Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
8741
 

70'lerin sonu, darbe ve 80'ler Türk sineması

70'lerin sonu, darbe ve 80'ler Türk sineması
 

1970'lerin ilk yarısında ülke sineması dört ana damardan besleniyordu; Kemal Sunal, Zeki Alasya ve Metin Akpınar'ın sırtlayıp götürdüğü komedi, Yeşilçam’ın devamı niteliğindeki özellikle "-cik" li filmler, Kadir İnanır, Cüneyt Arkınla özdeşleşen patırtı kütürtülü filmler ve Yılmaz Güney'in başını çektiği toplumcu gerçekçi filmler...
Ancak ikinci yarısında hem TRT ile yerleşen televizyon kültürü hem toplumsal kaos halkı sinemalardan çekti ve varlığını devam ettirmek adına düzeysizleşen sinema için Ali Poyrazoğlu, Aydemir Akbaş ve Behçet Nacar gibi birçok ünlü simanın da yer aldığı seks filmleri dönemini başlattı...

12 Eylül 1980 ise yalnızca siyasal ve ekonomik alanda değil kültürel alanda da büyük bir yozlaşma getirip sinemaya ağır bir darbe indiriyor, Yeşilçam hepten yalnızlaşıyor kabuğuna çekilmek zorunda bırakılıyordu...
80'lerin ilk yarısında birkaç emektar yönetmenin kendi çabalarıyla ayakta kalma dönemi oluyordu...

Atıf Yılmaz feminist hareketin cazibesiyle "Mine", "Asiye Nasıl Kurtulur", "Hayallerin, Aşkım ve Sen", "Aaahh Belinda", "Adı Vasfiye" ve "Kadının adı Yok" gibi filmlerle döneme "kadın filmleri dönemi" denmesini sağlıyordu...
Duygu Asena'nın çok satan kitabından sinemaya uyarlanan "Kadının Adı Yok" gişede beklenen başarıyı sağlayamayacak ve yıllar sonra Atıf Yılmaz'a "çekmekten pişman olduğum tek film" dedirtecekti...
Atıf Yılmaz çektiği 121 sinema ve TV filmiyle Türk Sinemasına damgasını vuracak, çektiği son film "Eğreti Gelin" ile başarısını yaşamının son anına kadar devam ettirecekti. Atıf Yılmaz 5 Mayıs 2006'da hayata gözlerini yumdu...
Ömer Kavur çektiği "Anayurt Oteli" filmiyle döneme damgasını vuran diğer bir isim olacaktı. "Ah Güzel İstanbul" ve senaryosunu Orhan Pamuk'un yazdığı "Gizli Yüz" filmi o dönemde Ömer Kavur koleksiyonundan akılda kalan diğer filmler...
Tunç Başaran'ın yönettiği "Uçurtmayı Vurmasınlar" ise siyasal içeriği nedeniyle dönemim gözbebekleri arasında yer aldı...
Sevilen Sanatçı Zülfü Livaneli yine o dönemde Yaşar Kemal'in eserinden sinemaya uyarladığı "Yer Demir Gök Bakır" ve "Sis" filmlerinin hem senaristi hem de yönetmeni olarak 1980 öncesi ülkenin siyasal ve toplumsal karmaşıklığını perdeye yansıtıyordu...

1980 dönemi aynı zamanda İslamcı sinemanın yükselişe geçtiği bir dönem oldu. Bu sinemanın en önemli temsilcilerinden Mesut Uçakan ve Yücel Çakmaklı ardı ardına filmler yapıyor, bunların en bilinenleri "Reis Bey", "Öç", "Rahmet ve Gazap" ile "Sahibini Arayan Madalya" ve ilerde başka türde birçok filmde yer alacak olan Berhan Şimşek'in başrolünde oynadığı "Minyeli Abdullah" serileri oluyordu...
Bunca cılız yapıma karşın 1980'li yıllar Türk sinemasının en büyük başarısını gördü. Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı ve yönetimini Şerif Gören ile paylaştığı "Yol" Filmi Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye kazanıyordu (Costa Gavras'ın "Kayıp" filmiyle beraber)...

Yılmaz Güney çektiği son filmi "Duvar" ile Türkiye'de çekilmesi çok zor bir filmi çekiyor ve ölmeden önce adeta sisteme son golünü atıyordu…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 196
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 2373
Kayıt tarihi
: 17.02.07
 
 

1985 yılının bir Nisan sabahında (ki kendisi 15'i olur) sabah ezanından sonra (saat daha bizim kö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster