Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
21856
 

50 yaş rehaveti

50 yaş rehaveti
 

Emekli olayım artık yoruldum dediğim de emekli olanlardan hep şöyle bir tepki gelir” Aman sakın! Ne yapacaksın emekli olup? Çalışabildiğin kadar çalış” derler. İşte bu ara tam o ikilemdeyim. Kızın okulu bitti. “Kimliksizim” diye dolaşıyor evin içinde. İş bulana kadar asli görevinin benim sabrımı sınamak olduğuna karar verdi. İyi tarafından bakarsak “sil, süpür kızım” dediğimde itiraz edemiyor. Okul masrafı yükü de ortadan kalkınca “eee ne duruyorum artık bir yerlere gidip yerleşeyim ya da yok yok almayayım da kiralayayım, bakarsın sıkılırım o zaman da gezerim” hesaplarına girdim. Sevgili de zaten benim gibi her an “kalk gidelim” kafasında olunca daha bir cazip gelmeye başladı gitmek. Çevremde şu anda Ege çok revaçta. Parti parti göndermeye başladık zaten. Bodrum küçük bir İstanbul olmaya aday ama alt yapı bu kalabalığı kaldırmadığı için İstanbul’dan daha rezil bir hale gelmeye mahkum. O kadar ki balıklar bile cinnete gelip ısırıp kovalamaya başlamış koylarda. Zaten duyduğum “Egeye yerleşeceğimcilerin” %50 si dediğini yapsa, Ege halkı Karadeniz yaylalarına göç etmek zorunda kalacak korkarım. Bizim jenerasyonun misyonu da bu sanırım… Ülke popülasyonunun yönünü değiştirmek!

Gözlemlerime dayanarak ülkenin sahil kasabalarına yerleşen 2 tür kesim olduğunu fark ettim yazlıkçıları ve memurları saymazsak.

1.Kesim; gerçekten karı koca emekli olmuş çocuklarını evlendirmiş, ”çocuğunuza kendiniz bakın” diyerek, her şeylerini geride bırakıp sade hayat sürmek isteyen(muhtemelen bir hastalık geçirdikten sonra bu karara varmış oluyorlar) kendi bahçesini ekip biçen, maaşla yaşayanlar ki ben o kesimin daha çok hakkı olduğuna inanırım oralarda.  

2.Kesim; büyük şehirlerin ihraç fazlaları. Benim “gece kuşu gündüz leşi” diye adlandırdıklarım. Çoğunluğu zengin aile çocukları. Hiç çalışmamış olurlar,  genelde miras yerler. Arada bir gidip kira toplayıp geri gelirler. Pek ayık dolaşmazlar. Akşamüstü içmeye başlayıp, sabah birinin evinde sızarlar. Küçük kapalı gruplar halinde dolaşırlar. Grup içi paylaşıma çok önem verirler. Erkekli kadınlı gruplarda dışarı sevgili veren hiç görülmemiştir. Olayı kendi içlerin de döndürürler. Her şeyi en iyi kendileri bilirler, her yer çok pahalıdır ama yine de her mekanda ödemedikleri hesapları vardır. İllaki bir ara işletmeciliğe soyunurlar ama 1 hafta sonra “ bu adamlarla iş yapılmaz” bahanesiyle yan çizerler. Yancılığa bayılırlar. Nerede bedava içki, bedava tekne, müsait bahçe ya da ev varsa o yazı orada geçirirler. Sorarsan hepsi müzisyendir, gurmedir, şairdir, yazardır, işletmecidir. Hadi yapsana dediğinde ” ne işim olur bunlarla? Bunlara mı çalacam ya da iş yapacam?”  diye tatilcileri küçümserler.

5 sene Bodrum da geçirdiğim yazların bana böyle bir katkısı oldu. Bodrum uçağına bindiğim de insanların hangi kesimden olduğunu hemen anlıyorum. Keten takımlar içinde pahalı gözlükleri, LV çantaları, sigaradan ve içkiden çatallaşmış ses tonu, sıska kadınlar ya da güneş gözlükleri tepelerinde, gözaltları şişmiş, uykulu bakan, keten gömlek altına giyilen marka şortlar ve pahalı saatler takan adamlar “ gece kuşu gündüz leşi” grubu…

Can Yücel tarzı birbirine karışmış kırlaşmış saç sakal, atlet, beyaz çorap ve sandalet ve hatta olmazsa olmaz bel çantalarıyla, boyunlarında bandanalı amcalar ya da kısa kır saçlı, bohem elbiseli parmak arası terlikli, çapraz asılmış el işi çantaları ile boncuk bilezikli kadınlar. Bu grup emekli maaşı kesimi.

Şimdi ben kendimi hangi kesime koyayım? Hiç biri bana göre değil. İçki de onlara ayak uydurmam mümkün değil hastanelik olurum, bohem elbise giyemem iyice bastıbacak olurum. Sevgilimin kır lüle saçları da yok. Oku oku, yat yat, yürü yürü nereye kadar? Hadi arada seviştin, hadi kafana göre birilerini buldun kanasta ya da scrabble oynadın diyelim yine çekilmez dip dibe onca gün. Ev işi dediğin en fazla 2 saatte bitiyor. Eee sonra? Bir bakmışın 1 seneye kalmaz 35 kedili deli kadınlara ya da sağa sola saran habire birilerini şikayet eden, kendi bo..uyla kavga eden manyaklara dönmüşüm.

Yok… Ben yine orada bir yerlerde ev kiralayıp arada tatile gideyim. Hatta ben 55 yaşına kadar çalışmaya da devam edeyim. Bu ülkeyi benim bordromdan kestiği vergiden mahrum bırakmayayım. Bir ayağım burada, bu karmaşa da olsun. Gidince de özleyince de geri döneceğim bir yerim olsun. Toptan gitmeler olmasın benim hayatımda. Torun büyüteyim, gezeyim, sevgilimin kolu altında huzur bulayım, arada yazayım kafamı dağıtayım ama bunları kendi alanımda kendi insanlarımla birlikte yapayım. Az olsun benim olsun, Ege de bir deli eksik olsun.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gözlem ve tespitleriniz çok güzel. Keşke "elliyi hemen geçince emekli olup Egede bir sahil kasabasına yerleşmeden" önce okusaydım yazınızı:)) Elinize sağlık, selamlar.

Erkan Sezgin 
 23.05.2017 18:15
Cevap :
Teşekkür ederim Erkan bey. Umarım yeni hayatınızda mutlu olursunuz. :)  24.05.2017 9:08
 

Tebessümle okudum sonunda güldüm valla :)) çalışmaya devam arada tatil en güzeli sanırım :) sevgiler :)

Tülay EKER 
 21.09.2016 10:22
Cevap :
Teşekkür ederim Tülay hanım, haklısınız biz çalışmadan duramayız. Kurtlu nesiliz :)  21.09.2016 13:06
 

Esra hanım, 50 bandını geçmiş bir yetişkin refleksiyle hatta emeklilik sonrası benzer yaşam hayalleri kuran biri olarak yazınızı çok yararlı buldum, dilinizin akıcı özelliğini de dikkate alarak keyifle okudum, dimağınıza sağlık, selam ve saygı ile.

Nizamettin BİBER 
 20.09.2016 21:01
Cevap :
Teşekkürler Nizamettin bey. Umarım mutlu olursunuz giderseniz.  21.09.2016 8:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1636
Kayıt tarihi
: 03.10.13
 
 

45 yaşını aşmış, yetişkin bir kızı olan, çalışan bekar bir anneyim. Hayatın esprili, güzel ve ren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster