Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
64
 

50.000 Yıllık Ötetarihsel ve Öntarihsel Perspektif 1

50.000 yıl, Homo Sapiens Sapiens’in ikinci Sapiens’inin başladığı zaman kabul ediliyor. Daha önceleri gerçekleşen tüm Afrika’dan çıkışlar, ya evrilen alttürün yok olmasıyla, ya da orangutanda gerçekleştiği varsayılan evrimsel regresyonla sonuçlanmış. Diğer bir deyişle, günümüz insanlarının tamamı, bu süre içinde Yeryüzü’nün her yerine yayılmış olan ortak bir köktür’den geliyor.

Neolitik Devrim’i 15.000 yıl önce başlamış sayarsak, Mezopotamya-Tanzanya hattı dışındaki tüm insanların son 35.000 yılda, şu an bulundukları yere geldiği sonucuna varırız.

50.000 yıldan öncesinde 200.000 yıllık Lucy ortak annemiz dönemindeki neredeyse türsel yok oluştan sonraki 150.000 yıllık toparlanma, çoğalma ve bu son yayılmaya hazır gelme aşaması var.

Bu koşullarda, tarihsel bazı varsayımlarımızı yeniden değerlendirmemiz gerekecek:

Bir: Avrasya, insan türünün özgün coğrafyası değil. Bu durumda, insanın doğası sayılan kültürel şizofreni, sonradan ve bu kıtanın koşullarında edinilen bir nitelik olur. (Örneğin, tarım ve hayvancılığı başlatmakta kullanılan bitkisel ve hayvansal türlerin hiçbiri Afrika kökenli değildir.)

İki: Amerikalar-Avrasya ikilisi, başka kültürel anlamlar kazanır. Amerikalar’a geçiş sağlayan ve bugün de süren Eskimoluk, bu durumda kültürel bir regresyon ve çeşitleme olur. Artı, Avustralya Aborijinleri’nin durumu, 1 milyon yıl önceki kültürel duruma regresyon olur. (Neolitik Devrim’den de avcı-toplayıcı aşamaya kezlerce geri dönüş ve yeniden geri dönüş yaşandı.)

Üç: Konuşma, ateş ve ok, bu durumda kaybedilmeyen temel öğeler oluyor. Yani, bunların tarihsel / kültürel belirleyiciliği, üssel olarak artmış oluyor. Kaybolan niteliklerimizi henüz bilmiyoruz. O nedenle, onlarla şimdikileri karşılaştır-karşıtlaştır yapamıyoruz.

Dört: Bu durumda, tarihin temel öğeleri sayılan, 5.000 yıllık yazı, devlet, hukuk, savaş, ticaret türü olguların anlamı değişmiş ve yeniden yorumlanacak olacak. Örneğin, yazının 5.000 yılda ancak % 50 yagınlık kazanmasına olumsuz değil, olumlu bakmamız gerekecek. Eğer, aşırı yorum yaparsak, etkin konuşmasını bilmeyen insan çok çünkü. Yazı ise, konuşmaktan çok daha fazla beyinsel çaba gerektiriyor.

Devam edelim:

Tarihsel artı-değer birikimine dayalı dünya sistemi modelleri, başka birkaç açıdan olduğu gibi, bu açıdan da karşıt savlı olgular kazanacak. Çünkü, ‘yatay coğrafyalı Avrasya yarı dünya sistemi’ ile ‘dikey coğrafyalı Amerikalar yarı dünya sistemi’ koşut biçimde ama eşlenik olmayan aşamalarda oluşmuş. Buradan evrensel inansal değerlere değil, ‘modüler benzer model’e ulaşırız. Yani, parçalar temelde aynı ama bütün az farklı.

Maksimum ekonomik artı-değerin maksimum boş zamanlı entellektüel sınıf oluşumunun, aşırı yorumlu ve toplu bilisizlikte yarı saklı modeli de epeyi karşısavcık kazanıyor bu durumda.

Süryani ve Uygur premature uygarcıkları da, geçici değil ama örneklerini yeterince topladığımız kalabalık bir küme olabilecek. Yani, kırınım geometrili bir modelde, kültürel alanın yarısını veya daha çoğunu, merkezi değil, periferi uygarlıklar yaratmış olabilir.

Doğudan batıya gelen barbar akınlar modeli de, bu doğrultudan bağımsız olarak, kuzey-güney doğrultulu Viking Dönemi akınları ile baltalanmış durumdaydı zaten.

Bu koşullarda, neden tarihsel çöküş ve mayalanma dönemlerinin önem kazandığı biraz olsun açımlanıyor: Bu tür periferi, premature veya başka biçimde sayılan uygarlıklar ve uygarlıkçıklar da, ana tarihsel çizgiye toplamda çok önemli katkılarda bulunmuş ve ancak o zaman doğrudan dikkat edilebilir oluyorlar. Zaten, İpek Yolu’ndaki küçük beylikler de, büyük devletler de zincire aynı katkıda bulunuyordu. Halkanın biri, ne kadar önemsiz ve küçük olursa olsun koptu mu, zincir de dağılıyordu 8veya rota değişiyordu).

Demek ki ana modelimiz, blok bir model değil, kesintili ve  süreksizlikli bir model olacak. Gözenekli maddelerin hafif ve dayanıklı olabilmesi gibi, bu model de masif modelden daha çok kültürel içerik ve barbarlardan gelen veya kendiliğinden çöküşe karşı, daha çok direnç taşıyabilir olacak.

Bu durumu Çin’e uygularsak, Çin’in sonunu bu masif olma çabasının getireceğini önesürebiliriz rahatça.

Arason:

Bu yeni model arayışı çabası sonucunda, elimizde başlangıçta zamansal açıdan geçmişe (öntarihe) ve geleceğe (ötetarihe) yönelik çıkma vektörleri oluştu.

Geçmişteki tarihe gelecekbilim katmama eğilimi, zaten bugünkü yarının, yarın bugün ve 2 gün sonra da dün olacağını hesaba katmamakla ilgili, aşırı dar bir zamansal perspektif hatası yaratıyor.

Bu durumda, yapmaya çabalayacağımız, tamamladığımız 5.000 yıllık Dünya Sistemi tarih (geçmişbilim) ve 5.000 yıllık gelecekbilim dikmelerinin sentezini ve praksisini yaratmış olduğumuz için, 50.000 yıllık geçmiş v gelecek dikmeleri yaratma edimi olacaktır. 50.000-15.000-5.000-0 geçmiş zamansal dikmesi elimizde var. 0-5.000 gelecek zaman dikmesi de var. Eksik olan, 5.000-50.000 gelecek zamansal dikmesi ki o da 2 ara-moment içerebilir ve böylelikle denge kurulur. Şerh: Bu bir zamansal simetri değil, bir kültürel içerik ağırlığının üssel karşılaştırma dengelemesi çabası.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 501
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster