,4 olarak gerçekleşmiş. Bu oran %51.6’lık dünya ortalamasıyla kıyaslandığında oldukça düşük seviyede.

Hükümetin yeni hedeflerinden biri de kadının iş hayatına katılım oranını yüzde 35’lere yükseltmek. Geçen gazetelerde bir haber vardı, çalışan kadınlara devletten 300 TL kreş yardımı yapılacakmış.

Halihazırda 150 ve üzerinde kadın çalıştıran işletmeler zaten kreş açmak zorundaydılar ama bu kurala uyan çok az işletme vardı. Çoğu işletme bu kuralı ağır buluyordu ve kadın sayısını kasten 150'in altında tutmaya çalışıyorlardı. Kimi işletmeler de bu kurala uyum için özel kreşlerle anlaşma imzalama yolunu tutuyordu. Ama sonuçta gerçek şu ki hiç bir işletme bunu yapmak istemiyordu.

Şimdi bu sayı 150'den 200'e çıkarılıyormuş, olabilir tabii ama bu sefer maddi durumu yetersiz olan annelere 300 TL kreş yardımı yapılacakmış. Tabii burada iyi bir şey yapılmaya çalışılıyor ama bence yine ayrımcılık ve eşitsizlik yapılmış olacak. Kimi kadın yardım alacak kimisi ise alamayacak.

Oysa ki amaç; hiç bir ayrım yapmadan tüm çalışan kadınlara yardım yapmak ve kadının statüsünü toplumda daha da perçinlemek ve kadınların iş hayatına katılım oranını daha da yukarılara çekmek olmalı. Devletin de bu işin üzerinde ciddiyetle durarak desteklemesi gerekiyor.

“Gönüllülük”, “Ekonomik ve Sosyal Kalkınmada Gönüllük” çabaları ise ülkemizde şu anda gelişme aşamasında. İnanıyorum ki 10 yıla kalmaz bu alanda 3. sektör doğacak ve normal sıradan bireyler çok büyük projelere imza atacaklar. Siyaset kurumunun da bunu desteklemesi lazım. Hiç unutmuyorum rahmetli Özal zamanında, Özal kooperatifçiliği teşvik etmişti. Ülkede her yerde kooperatif siteleri kuruldu. Çoğu başarılı oldu ama kimisi de başaramadı. Aslında bu çabalardan sonuçta kazanan yine ülke oldu. O kooperatifleşme hareketi toplu konut kavramını ve TOKİ'yi ortaya çıkardı. Şimdi çok daha organize şekilde ülkenin çehresi değişebiliyor. Yine gün gelecek, bireysel gönüllük hareketi yeni projelerle bu ülkede çok daha büyük başarılara imza atacak ve ülkenin kalkınmasına çok büyük katkılar yapacak. Bizim insanımız gelişime açık, yeter ki önü açılsın, önünde olumlu örnekler olsun. Örneğin bir zamanlar Avrupa’ya emek gücü ihraç ederken şimdi dünyaya 75 milyar dolarlık  sermaye ihracı yapabiliyoruz. 6 kıtada 400'e yakın şirketi ile 300 fabrikası varmış Türk girişimcilerin. Bu müthiş bir şey. Çok değil bundan 20-30 yıl önce 5 sente muhtaç olan, IMF’den 10 Milyar Dolar borç için çırpınan bir ülke idik. Şimdilerde ülkenin atak yaptığı, dünyada Çin’den sonra en hızlı büyüyen 2. ülke olarak gösteriliyoruz. Ancak bu büyümeyi kalıcılaştırmak ve sağlamlaştırmak lazım. Bunun içinde yenilikçi olmamız, akla, bilime, analtik düşünceye açık olmamız ve bilimden faydalanmamız lazım. Örneğin ABD’de Harvard Üniversitesi’nin kütüphanesindeki koleksiyon sayısı 16.5 milyonken, Türkiye’deki tüm üniversitelerdeki koleksiyon sayısı ise 16.3 milyonmuş. Harvard Üniversitesi kütüphanesinin yayın ödeneği 35.2 milyon dolarken, Türkiye’deki devlet üniversitelerinin toplam bütçesi 28.8 milyon dolarmış. Yine başka bir örnek, 2007 yılında Türkiye’deki üniversitelerde 97 merkez kütüphane, 209 fakülte ve yüksekokul kütüphanesi, 14 şube kütüphanesi olmak üzere üniversitelerde toplam 320 kütüphane varken bu kütüphanelerin kullanım alanı 440,668 metre kareymiş (TÜİK, 2008). Oysa sadece Oxford Üniversitesindeki kütüphane amaçlı kullanılan binaların alanı 64,110 metre kareymiş ve Türkiye’deki Üniversite kütüphanelerinin %14.5’ine denk geliyormuş (Cihangir,  2010). Yani gelişmek, ilerlemek için bilgiye ve imkanlara çok büyük önem vermek lazım.

Son olarak, 5 Aralık'ta tarihte başka neler olmuş diye baktığımda aşağıdaki şu ilginç konuları buldum. 

05/12/1492 Kristof Kolomb, Haiti'yi keşfetti.

05/12/1755 Nuruosmaniye Camii açıldı

05/12/1791 Avusturyalı besteci Wolfgang Amadeus Mozart, Viyana'da öldü. (d. 1756)

05/12/1901 Çok sayıda çizgi filme imza atan Walt Disney, Chicago'da doğdu.(ö. 1966)

05/12/1901 Werner Heisenberg, Alman fizikçi doğdu.

05/12/1904 Japonlar Port Arthur’da Rus donanmasını yok etti.

05/12/1920 TBMM'de ''Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu'' kuruldu, Mustafa Kemal Grup Başkanlığı'na seçildi.

05/12/1921 Britanya İmparatorluğu, İrlanda devrimci grubu Sinn Fein ile anlaşmaya vardı ve İrlanda bağımsız bir devlet oldu.

05/12/1923 Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu kuruldu.

05/12/1926 İzlenimcilik akımının kurucularından Fransız ressam Claude Monet öldü.(d. 1840)

05/12/1927 Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Washington Büyükelçisi Ahmet Muhtar güven mektubunu sundu.

05/12/1927 Cumhuriyet döneminin ilk kağıt paraları tedavüle çıkarıldı. 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 liralık olmak üzere 7 ayrı değerde çıkarılan banknotlar eski Türkçe ve Fransızca bastırıldı.

05/12/1932 Almanya doğumlu İsviçreli fizikçi Albert Einstein Amerikan vizesi aldı.

05/12/1933 Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.

05/12/1933 ABD'de 14 yıldır devam eden içki yasağı kaldırıldı.

05/12/1934 Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanun kabul edildi.

05/12/1941 İngiltere, Finlandiya, Macaristan ve Romanya'ya savaş ilan etti.

05/12/1942 Erbaa ve Niksar'da meydana gelen depremde 500 kişi öldü.

05/12/1945 Bermuda Şeytan Üçgeni'nde bir uçak kayboldu.

05/12/1950 Milli Savunma Bakanlığı, Kore'deki askerlerin 10'unun öldüğünü açıkladı. Radyo Gazetesi'ne göre, 150 asker öldü, 150 kayıp, 200 ile 300 yaralı var.

05/12/1981 Türk Milli Basketbol Takımı, Sofya'da Yunanistan'ı 93-80 yenerek Balkan Şampiyonu oldu.

05/12/1989 TGV Atlantique, 482,4 kmh sürate erişerek demiryolu hız rekorunu kırdı.

05/12/2003 İntihar bombacıları güney Rusya'da bir trene saldırdılar: en az 46 kişi öldü.

05/12/2003 Türk Telekomünikasyon AŞ'nin hızlı internet uygulaması ADSL, kullanıma açıldı.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gönüllülüğü kooperatiflerle bir arada hiç düşünmemiştim. TEMA, TEGV vs. marka STK'lardaki gönüllülük olarak biliniyor. Kooperatifler birçok gence çok uzak bir terim. STK'lara katılımın düşük olmasının bir sebebini de sivil toplum örgütlerine katılımın siyasetle ilişkilendirilmesi sanısına bağlıyorum. Bir STK'da kaydı bulunmayan gönüllülerimiz de var aslında. Örneğin, bilişim sektöründeki ilgi alanı gruplarındaki (Mobil geliştiriciler, Web programcıları vs.) gönüllüler. Bu gruplar aylık bazı etkinlikler düzenliyor, bazen tüm günlük bir konferans düzenliyor. Aynı ilgi alanına sahip kişileri gerek bu etkinliklerde gerek online platformlarda bir araya getiriyor. İnsanların kendini geliştirmesine, birbirlerini tanıyarak belki birlikte çalışmasına, ortak sorunlarını paylaşmasına, sektörün gelişmesine katkıda bulunuyorlar. 2/2

TUNCAY KAPLAN 
 20.06.2018 0:38
 

Bu yazının bağlantısını Aralık 2012'de notlarıma eklemişim.Çok güzel bir derleme olmuş, teşekkürler. Toplum ve mühendislerle ilgili yorumunuz çok doğru, mühendislerin toplumun yeniden beğenisini kazanması gerekiyor. Yapılan çalışmaların reklamının da iyi yapılması gerekiyor, örneğin MIT Labs üzerinde çalıştığı teknolojileri herkesin anlayacağı şekilde birer video hazırlayarak paylaşıyor. Son marifetleri: Kablosuz sinyallerle duvar arkasındaki kişilerin iskelet hareketlerine bakarak onları birbirinden ayırt edilebilmesine yarayan bir teknoloji. https://www.youtube.com/watch?v=HgDdaMy8KNE Yüksek öğretimdeki sosyal ve temel bilim/mühendislik alanlarına ayrılan güncel bütçe oranlarını ve diğer ülkelerdeki durumu merak ediyorum. 1/2

TUNCAY KAPLAN 
 20.06.2018 0:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 641
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2156
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

1995 ODTU Fizik Lisans, 1998 ODTU Fizik Yüksek Lisans (Biyofizik)  mezunuyum. Özel sektörde kalit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster