Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '07

 
Kategori
Yoga / Meditasyon
Okunma Sayısı
10429
 

7- Taç Çakra

7- Taç Çakra
 

Taç çakrası kafanın hemen üzerinde bulunur. Sonsuzluğu temsil eden bin yapraklı bir nilüfer çiçeği ile temsil edilir. Bu çakra bizi ebedi, sonsuz, yüce varoluşa götürür. Burası saf bilinçliliğin merkezidir. Mor bir renge sahiptir.

Bir insan taç çakraya ulaştığında ölüm olgusuyla karşılaşır. Daha önce sahip olduğunuz kişiliğiniz ölür. Egoya olan bağlılığınızın tüm katmanları yok olur Bu çakradaki açılma ile maddeyi enerjiye ve enerjiyi maddeye çevirme gücüne erişirsiniz. Böylece suyun üstünde yürümek, aynı anda birkaç yerde bulunmak sizin için olanaklı hale gelir. Yaşamak için nefesinizle havadaki enerjiyi özümseyebilirsiniz. Ruh dünyanız her zaman ve her yerde hazırdır. Sürekli olarak ışık içinde yaşadığınız için, ona ulaşmak için herhangi bir yola ya da bir dine gereksinim duymazsınız. Bu çakra, ölüm zamanı geldiğinde gümüş kordonun bedenden ayrıldığı noktadır. Gümüş kordon, yıldızlara yolculuk etmenizi ve sonra tekrar bedeninize dönmenizi sağlayan çizgidir. Ölüm bu çakra insanına yabancı değildir. İnsan burada fiziksel bedeni ve ruhu ile arasında bir ayırımın olmadığının farkına varır. Ölüm bir boyut değiştirmeden başka birşey değildir. Bedenler gelip geçerler ama yaşam sonsuzdur.

Yedinci çakra aynı zamanda, epifiz bezine de ev sahipliği yapar Uzun yıllardır batı tıbbı, bu epifiz bezini gizemli birşey olarak görmüştür; kısa bir süre öncesine kadar da, herhangi bir işlevi olmayan ölü bir salgı bezi olduğunu iddia eden doktorlar da vardı. Bu bez bezelye büyüklüğünde beynin alt yüzeyi ile orta beyin arasında beyinciğin hemen önündedir. Son yıllarda, bilim bu bezin, sağlıklı uyku uyumak için anahtar unsur olan melatonini salgıladığını keşfetti. Bu madde son derece güçlü bir antioksidan ve beynimizin yaşlanmasının başta gelen nedeni olan yağ asitlerinin yarattığı tahribatı önlemektedir. Bu çakra yaradana giden bir geçit gibidir. Epifiz bezi ruhumuzun merkezi olarak bilinir. Ruh doğumdan önce cenin 3, 5 aylıkken buraya yerleşir. İnsan öldüğünde, ruhu başının tepe noktasından çıkar. Bedenimizin bu bölümü her zaman ışıkla ilişkili görülmüştür. Tüm dünya dinlerinde başın üstündeki ve etrafındaki ışıktan bir daire veya taç simgesi dini tasvirlerde görülebilir. Ölüm eşiği deneyimi geçiren insanlar, sürekli olarak parlak beyaz bir ışık gördüklerinden söz ederler.

Meditasyon sırasında uyarılan bu içsalgıbezinin, bilinçliliğin yüksek hallerine çıkmamızı sağlayabilecek hormonlar salgıladığından bahsedilir. LSD ve diğer uyuşturucular tarafından uyarılanların yaşadığı deneyimleri daha güvenli bir biçimde sağlanabilir. Bu salgıbezi bazen halüsinasyon yaratan salgıbezi olarakta tanımlanır.

Bu çakra yüksek evrensel bilincin merkezidir. Bütün yüksek sezgilerimizi aldığımız noktamızdır. Aynı zamanda yüksek bilinç yardımlarını aldığımız noktamızdır. Kutsal ilahi sevginin bulunduğu yerdir. Bu yüksek sezgileri alçak sezgilerle karşılaştırdıgımız zaman aradaki fark kör bir insanla gören bir insan arasındaki gibidir. Yüksek sezgilerinizi kullanarak anında algılarsınız.

Pekçok dinsel ve kültürel gelenekte, bir şapka, peçe, taç, takke, ya da türban giymek kendimize hayatımızda ruhun varlığını hatırlatmanın bir yolu olarak gelişmiştir. Başı örtmek neredeyse her dinde görülmektedir. Çogu insan, günlük hayatlarında geleneksel dini kıyafetler giymez. Bir sih için taktığı türban ona taç çakrasının harika bir uzantısı olarak görünür. Kumaşı başının çevresine dolama eylemi, bedenini, zihnini ve ruhunu birleştirmesi üzerine yoğunlaşmasına olanak tanıyan bir dini törendir. Benim anneanem ve babaannemden gördüğüm birşey vardı o da namaz için kullandıkları tülbent şeklindeki o oyalı örtüleri herzaman seccadelerinin arasında dururdu onu sadece namaz kılarken kullanırlar ve asla yıkamazlardı. Diğer mevlüt gibi olaylarda giydikleri örtüleri de ayrıydı bu örtüler asla dışarıda giyinmezdi onlar ibadet esnasında giyilirdi. Keza yaşlı erkeklerin camilerde ibadet ederken giydikleri o beyaz dantel örgülü takkeler de dışarıda giyilmez. Aynı şekilde hintlilerin meditasyon yaparken hem erkek hem de kadınlarının kullandıkları şalları da çok özeldir. Aslında burada şu olay olmaktadır gerek namaz ve dualarda ve gerekse yapılan meditasyonlarda taç çakranızda yüksek yogunlukta bir enerji oluşur bu saf beyaz enerji eğer başınızın üzerinde her ne var ise ona da geçer, eğer onları yıkamaz ve günlük hayatınızdaki olumsuzluklardan korursanız bir daha seferki ibadetinizde sizi daha yüksek enerjilere taşıyan bir araç olurlar. Onları başınıza her taktığınızda trans haliniz daha da güçlenir. Kendinizi allaha daha yakın hissedersiniz. Bedeninizdeki diğer giysiler ise günlük hayatın olumsuzlukları ve kirlendiklerinde yıkanmaları nedeniyle pozitif enerjiyi üzerlerinde tutamazlar. Dolayısıyla anneanelerimizin belki de tam bilmiyerek yaptıkları örtüyü günlük yaşamdan ayırma işlemi çok doğrudur ve çok eski bir bilgidir. Halbuki günümüzde saçının bir telinin görünmemesi uğruna günlük hayatta yapılan başın örtülmesi olayının kaynagına dayanak olan kelimelerin iyi analiz edilmesi gerekir. Çünkü arapça çok zengin bir dildir bir kelimenin 64 tane anlamı olabilmektedir. Dilbilimcilere çok görev düşmektedir. Bu konudaki örtenlerle örtmeyenlerin yada bizlerin yargılamaları, eleştirileri olumsuz enerjileri üzerinde biriktirdikleri için taç çakranın sağlıklı çalışmasına bir engeldirler.

Geniş ölçüde kapalı bir taç çakranın özellikleri:

Bu çakranın açılması size büyük ölçüde bilgi, deneyim ve yetenek kazandırır. Fakat taç çakrası açılmamışsa kendinizi bolluktan ve bütünlükten ayrı hissedersiniz ve korkularınızdan tamamen kurtulamazsınız. Çakralardaki tıkanıklıkların açılmasını engelleyen bu korkudur. Yapabileceklerinizi tam olarak ortaya çıkaramazsanız, bireysel enerjiler ile evrenin enerjileri uyum içinde titreşemezler. Taç çakrasının gelişim sürecinde kendinizi ruhsal gerçeklere açmazsanız, bir belirsizlik duygusu ve amaçsızlık hissedersiniz. Böyle duyguları içinize daha sık dönmenizi söyleyen ipuçları olarak değerlendirmelisiniz. Ya da ölüm korkusu sizi daha sık ziyaret edebilir. Panik ataklarınızda çoğalma olabilir. Belki de bu sizi rahatsız edici duyguları kontrol etmek için aşırı bir uyku haline veya nedeni bilinemeyen yaşamsal krizlere girebilirsiniz. Durdurulamaz bir hareketlilik içinde de hissedebilirsiniz kendinizi, ya da kendinizi vazgeçilmez kılmak için yeni sorumluluklar alırsınız. Çoğu zaman bu durumdaki insanlar hastalanırlar ve dinlenmek zorunda kalırlar. Kendilerine ve allaha çok kızarlar bunca işimin arasında sırası mıydı bütün bu başıma gelenler diye. Halbuki size iletilen bu mesajları gözardı etmeye devam ederseniz yüzeysel bir yaşama biçimine saplanıp kalırsınız ve benliğinizi kısıtlarsınız.

Taç çakrayı temizlemenin ve harekete geçirmenin yolları,

Doğayı yaşamak

Çok yüksek bir dağın tepesinde uzunca bir süre kalmak, bu çakrayı açmak için en iyi yoldur, çünkü burada dünyevi sorunlardan uzak kalıp, kişisel yaşamınızdaki olaylara boş verebilirsiniz. Gökyüzüne yakın olmanız boşluğu ve sınırsızlığı yaşamanıza yardımcı olur. Geceleri yıldızları seyrederek onlarla bir olmak duygusunu hissedebilirsiniz. Peygamberlerin ve diğer ruhsal yönde ilerlemiş kişilerin çoğunda bir mağaraya kapanma olayı vardır. Belki de oralarda kendilerini dış ortamın tüm etkilerinden soyutlayarak kendi içlerine dönüyorlardı.

Ses Terapisi

Taç çakrası için en iyi müzik sessizliktir. Tam sessizlik anında tüm varlığımız uyanır, sevginin ve uyumun gücünü temsil eden yaradılış’ın ilahi sesini duyabilirsiniz. Sizi bu sessizliğe yönlendiren ya da hazırlayan her müzik uygun olabilir. Bu çakrayı açacak olan mantra da uzakdoğuda Tanrının bir ismi olduğuna inanılan OM sesidir. Bir önceki çakramızda da açıkladığım gibi Tasavvufta ALLAH sesidir. Yüksek sesle mantra söylediğinizde, damağınızdaki ana refleks noktalarını uyarmaktan ileri gelen yararları da görürüsünüz. Sinir uçlarının yoğun olduğu bölgeleri uyarmak, tüm sağlık üzerinde açıklanması pek de kolay olmayan bir etki yaratır.

Renk terapisi

Mor ve beyaz rengin taç çakrasında açıcı ve genişletici bir etkisi vardır. Mor renk zihin ve ruhun dönüşümünü sağlar ve ruhsal boyutlara açar. Tıkanıklıkları çözer ve birlik duygusunu yaşamanızı sağlar. Beyaz ise içinde tüm renkleri içerir, ruhunuzu bilgiye ve tedaviye açar.

Değerli taş terapisi

Mor renkli amatist, taşların hem en naziğidir, hem de güçlü bir koruyucudur. Ametisi odanıza koyduğunuz zaman, sadece size uyumlu enerjileri alır, bütün olumsuzlukları yoldan çevirir ve değiştirir. Ametisi üçüncü gözünüzün üzerine koyduğunuzda, geçmişi daha kolay hatırlar ve ileriyi görüşünüz gelişir. Meditasyon yaparken kullanırsanız, enerjileriniz durulur ve merkezileşir. Eğer uykusuzluk probleminiz varsa, yatmadan önce ametisti biraz elinizde tutun veya yastığınızın altına koyun iyi gelir. Canlılığın kırmızı ateşi ve alıcılığın mavi ışığı, sessizlik ve boşluk ametiste büyük bir güçte birleşirler. Ametis sürekli olarak üzerinizde taşıyabileceğiniz bir taştır. Çünkü yaydığı enerji size herzaman yarar sağlar ve sizi korur. Olumsuz düşüncelere sahip kişiler arasında olduğunuz zaman, bu taşı üzerinizde bulundurmalısınız. Böylece yalnız iyi enerjilerin size ulaştığından, bütün olumsuzlukların ise saf enerjiye çevrilerek evrene gönderildiğinden emin olursunuz.

Bu yazı ile birlikte 7 ana çakramızın anlatımı da bitmiş oluyor. Çakra konusu sizlerin de gördüğü kadarıyla çok derin bir konu daha yüzlerce sayfa yazılabilir. Bir sonraki yazımda görüşünceye kadar sevgiyle kalın. Yorumlarınızı her zaman beklerim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kişisel tanıtımınızı okuyunca size gıpta ettim içimden ''maaşallah ''dedim.Hiç boşa yaşamamışsınız.Yazılarınızı su gibi okudum çok faydalandım.Hatta bazı notlar aldım, sonraki zamanlarda size bunların detayını sormak isterim.Yeni yazılarınızı sevinçle bekliyorum.paylaşımınızdan ötürü çok teşekkür ederim.

YA?ANUR KADIO?LU 
 22.03.2007 14:54
Cevap :
Yazılarımı okumanıza, faydalanmanıza ve yorumda bulunmanıza çok sevindim. Bana güç verdiniz. Teşekkürlerimi sunarım. Detaylar ve sorularınız için herzaman hizmetinizdeyim. Bilgim dahilinde öğrendiklerimi sizlerle paylaşmayı arzu ederim.  22.03.2007 16:22
 

Mor dinginliğin rengi onun için oluyormuş. sessizliğin rengini beyaz düşlerdik değilmiş. Fakat biz nedense ölümün rengini beyaz düşünürüz. Baharda açan erguvan ve leylak çiçeklerini çok severim mor oldukları için...

Müyesser Saka 
 21.03.2007 18:02
Cevap :
selam Mor çok yüce bir renktir. Aynı zamanda iradenin de rengidir. O yüzden kararlı oldugunuzda dingin olursunuz. İlahi sevgi ile buluştuğunuzda sessizligin içindeki diğer şeyleri farkedersiniz. Mor ile yeşil birleşti mi o da muhteşem olur isterseniz renkler konusunu hemen bundan sonra bir yazı haline getirebilirim. Renk nedir? Neden renkler var, bütün renkler gördüklemiz mi yoksa daha öteside varmı. Renklerin dünyasına bir sonraki yazımda beklerim  21.03.2007 19:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 3350
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster