Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
3044
 

80'li yıllarda çocuk olmak güzeldi...

80'li yıllarda çocuk olmak güzeldi...
 

Lorel ve Hardy vardı bir de...


80'li yıllarda çocuk olmak...Ya da; 80'li yılları yaşayan olarak, zaman da yolculuk yapmak...
Evet sevgili dostlar; bu gün biraz, geçmişe gidelim istedim. Hani, şu meşhur şarkıda bahsedilir ya ? '' Maziye bir bakıver, neler neler bıraktı...'' işte, o maziye bakalım istedim birazcık...Bizde neler neler bıraktığına...?

80'li yıllarda okula gidenler hatırlarlar;
Siyah önlüklerimiz vardı...Yakalarımız vardı bir de...Beyaz naylon yakalar veya dantel örgüsü yakalar takardık... Okul bahçesinde; teneffüs zamanlarında bilye oynardık...sıra sıra dizdiğimiz; içleri rengarenk cam bilyeleri, ''dağ mı ? Deniz mi ? '' diye sorar, sonra yuvarlardık vurmak için...Yada; kızlar ve erkekler beraberce, yakan top veya İstop oynardık...Hatta bazen ortada sıçan bile oynardık...

Bazılarımız; okul etraflarındaki (genelde olurdu.!) bakkal dükkanlarından, Eti Puf alır ve folyo kağıdını tırnaklarımızla düzleştirir, sonra da defterimizin arasında saklardık onları...Belki de; Leblebi tozu alır ve ''Hadi ıslık çalalım...'' der, birbirimizin üzerini leblebi tozu ile sıvardık...Boğulma tehlikesine rağmen..!

Birbirimizin hatıra defterlerine, birşeyler karalardık bazen...sonunu da; ''Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma..! '' diye bağlardık hep...Arkadaşımız bize; birşey sorsun diye çabalar, anlamamış gibi yaparak ''Ne ?'' sorusuna ''Zonk'' derdik ve, kikir kikir gülerdik sonra...Saat'i sordukları zaman, ''Eti kemik geçiyo...!'' derdik ve saati söylerdik ardından...Birşey hakkında; iyi bildiğimizi ispat ederken, '' Herild yaani...'' derdik...

Mahallede oyun oynarken; her bulduğumuz şey ile, futbol oynamaya çabalardık...Büyük şehirlerde olanlar bilirler; Belediye'nin sinek ilaçlama aracı, ilaçlama yaparak sokağımızdan geçerken, çıkan dumanın içine içine ardından koşardık...Hemde deliler gibi...Sıcak yaz günlerinde; Belediyenin Arasözleri, sokakları serinletmek için su fışkırtarak geçerken, suyun üzerinden atlamaya çalışır ve sırıl sıklam ıslatırdık ayaklarımızı...

Oyunun en güzel yerinde; annelerimiz bizi çağırdığında ise, ayaklarımızı yere vura vura, ''Anne yaa oyunumuz bitmediiii...'' diye ağlamaklı eve girerdik zoraki...Günlerden bir de Pazar ise; banyo günü olurdu ve her seferinde banyo yapmamak için direnç göstersek de, ''Babana söyleyeyim o zaman seni...'' sözü ile yelkenleri banyoda indirirdik nedense..?

Televizyon zevkimiz bile başkaydı...Kara şimşek izler ve ''Kitt'' gibi vuaaaang vuaaaang sesleri çıkarırdık...Çizgi film ''Voltran''ı izler; sabah okulda arkadaşlarımızla, ''Voltran'ı'' oluşturmaya çalışırdık...Edi ile Büdü'yü izler, taklitlerini yapmaya çalışırdık...

''Ninja Turtless''da ''Mikelanjelo ve Rafael uçtu, Donatelyo kılıcı ile kesti, Leonardo ve usta Siplinter yakaladılar...'' diye, o haftaki maceraları birbirimize yeniden anlatırdık...Bıkmadan...''He-Man'' olur, ''İskeletor''u yenmeye çalışırdık, She-Raaaaa diye avaz avaz bağırır, ''Transformers'' robotlarının resimlerini yapmaya çalışırdık...

Heidi ve Peter'in maceralarını izler, ''halaloiyya...halaloiyya...halaloiyyaaaaa...'' diye müziğini mırıldanmaya çalışırdık...Bay Meraklı'nın ''Hımmmm deaaa, abara kundiii...'' repliğini her zaman yapar ve gülme krizlerine girerdik...Bayram günleri; kapı kapı elimizde şeker poşetleriyle dolaşıp, şekerleri topladıktan sonra, ''Ben daha çok topladım kızıııım...'' diye rekabetçi tarafımızı göstermeye çalışırdık...

Televizyonda izlediklerimiz bu kadarla da kalmazdı...Adile (Naşit) Teyze ile, ''Uykudan önce'' izlemeden yatmaya gitmezdik...Fruko reklamında çıkan küçük kızın, ''On yüzbin milyon baloncuk yuttum...'' repliğini tekrar tekrar ederdik...Uzaylı yaratık ''Alf''in, evin kedisi ile devamlı bir kovalamacada olması ile eğlenir ve gülerdik...

Barış Manço ile ''Adam olacak çocuk'' izler ve ıspanak ile diş fırçalama konusunda bilgilendirilirdik...''Elm'' Sokağının kabusu, Freddy Krugger ile kabuslarımızda korkardık...Ama yinede izlemeden edemezdik...Pazar geceleri, ''Parliament Cinema Club'' ile Film izlemek için ders çalışmamızı erkenden bitirirdik...Bazen anne ve babamızdan özel izin alarak ''Dallas'' da, ''Ceyar'ın, Boby'nin, Su ellan'ın'' maceralarını..! dahi izlerdik...Her nedense her hafta izni koparırdık...

TRT'de yayınlanan ''Bir başka gece'' tek eğlence programı olduğu için, ailecek eğlenirdik...''Çikolata Renkli Şarkıcı'' sözleri ile, yabancı müzik sanatçılarını takdim eden ''Sezen Cumhur Önal'ı'' taklit etmeye çalışır ve yine eğlenirdik...Çikolata Renkli Michael Jackson'un ''Black or White'' şarkısını dinlerdik... ''Modern Talking''den ''Cherry cherry lady...'' dinler, Acid'ci misin ? Metal'ci misin ? diye birbirimize sorardık...

''Comanchero'' ve ''Life is Life'' şarkılarını dilimizden hiç düşürmezdik...Hakan Peker'in ''Hey corç, versene borç...'' şarkı sözü, çok havai gençler olacağımıza işaret ederdi belki de..? ''Lambada'' dansı ile kızları tavlayacağımızı sanardık yada ''Break dance'' biliyormusun..? diye sorardık birbirimize...

Gençlik diyince, akla gelen bir şey daha; Genç erkekler geceleri ''Tutti Frutti'' izleyip, gündüzleri arkadaşlarına ''Angelic nasıl dı baba..? '' diye sormadan edemezdi...Video furyası patladığı zaman; Beta veya VHS kaset değiş-tokuşları moda olmuştu...Müzik kasetlerini; kalem yardımı ile sarmanın yanı sıra, kayıt yapmak için kasetlerin altındaki deliği, bant'la kapatmak vardı...

Telsizin hayatımıza girmesiyle, ''Breyk breyk, arkadaş arıyorum...'' sözleri, sokak aralarında duyulmaya başlanmıştı...Evinin çatısındaki kılçık anteni ayarlamak için, çatıya çıkan mavi-beyaz çizgili pijamalı ağabeylerin ''Alooov gorüntü geldimiii laayn..?'' tarzı bağırmaları, geçmişte kalan bir güzellik olarak, hafızalarımızda kalmıştır..?

Evet sevgili dostlar; birazcık ta olsa geçmişi hatırlamak, şu an elimizde olanlardan daha az olmasına rağmen, çok çok güzeldi...Alternatifleri seçme şansının bizlere verilmesi, şaşırmamıza ve geçmişi unutmamıza sebep oldu diyebilirmiyiz...? Düşünülmesi gereken bir durum bence...

Herkese sonsuz saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazınız çok güzeldi... o yılların çocuguyum ben de.. yüzümde kocaman bir gülümseme ile okudum yazınızı. Dinlediğimiz şarkılar.. izlediğimiz diziler, çizgi filmler... en çok sevdiğim " Heidi"ydi. Şimdi olsa inanın yine izlerim büyük bir mutlulukla. o günlerin güzelliği elbetteki yok artık.. herşey aynı güzellikte bozulmadan o güzel zamanlarda kaldı. Elinize sağlık. Yazınızı öneriyorum... selamlarımla.

Yağmur zamanı 
 30.11.2008 17:42
Cevap :
Sayın Yağmur zamanı; ilgi ve yorumuz için teşekkür ediyorum, burada yorumlamaya çalıştıklarım, çocukluk yıllarımızdan aklımızda kalanları hatırlamak adınaydı, ve sadece minik bir kısmı. Unutulmamaları temennilerim ile...Saygılarımla...  30.11.2008 18:15
 

Anılarda uzun bir yolculuk olmuş. Ben de bu yolculuğa katıldım. Yalnız yazınızın nefes alması gerekir gibi; çünkü sıklıkla yazmışsınız, okurken gözlerimi zorladı. Selamlar...

Neslihan 
 30.11.2008 16:50
Cevap :
Sayın Neslihan Hanım; bu yolculuğa katıldığınız için size de teşekkür ediyorum. Ayrıca; yazımın sıklıkla yazılmış olmasından dolayı da özür diliyorum. Çünkü; Bu kadar çok ve güzel anıyı, nefes almadan yazmak dahi güzeldi...Saygılarımla...  30.11.2008 18:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 1826
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Ankara Doğumluyum... Yazı yazmayı, çizmeyi, okumayı, izlemeyi, dinlemeyi, vb...vb... seviyorum. Bodr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster