Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '13

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
1162
 

8 Mart koca bir yalan!

8 Mart koca bir yalan!
 

İlki 8 Mart 1921’de Kutlanan Dünya Emekçi kadınlar günü çoğu zaman bir alışılagelmiş klişeden öteye geçmedi, çoğu zamansa iktidar erklerinin fantastik vaad ve söylemleri ile bir ütopya olarak kaldı.
 
Kadının yaşamın her alanına entegre olması, bu yönde gerekli yasal ve insani özverilerin yapılması için kuşkusuz iyi niyetli çaba ve çalışmalarda olmadı değil.
 
Özellikle doğu toplumlarında ataerkil aile hegemonyasının hüküm sürdüğü gerçeğinden yola çıkarak kadına biçilen rolün ve kadının toplum içindeki yerinin nasıl acımasızca kategorize edildiğinin, kadının bu kategorinin hep en alt tarafında kendine yer bulduğunu uzun uzun anlatmaya sanırım gerek yok.
 
“Kadının sofradaki yeri öküzden sonra gelir…” barbarlığının üzerinde yeşeren, boy veren kadın cinayetleri ve cinsel istismarın bir korkunç travma gibi dört bir yanımızı sardığı şu dönemde uçuk kaçık ve kokteyllerde patlatılan şampanyalarla, tokuşturulan şarap kadehleri ile “kadınlar gününü kutlamak” doğrusu sadece “maksat dostlar alışverişte görsün.” Zihniyetinin acı bir tezahürüdür desek yeridir.
 
Kadının bir yandan toplumun uygarlık ve çağdaşlaşma yürüyüşünde eline flama tutuşturulurken öte yandan otoriteye ve iktidara muhalif kadın aktivistler, öğrenciler ve hatta vekiller tüm toplumun tanık olacağı görüntülerle coplandılar, dövüldüler ve saçlarından sürüklendiler.
 
Statüko ve otoritenin muhalefetin her türlüsünü reva gördüğü şiddet sarmalından muhalif kadınlarda nasiplerine düşeni aldılar.
 
Tüm bunları görürken ve tüm bunlara tanık olurken doğrusu smokinli bürokratların, iktidar koltuğunda oturan güçlerin ve sanatı ve sanatçılığı şaşalı balo salonlarında şıklık yarışına girip birbirilerine nazire yapan sözde sanatçı güruhunun “kadınlar gününün” kutlayıcı öncüleri olma çabalarını inandırıcı bulmak mümkün değil.
 
Aslında kadını önemsemek, kadın haklarını savunmak adına 1921’den beri kutlanan ve kutlanma gereği duyulan şu 8 Mart’ı bile hattı zatında bir aşağılanma bir zül olarak kabul etmek gerekir diye düşünüyorum.
 
Karşı cinsle eşit olma, karşı cinsin sahip olduğu her şeye sahip olma isteminin bir lütuf veya bir itibar imiş gibi algılanması açıkçası Kadın’lar adına şiirlere konu olmuş “Kadının sofradaki yeri öküzden sonra gelir…”zihniyetinin ne yazık ki ne denli güçlü olduğunu da bize gösteriyor.
 
Kadın, yazardır, kadın politikacıdır, kadın savaşçıdır, kadın emekçidir, kadın doktordur, kadın mühendistir kısacası erkek ne ise kadın da odur ve hatta ötesidir kadın “annedir!”
 
Kadın’a yönelik suçlar ve şiddette Dünya ülkeleri arasında at başı olan coğrafyamızda ciddi anlamda Kadın’ı yaşamın içine sığdırabilmek ve karşı cinsle aynı standartlarda bir yaşamın ikamesi için öncelikle toplumsal bilincin sağlanması çok ama çok önemlidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 526
Kayıt tarihi
: 02.09.09
 
 

Batmanın Beşiri ilçesinde doğdum, Mersinde yaşıyorum, edebiyata ilgi duyuyorum, yerel ve ulusal d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster