Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
486
 

80'lerin sokak sesleri

80'lerin sokak sesleri
 

Benim çocukluğumda sokakta sesler vardı…Sokak satıcılarının ekmek kavgası…Hatırlarım her hafta plastikler satan amcanın el arabasıyla rengarenk kovaların arasından “plastik kovalarım vaaar, leğenlerim vaaar” deyişini…Topları da vardı o amcanın, her patlattığımda annemin yüzüne bakarak “bir kırmızı top daha istiyorum” bakışı atardım…

Siz hatırlar mısınız pamuk helvacı amcaları? Pembe pembe pamukları sanki sopalara dolamış gibi dolaşan, etrafında çocukların dönendiği minik arabalı amcalar...Pamuk helva sevmem ama çocukluğumun cıvıltılarındandır....Kimbilir neredeler?

Zerzavatçılar vardı el arabalarıyla dolaşan 20 sene öncesinin kokulu domateslerini satan amcaların arabaları...Nerde o kan kırmızı kokulu domatesler? Şimdi bir tuşa basıp tarlaya domates eken çiftçilerle dolu sanal ortamlar...Heeey sanal çiftçiler soruyorum sizlere “domatesleriniz nasıl kokar sizin? Salatalıklarınızın yeşili göz kamaştırır mı?”…Ben çok özlüyorum çocukluğumda bıraktığım domatesleri….Şimdi büyük bir marketin internet sitesine girip sizin adınıza kimlerin seçtiğini bilmediğiniz domatesler satın alıyorsunuz, dokunmadan, koklamadan...ben sevmiyorum dokunamadıklarımı almayı...

Eskiden bilirim anneannemlerden, sokaktan geçen hallaçlar vardı...Dedemlerin balkonundan izlerdim pamukları nasıl döverek çoğaltmalarını ve yaptıkları yastıkları....Ne rahat yastıklardı onlar içine gömülür rahatça uyurdum anneannemin yanında...

Hammallar geçerdi sokaktan, pazardan gelen teyzelerin filelerini taşırlardı sırtlarında...evet evet eskiden fileler vardı, yapılan alışveriş onların içine doldurulurdu...Şimdikiler file deyince çorap hatırlarlar oysa biz 80’lerde neler var neler...

Eskiden sokaklar şık giyimli insanlarla doluydu.  Hatırlarım dedemı, sokağa öyle bir çıkardı ki takım elbisesi, kravatı, geriye taranmış briyantinli saçları, boyalı ve tertemiz ayakkabılarıyla tam bir İstanbul beyefendisi edasıyla...Ben o zamanlar saçına mandal tutturup taraktan nasiplenmeden sokağa çıkan bayanlar görmezdim, çocuktum ama etrafımdaki güzellikleri farkedecek kadar da büyümüştüm artık.  Kimse selamsız geçmez, beyler şapkalarını çıkartırdı...Şimdi nerede o baylar bayanlar....Yozlaşıyoruz, bir yabancı kültür furyası sarmış etrafımızı, bir özenti bir boşvermişlik... O yabancılık aslında bir kültür değil kültürden uzak yaşayanların çarpık örnekleri...Yani nesil ilginç selamlaşmalarla büyüyor ya da bilgisayar tuşundaki titreşim tuşlarıyla...Sevmiyorum ben selam vermek için gönderilen ikonları...

O yıllarda parklarda oynayan çocuklar ve çığlıkları vardı.  Salıncakta sallanır kaydıraktan kayardık biz...Oysa şimdi küçücük bir ekran karşısında gözleri bozuluncaya kadar bekleyen, ses tonunu duymak için gözlerinin içine baktığınız donuk bir nesil var...Gülmekten, selamdan sabahtan bir haber yeni elektronik nesiller....

Artık oyun oynadığımız o parklar bomboş...Kimi zaman yaşlı teyzeleri amcaları görüyorum kolkola girmişler  sohbetteler...torunlarıda sanal sohbette ...Oysa eskiden beni dedem götürürdü parka, torununu beklerdi, seyrederdi, mutlu olurdu...Şimdiki dedeler, nineler sanırım onlar kadar şanslı değiller...

Bizim sokakta birde servis sesleri vardı, bizi nesilden nesile taşıyan Mehmet Kaptan’ın okul servisi gelir ve koşarak inen ciyak ciyak bir kız çocuğunu evine teslim ederdi...Annem camda bekler, sütümle kurabiyelerimi hazır tutardı...En büyük eğlencem okuldan geldiğimde kahvaltımı yaparken kapıya gelen kiralık kasetçiden aldığımız Muppet Show’u izlemekti...

Cuma ve cumartesileri unutmamak lazım.  Anneanne ve dede’nin günüydü...Ne severdim onlara gitmeyi prensesler gibi geçen 2 dolu gün...Hayır kelimesi kullanılmaz, çukulatalar şekerler serbest...Pilavsız makarnasız öğün olmaz ve kızarmış patates...

Bizim çocukluğumuz küçük karelerden mutlu olabilmek üzerine kuruluydu...Kapının önünde oynarken anneannemin sepetle aşağı gönderdiği parayla köşe bakkaldan alınan gazozlar yüzümüzde gülümsemeydi...Bizler mutlu çocuklardık, sevinmeyi bilirdik...

Her akşam bozacılar geçerdi, her sokaktan farklı bir ses duyulurdu...Camlardan seslenilir sonra ailecek boza ve televizyon keyfi yaşanırdı...

80’lerde sokaklar sesliydi, günün her saati bir fısıltı vardı...Gece oldu diye susmazdı sokaklar.  Bekçiler çıkar, sokakları gezer arada düdüklerini öttürürlerdi...Her duyduğumda yorganın altından gülümserdim, bekçi amcalar bizi koruyorlar derdim içimden, tuhaf bir güven duygusuyla uyurdum...

Ben çocuk cıvıltılarının olduğu, satıcıların geçtiği sesli sokakları özledim...

Sokak seslerinin yanında birde apartmandaki sesler vardı...Bizler komşuluk kavramıyla büyüdük...İnsanların birbirlerine hatır sorduğu, seslenip kahveye çağırdığı, evinde pişirdiği keki paylaştığı bir dönemden geliyoruz....Postacıların geldiklerinde kapıları açılmayan dairelerin mektuplarını komşularına rahatlıkla bırakabildiği bir dönemdi...

Kimse ekmeğini kaçırmaz komşusunada bir dilim sunardı eskiden, şimdi kapı deliğinden bakıldığı, insanların birbirlerini tanımamazlıktan geldiği bir dönemdeyiz....

Ben Rana teyzenin yemeklerini, Maminin çukulatalarını, Rezzan ablanın muhabbetini özledim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 294
Kayıt tarihi
: 14.11.12
 
 

1978 istanbul doğumluyum. Saint-Benoit Fransız Lisesi mezunu... İKÜ'lü bir Bilgisayar Mühendisiyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster