Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1708
 

800. doğum yılında Nasreddin Hoca...

800. doğum yılında Nasreddin Hoca...
 

N.Hoca adına bastırılan ilk pul.


Dünyayı güldüren adam Nasreddin Hocamızın, Küresel ısınma nedeniyle artık göle maya yerine ''Su çalmaya ''başladığını öğrenmiş bulunuyorum.

Çocuklarımızı yıllardır fıkralarıyla eğitilen ve güldüren hocamıza, 23 Nisan çocuk şenliklerinde yeterince yer ayrılmadığını duydum ve üzüldüm.

Nasreddin Hocamız adına hatıra pulları basıldığını görünce de çok sevindim.

Bu haberlerin yanı sıra Nasreddin Hoca nın fıkralarından derlediğim ve kitaplaştırdığım, ''Ye Kürküm Ye ''isimli tiyatro oyunumun Konya-Akşehir 800.Yıl Nasreddin Hoca Şenliklerinde oynanacağını öğrendim.

Hem de bunu Akşehir Nasreddin Hoca Kültür ve Turizm Derneği Başkanı sayın, Taner Serin'in kendi ağzından duyunca mutlu oldum. ''Çorbada bir tutam daha tuzumuz olsun'' diyerek Hocamız anısına bir yazı yazmak istedim.

1208'den - 2008'e Nasreddin Hoca’nın 800 yıl önce başlayan dünya yolculuğu fıkra ve nükteleri aracılığıyla hâlâ sürüyor ve sürecek.

Çok az insana nasip olan bu “uzun ömür” ün semeresi nükte ve fıkralarıyla Hoca; çözümsüz meselelere, çarpık durumlara, hayatın her alanında karşımıza çıkan yozlaşmaya parmak basmaya, güldürürken düşündürmeye ve ders vermeye devam ediyor.

Türk halk bilgesi. Halk dilinde, duygu ve inceliği içeren, gülmece türünün öncüsü olmuştur.
........

Nasreddin Hoca, Sivrihisar'ın Hortu yöresinde 1208 'de doğdu, Akşehir'de 1284 'te öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü. Babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşti.

Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir.

Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma, gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, şeriat'ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir.

O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur.

Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur.

Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar genellikle halk arasında geçer.

Hoca, soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur.

Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez. Onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir.

Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar.

Bu konuda başka bir çelişki sergilenir. Gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün "işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi" demesidir.

Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi, Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir.

Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İncili Çavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın, Şeriat'ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir.

Bizim Tekir Nerede?

Hoca’nın canı bir gün etlice bir yahni ister...

Kasaba gidip bir okka et alır, eve gönderir.

Hoca’nın karısı yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Gözü gönlü tok, eli açık olan kadıncağız komşularına yahni ikram eder. Komşular, yemeğin tamamını yiyip bitirir ve dönerler evlerine.

Bütün gün yahni özlemiyle akşamı zor eden Hoca evine döner. İştahla oturur sofraya. Biraz sonra karısı önüne bir tabak bulgur aşıyla bir kaşık koymaz mı? Hoca hiddetlenerek sorar ne olup bittiğini.

“Efendi, ” der karısı, “Eti bizim Tekir yedi.”

Bu sözü duyan Hoca sinirlenerek eline bir sopa alır ve Tekir kediyi aramaya koyulur. Bir süre sonra Tekir görünür, bir deri bir kemik... Yürüyecek gücü yok, iskelet gibi...

Hoca şaşkın: “Hatun, yahnilik eti şu bizim Tekir mi yedi?” diye sorar. Karısı da “Evet Efendim, o hınzır yedi.” diye cevap verir.
Bunun üzerine Hoca alır eline el terazisini ve tartar Tekir kediyi... Tam bir okka çeker Tekir. Bunun üzerine karısına şöyle çıkışır

Hoca: “Hatun! Şu gördüğün bizim Tekir tam bir okka geldi. Öyleyse, yahnilik et nerede? Şayet et bu ise bizim Tekir nerede?”
...........

Dünya kültür mirası içinde yerini alan Nasreddin Hocamız'a hak ettiği değeri vermek ve yüceltmek umuduyla tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramını candan kutluyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili ağabeyim Nasrettin Hocamızı sayfana taşıyarak ne iyi etmişsin.Sayend hem bu güzel bilgileri öğrendik hemde hasretle andık kendisini.Yeri doldurulamayacak tarihte yerini almış bir kişi.Anlattıkları ve yaşadıklarıyla halkın sevgisini haketmiş bir insan.Fakat sizinde dediğiniz gibi yeteri kadar ilgi ve özen gösterilmiyor bu konuda.Fakat ülkemiz hangi değerlere sahip çıkıyor ki bunu unutmuş olsun.Bu unutulmuşluğa sizin gibi insanlar ayak uydurmadığı için çok mutluyum.Saygılarımı sunuyorum.

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 25.04.2008 1:37
Cevap :
Muratcığım,Güzel sözlerinle çok mutlu oldum...Nasreddin Hoca:''Dünyayı güldüren adama'',Bulgarlar,Romenler,Ruslar bile sahip çıktılar...Bizimkiler kış uykusundalar hala...Biz unutmayız ve unutturmayız:))Teşekkürler...Sevgilerimle...  25.04.2008 14:18
 

Sen bu bloğunla kendine düşen görevi en güzel şekilde yapmışsın Nasreddin Hoca hak ettiği değeri almaya ve yücelmeye devam ediyor.Sevgilerimle

Sevda Işıklı 
 24.04.2008 14:41
Cevap :
Nasreddin Hoca,insan sevgisiyle dolu,aynı zamanda riyasız,mert bir insan...Sevgiyi yüreğiyle söyleyenler ve yaşayarak gösterenler ölümsüzleşiyorlar...Teşekkürler...Sevgiler...  24.04.2008 17:46
 

Hepimizin sevinç kaynağı biricik hocamız,başka hocalarla karıştırılmasın sakın "Nasrettin hocamız" bu sayfalarda konuyu ele alan ilk ve tek kişi olmanız nedeniyle duyarlı kişiliğinizi kutluyorum Mesut bey,elinize sağlık.Saygılarımla

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 24.04.2008 0:52
Cevap :
Arif Bey,Aslında Hocamızı tüm dünyaya anlatmak ve tanıtmak Kültür ve Milli Eğitim Bakanlıklarımızın asli görevi...Yeterince tanıtılsaydı,bugün Akşehir,Sivrihisar ve Konya'da turistten geçilmezdi.Böylesine önemli bir turizm getirisini de tepmiş oluyorlar.Bremen'deki hayali ''Bremen Mızıkacıları''nın müze evleri koca kentin tek turizm kaynağıdır.Don Kişot da öyle...Katkınız için teşekkür eder saygılarımı,selamlarımı sunarım...  24.04.2008 13:39
 

İlgililerden özür dilerim!!

Ahmet Balcı 
 23.04.2008 18:05
Cevap :
Evet ben de farkındayım:))Olur böyle tatlı kazalar...Sevgilerimle...İyi geceler...  23.04.2008 21:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1577
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster