Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
163
 

6. Hissim Zayıf Diye Üzülmeyin. Doktorlar, Polisler, İtfaiyeciler Gibi Yapın!

6. Hissim Zayıf Diye Üzülmeyin. Doktorlar, Polisler, İtfaiyeciler Gibi Yapın!
 

Öfke Kolik Arkadaşlarla Sohbetteyiz.

Konu: 6. His/ Sezgisel düşünme? Nedir, Nasıl güçlenir?

Kemal: Konuyu A.Ö.K Kanunları odağında tartışalım.

Medyadan bir haberle başlayalım; Ankara ve İstanbul'daki 3 cinayetin zanlısı A.F Ankara Batı Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde telekonferans yöntemiyle ile ifade verdi. (1) A.F, "6. His filmindeki çocuk ruhları görüyor ben de mesajları görüyorum. Bu da benim 6. yeteneğim" dedi.

Ankara ve İstanbul'daki 3 cinayetin zanlısı A.F, Ankara'daki G.D ile Rus sevgilisi E.R' yı öldürmek suçundan Ankara Batı Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sanık olarak ifade verdi.

İstanbul'daki ifadesinde de olayı anlattığını olayla ilgili bir tasarlaması olmadığını söyleyen A.F, "Rusya için casusluk yaptığı bilgisi bana verildiği için onları takip etmem istendi. Casusluk yaptığına dair mesaj ağlımdan emin olursam gereğini yapmam söylendi. Uzun zaman takip ettim.

Olay günü 16 Eylül 2013 tarihinde G. D 'a teklifte bulunmuştum kendisinin ortadan kaybolmasını bunun için gerekli yardımı sağlayacağımı söyledim ama o bunu reddetti başka bir seçenek bırakmadı. Kendisine sunduğum teklifi kabul etmedi" ifadelerini kullandı.

Serdar:  Bu katile kim görev vermiş?

"Silahı almamın sebebi 11 yaşımdan beri görevler alıyorum" diyen A.F, "İlk defa insan zarar vermemi gerektiren bir görev aldım. Bende şöyle bir şey düşündüm; Fiziksel ve ruhsal sağlığımda bir sorun olmadığına dair bir belge aldım ve bunu bir yeşil ışık gibi gördüm. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bir akıl hastasının eline silah vermez diye düşündüm.

Olay günü tekrar geri geldim G. D ve E.R' bir yerden gelmişlerdi önceki teklifi tekrar verdim. Beni ret edip küfür ettiler. Yapacak bir şeyim kalmadı. İlk kime ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Elimdeki av tüfeğiyle ateş ettim. Daha sonra park halindeki aracıma binerek uzaklaştım. Daha sonra Kütahya'ya gittim.

Bana gelen gizli güçler 43 plakalı bir araç almamı söylediler. Bende aldım dikkat çekmemek için 43 plakalı bir araç aldım. Kütahya'ya giderken benim karşıma 4 tane çadır çıktı. Bunu benim karşıma çıkaran o güçtü. 4 tane benim için tam teşekküllü çadır bulunuyordu. Orada bir buçuk ay yaşadım.

Bu bir buçuk ay sonunda Kütahya şehir merkezine indim. Kütahya otogarına geçtim bilet alıp İstanbul'a gittim. İstanbul Beyazıt meydanında işportacılık yaptım kıyafetlerimi sattım" şeklinde konuştu.

Can: Bu mesajlar sana nasıl ulaşıyor?

11 yaşımda keşif ettiği gazeteler aracılığı ile mesajların geldiğini söyleyen A.F, "Bana verilen ilk mesajlar gofret çalma gibi mesajlardı sonrasında bu ziynet çalma gibi daha büyük mesajlar oldu. Başkası bakınca göremiyor gazetelere 6. His filmindeki çocuk ruhları görüyor bende mesajları görüyorum. Buda benim 6. yeteneğim" diye konuştu.

Caner: Araca takip cihazını ne zaman yerleştirmiş?

GD'nın aracını takip edebilmek için 2 tane cep telefonu aldığını belirten F, ifadesinde şunları söyledi:

"2 tane cep telefonu aldığım biri bende durdu. Birini de aracın altına yerleştirdim böylelikle sinyali tespit edebiliyordum. Telefonu ne zaman aldığımı hatırlamıyorum yaklaşık 1 hafta sonra yerleştirdim."

Cinayeti işlediği silah için ise Filiz, "2013 Nisan ayında Eryaman'daki kiraladığım evden çıktım. Arabada yaşamaya başladım. Riskli şeyler yaptığım için Mayıs ayının başında silahı edindim. Amacım kendimi güvende sağlamaktı" dedi.

Kemal: "Cezai ehliyeti var mı?

Sanık avukatı F. V  dava ile ilgili, sanıkla konuştuğunu vekâlet alacağını belirterek, "Dosyayı inceleyip ayrıntılı beyanda bulunacağım kendisi bunu yarmadığını ve yaptırıldığını söylüyor. Bunun için bir cezai ehliyeti olup olmadığını araştırılmasını istiyorum" şeklinde beyanda bulundu.

Müşteki avukatı ise sanığın öncelikle tutuklanmasını ve Ankara'daki ceza evlerinden birine nakli istedi.

Herhangi bir hastalığının olmadığını söyleyen A.F, "Akli melekelerim yerinde zaten silahı almadan önce akıl sağlığımın yerinde olduğuna dair belge almıştım" ifadelerini kullandı.

Serdar: Akıl sağlığının yerinde mi?

Dava sonucunda sanığın tutuklanmasına karar verildi. Sanığın tutuklu bulunduğu Silivri Ceza İnfaz Kurumundan İstanbul Adliye kurumuna sevki sağlanarak sanığın 16 Eylül 2013 tarihinde işlemiş olduğu iddia edilen suçuna akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin sonucunu algılayıp algılayamadığı davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede olup olmadığı konularında rapor alınması istendi, Ankara'ya sevki ise bu aşamada reddedildi.

A.Ö.K.K.1: Sağlık ve Mutluluk iş yerlerimizde Başlar. Evlerimizde Devam Eder! Öfke Kolik lere Yer yok!

Can: Günlük hayatta olayın sanığının benzeri onlarca kişiyle iletişim kurmak zorunda kalırız. Onların potansiyel bir katıl olup olmadığını anlamanın tek yolu sezgisel düşünme gücümüzün potansiyelidir. Eğer analitik düşünürsek böylesi potansiyel katillerin kurbanları arasına girebiliriz. Yapmamız gereken 6. Hissimizi kuvvetlendirmek, sezgisel düşünme gücüne yönelik beyin güçlendirme eksersizlerine yönelmektir. (2)

Caner: Sezgilerimiz, sosyal hayatta hızlı kararlar vermemizi sağlamak üzere evrimsel süreçte büyük bir titizlikte hazırlanmıştır. Öyle ki saniyeler içinde birinden hoşlanıp hoşlanmadığımıza, birine güvenip güvenmediğimize karar veriyoruz. Ayrıca, karşımızdaki kişilerin davranışlarını tahmin edebiliyoruz. (2)

A.Ö.K.K.2:Lütfen Kalp Kırmayalım. Öncelikle Kendi Kalbimizi! Yalanlara Yer Yok!

Kemal: Çoğu meslekler uzmanlık sezgisi olmadan sürdürülemez. Doktorluk, polislik, itfaiyecilik bunlardan birkaçıdır. Bu mesleklerde çalışanlar, insanların dış görünüş ve tavırlarına bakarak hızlı, kolay ve düşük maliyetli kararlar alabilirler.

Serdar: Beynimizin sağ üst temporal bölgesi kıvrımları sezgisel düşünmeye ayrılmıştır. Genetik olarak bu bölgemiz güçlü olabildiği gibi, sonradan belli teknikler uygulayarak 6. Hissimizi kuvvetlendirebiliriz.

Yukarıda katilin sebep olduğu olay gibi bazı durumlarda da, Sezgilerimiz bazen sosyal hayatın dışında bizleri kötü bir yola sokabiliyor. Üstelik bunu önceden tahmin etmek de mümkün olabiliyor. Katil yukarıdaki olayda bunu fark edip, analitik düşünmeye geçememiş.

A.Ö.K.K.3:Şimdiyi yaşayınız! Keşke, Asla, Her Zaman, Mutlaka Demeye son veriniz!

 

Can: Katil ne acı ki, hızlı yanıt veren sezgi sisteminde bir yanlışlık olduğunu fark edemiyor, eğer bunu yapabilseydi, daha fazla çaba gerektiren analitik sistemini devreye sokabilecekti, sonuçta yanlış kararlar vererek 3 kişiyi ve kendini yakmış oldu.

Caner: İşte bu noktada şu soru akıllara geliyor: Eğer hayatta tek bir düşünme sistemi olsaydı, hangisini seçerdiniz? Sezgisel düşünme mi, analitik düşünme mi?

İşverenler kriz anında, yüksek baskı altında verimli çalışabileceği kişilere güvenmek ister.

Kemal: “Eğer balta girmemiş topraklarda, avcılık ve toplayıcılıkla hayatımızı geçiriyor olsaydık, tek ihtiyacımız olan sezgisel düşünme biçimi olurdu. Ancak modern toplumda çevreden fazlasıyla uzağız. Artık sadece sezgisel düşünmeye bağlı kalarak hareket edemeyiz.”

Serdar: Kimileri bu soruya işte böyle yanıt veriyor. Aslında bir bakıma doğru; günümüzde çevre dediğimiz şey, önceki çevreden epey farklı. Bu da bizlerin sezgilerini büyük ölçüde değiştirdi.

A.Ö.K.K.4:Güç/Tüketim Sarhoşluğundan ayılalım. 6 S Uygulayalım.      

 

Can: Altıncı his olarak adlandırdığımız sezgi, hepimizde mevcuttur. Ancak bu hissin gelişmesi bizim ona dikkat etmemiz ve güvenmemiz sayesinde gerçekleşir. Birçoğumuz sezgilerini farkında olmaz! Onu göz ardı ediyor. Hatta belki biz de farkında olmadan bunu yapıyoruz. Nasıl mı? Sezgilerimizi göz ardı ettiğimizin işaretlerini konuşalım:

Caner: Sık sık ‘Keşke içgüdülerime güvenseydim’ dediğimi biliyorum.

Hava tahmin raporları o günü güneşli gösteriyor, ancak içimden bir ses yanıma şemsiye almamı söylüyor. Sonuç olarak hava tahminlerine güveniyorum ve o akşam eve ıslanmış halde dönüyorum. Bu, kariyer değiştirmek, farklı bir şehre taşınmak ya da sevgiliden ayrılmak gibi ciddi konularda ortaya çıkan bir içgüdü olmayabilir. Ancak bu tür küçük içgüdülere güvenmeyi öğrenmeliyim, böylece iç görüm artacaktır. Böylece, kariyer değiştirme gibi, daha büyük meselelerde hissettiğim sezgilerimi fark etmem kolaylaşacaktır. Sezgiler hepimizde mevcuttur, ancak sadece onlara güvendiğimizde gelişir.

A.Ö.K.K.5:Öfkeye Karşı Sünger Olmayalım. Teflon Olalım.  Günde 10.000 karar hedefimiz Olsun.

 

Kemal: Hiç dinlenmiyorum!

Bir görevden diğerine, bir aktiviteden başka birine mi koşuyorum? Kendimi sürekli bir telaş içinde buluyorum.  Yapmam gereken şey her gün 10 dakika da olsa kendime biraz zaman ayırmaktır. Böylece düşüncelerim, hislerim ve hayallerim üzerinde kafa yorabilirim. Meşgul biri olarak bunu yapmaya zaman bulacağım. Ancak sezgilerimle iletişimde değilsem, potansiyelimi tam anlamıyla gerçekleştiremem.

Serdar: Sağlıklı riskler almaktan kaçınıyorum?

Altıncı hissim aslında bana ne zaman sağlıklı bir risk almam gerektiğini söyler ve bu genellikle egom kendimi buna hazır hissetmeden hemen önce olur. Eğer yeni şeyler denemekten sürekli kaçmaya devam edersem, sadece sezgilerimi göz ardı etme; aynı zamanda küçük oynamaya devam ederim. Sezgilerimi dinleyeceğim, onlar bir yenilik yapmamı söylüyorsa bu muhtemelen o deneyimden faydalanacağımı bildiği içindir.

A.Ö.K.K.6:Güler Yüz. Güzel Duruş. Güzel Söz. Güzel Enerji göndermek bedavadır!

 

Can: Temelsiz hissediyorum?

Hayatın bazı aşamalarında kaybolmuş ya da korkmuş hissettiğim çok olur. Geçiş süreçlerinde, önemli ilişkiler başlar ya da biterken, kariyerimde ya da ruhsal anlamda gelişme kaydederken… Fakat sezgilerimle iletişimde olduğumda dayandığım temel, şartlar değişse de hep aynı dengede kalan ruhumdur. Sezgilerim aynı zamanda karşılaştığım durumlara farklı bakış açılarıyla yaklaşarak faydalı adımlar atmamı veya bunları büyük resmin içinde görmemi sağlayacaktır. Gelecek belirsiz göründüğünde dahi sezgilerime güvenmeyi öğreneceğim

Caner: Peki sezgilerimize güvenmeye nereden ve nasıl başlamalıyız?

Kemal: Birden aklımıza gelen fikirlere önem vermeye dikkat etmeliyiz!

Çünkü bu fikirler, üzerinde düşündüklerinizden farklıdır. Bunların kaynağı sezgilerinizdir. Dolayısıyla bu fikirlere güvenmeyi öğrenin. Einstein en önemli kuramlarını, sezgisel düşüncelerinin gücü olmadan başaramazdı.

Serdar: Test edin!

Sezgilerime güvendiğimde ve güvenmediğimde neler olduğuna dikkat etmeliyiz. İç sesimi bilinçli olarak bazı zamanlar dinler ve bazı zamanlarda da dinlemem. Bir diğer deyişle sezgilerinizi test ederim. Bu şekilde onları dinlemem ya da dinlememem gerektiğini kendim keşfederim.

A.Ö.K.K.7: Sağlıklı yaşayalım: Probiyotik Beslenelim. Bol Kahkaha atalım. 10.000 adım yürüyelim. Alaturka tuvalet kullanalım. Dijital  detoks uygulayalım. Şükredelim ve Dua edelim!

 

Can: Hissettiğim şeyleri konuşmayı denerim!

Bu bir risk olsa da denemekten sakınmam. Sezgilerimin fısıldadığı şeyleri insanlara sormaktan çekinmem. Mesela sokağımdaki bakkalın önceki gün kapalı olmasının nedeniyle ilgili bir hissim varsa, bunu komşulara sorarım. Hissettiğim şey doğru çıkarsa, sezgilerimi test etmiş ve haklı olduğumu görmüş olurum. Nitekim yanlış çıksa da denemeye değer.

Caner:  Sezgilerimize güvenmek, bizi, hayatta belki de hiçbir şeyin sağlayamayacağı bir güven duygusuyla donatacaktır. Onları göz ardı etmemeliyiz. Aslında avcı-toplayıcı olan atalarımız bile hem sezgisel hem de analitik düşünmeden yararlanıyorlardı.

Kemal: Bu durumu günümüzdeki iş dünyasına da uygulamak mümkün! İş yerlerimizde her gün türlü türlü krizlerle karşı karşıya kalıyoruz. Patronlar, kriz anında, yüksek baskı altında verimli çalışabileceği çalışanlara güvenmek istiyor. İş dünyasında her ne kadar analitik düşünme ön plana çıksa da iş bu kriz zamanlarında sezgisel düşünme sayesinde hızlı karar alma kapasitesi devreye giriyor. Bu da analitik düşünme ve sezgisel düşünmenin bir arada olması gerektiğinin bir başka göstergesi.

A.Ö.K.K.8: KAİZEN Uygulayalım! Korkularımızı Unutalım. Yaşam Değerlerimiz için yaşayalım!

Serdar:  Aşk hayatımızda 6. Hissimiz ne kadar önemli?

Aşkı (ya da aşın verdiği huzuru) ararken, çoğu kez bana gönderilen sinyalleri ve mesajları gözden kaçırırım. Doğru insanla karşılaşmış olsam bile hayatın akışı içinde bu fırsatları ve ipuçlarını ne yazık ki değerlendiremem.

Can: Fakat birazcık yavaşlayıp sezgilerinize kulak verebilsem, 6. hissimin doğruyu olduğu gibi gözlerimin önüne sereceğinden eminim. Tehlikeli bir durumla karşı karşıya kaldığımda beni uyaracaktır ya da insanları anlamak ve iletişim kurmak konusunda bana yeni yollar gösterecektir.

Caner:  “Duygusal Özgürlük (Emotional Freedoom)” kitabından 5 sezgisel deneyim, aşk hayatınızla ilgili yapmamız ya da değiştirmeniz gereken şeyler hakkındaki bize rehberlik niteliğinde edebilir!

A.Ö.K.K.9Birbirimizi Akıllıca Dinleyelim. Empati kuralım! Amaç kavga değildir. Öfkenin kök nedenini yakalayalım!

Kemal: Beden dili çok önemli!

Vücudumuz, dikkatimi çekebilmek için birçok yol kullanır. Mesela beraber olduğum kişi kendimi iyi hissettirdiği bir anda tüylerim diken diken olabilir. Onunla konuşurken ya da buluşmadan önce midem bulanabilir ya da kendimi bitkin hissedebilirim. Kalp atışlarım, tansiyonum birden hızlanabilir ya da yavaşlayabilir.

Serdar: Vücudumun bu özelliğini ilişkilerimizde nasıl kullanabiliriz?

Can: Genelde “içimden bir ses ….. diyor ki.” diyerek bahsettiğimde, bu analitik düşünce kullanmadan düşünülen şeyler, mantıktan daha hızlı gelişen ve çoğu kez doğru çıkan sezgisel düşüncelerdir.

Vücudum beni herhangi bir konuda uyardığında onu dikkate alırım. Karnımda bir ağrı mı hissediyorum? Omuzlarım mı ağırlaştı? Ya da enerji dolu ve heyecanlı mıyım? Vücudumun gönderdiği sinyalleri okumaya başladığımda, kendim hakkında öğrenmek istediğim her şeyi bulabilirim. Bu sayede benim için uygun olan ya da uygun olmayan partneri bulmam oldukça kolaylaşır.

Caner: Birde Déjà vu durumları oluyor!

Déjà vu, o anda yaşamakta olduğum bir olayı ya da konuştuğum bir kişiyi daha önceden de yaşamışım gibi hissetmektir. Kısacası “Ben bu anı daha önce yaşamıştım” dediğim onlarca olay hatırlıyorum.

A.Ö.K.K.10: Çözüm odaklı iletişim kurulur. Ret edilemeyecek bir teklif yapılır. Sonuçta kazanan Akıllı öfkemiz olacaktır!

 

Yaşadığım bu duygunun ilginç olduğunu düşünmek ve ondan kaçınmak yanlış olur. Aslında yaşamakta olduğum bu deneyimi lehime çevirmeye çalışırım. Güvendiğim bir arkadaşıma yaşadıklarımı anlatır ya da yazarım. İlişki bağlamında deneyimlediğim bir déjà vu, o ilişkiye başlamam için gerekli olan enerjiyi sağlar, o ilişkinin önemli olduğunu vurgular ve beni izlemeniz gereken yol ile ilgili bilgilendirir.

Kemal: Romantikliğe gelince, déjà vu o anda ne yapmam gerektiği ile ilgili önemli ipuçları sağlayabilir. Ya da tam tersi, pişman olacağım bir ilişkiye başlamadan önce durmam,  bir şey yapmamam gerektiğini ve şimdi geri dönmenin benim için daha iyi olacağını söyler.

Serdar: Bir de Senkronizasyon durumu var!

Bu mükemmel zamanlama deneyimidir. Şarkı söylerken aynı şarkının birden radyoda çalması, internette tanıştığım birinin ummadığım bir anda karşımda belirmesi gibi şeyler “doğru yer, doğru zaman” dediğimiz olgulardır

Can: Senkronizasyonu özel hayatımızda nasıl kullanabiliriz?

Caner: Uyanık olmalı ve içinde bulunduğumuz anda yaşadığımız senkronize olayların farkına varmalıyız. Bazen doğru yerde, doğru zamanda bulunduğumuzu bize hissettiren anlar olabilir. Bu anda gizli olan önemli dakikaları ortaya çıkarmalıyız.

Kemal: Geleceği görmek önemli!

Bu, şu anda olan bir olaydan başka bir yerde yaşandığı halde haberimizin olmasıdır. Örneğin, uzun zamandır haber alamadığınız bir arkadaşınız birden anlamsız gelecek bir şekilde aklınıza gelir ve bir kaç saat sonra size mesaj atabilir. Ya da binmek istemediğiniz ya da kaçırdığınız otobüs/tren/uçak kaza yapabilir.

Serdar: Bunu özel hayatımızda nasıl kullanabiliriz?

Sadece beynimiz değil, tüm vücudumuz sezgilerimize dayanarak hareket eder. Vücudumuzda yaşanan değişikliklerin farkında olmalıyız.  Yoga gibi meditasyona dayalı sporlar bana bu konuda yardımcı oluyor.  Yoga yaptığımdan beri, daha önce yaşadığım deneyimlerime dayanarak aldığım bir tadı, duyduğum bir sesi ya da kokladığım bir kokuyu çok farklı hissediyorum. Vücudumun farkına varıyorum. Vücudumun gönderdiği sinyallerin farkına vardığımda, çevremden aldığım mesajlar daha anlamlı hale geliyor.

Can: “Sezgisel empati” yeteneğimi geliştiriyorum.

Bu, başka birinin gönderdiği sinyallerden etkilenmek demektir. Mantıklı bir sebep aramaksızın birisinin hissettiği derin üzüntü duygusunu içimde hissetmeme ya da yüzüme gülen birisinin bana beslediği düşmanlığı hissetmemi sağlıyor.

Caner: Sezgisel empatiyi özel hayatımızda nasıl kullanabiliriz?

Diğer insanların duygularına karşı hassasiyet göstermem oldukça değerli bir yetidir fakat tabii ki dezavantajlarını da yanında getirir. Örneğin, bir toplantıda biriyle tanıştıktan sonra birden kendimi yorgun hissetmeye başladıysam, ona numaramı vermekten kaçınırım. Diğer insanların duygularını okuyabilmek, üzerime almadığım sürece,  ikili ilişkilerimi geliştirir. Örneğin bayan arkadaşımın kötü bir gün geçirdiğini hissettiğimde, onu yumuşatabilecek hamlelerle gönlünü kazanabilir ve ona yardımcı olabilirim.  Bu tarz empatik yaklaşımlar ikili ilişkilerimi güçlendirir ve derinlik kazandırır.

Faydalanılan kaynaklar

1.        https://www.bafrahaber.com/kendisini-6-his-filmiyle-savundu--137275.html

2.        https://www.uplifers.com/hangisi-daha-iyi-analitik-dusunme-mi-sezgisel-dusunme-mi/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 348
Kayıt tarihi
: 10.10.11
 
 

Şükrü ÖZGÜR İ.T.Ü Metalürji mühendisliğinden mezun oldu. Kamu ve özel sektörde farklı pozisyonlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster