Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1948
 

9. Bölük

9. Bölük
 

google görsel


Ruslar da bir Afganistan filmi yapmışlar. Ancak, 1989’da veya 1999’da değil, 2005’te.


Filmden bazı tiradlar:


“Afganistan’da hiç kimse savaşı kazanamaz.”


Söyleyen: Bir stratejist.


“Savaş, kendini güzelleştirir.”


Söyleyen: Bir ressam-savaşçı.


Bölüğün hayat kadını sorar:


“Senin sorunun ne?”


Sanatçı yanıtlar:


“Sanatçıyım.”


Müzik, ABD ve Rusya yapımı filmlerde aynı, oryantalist müzik. Oysa, bu ülkeye uyan ses, ney’in en kalın oktavının ötesi olurdu: Üfler savaşın soluğunu...


Stalin’in orgları hala çalıyor.


Filmdeki savaş sahneleri gerçekçi olmayı aşmıştı. Dijital efekt hemen hiç yoktu ya da ayırsanmıyordu.


Renkli filmlerde aradığım gri’ye arada biri yakınsanıyordu ama yine ıskalanıyordu ama duygu dalga boyu da öyle:


Melankoli desen değil ki melankoliğim. Mazohizm desen değil ki Türk halkının mazohizmini her an bizzat gözlüyorum. Bir duygu var, Türkçe’deki 500 duygu adında olmayan ama var olan ve kendini gündelik yaşamda aşırı ortaya seren. Filmde o vardı.


Şu olabilir:


Yaşanmadıkça gerçek olduğu anlaşılmayan gerçeklerin yaşandığındaki ‘işte bu’ hüznü, ağusu, iç krampı, çaresizlik tevekkülü karışımı bir şey. Savaş yani. Savaş acaip bir gerçek. Siz onunla ilgilenmeyebilirsiniz ama o her an sizinle bizzat ilgilenir. Tüm yaşamımca böyle oldu. Her kazandığım imkansız savaş ertesinde, bir rakı yudumu soluklanmasının ardından, daha büyükleri karşıma dikildi.


50 yıl bu, dile kolay. Ancak, tarihte 100 yıl savaşlı bir dönem bile vardı, bunu da biliyor ve anımsıyorum. Belki orada 50 yıl savaşmış birinin duygusu aynı ve ‘işte bu’ olabilirdi ama elimizde ne yazık ki buna ilişkin açıkseçik bir kayıt yok veya varsa bile, saklı durumda.


İşte bu film, o saklı olanın bir yüzünün perdesini aralıyor.


Filmde eksik kalan, ‘işte bu’yu da eksik bırakıyor:


Ruslar da, İslam’a körün fili tarifi gibi yaklaşıyorlar.


İskender’in ve topraklarında Güneş batmayan imparatorluk İngiltere’nin bile yenemediği ve Dünya’nın en fakir ülkesi Afganistan.


Neden?


Aynı bizim Güneydoğu bölgesi, Dünya’da birbirinden yüzlerce kilometre uzaklıkta varolan iklimsel / coğrafyasal koşulların, yüzlerce metre arayla, yani bir savaş sırasında, günde 10 kez peşpeşe değişmesi.


Şehadeti de yanlış anlıyor herkes. Canlı bombayı, Müslümanlar değil, yaşamı kutsal sayan Hindu Tamiller icat etti, hem de kendi kadın cumhurbakanlarını öldürmek için.


Var olan var olandır.


Savaşta en azından o anda hiçbir koşulu değiştiremezsin, ancak ve ancak o koşullara hazır isen, kazanırsın.


Filmde nefis planlar var: Adam boyu sert sazlık kamışlık içinde, çarşak dolu 45 derece açılı yamaçta koşa koşa ilerlemek ve soluğun tam tükenmişken, ardından karşına çıkan düşmanla gırtlak gırtlağa dövüşmek.


Yaşam zaten tam da bu değil mi?


Gerçek cehennem, gerçek yaşam, insan ve Dünya değil mi?


12.000 yıldır insanlık bunu anlamadı, 12.000 sayfada bunu insanlara anlatamadım.


Anlayın şunu:


Doğdunuzda size yalnız ve yalnız, kan, ter ve gözyaşı vaat ediliyor. Sizin yapabileceğiniz en çok şey, onu biraz olsun azaltmak, insanı daha az nefret edilir duruma evriltmek ve önümüzde 500-5.000 yıl gibi bir süre daha gerekli bunun için. Yani, biz tarihin yalnızca hafriyatıyız. Harfiyatı da olabilirz, eğer istersek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1685
Toplam yorum
: 1037
Toplam mesaj
: 125
Ort. okunma sayısı
: 502
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster