Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '09

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
4810
 

80ler modası: Rüküş ve şık, çirkin ve güzel, berbat ve çarpıcı.

Bundan birkaç sene önce 80ler modası üzerine bir yazı yazmıştım. O zaman da -moda alanında sınırlı kalmamak kaydıyla- bir 80lere dönüş trendi vardı. Zaten 1997-1998 kış sezonundan beri zaman zaman modada 80lere geri dönüş yaşanıyordu. Ama şimdi 80ler modası bir başka geldi. Bu sefer en korkutucu, en rüküş unsurlarıyla döndü şu 80ler. Tuhaf kesimli bol bol pantalonlar mı istersiniz, assolist payetleri mi, yoksa ancak Grace Jones'un üzerinde gerçek bir anlam ifade eden vatkalar mı... Dolayısıyla o yılların modasını sevgi ve saygıyla bir kez de Milliyet Blog okurları için anmak farz oldu! Tabii 80lerden hazzetmeyen bayanlar için 40lı yılların modasının da bonus olarak geri döndüğünü önemle belirtmek lazım.

80ler denilince insanların aklına Commodore 64 oyunlarından Metin Milli’ye kadar birçok şey geliyor şüphesiz. Bütün bunların içinde birçok insanın ekşimiş bir suratla hatırladığı bir olgu var: 80lerin en karakteristik özelliklerinden biri olan moda trendleri.

Bugün insanlar o kocaman vatkalı ceketleri, ilginç tropikal desenli bluzları, kirpi ya da civciv gibi çeşitli hayvanların başına benzetilmiş kabarık saçlarını, neredeyse el kadar küpelerini görünce dehşete kapılıyor olabilir. Ama gözardı edilmemesi gereken bir gerçek var, o yıllarda insanlar bunları satın almak için dükkanların kapısında kuyruklar oluşturuyordu.

Gündüz saatlerinde bir kanalı açsanız ya da daha iyisi özel Yeşilçam kanallarından birine zap arasında rast gelseniz Hülya Avşar’ı omuzları neredeyse iki metre genişleten vatkalarla donanmış kahverengi ceketiyle Tolga Savacı’ya doğru koşarken, Banu Alkan’ı leopar desenli kıyafetiyle Efes kalıntıları arasında “Ben Afroditim” diye bağırırken veya Yaşar Alptekin’i bir diskoda deri ceketiyle tekmeler atarak dans ederken görebilir, bunlara bakıp “o dönemde de ne acayip kıyafetler modaymış” diyebilirsiniz. Sonra alışverişe çıktığınızda televizyonda görüp güldüğünüz kıyafetlerin benzerlerinin satıldığını görüp şaşırabilirsiniz. Ne de olsa 90ların sonundan beri bütün dönemlere olduğu gibi 80lerin modasına da zaman zaman geri dönüş yaşanıyor. Neyse ki geri dönenler vatkalı ceketler değil. Eksik kalsınlar tabii. (2009: Döndüler!!! Hem de fena döndüler!! Benim de başım döndü bunları görmekten!!)

Peki neydi 80lerin modasını bu kadar farklı ve özel yapan? Nasıl oldu da 70lerin İspanyol paçaları, geniş yakalı ceketleri, düz saçları yerini tam tersi bir moda anlayışına bıraktı. Acaba dönemin modacıları “70lerde ne modaysa artık onun tersini moda yapalım insanlar bıkmıştır aynı şeylerden” diye mi düşündüler? Belki evet, belki hayır. 70lerde pantalonlar kalçadan ayaklara doğru giderek genişlerken 80lerde tam tersi kalçada daha geniş ayak bileği kısmında daha dardı. 70lerde ceket, bluz ve kazaklar vücuda yapışacak derecede dar kesimliyken, 80lerde tam tersi içine çoluk çoluk nine dede derken bütün ailenin girebileceği kadar genişti. 70lerin apartman topuklu ayakkabılarının yerini ince topuklu veya topuksuz modeller almıştı. Örnekler çoğaltılabilir. Çoğu insan 80lerin modasının bu hale gelmesini kapitalizmin yükselişiyle güçlü ve zengin insan imajının ön plana çıkışına bağlıyor. Gücü vurgulamak için de tabii ilk akla gelen geniş omuzlar dolayısıyla vatkalar. Vatkalı tişört, üstüne vatkalı ceket onun da üstüne vatkalı manto giyince insanlar Arnold Schwarzenegger’e dönerlerdi. dönerlerdi. Rocky, Rambo gibi filmler de belki bu trendin bir uzantısı. Tabii body building dönemin en gözde sporlarındandı. Erkekler body building salonlarında kas yapmak için insan üstü çaba harcarlardı, tabii karete kurslarına gitmiyorlarsa. Bol renkli kıyafetler üst üste takılan aksesuarlar mücevherler zengin olmanın önemli sayıldığı bu devirde bunu vurgulamak için ön plana çıkarıldı kimilerine göre. Bazı insanlar dönemin en popüler dizilerinden Hanedan’ın moda trendlerine etkisinin öneminin sanıldığından fazla olduğunun altını çiziyor. Işıltılı kıyafetleriyle Linda Evans ve Joan Collins, dönemin kadınlarının olmak istedikleri güçlü, zengin kadınlardı. Vatkaların popüler olmasının başlıca sorumlularından biri olarak da Hanedan dizinin köstümlerini tasarlayan Nolan Miller gösteriliyor. O kadar ki Nolan Miller imzalı “The Dynasty Collection” adlı haute-couture tasarım kıyafetlerden oluşan bir koleksiyon büyük bir ilgi görmüştü. Ayrıca Prenses Diana’nın etkisini unutmayalım. O dönem dikiş bilen birçok bayan, onun giydiği elbiselerin aynısını dikebilmek için çırpınıyordu. Tabii yayınladığı modeller, dikiş teknikleriyle örgü, nakış ve dikiş işlerinde fazlasıyla yardımcı olan Burada dergisini unutmamak lazım. Genç kızlar ve kadınlar buradanın yeni sayısını almak için bakkallara koşturur, derginin ortasına zımbalanmış patronları özenle çıkarır yere serer, elinde makasla kumaşları kesip biçerlerdi. Kıyafetlerin dikimi bitince evlerde defile yapılırdı. Ne de olsa Mango yada Zara’nın olmadığı bir dünyada yaşıyorlardı. Tabii ülkemizde hala popülaritesini koruyan Vakko, Beymen, Derimod, Zeki Triko, Mudo gibi markalar ve çeşitli butikler dünya moda trendlerini anında müşterilerle buluşturuyorlardı. Fashion TV yoktu ama moda trendleri TRT dizilerinden, toplanıp gidilen sinema filmlerinden, Ses, Hayat, Kadınca gibi birçok dergiden, gazetelerden takip edilirdi. Tek tük satılan yabancı dergiler de dil bilinmese dahi sırf resimlerine bakmak için satın alınırdı.

Madonna’yı örnek almamış her halde çok az genç kız vardı. Saçlarını onun gibi kestirmek onun gibi üst üste takıları takmak, onun çılgın elbiselerini giymek ve onun danslarını yapmak için gençler birbirleriyle yarışırdı. Bazen de kızlar Serpil Çakmaklı gibi saçlarını kat kat kestirip kelebek tokalarla tepeden tuttururlar ya da permalarla koyuna dönerlerdi. Elbette pembe ruj ve mavi göz farından oluşan kült makyajı yapmayı ihmal etmezlerdi. Pembe ruj ve oje sürmedikleri günlerde cart kırmızı oje ve ruj sürerlerdi. Kırmızı tonlarındaki allıklar bolca sürülürdü. Göz etrafına çizilen siyah kalemler rengarenk makyajla tezat oluştururdu. Kemerler ve kocaman rengarenk küpelerle de aksesuar meselesi hallolmuş olurdu. Erkekler Michael Jackson’un simli eldivenini bulmak için dükkan dükkan dolaşırlar, saçlarını George Michael gibi kestirirlerdi. Veya dönemin büyük modası olan tepede kısa kesilmiş mümkünse perma yapılmış arkadan dümdüz uzayan saç tipini birçok gençte görürdük. Heavy metal dinleyenlerde saç boyu daha da uzuyordu tabii. Yırtık pantalonlar, çivili deriler, zincirler ve bandanalar bütün dünyada çok modaydı. Tabii simsiyah kıyafetlerin altına giyilen beyaz spor ayakkabıları da unutmamak lazım.

Capcanlı renklerin birbirine kombine edildiği kıyafetler, şalvarlı pantalonlar, rengarenk desenli taytlar, mayo ile tişört arası acayip bir nesne olarak tarihe geçen bodyler, fosforlu takılar, neredeyse yerlere kadar uzanan en az beş beden büyük ceketler ve onun altına giyilen dar mini etekler, rengarenk deri kıyafetler, tozluklar, kocaman güneş gözlükler ve daha birçok şey insanları hem dehşete düşürüyor hem de o günlerin özlemle hatırlanmasına neden oluyor. Herhalde 80ler modası kadar karakteristik bir başka on yıllık moda akımı daha olmadı. Şimdi bile isterseniz 80lere ait beğendiğiniz bir parçayı alıp sokağa çıkabilirsiniz, nasıl olsa günümüzde de modadır ya da ileride olacaktır. Ama yine de vatkalardan uzak durun derim.

Yıllar sonra gelen edit: Vatkalardan uzak durmak ne mümkün! Beyoncé'den Hande Ataizi'ne herkesin üzerinde görüyoruz. Hem de en abartılılarını. Ben de gökyüzüne bakarak bir kayan yıldız bekliyorum ki dilek tutayım bu trend çabuk bitsin diye!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 2344
Kayıt tarihi
: 19.09.09
 
 

İstanbul’da doğdum. Müzik dinlemeyi, sinemaya gitmeyi, gezmeyi, twitter’da takılmayı, yazı yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster