Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '11

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
587
 

5 MART 2011 CUMARTESİ MİLLİYET BLOG YAZARLARI TOPLANTISI SONRASI GENEL DEĞERLENDİRME (7.BÖLÜM)

5 MART 2011 CUMARTESİ  MİLLİYET BLOG YAZARLARI TOPLANTISI SONRASI GENEL DEĞERLENDİRME (7.BÖLÜM)
 

-


Tekrar hatırlatmakta fayda var; yazı dizimin her biri diğerinin ayrılmaz parçasıdır. İşbu sebeple tek bir bölümü okuyarak rasyonel bir değerlendirme yapmanız sağlıklı olmayacaktır.

Önceki altıncı bölümde belirtmiştim, Milliyet Blog çatısı altında yazan bazı yazarların, milliyet.com.tr yazarları arasına transfer edilmesi durumu var. Ve bu durum hakkaniyetin, eşitliğin sınırlarını soruşturmaya açıyor. Açıklayayım.

Mühendislikte temel bir kural vardır. En doğru çözüm en karmaşık çözüm değildir. Yani bazı kompleks süreçlerin çözümü çok basit olabilir. Çok büyük bir taşı, sıradan bir kaldıraçla yerinden oynatabilmeniz gibi…Ya da ağırlığı ne olursa olsun, normal koşullarda hareket ettirmenizin çok zor olduğu bir yükü, raylı bir sistemle rahatlıkla yerinden oynatabilmeniz gibi.

Bizim mesele de buna benziyor.

Sayfaları milyonlarca kez tıklanan yazarlar milliyet.com.tr yazarı olamıyor. Bu durumda da insanların aklına şu geliyor. milliyet.com.tr yazarı olabilmek için hangi kriterleri haiz olmak gerekiyor? Zor gibi görünen bu sorunun cevabının çok basit olması gerekiyor.

Lütfen kimse bana yuvarlak laflarla cevap vermesin. Burası öyle bir platform ki, ben yazamıyorum ama a…..’ koyayım cümlesini içi dolu bir şekilde kullananlar bile var. (Ben bu yazıyı yayınladıktan sonra, o küfürlü yazının yayından kaldırılma olasılığına karşı, ekran görüntüsünü kopyalayıp arşivime kaldırdım)

Burayı tıkladığınızda açılan yazının son paragrafının 14.satırının son kelimesini, yani a….’ koyayım ifadesindeki noktalı kısmın içi dolu hâlini Sayın Güneri Civaoğlu görmüş müdür acaba? Ya da Sayın Taha Akyol?

Ya da görürlerse tepkileri acaba ne olur?

Burası ekşi sözlük değil ki, Râhmetli Abdi İpekçi’nin geleneğinden gelen, ülkenin basın yayın tarihine damgasını vurmuş bir koca gazete.

Milliyet.

Biri bizi sahiden gözetliyorsa bu tip durumların da önüne geçilmelidir. Haaa, hepimiz biliyoruz ki, sanal ortamda küfürün bini bir para. İyi de burası sıradan bir platform değil ki?...Konudan konuya atlamak zorundayım.

Yeri gelmişken, bir de muhatap bulma sorunum da yok değil. Meselâ Milliyet Blog yazarları için irtibat kurulabilecek bir mail adresi blog@milliyet.com.tr olarak var. Ancak o adrese gönderdiğim bir çok mailime cevap alamadım.

Bizler Milliyet Blog’u daha iyi yerlere taşımak için uğraşalım ama daha bazı maillerimizde sorduğumuz sorulara cevap bile alamayabiliyoruz. Elbette bu işten bir menfaatimiz var, o da daha iyi, nitelikli bir yerde yazmak istemek.

Ben, ekşi sözlükte Milliyet Blog için yazılmış şu cümleleri görmek istemiyorum çünkü :

"İleri görüşlü bir karar ile yayın hayatına başlayıp, hevesli ve yetenekli yazarları bünyesine toplayan fakat zamanla kötü idare edildiği için internet çöplüğündeki yerini alacak olan sosyal paylaşım sitesi/blog kırması portal..."

Bir sonraki sekizinci bölümde görüşmek dileğiyle.

Sabrın sonu ile

__________________________________________________________________________________________________

Dünyaca ünlü bilim adamımız Prof. Oktay Sinanoğlu der ki; ‘gönül’ kelimesinin İngilizce’de karşılığı yoktur. Gönül öyle bir kelimedir ki, anlamını, derin mânâsını yalnızca biz bilip anlayabiliriz.

Bir sonraki buluşma/toplantı bilgileri :

Yer : BAKIRKÖY ÖĞRETMENEVİ
Tarih: 9 NİSAN 2011 CUMARTESİ
Saat: 14:00- 16:30
Katılımcılar: OKURLAR DA DAHİL TÜM GÖNÜLLÜLER

________________________________________________________________________________________________________

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayfası çok görüntelenen kişi iyi bir yazar değildir çoğu zaman. Bu tür genellemelerle doğru sonuca ulaşamayız. İsmini vermek istemediğim ancak her gün copy paste bilgilerle blog yazdığını zanneden ve MB TOP 10'da yer alan bir yazar müsveddesinin sayfası da çok tıklanıyor. Neden google aracılığı ile otu b.ku arayanlar ulaşabildiği için. O yazarı şimdi sırça köşklere mi almak gerek?

Buğra TOKMAKOĞLU 
 14.03.2011 0:12
 

blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=225557

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün 
 13.03.2011 10:32
 

Eroin örneğinizde olduğu gibi belgesele karşı olmak komik olurdu. Ben "yazınızda neden noktalı da olsa küfür var" demedim ki :)) Böyle bir konuyu gündeme getirmeniz iyi oldu dedim, sırf bu yüzden bile olsa sizi desteklerim dedim. Linkini verdiğiniz blog yazarının, okuduğum bir iki yazısında benzeri sözlere rastladığım için bir daha sayfasına uğramıyorum dedim. Genelde derdimi iyi anlatır ve yanlış anlaşılmazdım. Her şeyin bir ilki varmış demek :)) Sağlık olsun

Nilgün Akad 
 09.03.2011 18:17
Cevap :
Ben de hayret etmiştim ama demek ki aktarımda bir sorun oldu. Çünkü yoruma cevap yazmadan önce müteaddit kereler yorumunuzu okudum, yanlış bir şey yazmayayım diye ama...Neyse sorun yok. Sevgilerimle  09.03.2011 18:29
 

Yazı dizinizi ilk bölümden başlayarak ilgiyle okuyordum ki bu bölümde yorum yazmadan geçemedim. Bir küfürü araya noktalar koyarak yazmak o küfürü telaffuz etmemiş olmak anlamına gelmiyor, çünkü okuyan kişi o noktalı bölümü adlı adınca okuyor. Kendi adıma konuşayım; okuduğum bir yazı içinde noktalı ya da noktasız küfür var ise keyfim kaçıyor. Bu tarz bir sürprizle karşılaşmamak için o yazarı bir daha okumuyorum. Toplantılarınız bir tek bu konuya çözüm getirecek bile olsa gönülden destekliyorum. Emeğiniz için kutluyorum. Sevgilerimle

Nilgün Akad 
 09.03.2011 12:44
Cevap :
Diyelim ki, kitlelere eroinin metabolizma üzerindeki olumsuz etkisini anlatıyorsunuz. Amacınız bu insanlık düşmanı illeti kullanan kişilerin nasıl aciz kaldıklarını gençlere aktarmak.Siz de eroinden hoşlanmıyorsunuz ancak birilerinin de bu misyonu üstlenmesi gerekiyor.Ve belgeseli çekiyorsunuz.Sosyolojik olarak bir görevi yerine getirmenin de huzurunu yaşıyorsunuz. Bu sayede insanlar 'eroin illetinin' ne mal olduğunu anlıyorlar ve bu zehire, kullananlara, satıcılarına karşı tepki duymaya başlıyorlar. Ve hatta bu sayede o illetin kullanıcılarına,o illette karşı teyakkuzda olmak zorunda olduklarını iyice öğreniyorlar. İnsanlar sağlıklı yaşamla eroin illeti arasındaki farkı da öğreniyor, gençler bu mukayeseyi yapıp daha sağlıklı bir hayat seçiyorlar.Birisi de diyor ki; ben eroinden o kadar nefret ediyorum ki bu belgeselde ondan bahsedildiği için bu belgeseli hiç beğenmedim.Çünkü belgesel bile olsa, o illeti çağrıştırıyor.Ve o yönetmenin hiçbir belgeselini artık izlemiyorum.Sabrın sonu ile  09.03.2011 14:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 267
Toplam yorum
: 1368
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1855
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Kabataş Erkek Lisesi Matematik (1992) Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Mak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster